21 Haziran 2020 Pazar

YENİ DÖNEM & YENİ DÜNYA - ÖZEL BİR YAZI


YENİ DÖNEM & YENİ DÜNYA

Tüm dünya hazırlanıyorsa yeni olana, anlamak ve anlatmak gerek nedir “yeni” acaba.

Daha önce de birkaç defa anlattık aslında yeni, var olanın değişimi değildir ama var olanı değiştirmekle başlanır yeni olan yapılandırılmaya. Revize etmek, şekillendirmek, rötuşlamak değildir yeniyi inşa etmek aslında.

Yeni, adı ile müsemma tamamıyla farklı olandır, hiç yapılmamış, hiç yaşanmamış, ilk defa yapılmış olandır. Diğerleri, mevcut yapının yeniden şekillendirilmesidir. Oysa “yeni”yi konuştuğumuz zaman, o ana kadar olmayandan, hiç yapılmamıştan, ilk olandan bahsederiz aslında.
Dolayısı ile mevcut yapılarınızda, ister adına medeniyet skalası deyin, ister teknoloji alt yapısı fark etmez, mevcut yapılarınızda değişim, dönüşüm, şekillendirme, arttırma, eksiltme, biçimlendirme, revizyon, yeniden yapılandırma, YENİyi yapmak, oluşturmak, oldurmak değildir aslında.
Sadece “yeni” arayışında bir başlangıçtır olsa olsa. Ama “yeni”yi olduracaklar için tutundukları eski çoğu zaman yaratıcılıklarının en büyük yaralayıcısıdır ve bunu anlatmak, aktarmak, atlatmak oldukça zordur insana. Bu noktada insanın beden ve zihin yapısını anlamak önemlidir elzem olmasa da.
Tarihsel sürecinize baksanız da görebileceğiniz gibi kolaylıkla zamana yedirilmiş, tesir ve telkin yolu ile ilerlenmiş birçok alan bulabilirsiniz ama bu mevcut yapıların boya ile rötuşlanması gibidir katmanların altında öz, orijinal mevcuttur aslında.
Bir gün o orijinale geri dönmek de kolaydır istenildiği anda. Bu noktayı iki farklı açıdan ele almak gerekir bu esnada. Birincisi olumlu manada, yani “insan” eğer isterse üzerindeki karanlık katmanları, dayatmalarla örtüleri, beynine empoze edilenleri bir nefeste salıp gönderip “öz”üne dönebilir.
Ama ikinci manada yani olumsuz olanda her bir katmanı kırıp attığınızda bir başka kayıt çıkar karşınıza, zira değil asırlardır, döngülerdir süregelen acılar, kanlar, kinler, travmalar; kayıtlar, kayıtlar, kayıtlar vardır katman katman altta.
Öyleyse 1001 katlı bir binanın birinci katını tamamen değiştirmek isterseniz en üst kattan tadilata başlamak uzun ve zorlu bir yol olmakla birlikte mümkündür ama birinci kata geldiğinizde temelin zayıflığının sizin yaptığınız değişimleri kaldırmaması ihtimali çoğalır. Bu gibi durumlarda kontrollü yıkımla 1001 katı da aynı anda yıkmak, toz duman durulduğunda molozları kaldırmak ve aynı yere yeni bir bina inşa etmek daha sağlam temellere gerçek YENİyi oturtmak manasına gelir.

İşte şu anda tüm dünyada toz duman olmuş alanlarda yapılan budur ve yapılacak olan.
Zira dünyanın yavaş ve yumuşak geçiş için çok da vakti yoktur ama bu telaş edilmesi anlamında asla değildir. Niyet eden, yürekten isteyen herkes için zaman vardır. Çünkü zaman, ANdır. Sizin için zaman ANdan ibarettir diyemeyiz hala daha üçüncü boyutta ama aslında zaman sizin anladığınız anlamda geriye dönüşü olmayan düz bir çizgi değildir ve daha önemlisi o hat boyunca zaman herkes için aynı hızda akmaz. Gün 24 saattir; kimin için? Bunu bilen ve kabul eden için. Zaman ANdır, kimin için, bunu yaşayan için. Kısacası zamana takılmayın çok da.
Yaşayın ama farkında
Yaşayın ama hissederek
Yaşayın ama değişerek
Yaşayın ama değiştirerek
İşte o zaman, zaman yeter olur size her daim aslında.

