1 Temmuz 2020 Çarşamba

1.7.2020 ve SONRASINDA OLUŞACAK YENİ DÜNYA (3.BOYUTTA) - ÖZEL BİR YAZI


Birbiri ardına giden günler ufak tefek değişiklikler gösterse de aslında aynı gibi gözüktüğü için tarihler önemsenmez çoğunlukla. Özel bir gün olmadıkça, doğum… ölüm… nişan… düğün… gibi tarihlerin sayısal ve enerjisel değerlerini ve önemlerini kayda geçmezsiniz dünyada. Almanak adı altında kayıt tutulur ve her yıl yılbaşında paylaşılır ama bu da çok ticaridir aslında.

Oysa bazı tarihler özeldir, önemlidir, değerlidir matematiksel anlamda. İşte 1.7.2020 de böyle bir tarihtir ve anlaşılmasında fayda vardır aslında.
Ne 1 tek başına ne 7 ne de 22 ve 00’dır burada vurgu yaptığımız ama. Çok daha başka bir mana vardır gözden ırak, gönüle yakın, anlaşılması gereken burada. Bir dizilimdir bu aslında, sayıların oluşturduğu değil ama!
Gezegenlerin oluşturduğu yukarıda, güneş sisteminizde ve hatta galaksinin ötesinde. Siz hala daha kendi güneş sisteminizdeki bazı gezegenlerin ve yıldızların, yıldız kümelerinin dizilimine, açısına bakıyorsunuz ya zira daha fazlasına henüz teknik imkanlarınız yetmediği gibi, anlamlandırmak açısından bilgiye de sahip değilsiniz ya bu yetiyor size nasılsa. Oysa 1. Katmanda, 1. Çemberde sizin güneş sisteminiz varsa da odak noktasını Dünya aldığınızda, bunun ötesi, devamı da var kainatta.
İşte 1.7.2020 diye adlandırdığınız bu dünyevi, tarihsel yıl aslında kainatta muazzam bir dizilimin bilgisini veriyor, barındırıyor ruhunda.
Pek tabii ki bunun detaylarına girmeyeceğiz ama manasına değinmek istiyoruz burada. Zira bazılarınız bugünden ve sonrasından farklı etkilenecek, anlamlandırmalarını kolaylaştırmak vazifemiz bizimde burada.
7 farklı katta, 7 farklı güçlü gezegen hızalanacak aslında. 7 farklı katta! İfadesi kafanızı bulandırabilir, dikeyde, 7 farklı bilinçte diyelim biz ona.
… ve 7 gezegeni de yatayda, aynı düzlemde, paralellikte gibi konumlandırın aklınızda. Yani hem yatayda hem dikeyde 7’şer kat hizalanma!
Yaratacağı çekim ve itme güçleri, güçlerin çarpışmasının yaratacağı etki bildiğiniz tüm katlarda (gökyüzünün ve yeryüzünün,…) tarifi imkansız bir etki yaratacak aslında.
Peki neden?
Madem ki her şey bilgi ve kontrol altında…
Mademki her şey var oluşun hayrına…
O zaman neden?
Neden böyle bir hizalanmaya gerek duyuluyor kainatta?
Hemen anlatalım olabilecek en basit dilde; birkaç nedeni var aslında.
1.’si daha çok ışığa ihtiyaç var.
2.’si ve sizin için en önemlisi dünya varlıklarının; yani dünyadaki tüm canlıların ışıkla sarsılmaya, ışığın içlerinden geçmesine, ışıkla yıkanmaya, … ihtiyacı var.
3.’sü ve belki de sizin için en zoru, oluşacak döngünün girdap etkisinin vesile oluşturacağı düzenin tahsisi aslında.
Ne olacaksa olacak diyelim biz ona, bakalım yolumuza.
Siz ne anlayacaksınız yaşarken hayatta? Karmaşa, fırtına, koşturmaca, …? Ne acaba?
2 türlü, 2 yönlü yaşanacak çoğu alanda. Bir yandan hizalanırken yani bir düzene, nizam intizama girerken hayat bazı alanlarda, bir tuhaf içsel karmaşa başlayacak adeta.
Bazı durumlarda da düzensizliğim getirdiği bir yıkımla, savrulma, parçalanma…
Ama ne olacaksa güçlü ve etkili olacak aslında. Ve zincirleme reaksiyonlar birbirlerini tetikleyecek gerek yerde (tektonik), gerek gökte, gerek yaşamlarda, gerek sistemlerde… Hazırlanmalısınız demiştik bunlara.
Tüm bunların yanı sıra bir grup da farklı gezegenlerde, farklı galaksilerden gelen adeta… Kendi içsel; özden gelen enerjilerinin 7 katta hizalanması sonucunda bu boyutta en büyük yükleri her nerelerde tutuyorlarsa hala ve en güçlü kapıları nerelerde kapatmışlarsa (kalp mi, mide mi, 3.göz mü mesela) oraların alacağı ışığı geçiremeyecekleri için sarsıntıyı, yıkımı, daha güçlü hissedecekler ne yazık ki ve göğüs kafesine bir çelik yumruk inmiş gibi, alnına bir balyoz yemiş gibi midesine bir kum torbası binmiş gibi, … mıhlanacaklar adeta. Gerek var mı buna? Gerek var mı gerçekten bu acılara, yıkımlara, hasarlara?
Hayır ama korunmak değil mevzu bahis burada, arınmak aslında! Arınmak ve yeni çağa uyanmak.
Biz vazifemiz gereği bilgilendirmemizi yapıyoruz Ebru aracılığıyla, o da anlatıyor size kendi anladığınca… geride kalan ne burada: sizin vazifenizi yapmanız, üzerinize düşen her ne ise, herkes için aynı olmasa da. Bu önemli bir nokta: herkes tesirleri aynı anda, aynı dozda, aynı alanda, aynı konuda, aynı şekilde almayacak olsa da, herkes az veya çok, önce veya sonra alacak. Ama esas önemli olan herkesin kendi üstüne düşeni, kendi ile ilgili görüneni tanımlaması ve tamamlaması aslında.
Kalın sağlıcakla.
Bu yazı 30.06.2020 Salı günü 12.37 itibari ile F. Ebru Tolan’a tarafımızdan yazdırılmıştır.
Konsey 


Kaleme alanın notu: Bu yazı ile birlikte YouTube/Işıldayan Hayatlar kanalında yayımladığım videoyu da izlemenizi öneririm. 
1.7.2020 TARİHİNİN GÖKSEL MÂNÂSI

29 Haziran 2020 Pazartesi

HER PAZARTESİ AKŞAMI TÜRKİYE SAATİ İLE 11.00'DE SAF SEVGİ ENERJİSİ ÇALIŞMASI

Herkese merhaba,
Işıldayan Hayatlar'la Saf Sevgi Enerjisi Çalışma Grubu 'nun amacını tekrarlayarak, her Pazartesi akşamı olduğu gibi, bu akşam da 11.00'de çalışıyor olacağımızı hatırlatmak istiyorum.

Eğer hâlâ bize katılmadıysanız lütfen bu çağrıya kulak verin. Zira hiçbirimiz nedensiz yere gelmedik bu dünyaya, bu zamanda...

Saf ve sonsuz ışığı dünyaya indirmenin en güçlü, etkili ve hızlı yolu hür irade ile yapacağınız seçimdir.
Bunu lütfen yürekten anladığınızdan emin olun. Yani siz bilinçli bir farkındalıkla ışığa bağlanmaya, ışıkla dolmaya niyet ettiğiniz anda size doğru güçlü ve net bir akış başlar ki bu bizim sadece istediğimiz değil aynı zamanda ihtiyacımız olandır, şimdi ve daima. Sadece ışığı çoğaltmak, sevgiyi çoğaltmak, sınırsızca ve koşulsuzca.

Siz de davet edebilirsiniz dostlarınızı bütünün hayrına ve bütünün içindeki sizin hayrınıza.
Kalın sağlıcakla buluşuruz bu akşam ve her Pazartesi akşamı saatler 11.00 olduğunda.
Sevgiler
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu
Kişisel Şifa ve Enerjiler Eğitmeni



AMAÇ
Bu grup,
*dünya üzerinde, bu zamanda ve tüm zamanlara doğru, bu boyutta ve tüm boyutlara doğru bedenlenmiş olan tüm canlıları ve Toprak Ana’yı, yaradılışımızın özü olan, sonsuz ve sınırsız olan, saf sevgi enerjisi ile doldurmaya/buluşturmaya,
*saf ışığı/yaşam enerjisini/sonsuz ve sınırsız olan ana kaynak enerjisini Toprak Ana’ya indirmeye,
*şifalanma vakti gelmiş ve/veya şifaya niyet edenleri sonsuz şifa enerjisi ile buluşturmaya,
*ortak bilinçte saf sevginin gücüyle değişim ve dönüşüm yaratmaya,
*Bir ve bütün olmanın neticesinde oluşacak sinerjiyi yaratmaya,
*bütünün hayrına ve bütünün içindeki BİR’in hayrına, kendi hayrına
niyet etmiş, yüreğiyle ve nefesiyle çalışanların Pazartesi geceleri Türkiye saatiyle 11.00’de buluştukları bir çalışma grubudur.
Tüm çalışmalar, kişinin kendi bulunduğu fiziki ortamdan, nefesiyle ve niyetiyle yüksek enerjide katılımı ile gerçekleşir.


HAZIRLIK / HAZİRAN 2020 - GÜNCELLENMİŞ
Uzun hazırlık yazısına UZUN HAZIRLIK YAZISINA ULAŞMAK İÇİN linkini kullanarak ulaşabilirsiniz.
bu bir kısa/özet güncellemedir hazırlık aşaması hakkında.
Çalışma başlangıç saatinden önce (Türkiye saati ile akşam 11.00) arınma çalışması* yapın.
Çalışma saatinden 3-5 dakika önce rahat konuma geçin ve sakin nefesler almaya başlayın, gevşeyin ve amacımız ışığında yürekten niyetinizi yapın.
Saat 11.00-11.30 arasında (daha kısa veya daha uzun çalışabilirsiniz size kalmış) sonsuz Ana Kaynak'ın ışığını, Yaradan'ın nurunu kendi alanınıza / tüm dünyaya çekin (niyetiniz yeter buna) dağıtın tüm insanlara...
Çalışma süresince aklınıza / yüreğinize düşen bölgelere, hissettiğiniz insanlara / alanlara yoğunlaşın, kabulde olun ve akıtın ışığı nefesinizle ve niyetinizle.
Kendinizi de, benim aracılığımla akacak, evrensel şifa enerjisine açtığınızdan emin olun.
Sevgiyle kalın, sevgi kalın.

* Arınma çalışması konusunda da yardıma ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız soundcloud uygulamasındaki şifresiz/ücretsiz Yönlendirilmiş Meditasyon kaydını kullanabilirsiniz. 

25 Haziran 2020 Perşembe

DÖNGÜ


Farkında değilsin henüz ama
Bir döngü var aslında dünyada
Tarih tekerrürden ibarettir lafı
Boşuna sanma!
Senin için de başladı bu döngü
Dün sandığında.
İlerliyorum dediğin yolda
Ne bıraktıysan kenarda,
Neyi atladıysan görmezden gelip,
Neden “usandım, yoruldum” dediysen
Çıkacak yeniden karşına
Tez zamanda.
Bekle ve yaşa derdik
Tek seçenek bu olsa.
Oysa yapma!
Bunu kendine yapma.
Zira o gün tutamadığın dikenler
Sertleşti
O gün boşaltamadığın kova
Devleşti
O gün sökemediğin filiz
Köklendi
İşin daha zor olacak
Bu döngüde anlasana, bırakırsan sona.
Yapma!
Sen şimdi başla.
Bugün başla
Ne kaldıysa yüreğinde
Bir avazda sök at
Ne kaldıysa zihninde
Kazma kürekle sök at
Durma! Artık durma.
Kal sağlıcakla
Sonsuz sevgimiz akıyor tüm insanlığa şimdi ve daima
Bilge Ruhlar’dan İnsanlara
İstanbul, 24.6.2020


21 Haziran 2020 Pazar

YENİ DÖNEM & YENİ DÜNYA - ÖZEL BİR YAZI


YENİ DÖNEM & YENİ DÜNYA

Tüm dünya hazırlanıyorsa yeni olana, anlamak ve anlatmak gerek nedir “yeni” acaba.

Daha önce de birkaç defa anlattık aslında yeni, var olanın değişimi değildir ama var olanı değiştirmekle başlanır yeni olan yapılandırılmaya. Revize etmek, şekillendirmek, rötuşlamak değildir yeniyi inşa etmek aslında.

Yeni, adı ile müsemma tamamıyla farklı olandır, hiç yapılmamış, hiç yaşanmamış, ilk defa yapılmış olandır. Diğerleri, mevcut yapının yeniden şekillendirilmesidir. Oysa “yeni”yi konuştuğumuz zaman, o ana kadar olmayandan, hiç yapılmamıştan, ilk olandan bahsederiz aslında.
Dolayısı ile mevcut yapılarınızda, ister adına medeniyet skalası deyin, ister teknoloji alt yapısı fark etmez, mevcut yapılarınızda değişim, dönüşüm, şekillendirme, arttırma, eksiltme, biçimlendirme, revizyon, yeniden yapılandırma, YENİyi yapmak, oluşturmak, oldurmak değildir aslında.
Sadece “yeni” arayışında bir başlangıçtır olsa olsa. Ama “yeni”yi olduracaklar için tutundukları eski çoğu zaman yaratıcılıklarının en büyük yaralayıcısıdır ve bunu anlatmak, aktarmak, atlatmak oldukça zordur insana. Bu noktada insanın beden ve zihin yapısını anlamak önemlidir elzem olmasa da.
Tarihsel sürecinize baksanız da görebileceğiniz gibi kolaylıkla zamana yedirilmiş, tesir ve telkin yolu ile ilerlenmiş birçok alan bulabilirsiniz ama bu mevcut yapıların boya ile rötuşlanması gibidir katmanların altında öz, orijinal mevcuttur aslında.
Bir gün o orijinale geri dönmek de kolaydır istenildiği anda. Bu noktayı iki farklı açıdan ele almak gerekir bu esnada. Birincisi olumlu manada, yani “insan” eğer isterse üzerindeki karanlık katmanları, dayatmalarla örtüleri, beynine empoze edilenleri bir nefeste salıp gönderip “öz”üne dönebilir.
Ama ikinci manada yani olumsuz olanda her bir katmanı kırıp attığınızda bir başka kayıt çıkar karşınıza, zira değil asırlardır, döngülerdir süregelen acılar, kanlar, kinler, travmalar; kayıtlar, kayıtlar, kayıtlar vardır katman katman altta.
Öyleyse 1001 katlı bir binanın birinci katını tamamen değiştirmek isterseniz en üst kattan tadilata başlamak uzun ve zorlu bir yol olmakla birlikte mümkündür ama birinci kata geldiğinizde temelin zayıflığının sizin yaptığınız değişimleri kaldırmaması ihtimali çoğalır. Bu gibi durumlarda kontrollü yıkımla 1001 katı da aynı anda yıkmak, toz duman durulduğunda molozları kaldırmak ve aynı yere yeni bir bina inşa etmek daha sağlam temellere gerçek YENİyi oturtmak manasına gelir.

İşte şu anda tüm dünyada toz duman olmuş alanlarda yapılan budur ve yapılacak olan.
Zira dünyanın yavaş ve yumuşak geçiş için çok da vakti yoktur ama bu telaş edilmesi anlamında asla değildir. Niyet eden, yürekten isteyen herkes için zaman vardır. Çünkü zaman, ANdır. Sizin için zaman ANdan ibarettir diyemeyiz hala daha üçüncü boyutta ama aslında zaman sizin anladığınız anlamda geriye dönüşü olmayan düz bir çizgi değildir ve daha önemlisi o hat boyunca zaman herkes için aynı hızda akmaz. Gün 24 saattir; kimin için? Bunu bilen ve kabul eden için. Zaman ANdır, kimin için, bunu yaşayan için. Kısacası zamana takılmayın çok da.
Yaşayın ama farkında
Yaşayın ama hissederek
Yaşayın ama değişerek
Yaşayın ama değiştirerek
İşte o zaman, zaman yeter olur size her daim aslında.

Geri dönecek olursak yapılacaklara, zira HAZIRLANMAK gerekiyor hem yeni dünyaya hem de yeni döneme, anlatacaklarımız var çokça.
Yeni dünya insan varlığının 5.boyut bilinç seviyesine çıktığında bu kainatta Toprak Ana ile yeniden buluşacağı kitlesel, kütlesel alandır. Henüz oluşturulmamıştır kainatta, zira insanın çalışması gerekmektedir Yeni Dünya’sına.
Bu görev, yeni insanındır aslında ama bu çok ince, naif bir çizgidir. 5.boyut bilinç seviyesinde henüz mevcudiyeti olmayan insanın 5.boyut bilinç seviyesine uygun yeni dünyayı inşası nasıl vuku bulacaktır?
Bu karmaşık bir denklem hatta bir paradoks gibi gelebilir size belki ama durum çok daha basittir aslında kuantum alanda.

İnsan denen varlık, bu kainatta idrake ulaştığında (neyin idrakine; 5.boyut gerçekliğinin, bilinç değişiminin, yeni insanın) çalışmaya başlayabilir aslında.
Peki bunun için ne gerekmektedir: BİLİNÇ DEĞİŞİMİ
Bilinç Değişimi için ne gerekmektedir: EZBER BOZMA
Ezber Bozma için ne gerekmektedir: BIRAKMA
Bırakma için ne gerekmektedir: UYANIŞ, AYDINLANMA, TESLİMİYET
Teslimiyet için ne gerekmektedir: UYANIŞ ve YOLA ÇIKMA
Uyanış ve yola çıkma için ne gerekmektedir: NİYET VE NEFES
Niyet için ne gerekmektedir: İşte esas zorlayıcı / tetikleyici nokta bu aslında!

Bir anlığına gözünüzün önünde canlandırsanıza; her yıl sağdığı 1000 kilo sütten yaptığı peynirle, yağla geçinen bir çiftçi neden niyet etsin uyanmaya?
1000 değil 10.000 kilo süt alabilirsin hayvanlarından diyen olmadıkça değiştirmez düzenini ama birileri bunu derse ne olur, anlasana?
Hırs ve haset, tamah ve eziyet girerse alana, ne olur anlasana?
Yük olur tüm dünyaya ve insanlara. Oysa ihtiyaç var mı daha fazlasına?
Peki nasıl uyanacak bizim çiftçi kardeş yuvasında? Yük yapmadan daha fazla?
Ah, ah… Söyleyecek ne çok söz var aslında. Ama insansın sen anlasana, seçim yapma özgürlüğün var senin bu kainatta, iyiden yana, güzelden yana, sevgiden yana. Yapıyor musun peki? Hala…
Uzatmayalım lafı, dolandırıp da dağıtmayalım ama bazı alanlarda uyanması lazım hala birçoklarının ve bu uyanışta yük yaratmadan dünyaya ilerlemesi lazım aydınlığa.
Bu manada ayarlandı her şey aslında. Ama çok iş düşüyor uyananlara bundan sonra
Farkında olanlar, bilincine varanlar, ne nedir nedendir anlayanlar artık başlamalı konuşmaya, anlatmaya.
Filmi başa sararcasına yeniden, yeniden bir kez daha, herkes kendi çıktığı yolda adım atsın diye beklerseniz vardığınız noktada siz de zorlanırsınız sallanan dünyada tutunmakta.
Yardım sonsuz, sizin anladığınız anlamda olmasa da.
Zaman yeterli, azalmış olsa da.
Uyananlar var aranıza, henüz hepsi olmasa da.
Bir derin nefesle başlamak kalıyor geriye; anlat, paylaş, çağır, davet et mutlaka ışığa, aşkla.

Birleşin, buluşun, toplaşın ortak alanlarda ışıkla ve aşkla.
Hatırlayın mutlaka kimsiniz ve neden geldiniz dünyaya.
Çalışın mutlaka yeni dünya için hazırlanmaya.
Yeni dönem uyandırmak için çoğunluğu, sarsarken onları sıcak yataklarında siz iyi tutunun ama savrulmayın, düşmeyin, dik durun mutlaka.
Kalın sağlıcakla.
Bu yazı F. Ebru Tolan'a 19 Haziran 2020, Cuma günü saat 13.16 itibariyle İstanbul'da tarafımızdan yazdırılmıştır. Konsey

16 Haziran 2020 Salı

TEMİZLİK


Dededen toruna denen ne varsa
Soy’dan olan ne varsa
Hepsi değişmeli artık ama
Sen anlamadıkça
O, öbürü, diğeri anlatamadıkça
Neden değişmeli aslında
Boşuna.
Yükü anla,
Değil asırlardır
Döngüler boyunca
Kazınan taşa toprağa
Yükü anla.
Suçun, savaşın,
Katilin, kanın,
Caninin, gözyaşının…
Yükünü anla, hatırla!
Sen seni hatırla ve başla.
Eritmedikten sonra kazanda
Tüketmedikten sonra her alanda
Boşuna…
Teknolojiyi üst üste koysan da
Yeni sandığını yapsan da
Boşuna.
Temelde kazan kaynıyor kanla, gözyaşıyla.
Başla! Bugün başla.
Soyundan sopundan gelen ne varsa, anla.
Yok sanma!
Madem buradasın bu zamanda
Bil ki senin de bağın var dünyayla,
Yükün var dünyanın tozlu, taşlı katmanlarında.
Kal sağlıcakla.
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu
İstanbul, 16.6.2020


6 Haziran 2020 Cumartesi

KAİNATIN DENGE UNSURU - ÖZEL BİR YAZI

Gönül kapısından geçip de gönül katında ilerledikçe, dikenlerin neden var edildiğini idrak ettikçe, aydınlığın içindeki karanlığı sezdikçe, nefs durur kendi yarattığı ışığın içinde sevgiyle.
… ve sanır ki bitti, çözüldü tüm bilmece.
Işık vardır çevresinde
Aşk vardır yüreğinde
… ve gerisi gerekmedikçe hayat ne güzeldir böyle cennet bahçesinde tüm vazgeçmişliklerle.
Arınmanın hafifliği hiç kalır bırakmanın temizliğinde.
Huşu içinde, zevk ve eğlence besler ışığı sevgiyle.
Sevgi; tüm âleme, besler canı, cananı yürekte.

Oysa, gönül katının bir diğerinde, ışığın içinde, ışıkla beslenen hatta iyiden iyiye, karanlık bekler az ötede.

Bu nasıl iştir diyenlere hemen şu örneği verelim, pekiştirsin zihninizde.
Besin zincirinde büyük küçüğü, güçlü zayıfı indirirken mideye, hep denir ki; olan olması gerekendir bu evrende. Var oluşun mükemmel düzeninde, var olmak için yer biri ötekini bilinçsizce.
Öyleyse der içinizdeki çocuk yetişkin halinize; ölmek ve öldürmek normaldir bu evrende.
İşte bu bilinç evrilmedikçe, geçtiğiniz kapı da olsa gönlünüzde, ilerlediğiniz katlar da olsa gönül bahçenizde hep bir karanlık kalır ışığın içinde.

Diyebilirsiniz ki ve hatta demelisiniz de nasıl sağlanacak düzen bu dünya üzerinde eğer ölmek ve öldürmek yoksa gerçeklikte?

Aç gözünü ve dinle yüreğinde!
3.boyutun bilinç seviyesinde dikenler de, direkler de, çitler de çizgiler de, zenciler de beyazlar da, olmak zorunda bu düzende.
Ama evrende…?

Yüksek bilince evrildikçe bilmek ve görmek yaşatmayı gerektirmez yüreklerde, içinizde.
Varsa bilin ki iyilikte olması gerektiği kadardır ne eksik ne fazla, ne çoğalır ne azalır, gerekmedikçe.
…ve iyi olan kendi içinde hep iyilikle aynı seviyede devam ederken dengede, diğer tarafta devam eder kendi içinde aynı ölçüde.
Çok ince bir çizgide ama hep dengede devam eder akış evrende.
Ne eksik ne fazla
Ne çok ne az
Ne doğru ne yanlış
Ne ak ne kara ağır basar bu denklemde, hep eşitlik kendi içinde.
Bu hassas varoluş devam edebilsin diye hep dengede, bir unsur daha vardır denklemde; DENGE.
Çift taraflı
Çift kutuplu
Hep her şey olan gibi düşünün onu şimdide.
… ve yüksek bilinçlerde hassas denge devam edebilsin diye bu çift olan, “bipolar” olan görev yapar gizliden gizliye.

Peki biz neden anlattık size ak ve kara, iyi ve kötü varken sizde, sizin içinizde; hâlâ daha 3.boyut gerçekliğinde?   
Çünkü vakit geldi bilinç değiştirmeye ve siz görünürde devam ediyor olacaksanız da aynı evde aynı düzende, değişen bilinçle DENGE daha çok çalışacak sizin içinizde. Bilin diye.
Ama daha önemlisi saklarsanız, sakınırsanız kendi karanlığınızı ışığınızın içinde hapsedersiniz kendinizi hep o 3.boyut bilinç seviyesinde. Çıkın zihninizden, çıkın yüreğinizden, çıkın evinizden, yol alın gerçek kimliğinize.
Evrildikçe bilinç dünya seviyesinde taşınacaksınız kainatın ortak bilincine.
Sonsuz sevgimizle selamlıyoruz sizi yüreklerinizde.
Bu yazı 6.6.2020, Cumartesi günü (haftanın 6.günü*) İstanbul’da F. Ebru Tolan’a tarafımızdan yazdırılmıştır. Konsey


*Kaleme alanın notu: 666  gönül gözü/kalp kapısı ve yeni bilincin oluşturulması mânâsında vurgulanmıştır.

10 Mayıs 2020 Pazar

YÜZLEŞMEK VE DÖNÜŞMEK - ÖZEL BİR YAZI


Tek amaç binlerce Can’ı almak olsaydı yukarıya binbir başka yol bulunurdu mutlaka.
Tek amaç kapatmak olsaydı sistemleri bir süreliğine de olsa binbir başka yol bulunurdu mutlaka.
Tek amaç unutulan değerleri hatırlatmak olsaydı yol çoktu aslında…
Varsayalım ki bir başka el vardı uzanan alanınıza, izin verilir miydi buna ilahi planda, hayır olmasaydı bunda.
Varsayalım ki dağıtıldı bir mikrop tüm dünyaya hızla, ilerleyebilir miydi bütünün hayrına olmasa?
Gerçekten inanıyor musunuz Tanrı’nın gazabına?
İhtiyaç var mı buna?
Varsa; yani dünya çıktıysa yolundan, şiraze kaydıysa… siz ne yapıyordunuz 30-40, 70-80 yıldır dünyada?
Yoksa; yani her şey yolundaysa neden yaşandı bunca kayıp, acı, travma, yokluk, yoksunluk aynı AN’da?
???
Bir tuhaflık yok mu sizce de burada?
Nitekim hâlâ daha binbir çatlak ses çıkıyor ama kimse tutunamıyor onlara çünkü hep bir eksik hep bir gedik var sanki ortada!
Nedir öyleyse işin aslı göremediğiniz hâlâ?
Bu topraklar da 2 ay oldu, olacak az sonra, nedir hazmedemediğiniz, kabul edemediğiniz hâlâ?

Anlatalım, zira zaman daralıyor dünya alanında ve hızlanmanız gerekiyor aslında. Bir kez daha farklı bir alanda güçlü bir dalga daha gelmeden toparlanmak gerekiyor hızla.
Yardım için buradayız ama talepsiz arz sunamayız asla.
O nedenle bir parçası bugün burada, ama asıl olan siz yüreğinizde yer açtığınızda…

Korku, korku, korku…
Öyle yoğun ki hâlâ birçok alanda dünyada, manipule ediliyorsunuz korkuyla.
Kontrol mekanizmasından KORKU seçeneğini çıkartmadıkça ve kumandaya IŞIKLA oturmadıkça yönetilen olursunuz mutlaka. Karanlıkta, el yordamıyla tökezlemeden, düşmeden çukura kaç kilometre hızla ilerlersiniz acaba?
Almanız gereken yol çok fazla oysa siz gidiyorsunuz karanlıkta dura kalka kağnı arabasıyla.
Bu birinci nokta.
Yani YÜZLEŞMEK KORKULARLA.

Hazmetmek var 2.sırada ve kabul etmek.
Çok zor geldi bazılarınıza karantina mesela. Zorlandınız kabullenmekte ve hazmetmekte ama amaç yormak değildi asla. Zihinlerdeki karmaşa, yüreklerdeki sıkışıklıkla bir arada zorladı sizi aslında.
Oysa konu komşu ne yer ne içer umurunuzda değildi aslında siz yaşıyor olsaydınız kendi mutlu alanınızda.
O zamanda duyarlılar vardı bu yolda ama duyulmuyorlardı…. Durdunuz ve duydunuz, durdunuz ve gördünüz ama yetmezdi zira dönüştürmedikten sonra duyan unutulur, gösterilen silinir nasıl olsa.
Kısacası tespitler çok olsa da her biriniz için kendi alanınızda, siz kendinizi dönüştürmedikten sonra ne fayda?
Dönüşmek için fırsat varken, koşturuyordunuz siz çokça.
Dönüşmek için fırsat varken, inkar ediyordunuz siz çokça.
Dönüşmek için fırsat varken, erteliyordunuz siz çokça.
Dönüşmek için fırsat varken, kaçıyordunuz aslında.

Ölüm neden var dünyada?
Sonsuz döngüde evreler olduğunu betimleyebilmek için aslında.
Sizin için de dünyada muazzam bir evre kapanacak az sonra ve bir başka muazzam evre başlayacak sonsuz akışta.
Şirketler bile bilanço kapatma sırasında binbir ayarlama, temizleme, dönüştürme yapıyorsa….
Siz her yıl sonunda coşkuyla hazırlanıyorsanız yeni yıla…
… ve hatta her hafta başı için bile hazırlık yapılıyorsa hâlâ….
İnsanlık adına bir dönem / devre / evre kapatılırken çalışılmaz mı bu uğurda, yenisine hazırlanmak için en iyi şekilde aslında?
Evinizi temizlediniz mi? Vakit boldu ya karantinada?
Sokakları, beldenizi, … temizlediniz mi? Mikrop çoktu ya!
Havayı, suyu, toprağı temizlediniz mi? Kullanılmayan araçlarla, gidilmeyen yollarla…
Öyleyse hâlâ ne bekliyorsunuz kendinizi temizlemek için acaba?

Sevgi olmayan; koşulsuzca sevgi olmayan ne varsa bırakmadıkça, yükseliş yolculuğunda olduğunuzu hatırlamadıkça, yeni dünya için çalışmaya başlamadıkça, …. Normalleşmekten kime ne fayda?
Normalleşmek eskiye dönmek olacaksa hızla, bilin ki izin verilmeyecek buna!
Şimdi, bir derin nefesle başlayın deriz tüm insanlığa, gerçek normalleşme YENİYİ anlayınca ve inşasına başlayınca.
Kalın sağlıcakla,
Bu yazı 8.5.2020, Cuma günü saat 12.37 itibariyle F. Ebru Tolan’a tarafımızdan yazdırılmıştır. Konsey


26 Nisan 2020 Pazar

TOHUM EKMEK


Bir tohum için ne gerek bu dünyada; ısı, ışık, nem, ilk başta. Öyleyse elinin ısısı, dilinin nemi, gözünün ışığı olsun can suyu, sen sevgi ek toprağa şimdi ama şu anda. Bırakma sonraya.
Yüreğinde sonsuz bir silo var nasılsa avuç avuç al oradan sevgi tohumlarını koy toprağa avuçlarınla. Yüreğinden oluk oluk akıt sevgini, yarım bırakma.
Bir nefesle havayı sal ortaya tozusun adeta çiçekler, döl olsun sevgi yolunda.
Sen devam et sulamaya ektiğin tohumu aynı anda dilinden dökülen namelerle, durma.
Sözcükler eklensin peşi sıra filizlenen tohuma yol olsun adeta ışığa, ışıktan yana.
Devam et derin derin solumaya nefesin açsın toprağı çapalasın adeta. İlk yaprağını biraz ürkek, biraz tedirgin salarken toprağın karanlığından dışarıya tohum ana seni görsün yanı başında gözlerindeki ışıltıyla. Sevgiyle bak o ilk filizlenen yaprakçığa, sev onu usulca, besle onu usulca, büyüt onu usulca. Dev bir sardunyaya, çama, fasulyeye mesela dönüştüğü anda bir derin nefes daha yolla, şevkat ve merhamet olsun şükür o anda.
Bu meşakkatli yolculukta tohuma eşlik ettin ya sonsuz ışığınla ve aşkla, sen de koyul yola kaldığın yerden bugün mesela, bir küçük tohum senin suladığın suyla oluyorsa bir sulu meyve, sen de devam et kendi yolculuğuna ışıkla.
Senin tohumun da atıldı yıllar yıllar önce sevgi ve ışıkla bu kainatta. Öyleyse sen başla, şimdi başla. Bir derin nefes de kendinden yana savur mesela, savur ki açılsın tüm katmanlar, kapılar karanlık sandığından yana. Savur ki temizlensin tüm kalıntılar, tortular geçmişten yana. Savur ki aydınlansın yüreğin ışıkla, ışıktan yana.
Bana sen lazımsın bunu unutma! Bir Ana yaşayabilir mi evlatları olmadan mutlulukla? Neyleyim o zaman ben sen olmadan yeni dünyada bir başıma?
Kal sağlıcakla,
Toprak Ana
Bu yazı 26 Nisan 2020 saat 13.50 itibariyle F. Ebru Tolan tarafından İstanbul’da kaleme alınmıştır.  

Not:
Okumak yerine dinlemeyi tercih edenler ve/veya duyguları ses yoluyla almayı seçenler ve/veya görme engelliler için hazırlanmış metnin ses kaydına bu linkten ulaşabilirsiniz. 


8 Nisan 2020 Çarşamba

.: 5 NİSAN'DA NE OLDU? BUNDAN SONRA NELER OLACAK? - Ö...



.: 5 NİSAN'DA NE OLDU? BUNDAN SONRA NELER OLACAK? - Ö...: 5 Nisan’da sabaha karşı, Türkiye saati ile 04.37’de bir kapı açıldı. Gökte boyutlar arası bu kapıdan geçen enerjiler çok farklıydı. Bu kap...

5 NİSAN'DA NE OLDU? BUNDAN SONRA NELER OLACAK? - ÖZEL BİR YAZI


5 Nisan’da sabaha karşı, Türkiye saati ile 04.37’de bir kapı açıldı. Gökte boyutlar arası bu kapıdan geçen enerjiler çok farklıydı. Bu kapının açılabilmesi için oluşturulan göksel çekim alanına sizin dünyanızda astrologlar farklı isimler vermiş olsa da nihai amaç tekti aslında. Bir portal oluşturmak, kapı açmak. Bu kapı hem kainattan dünyaya dünyanın enerji alanına ışığın akışını, Ana Kaynağın, Yaradan’ın enerji akışını kolaylaştırmak hem de dünyanın enerji alanında direnaj oluşturmak içindi aslında. Bu direnaja giren, kapılan tüm negatif enerjiler bu defa Toprak Ana yerine enerji kapısıyla evrensel anlamda soğuruldu, emildi, çekildi adeta. Ama sanmayın ki tüm negatif enerjiler çıktı alanınızdan ve değişim tamamlandı. Aksine gelen tesirlerle uzun zamandır kanıksanmış, kayıtsız kalınmış, adeta kırılmaz, yıkılmaz yerinden oynamaz şekle bürünmüş tüm negatif enerjiler sallandı. Nitekim sizler de, ister bu çalışmaya bile isteye katılmış olun hür iradenizle, isterse itinayla kaçmış olun, haberiniz dahi olmasa bile aldınız nasibinizi gelenle. Bazılarınız o anda hissetti içinde akışı ve kattı önüne kendinde tuttuklarını, bir kısmınız direndi bir kez daha içinde, birçoğunuz nedensiz yere kendilerince bir rahatlık hissetseler de bazılarınız hala daha taşıyor yükü sırtında, elinde, belinde… dirençleriyle ve muhtelif başka zeminlerde. Kısacası bir kez daha hatırlatalım seçimsiz kalma noktasında, ruhlarınızı ışıktan yana seçim yapmaya zorlayan sizin yüklerinizdi, seçimlerinizdi, dirençlerinizdi ve 5 Nisan’da açılan kapıyla ruhlarınız adeta her birinizden yana bir uyaran daha, ulak daha, sinyal daha, yardım daha… yolladı adeta. Olan seçtiğinizdi, olan olması gerekendi bu noktada. Ama bundan sonra yine gidişatı, seçimlerinizle, kendiniz adına belirleyecek olan sizlersiniz mutlaka. Durmayı seçebilirsiniz, bilin ki ittirileceksiniz. Geri dönmeyi seçebilirsiniz, bilin ki kapatılmış, mühürlenmiş kapılar ardında boşalmış, boşaltılmış alanlar var aslında. Dolayısıyla ne durmak ne dönmek, bundan sonra sadece ilerlemek ışıktan yana seçiminiz olabilir, yavaşlamak ya da hızlanmak bu noktada. Aynı anda açılan kapıdan akan ışıkla hem dünyada, hem de coğrafyanızda, Anadolu’da, Avrupa’da, Asya’da değişimler olacak, kaçınılmazca. Gelelim bunlara zira hazırlıksız yakalandığınız anda ne kadar zorlandığınızı gördünüz coronayla, ihtiyacınız yok buna.
Göksel olayların 2020’de çokluğuna dikkat çekmiştik, yukarısı nedensiz yere hazırlanmadı buna. Her bir olayla yaşayacaklarınız var aşağıda, felaket anlamında. Felaket kelimesini bu noktada kullanmak istemese de Ebru biz neden özellikle vurguladığımızı, kullandığımızı anlatmak istiyoruz mutlaka. Hala daha birçoklarınız görünenle oyalandığı için bu dünyada yaşanılanları, yaşanacakları felaket diye adlandırmanız olası zira. Oysa kendi yüreğinizi aydınlattığınızda kendi zihninizi arındırdığınızda yaşanacakların birer parça olduğunu, değişimden yana, anlayacaksınız kolaylıkla ve değişimin kaçınılmaz olduğunu vurgulamıştık daha önce defalarca. Bugün burada değişimlerin hangi alanlarda olacağına değinelim biraz daha.

Toprak Ana yapısını değiştirecek; çözülecek adeta ve birbirine sıkı sıkıya tutunmuş parçalar ayrılmaya, ayrışmaya başlayacak. Siz buna heyelan, toprak kayması, kıtalar arası kayma, buzullarda oynama, obruk ve nihayetinde grizu patlamaları, yanardağ patlamaları ve depremler olarak şahitlik edeceksiniz bu dünyada. Kaçınılmaz mı? Kaçınılmaz! Ama önlemden ziyade işaretleri okumak, olasılıkların yoğunlaştığı alanları ve anları anlamak daha uygun olur aslında. Çalışın buna, yani Toprak Ana’yla konuşmaya alışın mutlaka. Toprak Ana bir can, dili var, titreşim yoluyla, ve kendi parçaları yoluyla; kuşlar-kurtlar, akarsular, dağlar-taşlar konuşuyor sizinle, bulutlar yoluyla mesela, yerde olanı, içeride olanı ayna gibi size gökler gösteriyor aslında, okuyun mutlaka. Tedbir alsanız da, temkinli olsanız da, işaretleri okusanız da, kaçınılmaz olan yaşandığında mevcut düzeniniz değişecek hazır olun buna, hazırlanın mutlaka. Nasıllar konusunda herkesin vazifesi, yetkinliği, donanımı, yeterliliği, görevi başka. Bu yüzden tek bir cevap beklemeyin buna. İşaretleri okuyun mutlaka. İşaretleri okuyun mutlaka.
Toprak Ana’yla aynı anda kainat da, varoluş da, diğer varlıklar da konuşmaya başlayacak sizinle, sizin boyutunuzda. Bugüne kadar siz çıkıyordunuz yukarıya, izniniz oldukça, vazifeleriniz kapsamında ama artık açılan kapıyla durum bu manada da değişti bir parça ve sizden olanlar indiler aşağıya, geldiler yanınıza kısa bir süre sonra da görünür olacaklar sizin anladığınız anlamda hazırlanın buna. AMA çok önemli bir uyarı yapmak mecburiyetindeyiz bu noktada: Kainatta akla karanın, ışıkla karanlığın bir arada olduğunu, olması gerektiğini, hep olacak olduğunu, kaçınılmaz olduğunu daha öncede belirttik defalarca. Dolayısıyla alanınıza giren, maske takan, kostüm kuşananlar olacak mutlaka siz ışık olsanız da, siz ışık kalsanız da, olacak mutlaka. Bu noktada siz kendinizi bilin mutlaka ve gelmeyin provokasyonlara, duymayın adeta, kapılmayın adeta, görünen aşikar sandığınıza! Ruhlarınızı devreye sokmayın bu noktada, zira onlar, evrensel yasalar uyarınca, müdahil olamazlar sizin yolunuza, yolculuğunuza. Bu çok ince ve hassas bir nokta, her daim karşılaştığınız her yeni insanda, olayda, durumda mutlaka ama mutlaka kendinize ve çevrenize duyurun, bir kez daha, gerekiyorsa sesli hatta; “ben ışık yolunda olanım şimdi ve daima” bunu hatırlattığınızda kendinize ve karşınızdakine, çevrenizdekilere ışık yolunda olmayanlar uzaklaşır adeta ama siz girerseniz onların koluna çekerler sizi kendilerinden yana ve siz mızraklarınızı kuşanırsanız, elinizi silahınıza atarsanız, silah doğrultursanız onlara –silah mecaz bu noktada- savaşmaya başladığınız anda savaş başlatırsınız; hiç gerek yok buna, yapmayın ASLA. Zira siz savaş başlattığınızda yalnız kalırsınız bu yolda ne biz ne de sizden olanlar karışamazlar, katılamazlar sizin savaşınıza gerek yok buna. GEREK YOK BUNA. Gerek yok buna. Siz sadece kendinizi bilin, kendi yolunuzdan gidin, kendi ışığınızla ışık yolunda ilerleyin. Elinize, ayağınıza sarılanlara, eteğinize tutunanlara, yalvarıp yakaranlara dönüp baktığınızda bir kez daha bir kez daha bir kez daha hatırlayın ve hatırlatın mutlaka gerekirse yüksek sesle hatta: “Ben özü ışık olanım, ben ışık yolunda olanım bu kainatta” deyin mutlaka.

Hala daha 5.boyuta yükselecek olanlar ayrışmadılar adeta. Bu noktada da daha önce de defalarca söyledik ama bir kez daha tekrar edelim ayrışma kaçınılmaz, seçim mutlak yol sizden yana. Ayrışma yaşanırken etrafınızda her nefesinizde bir kez daha bir kez daha, bir kez daha sizde seçime tabi tutulacaksınız bu manada yükseliş anı gelinceye kadar adeta. O yüzden bir kez daha hatırlatıyoruz koşulsuzca sevgi olma noktasında yüklerinizden hala daha arınamadıysanız ki ne yazık ki çoğunuz için bu bir gerçeklik (yükleriniz olduğu) seçim noktasında kayabilirsiniz, kapılabilirsiniz ağır basan taraftan yana yani yüklerinizin oluşturduğu karanlıktan yana. Artık taşıyın kendinizi koşulsuzca sevgi noktasına, teslimiyet bu noktada çok önemli, elzem, anlayın mutlaka.
Teslimiyet noktasında bir önemli gerçeklik daha var, hatırlatmamız gereken, göstermemiz gereken, o da dünyevi olan tuttuğunuz, tutunduğunuz ne varsa hepsinin yeniden yapılanacak olduğudur bu aşamada. Yönetimler mesela, sınırlar mesela, birimler mesela, ünvanlar ve statüler mesela. Bu kapsamda siz de tutmayın, tutunmayın kendi alanınızda dünyevi ne varsa.
Kulak verin adeta ruhunuzdan yana, duyun, dinleyin, görün mutlaka. Kısacası değişim ve dönüşüm geriye dönüşü olmaz bir şekilde ve sandığınızdan daha hızlı gerçekleşmek üzere başlatıldı sizlerin işbirliğiyle. Görünen, görülecek olan önümüzdeki günlerde her ne kadar birçokları için zorlayıcı gelecekse de uzun vadede hem insanlık adına bu evrede hem de topyekun varoluşun içinde bütünün hayrına olandır, olacak olandır. 
Gücünüzü görmezden gelmek yerine, gücünüzün gerçek gücünüzün, özü ışık olanların gerçek gücünün sonsuz Ana Kaynaktan, Yaradan’dan akan nur olduğunu, ışık olduğunu idrak edin bir an önce ve ışığın içinde ışıkla yol alın önümüzdeki günlerde. IŞIĞI ARKANIZA ALIP ÖNÜNÜZDEKİ KARANLIĞI BERTARAF ETMEYE ÇALIŞMAK YERİNE IŞIĞIN İÇİNDEN İLERLEYİN IŞIĞIN GÜCÜYLE.  Yardım isteyin, bizlerden ve özünüzden gelenlerden, ruh ailenizin yükselmiş, aydınlanmış birimlerinden. Mensubu olduğunuz aileler size yardım eder gönülden mevcudiyetinizi devam ettirdiğiniz sürece bu dünya üzerinde ışıkla, biz de yardım ederiz size yüreğimizdeki sonsuz sevgiyle. Şimdi ve daima koşulsuzca sevgiyle ve sonsuz ışıkla selamlıyoruz sizi, kalın sağlıcakla.
Bu yazı 6 Nisan 2020, Pazartesi saat 11.59 itibariyle tarafımızdan F. Ebru Tolan’a yazdırılmıştır. Konsey

.: DENGE - ÖZEL BİR YAZI

Önemli bir yazı, özellikle bugünlerde tekrar okumakta, hatırlamakta fayda var.



.: DENGE - ÖZEL BİR YAZI: Asırlar boyu insan varlığı dünya denen bu evde sapkınlıkların, sapıkların, radikal söylemlerin, otoriter rejimlerin arasında kendi aydınlı...

3 Nisan 2020 Cuma

.: YENİ DÜNYA İÇİN EŞ ZAMANLI ÇALIŞMA 5.4.2020

.: YENİ DÜNYA İÇİN EŞ ZAMANLI ÇALIŞMA 5.4.2020: Yarın, bir kapı açılacak sizin yardımlarınızla yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya, bu kapı açıldıktan sonra her şey çok daha farklı olaca...

YENİ DÜNYA İÇİN EŞ ZAMANLI ÇALIŞMA 5.4.2020

Yarın, bir kapı açılacak sizin yardımlarınızla yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya, bu kapı açıldıktan sonra her şey çok daha farklı olacak dünyada.
Bu kapı açılacak, kaçınılmaz.
Onun için siz de çalışın mutlaka.
Dünya üzerinden görevli birçok can haberleşti, haberleşiyor kendi aralarında ve kendi portallarıyla ama siz mutlaka çalışın kendi başınıza. İhtiyacınız olmadığı gibi başka kanallara, henüz akla karayı, aydınlıkla karanlığı çok net ayırt etme noktasında olamayabileceğiniz için çalışırken hatta, kullanmayın hiçbir aracı, kanal, elektiriksel ve elektronik devre (İng: devices) kablolu veya kablosuz bağlantı, ekran özellikle kullanmayın, asla. Sadece kendi alanınızda kendi iç sesinizle çalışın mutlaka. Bu noktada benim kaydettiğim ses kaydını* kullanabilirsiniz ama neden internetsiz ortamda kullanılabilir şekle getirmenizi istediğimi anladınız herhalde şimdi, şu anda.
Yüreğinizdeki ışıkla başlayın, yüreğinizdeki aşkla çalışın; kendi bulunduğunuz alandan başlayarak tüm şehrinizi, ülkemizi, kıtalarımızı, hava sahanlığını, dünyayı, atmosferi ve yer altını, Toprak Ana’yı ışıkla doldurun mutlaka aşkla. Kendi ışığınızın ve yüreğinizdeki sevginin çoğalmasına önem gösterin, niyet edin çalışın buna.
Yani Ana Kaynak’tan Yaradan’dan akan nurla her daim beslendiğinizi hatırlayın ve izin verin buna ama sadece Ana Kaynağın Yaradan’ın ışığını akıtmak yoluyla doldurup donatmak yerine, dünyaya eş zamanlı ve öncelikli kendi yüreğinizdeki aşkla, kendi özünüzden gelen ışığı çoğaltıp yayın mutlaka.
Bu çalışmayı tüm dünyadaki niyet eden canlarla aynı anda, benzer zamanda gerçekleştiriyor olmak çok önemli olsa da buna mecbur değilsiniz ama 4 Nisan Cumartesi gecesini, Türkiye için konuşuyorum, 5 Nisan Pazar sabahına bağlayan aralıkta, tercihen 04.45’den 05.10’a kadar ki zaman aralığında başlayın çalışmaya. Çalışmaya başlama saatini veriyorum bu mânâda!
(Ben 04.50’de başlayacağım ve devam edeceğim)
Ama 05.10’dan sonra çalışmaktansa, eğer 04.45 itibariyle çalışmaya başlayamayacaksanız, öncesinde çalışın mutlaka, mesela gece yarısı 12’den hemen sonra. Yani 4 Nisan Cumartesi gecesi, gece yarısı itibariyle 5 Nisan‘a geçtiğimiz dakikalar itibariyle çalışmaya başlamanız uygun olacaktır ama gerçekten katılmak istiyorsanız ortak çalışmaya Türkiye saatiyle 04.50’de başlamanız gerektiğini, belirtmek isterim burada.
05.10'dan sonra başlarsanız ne olur? Olumsuzluk anlamında tabii ki bir şey olmaz ama sağlayacağınız katkı manasında biraz daha eksik, yetersiz olur.
Gelin buluşalım 04.40 civarında… bir kez daha söylüyorum; hiçbir canlı yayına katılmayın, hiçbir internet bağlantısını kullanmayın, sadece kalkın, uyanın, oturun, başlayın; nefesinize odaklanın ve yüreğinizden geldiği şekliyle veya benim soundcloud’tan indirdiğiniz ses kaydımla, çalışın. Çalışmanın süresi yok, size kalmış ama yüreğinizdeki sevgiye aşkla, ışıkla bağlandıktan sonra, hissettikten sonra bunu minimum kesintisiz 21 dakika yaymaya çabalayın, niyetiniz bu olsun mutlaka.
5 Nisan 2020 tarihi dünya üzerinde tamamlandığında, topyekûn bütün coğrafyalar 5.4.2020 gününü yaşadıktan sonra uyanacağımız dünya çok başka olacak, siz ilk anda farkı anlayamasanızda.
Kalın sağlıcakla buluşuruz aydınlık yarınlarda.
İstanbul, 3 Nisan 2020




* Bahsi geçen meditasyona bu bağlantı linkinden ulaşabilirsiniz.
soundcloud.com/Işıldayan Hayatlar/Saf Sevgi ve Sonsuz Isıkla Çalısma-Meditasyon

ÖNEMLİ NOT:
Bu sesli (ücretsiz) meditasyon kaydını 4 Nisan gece yarısı itibariyle soundcloud uygulamasından kaldıracağım! Bu nedenle kaydı telefonunuza veya bilgisayarınıza -kablolu veya kablosuz internet ağı olmadan da kullanacak şekilde- indirmenizi ÖNEMLE RİCA EDİYORUM!


SİZLERDEN GELEN SORULAR NEDENİYLE EK
Evet sosyal medyada farklı gruplarda hep 5.45 yazıyor ortak çalışma saati için  AMA göksel durumla ilgili çok özel bir neden var benim TÜRKİYE için ve TÜRK HALKI için böyle söylememin. Kısaca yanlışlık yok! BİZ 04.45'de Türkiye saati ile çalışacağız ve dünya üzerinde herhangi farklı bir coğrafyada bulunan TÜRKLER için de 04.45'e göre hesaplayıp çalışmalarını öneriyorum.

.: DİLE GELEN SİZİN SESİNİZDİ - ÖZEL BİR YAZI

.: DİLE GELEN SİZİN SESİNİZDİ - ÖZEL BİR YAZI: Gelecek, çok farklı gelecek. Bundan sonra dünyada bugüne kadar yaşadığınız anlamda bir yaşam beklemeyin boşuna. Zira bundan sonrasında tü...

DİLE GELEN SİZİN SESİNİZDİ - ÖZEL BİR YAZI

Gelecek, çok farklı gelecek.
Bundan sonra dünyada bugüne kadar yaşadığınız anlamda bir yaşam beklemeyin boşuna. Zira bundan sonrasında tüm yapılar çökecek. Binalar anlamında da anlayabilirsiniz bizi, sistemler, yönetimler, organizasyonlar, organizmalar, düzen değişecek. Size göre en batıdan itibaren dalga dalga tüm yapılar değişecek. İsim vermemize gerek yok, size göre en batıdan doğuya tüm yapılar değişecek. İklimler ve insanlar değişecek. Bunu siz seçtiniz, bunu siz istediniz. Daha yumuşak bir geçiş olabilmesi için 1987’den bu yana çok çaba sarf ettiniz ama çağrılara kulak vermediniz. İnançlarınızı ve bakış açınızı değiştirmediniz. Yüreğinizdeki duygularla hareket ettiniz ama ruhlarınızı dinlemediniz. Birçoğunuz kemikleşmiş yapıların içinde kendinizi karanlıklara gömdünüz, aklınızı zihninizi bileylediniz, sivrilttiniz keskin birer kılıç misali, ruhunuzun içine gönderdiniz. Oysa ruhlarınız birer yumuşacık sevgi ve şefkat dolu varlıklardı, siz onların, sizden gelen okları bağırlarına saplamalarına izin vermelerini, yüce gönüllülük esasıyla, koşulsuzca kabullenişlerini fark etmediniz. Defalarca uyardılar sizi, defalarca uyardılar sizi, iyilikle, güzellikle uyardılar sizi. Işıkla, şefkatle uyandırdılar sizi. Siz yüreğinizdeki hançerlerin kanattığı, yarattığı yaralardan akan kanla aynaları kapattınız, camları kapladınız, gözlerinizin üstüne perde indirdiniz, çektiğiniz o kalın ve karanlık perdeleri acılarınızla mühürlediniz ve ruhlarınıza başka çıkış yolu vermediniz.
Geldiğiniz noktada birçoklarınız hala daha kendi gözyaşlarında, kendi kanlarında, kendi prangalarını tutarlarken ayaklarında, boğuluyorlar adeta. Pek tabii ki aranızda yola çıkanlar oldu, hızla ilerleyenler oldu, kolaylıkla. Bazılarını görmezden geldiniz, bazılarını hiç dinlemediniz, yanınızda yakınınızda olanlara el vermediniz, siz hep kendi yüreğinizdeki acılarla, omuzlarınızdaki kayışlarla, sırtınızdaki dünyevi yüklerle, ayaklarınızdaki suni prangalarla beklediniz, hep beklediniz, hep beklediniz.
Oysa yukarıda, kainatta hareket, hareketlilik, akış devam etti durmamacasına. Siz o akışa girmediniz. Bir yolcu uçağının türbülanstan çıkmak için irtifayı arttırması gibi, yükselerek arşa, ışıkların arasına girebilirdiniz akışa ama siz her defasında türbülansa girdiğiniz, sarsıldınız, sallandığınız her defasında yeniden aşağıya, aşağıya, daha aşağıya inmeyi seçtiniz ve hatta bazılarınız bir kez daha uçağa binmemeye yemin ettiniz. Korkularınız sizi hep alçakta tuttu, yerde karmaşada tuttu. Siz oralarda zırh giydiniz adeta, donandınız muhtelif silahlarla; adına kitap dediniz, adına eğitim dediniz, adına bilgi dediniz, bilim dediniz, deneyim dediniz, iş dediniz, para dediniz, güç dediniz mevki dediniz, statü dediniz, ad dediniz, soyad dediniz… gittikçe zırhınızı büyüttünüz, büyüttünüz, büyüttünüz.
… ve birçoklarınız geldikleri noktada zırhlarının içinde birer koca, oda oda, kütüphaneler, bankalar, arşivler; paralar, diplomalar, biriktirdiniz ve gittikçe o zırhın içindekilerin daralttığı alanda, küçülttüğü bedenlerde en başta kalplerinizin sıkıştığını görmediniz, yüreklerinizin, o aydınlık o ışık dolu yüreklerinizin,  nasıl da küçüldüğünü göremediniz. Omuzlarınıza bindirilen yükü taşımak için adeta bedeninizi güçlendirdiniz, büyüttünüz, kaslarınızı beslediniz ama kalbinizin de kaslardan oluştuğunu görmezden geldiniz. O beslediğiniz büyüttüğünüz kasların, yüreğinizin içindeki ışığı nasılda söndürdüğünü bilemediniz. Ve ruhlarınız yukarıda, ışıkta aydınlıkta, size yalvarırcasına bakarken gözlerinizin içine ışık ve umut olmak için bakarken, bir anlığına dahi olsa sizinle el ele tutuşabilmek için umutla ve ümitle beklerken, siz dönüp bakmadınız, başınızı yukarıya çevirip kaldırmadınız. Ruhlarınızla göz göze dahi gelmemek adına kaçtınız, kaçtınız, kaçtınız. Kılıflar uydurdunuz kaçışlarınıza, isimler taktınız kaçışlarınıza ve ruhuyla buluşmak adına başlarını ışığa çevirenleri karaladınız, karalayanları alkışladınız, karalatanların ardından koşan oldunuz adeta. Ve geldiğiniz noktada ruhlarınız bir kez daha ve belki de son kez, adeta yumruklarını masaya vururcasına diyelim biz ona, ayağa kalktılar, adeta ayağa kalktılar, KIYAM* manasında. Ve işte o anda yukarısı değişti, aşağısı dillendi, dile geldi.   
Dile gelen sizin sesinizdi, sizin gerçek sesinizdi. Yeter dedi, yeter! ve sizler topyekûn tüm dünya, şu anda corona virüsü adı altında, topyekûn, uyandırılıyorsunuz aslında. Uyanan canlı ne yapar bu dünyada? Ayağa kalkar, kanat çırpar, koşar… harekete geçer, durmaz ama. Sabah mahmurluğunu attıktan sonra, elini yıkadıktan sonra, bir derin enfes aldıktan sonra çıkar yola. İşte şimdi sizde uyandırılıyorsunuz bir virüs meselesiyle birçok alanda, birçok manada. Bu nedenle virüsle oyalanmayı bırakın bir kenara, daha öncede söyledik çok farklı parametreler var onun arkasında, düz mantıkla kendinizce bulabildiğiniz ipuçlarıyla, birbirine bağlayıp da göstergeleri, belirtileri bir noktaya bağlanmaya çalışmayın bu konuda. Kabul edin ki mevzu virüs sanılsa da gerçeklikler çok başka ve hizmet ediyor bu zamanda insanlıktan yana. Kısaca uyandırıldığınızı anlayın ve çıkın yola, elinizi yüzünüzü yıkadıktan, bir derin nefes aldıktan sonra, ama. Zira ruhunuzla bir ve bütün olma noktasında bundan sonra yapacaklarınız bugüne kadar yaptıklarınızdan çok başka olacak mutlaka, olmalı, oldurulacak adeta. Zira ruhlarınız KIYAM ETTİ adeta, geçtiler kumandaya el ele verdiler yukarıda, siz hala farkında olmasanız da aşağıda.
Kalın sağlıcakla,
Bu yazı 3 Nisan 2020, Cuma saat 14.55 itibariyle F. Ebru Tolan’a tarafımızdan yazdırılmıştır. Konsey




Kaleme alanın notu:
KIYAM NE DEMEKTİR?
ad
1.
ayağa kalkış.
2.
bir işe girişme, kalkışma.
  

28 Mart 2020 Cumartesi

SEN SENİ BİL


Hep emin olmak öğretildi size; EMİN OL!
Duyduğundan, dinlediğinden, gösterilenden, öğretilenden emin ol!
Oysa emin olmak mümkün müydü bu dünyada ŞÜPHE DUYmadan en başta?
Şüphe yerleştirildi hücrelerimize adeta.
İNANMA! Dendi, asla duyduğuna inanma!
Emin olmak için çabalama.
Çabaladıkça şüphe alanında takılı kalıyorsun, anla!
Kabul et ve devam et yoluna.
Geleni, gösterileni, duyurulanı alma!
Gör, duy ama anlamaya çalışma!
Sen hep devam et yoluna IŞIKLA, AŞKLA.

Bildiklerini çok sanma,
Bilmediklerini eksiklik sanma,
Biliyorum dediklerinle oyalanma.
Sadece çık yola, devam et IŞIKLA, AŞKLA.

Sen seni bil, başkasıyla uğraşma.
Kal sağlıcakla,
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu
İstanbul, 28.3.2020