Geri dönecek olursak yapılacaklara, zira HAZIRLANMAK gerekiyor hem yeni dünyaya hem de yeni döneme, anlatacaklarımız var çokça.
Yeni dünya insan varlığının 5.boyut bilinç seviyesine çıktığında bu kainatta Toprak Ana ile yeniden buluşacağı kitlesel, kütlesel alandır. Henüz oluşturulmamıştır kainatta, zira insanın çalışması gerekmektedir Yeni Dünya’sına.
Bu görev, yeni insanındır aslında ama bu çok ince, naif bir çizgidir. 5.boyut bilinç seviyesinde henüz mevcudiyeti olmayan insanın 5.boyut bilinç seviyesine uygun yeni dünyayı inşası nasıl vuku bulacaktır?
Bu karmaşık bir denklem hatta bir paradoks gibi gelebilir size belki ama durum çok daha basittir aslında kuantum alanda.

İnsan denen varlık, bu kainatta idrake ulaştığında (neyin idrakine; 5.boyut gerçekliğinin, bilinç değişiminin, yeni insanın) çalışmaya başlayabilir aslında.
Peki bunun için ne gerekmektedir: BİLİNÇ DEĞİŞİMİ
Bilinç Değişimi için ne gerekmektedir: EZBER BOZMA
Ezber Bozma için ne gerekmektedir: BIRAKMA
Bırakma için ne gerekmektedir: UYANIŞ, AYDINLANMA, TESLİMİYET
Teslimiyet için ne gerekmektedir: UYANIŞ ve YOLA ÇIKMA
Uyanış ve yola çıkma için ne gerekmektedir: NİYET VE NEFES
Niyet için ne gerekmektedir: İşte esas zorlayıcı / tetikleyici nokta bu aslında!

Bir anlığına gözünüzün önünde canlandırsanıza; her yıl sağdığı 1000 kilo sütten yaptığı peynirle, yağla geçinen bir çiftçi neden niyet etsin uyanmaya?
1000 değil 10.000 kilo süt alabilirsin hayvanlarından diyen olmadıkça değiştirmez düzenini ama birileri bunu derse ne olur, anlasana?
Hırs ve haset, tamah ve eziyet girerse alana, ne olur anlasana?
Yük olur tüm dünyaya ve insanlara. Oysa ihtiyaç var mı daha fazlasına?
Peki nasıl uyanacak bizim çiftçi kardeş yuvasında? Yük yapmadan daha fazla?
Ah, ah… Söyleyecek ne çok söz var aslında. Ama insansın sen anlasana, seçim yapma özgürlüğün var senin bu kainatta, iyiden yana, güzelden yana, sevgiden yana. Yapıyor musun peki? Hala…
Uzatmayalım lafı, dolandırıp da dağıtmayalım ama bazı alanlarda uyanması lazım hala birçoklarının ve bu uyanışta yük yaratmadan dünyaya ilerlemesi lazım aydınlığa.
Bu manada ayarlandı her şey aslında. Ama çok iş düşüyor uyananlara bundan sonra
Farkında olanlar, bilincine varanlar, ne nedir nedendir anlayanlar artık başlamalı konuşmaya, anlatmaya.
Filmi başa sararcasına yeniden, yeniden bir kez daha, herkes kendi çıktığı yolda adım atsın diye beklerseniz vardığınız noktada siz de zorlanırsınız sallanan dünyada tutunmakta.
Yardım sonsuz, sizin anladığınız anlamda olmasa da.
Zaman yeterli, azalmış olsa da.
Uyananlar var aranıza, henüz hepsi olmasa da.
Bir derin nefesle başlamak kalıyor geriye; anlat, paylaş, çağır, davet et mutlaka ışığa, aşkla.

Birleşin, buluşun, toplaşın ortak alanlarda ışıkla ve aşkla.
Hatırlayın mutlaka kimsiniz ve neden geldiniz dünyaya.
Çalışın mutlaka yeni dünya için hazırlanmaya.
Yeni dönem uyandırmak için çoğunluğu, sarsarken onları sıcak yataklarında siz iyi tutunun ama savrulmayın, düşmeyin, dik durun mutlaka.
Kalın sağlıcakla.
Bu yazı F. Ebru Tolan'a 19 Haziran 2020, Cuma günü saat 13.16 itibariyle İstanbul'da tarafımızdan yazdırılmıştır. Konsey

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme