23 Ocak 2019 Çarşamba

TOPRAK ANA SİZE SESLENİYOR!

Bir anlığına varsayın ki Toprak Ana dile geldi, size sesleniyor:


"Ben yaşlıyım! 
Yaşlı ve yorgun.
Ne sıcak ne soğuk, ne eserim ne gürler ama yorgunum.
Ben sararım, sarmalarım, örter okşarım, her daim kapatır, saklarım ama yorgunum.
Çok badireler atlattım; çok sevenim oldu, çok horgörenim... Hepsine aynı şefkati gösterdim diyemem ama hep dillendirdim niyetimi, Ben koruyucuyum, Ben tutucuyum -bir arada- Ben kollayıcıyım, Ben savunucuyum ama yorgunum.
Yaşlıyım ben ve dermansız.
Yüklüyüm ben ve halsiz, mecalsiz.
Ama hala sevgiyle doluyum.
Hassas noktalarım var benim, nedensiz değil hassasiyetlerim. Çok emek verdim, sakındım, korudum, izin vermedim savaştım ama artık yoruldum.

Önemliyim ve özelim. Sevenim çok ama sevmeyenim de çok, bilirim.  Çok darbe aldım, çok yıkıldım, yeniden yaratıldım. Gücüm çok ama yoruldum. Yardım istiyorum tüm yaratılmışlardan. Uzunca bir süredir yardım istiyorum insanlardan. Öbek öbek, az sayıda da olsa, sevenim çalışıyor canla başla ama ben yorgunum.

Ben kızmam, söylenmem, ben yakmam, yıkmam ama kendimi korurum sınırsızca. Ne badireler atlattım ben milyonlarca yılda. Bunu da atlatırım ama kendini korumak uğruna yapacaklarım zarar versin istemem insanlığa, yorgunum. 
Gözlerimi kapatıp adeta son nefesimi verircesine, sonsuzlukta yok olmak gibi adeta süzülesim var ama ben ANA'yım, yapamam bunu insanlığa.
Duyun sesimi, kulak verin bana. Koruyun, kollayın ama yetmez ki bu bana. Sıvayın kolları, girişinin adeta, yüküm çok, çöpüm çok, arındırın beni mutlaka. 
"Nasıl"ını anlatırım ben soranlara. Siz yeter ki kulak verin bana.
Yüreğimden acıları alın, karnımdan yumruları... Gözlerim görmesin artık kan ve acı.  Boğazımdan akan zehir olmasın artık, ciğerlerim dolmasın artık.
Ben taşıdım size bunca zaman, taşırım yine, ama titreyen bacaklarım, tutmayan dizlerim izin vermiyor adeta. Yorgunum.
Ayağım olun, bacağım, gözüm olun, kulağım... bir süreliğine bırakın beni yatayım. Siz çalışın, ben uyuyayım. Biraz salayım ...,  biraz salayım; sizi korumak için tuttuğum ne varsa bunca zamanda. Siz onları alın, alın ve arındırın bu arada. Ben uyuyayım, biraz uyuyayım. Narkoz verilmiş gibi adeta. Siz çalışın ben duymayayım. Sonra ayıldığımda temiz ve dinç, zinde ve güvende, sağlıklı ve formda, korur kol kanat gererim size yeniden adeta.

Ben ANA'yım, şimdi ve daima. Sadece izin verin biraz dinleneyim adeta. Kış uykusuna yatmış gibi yatayım biraz. Siz çalışın bu arada, baharda, evet baharda birlikte coşarız, uyanırız, koşarız adeta. Kalın sağlıcakla. Toprak Ana'nız"

Bu yazı F. Ebru Tolan Karahasanoğlu tarafından 23 Ocak 2019, Çarşamba günü saat 12.28 itibariyle İstanbul'da kaleme alınmıştır.


Kaleme alanın notu: Bu yazı ile birlikte konuyu daha iyi anlamak için
TOPRAK ANA 
ve
YÜKSELİŞE DOĞRU HIZLA İLERLERKEN
başlıklı yazılarımı da okumanızı öneririm.


14-21 & 21-28 OCAK 2019 DÖNEMİ NE ANLATIYOR

2019'un çok özel bir sene olacağını söylemiştim. Özelliği en başta şuradan geliyor: bugüne kadar Dünya kendi üzerinde yarattığı enerjinin kendi enerji alanında yarattığı değişimi alarak ilerliyordu, adeta bir çemberle çevrelenmiş enerji alanında olan değişimler yeniden dönüp dünyaya geliyordu gibi düşünün.  
Oysa 24 Aralık'ta dünyanın enerji alanında çok güçlü değişiklikler oldu ve çok sayıda vortex oluşturuldu (bu mânâda 17 Kasım da önemli bir eşiktir ama o tarihte daha kısmî, belli bir gruba yönelik değişimler oldu). Bu olması gerekendi zira foton kuşağına doğru ilerleyen güneş sistemimizin kaçınılmaz evrelerinden biridir. 

Bu açılan kapılar ile çok daha güçlü ve fazla enerji tesirleri almaya başladık. Önceki dönemlerde anlık / günlük / grupsal / vbg. tesirler alıyorduk oysa bu tarihten beri daha geniş kitleleri içine alan ve sürekliliği olan tesirler olmaya başladık. 14'ü itibariyle tüm dünya eş zamanlı, tüm varlıklar eş zamanlı evrensel tesislere maruz bırakılmaya başladı. Bu, tabii, dalga dalga ilerlediği için farklı coğrafyalarda farklı insanlar üzerinde benzer etkiyi farklı zamanlarda yaparak ilerlemeye devam ediyor. 

Siz bu tesirlerin etkisini fiziksel anlamda yani madde formunuzda farklı tezahürler ile alıyorsunuz, hastalıklar gibi (grip, nezle). Kazalar, yangınlar ve ölümler yani geçişler çok arttı gibi size göre, hepsi olması gerektiği gibi oysa. Siz hiçbir şey yapmazsanız da oturduğunuz yerde tesir almaya devam ediyorsunuz ve edeceksiniz de. 

Çoğunuz bu tesirleri daha psikolojik semptomlar olarak yorumluyorsunuz.  Burada dikkat edilmesi gereken şudur; kaos, kargaşa, kutuplaşma artar gibi gözükecek işte buna aldanmamak gerekmektedir. İntihar eğilimleri, gitme isteği, göğüs bölgesinde sıkışma hissi, nefes alamama hissi ve bunun gibi görülebilecek his ve durumlar normaldir ve bu gibi durumlarda kişinin ne olursa olsun ışıkta olduğunu, korunduğunu bilmesi ve sevgide kalmaya niyet etmesi çok önemlidir.

Korkular ayyuka çıkabilir! Fırsatı dönüştürün, içinizde ki gizli korkuların açığa çıkmasına izin verin ama onları artık tutmayın salın ve gönderin.

Mide, bağırsak hareketleri değişim gösterebilir normal karşılayın meditasyon yapın, gevşeyin.

Beyninizin içinde, adeta zihninizin kıvrımlarında çalışılıyormuş gibi hissedebilirsiniz. Alın bölgenizde baskı / uyuşma / sıkışma gibi değişimler hissedebilirsiniz... Hepsini kabul edin.

Bedensel herhangi bir fark hissetmeyedebilirsiniz... sadece uç noktalarda tepkiler artabilir; sizde ve çevrenizde, hep sevgide kalmaya niyet edin ve iyiliği, güzelliği, hoşgörüyü, şevkati yaşayın, çoğaltın, yayın.

Bilin ki henüz anlayamasanız da, gözünüzle görünende değişim olmasa da aslında yükseliyoruz, yeni insan bilincini yaratıyoruz ve dünya düzenini kuruyoruz. Herkes üzerine düşeni yaparak ilerleyeceğiz, hep ışıkla, hep sevgiyle, hep ileriye. 

Sevgiyle kalın, sevgi kalın.
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu

Not: Bu yazıyla birlikte AYDINLANMA ÇAĞI yazım başta olmak üzere son dönemin yazılarını okumanızı öneririm. 

12 Ocak 2019 Cumartesi

"KARMA" YI ANLAMAK

Yüz binlerce yıllık insanlık tarihi yazıldı bu topraklara, adeta nakşedildi her bir taşa, toza. Döngüler arasında yıkım olsa da, görünenle oyalanma. Zira bu yıkım da, yeniden yapım da aynı enerji ile yapıldı aslında. Hâlâ kuantum alanda bilmedikleriniz ve doğru bildiğiniz yanlışlarınız olduğu için -ki bu çok normal, izin verildiği kadarını alabiliyorsunuz ancak- anlayamıyorsunuz tam olarak ama evrende vardan yok olmaz hiçbir enerji, form değiştirir ancak. İşte bu gerçekle yola çıktığımızda sizin de dünyanızda yaratılanlar yani yaşananlar ve yaşatılanlar gömüldü adeta katmanların arasına ve aynı anda tüm bilgi enerji formunda katıldı DNA'nıza, sarmallarınıza, kayıtlar oluşturuldu itinayla. Nedensiz değildi tabii bunlar, yasalar, evrensel yasalar, uyarınca. Detayları koyalım bir kenara, şimdi sizin geldiğiniz noktada artık tüm kayıtların temizlenmesi, tüm izlerin silinmesi gerekiyor ya işte bu aşamada karma çıkıyor karşınıza. Yani herkes kendinden başlayarak arınmaya, affetme niyetiyle, çalışsa da ve hatta geçmişten gelen yükler temizlense de ruhun niyetiyle ve izinle bu yaratımda hâlâ duruyor karma çokça. İşte bu nedenle karmayı anlamak önemli, anlatmak vazifemiz bu noktada.

Karmaya anlatabilmek için bazı ön bilgilere ihtiyaç var bu aşamada; insan ruhu yaratıldığı anda bağlandı tüm diğer yaratılmışlara yani bir ve bütünüz aslında şimdi ve daima. Bu bağlar sizin sandığınızdan çok daha başka ama yine de canlandırabilirsiniz gözünüzde ipliksi yollar gibi mesela, bu hiç aşınmayan, azalmayan bağlarla akan enerji var ya işte o değişti dönüştü geçen zamanda aslında. Şimdi bir örümcek ağı gibi düşünün mesela tüm Evren belli bir akışta ve düzende bağlı birbirine aslında (daha fazlası için yaşam çiçeğini araştırın bu noktada ama biz konuyu değiştirmemek için bahsetmeyeceğiz burada) . Boyutlar arası, evrenler arası bağlar olsa da konumuz sizin dünyanızda insan adı altında bedenlenmiş olanların yarattığı karma. 

Gelenler oldu ve gidenler, dönenler oldu ve yeniden gelenler size göre neredeyse sonsuz sayılacak çoklukta tesir oluştu aslında. Her dokunuş bir iz bıraktı enerji anlamında ve bu izlerin iyileri, pozitifleri yani saf ışıkla, sonsuz sevgi ile kurulmuş olanları devam ediyor ve edecek ama bir de negatif olanları var ya işte esas konumuz onlar, ne de olsa yük diyoruz onlara. Bu noktada "tekamül"ü hatırlatmak istiyoruz çokça.

Tekamül edebilmek için bedenlenilen her defasında iyinin içindeki kötülük ve kötünün içindeki iyilik çıkartıldı karşınıza. Olması gereken de buydu mutlaka, yanlış yok burada. Ama hür irade denilen gücün yarattığı duygular, yargılar, hükümler ve kararlarla iyinin içindeki kötü çıkartıldı açığa ve kötü çoğaltıldı çokça. Hırs, haset, hınç, kasvet, hüzün, acı, elem, keder dediğiniz ne varsa ve hatta yargılar ve yorumlarla çoğalttınız karmayı ve güçlendirdiniz lanet ve beddua ile, kanla. Yani anlayacağınız şimdi şu anda kendi yazdıklarınızı, kendi yaptıklarınızı, kendi yaşattıklarınızı yaşıyorsunuz adeta. 

Zihninizde çoğalttığınız ne varsa...
Boğazınızdan çıkarttığınız ne varsa...
Yüreğinizden akıttığınız ne varsa...
kaldı ya Toprak Ana'da, işte şimdi adeta kusuyor Toprak Ana onları sizin kucağınıza. Siz de batıyorsunuz içine, gömülüyorsunuz adeta. 

Böyle anlatınca karabasan, kabus gibi, vahşet ve dehşet gibi ve hatta kaos, kıyamet gibi gelebilir size adeta ama bilin ki değil aslında. Sadece boğazınızdaki düğümleri açın istiyoruz artık, midenizdeki yumrukları salın istiyoruz, sırtınızdaki küfeleri atın istiyoruz artık. Yarattığınız karmaların bir bir farkına varın ve silin istiyoruz artık.

Nasıl olacak diyorsunuz ya sandığınızdan çok kolay aslında: İki yol var daha doğrusu 2 tip karma var ve bu karmalara göre de iki farklı yol var.

Birincisi duygulardan, durumlardan, yaşanmışlıklardan, yargılardan gelen karma yani sizin yaşattıklarınızın içinde biriken enerjiden size geri dönen var ya onun için tek yapmanız gereken sevgi olmak. Ama bir de lanet ve beddua ile, hınçla, kanla yazılan karmalar var işte orada iş başka. O noktada yardım isteyin çokça. Zira 7 ceddin sonunda o karmaların tesiri sıfırlansada yükü kaldı Toprak Ana'da ve Toprak Ana yardım bekliyor çokça.

Kısaca, kafanızı karıştırmadan bu noktada özetleyelim; karmik aileden, dölden, genden, evrenden, varoluştan, döngülerden gelen karmik izler silinecek sonsuz sevginin sınırsız gücüyle şimdi ama devam eden karma yükünden ve/veya tamamlanmış karmanın kalan yükünden gelen ne varsa sökülüp atılacak Toprak Ana'dan sondajla. Bunun için görevliler var aranızda. Hatırlayın görevlerinizi hızla ve başlayın çalışmaya!

Kalın sağlıcakla.
Bu yazı 10.01.2019 Perşembe günü saat 12.30 da tarafımızdan F. Ebru Tolan'a yazdırılmıştır. Konsey

Kaleme alanın notu: Bu yazıyla birlikte  
Yukselişe Dogru Hızla İlerlerken 
başlıklı blog yazımı da okumanızı öneririm.



9 Ocak 2019 Çarşamba

DEĞİŞTİR BAKIŞINI VE ANLA!

Bir derin nefesle başla
Güne mesela!
Bir derin nefesle…
“Hayat” dediğin seni bunalttığında,
Ne yalnız, ne çaresiz…
Ne de korunmasızsın bu dünyada.
Hani? Nerede? diyorsun ya
İşte bir nefes uzağında;
Can’ın var senin
Aslında sen olan,
Sonsuz olan,
Yaradan’dan olan.
Can’ın var senin
Saf sevgi olan,
Hep ışıkta var olan.
Gerisini koy kenara bir anlığına,
Sonra bir derin nefesle başla.
Çık yukarıya; dert, tasa, sorun, … ne varsa
Seni yıpratan bu dünyada
Bak onlara, biraz yukarıdan
Biraz sağdan, soldan bak mesela.
Çevir başını, değiştir bakışını ve anla!
Nedensiz yere gelmedin bu dünyaya, bu zamanda
Ve hâlâ nefes alıyorsa bu beden bu dünyada
Yapacakların var demektir aynı anda yaşamaktan başka
Artık hatırla.
Kimsin sen?
Neden geldin?
Neyi bekliyorsun hâlâ?
Uyan ve koyul yola,
Binlerce değil belki de milyonlarca yıllık bir uykudan uyan da koyul yola
İnsanlık tarihi yeniden yazılıyor
Tüm ezberler bozuluyor, sen de katıl kervana
Hızla
Takvim yaprakları gösteriyorken 2019’u hâlâ
Ve sen güneşi görebiliyorken…
Sal korkularını hızla
O korkular var diye dönmekten vazgeçmeyecek dünya
Ama dünya döndükçe senin korkuların gerçekleşecek anla!
Sal korkularını hızla
Ve yaşamak istediğin dünyayı başla yaratmaya.
Diyebilirsin ki ben gidiciyim!
Doğrudur… bir çoğunuz döneceksiniz kendi evinize en sonunda
Ama şimdi, şu anda buradasın ya
Demek ki nedensiz gelmedin bu dünyaya.
Artık anla!
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu
İstanbul, 7.1.2019

1 Ocak 2019 Salı

YÜKSELİŞE DOĞRU HIZLA İLERLERKEN - ÖZEL BİR YAZI

Muazzam bir işleyişin kumanda merkezini hep yukarıda aradınız bunca zamanda. Oysa Toprak Ana bu dünya denen gezegen için ve İnsan denen IRK için (galaktik IRK) tek ve en önemli yöneticidir, merkezdir aslında. Bunca zamanda ki bu zamanın içine sizin bilincinizde henüz zaman olmayan dönemde girer! (bunlar anlaşılması zor kavramlardır hâlâ daha sizin için, çok takılmayın bunlara) Toprak Ana insan ırkının yanında olmuştur tüm varlığıyla. Ama aynı zamanda insan ırkına dost olanlar için de, düşman olanlar için de ev sahipliği yapmıştır gerektiğinde ve hâlâ daha yapmaktadır bu düzende. Ezcümle sizin tahayyül edemeyeceğinizden çok enerjiyi barındırmaktadır adeta hücrelerinde. Gel gelelim bu enerjiler ne yazık ki günümüzde hâlâ yeterince pozitif enerjiler değildir kendi içinde. Oysa negatif enerjilerin ayrıştırma, ayırma, bozma, kırma, yok etme, olumsuz anlamda değiştirme dönüştürme gücü vardır özünde. Negatifliği de buradan gelir sizce. Yani, anlayacağınız Toprak Ana temizlenmeyi beklemektedir hayli uzunca bir süredir insan eliyle. Zira Toprak Ana canlıdır, değişkendir, alıcıdır ama vericidir tabii ki de olması gerektiği şekilde.

Toparlayalım sizin anlayacağınız basitlikte; insan varlığının nefes aldığı sürede ki bu binlerce yıllık bir süreçtir dünya evinde, Toprak Ana hiç gerçek mânâda temizlenmemiştir insan eliyle. Nedenine gelince, insan denen varlık çok yüksek bir boyuttan -size göre- adeta küme düşüp inince 1. seviyeye, döngü yeniden başlatılmıştır bu evde. Aradan geçen milyonlarca dönüşten sonra bile (Güneş'in etrafında) ilerleme kaydedilse de aynı seviyeye henüz gelinememiştir ve bu nedenle alt boyutların gerektirdiği yaşanmışlıklar; acı, keder, kin, nefret, vahşet ve trajediler bu evde (Dünya) biriktirmiştir negatifliği Toprak Ana’nın yüreğinde. Oysa şu an içinde bulunduğumuz süreçte yani uyanışı tamamlayıp aydınlanmaya geçeceğiniz bugünlerde dünyanın temizlenmesi gerekmektedir her veçhede. Bunun içinde Toprak Ana’nın yükleri gelir birinci mertebede. Zira Toprak Ana “ana”dır, merkezdir, koruyucu ve kollayıcıdır, tutucudur (bir arada tutucu), bağlayıcıdır ve aslında üreticidir; şefkati, hürmeti, anlayışı, paylaşmayı, birlikteliği, beraberliği, özgürlüğü, özveriyi, koşulsuz sevgiyi.

Peki diyebilirsiniz ki ve hatta demelisiniz ki nasıl olacak bu temizlik insan eliyle? Hem haklısınız endişe etmekte hem de yersiz yere büyütmektesiniz korkularınızı yine! Kendi gerçek gücünüzü idrake erdiğinizde, Toprak Ana’nın gerçek kimliğini, varlığını, gücünü, canlılığını kabule geçtiğinizde zaten kolaylaşacak işlemleriniz. Neticede hatırlamanız gerekiyor; siz kimsiniz aslında bu evde!

İnsan denen varlık, galaktik varlık, bir IRK’tır ve evi Samanyolu Galaksisi’nin Dünya Gezegeni’dir. Bu gezegen ki daha önce defalarca toz duman olmuş ve yaratılmıştır yeniden ilahi plan gereğince, bu sefer de ev sahipliği yapmaktadır size. Ama daha önce de belirttiğimiz gibi Toprak Ana sadece sizden gelen şimdiki tesiri almaz, bir başka deyişle evrende zaman AN’dır. Ama Toprak Ana için zaman kâlü belâ'dan yanadır! Bu yine anlaşılması zor bir gerçekliktir sizin için, biz anlatalım, siz kabul edin yüreğinizde. Zira zihinde anlamanız için biraz daha vakit var ortak bilinçte. Bir başka deyişle biriken her neyse Toprak Ana’nın yüreğinde temizlenmelidir insan eliyle! Fakat bu temizlik tabii ki kazma kürekle ayrık otlarını temizlemek değildir gerçekte. Bu temizlik tüm savaşların, tüm kinlerin, tüm nefretlerin, tüm kanların, tüm acıların, tüm haykırışların, tüm yakarışların, tüm ezilmişliklerin, tüm ezmişliklerin, tüm hazmedilmeyenlerin, tüm verilmeyenlerin, tüm yoklukların, tüm yoksunluklarının, anlayacağınız aklınıza gelen tüm olumsuzlukların titreşimini silmektir katmanların içinden.

Peki nasıl?

Açsak bir oluk, yapsak bir sondaj ve bulsak birikimi derinlerde (bir fay hattının gerilimi gibi de düşünebilirsiniz bunu) emsek onu ve alsak gün yüzüne biter mi işimiz? Hayır!
Durur değil mi o yine, bu sefer görünür seviyede.

Peki, alsak onu, göndersek uzayın derinlerine niyetimizle, affeder gibi kendimizi yüreğimizde, olur mu? Hayır! 
Bu sefer kalır uzayın derinliklerinde.

Ne olacak peki der gibisiniz, öyleyse hissedin titreşimi ayak dibinizde. Hissedin Toprak Ana’nın gerilimini tam da dibinizde. Sarsılacak adeta çok yakında tüm dünya değişmezse bu gidişat sizin elinizde…

İşte şimdi anlatıyoruz size çözümü, iyi dinleyin yüreğinizde. Burada hâlâ daha kuantum bilginiz yeter değilse ilgilenin biraz fizikle. Biz yine de anlatalım bir örnekle herkesin anlayacağı dilde: Bir salıncağı ittiğinizde gider gelir, gider gelir ama bir süre sonra yerçekiminin gücüyle durur değil mi yine de ama siz hızla ittiğiniz ilk seferinde durdurmak İsterseniz onu ters kuvvet uygulamanız gerekir var gücünüzle.
İşte şu an yapmanız gereken tam da budur; ters kuvvet uygulamak! Peki bu ters kuvvet nereden gelecek sizin yüreğinize? Sevginin gücünden alacaksınız onu, anlayın işte. Bu nasıl bir denklem görün artık yüreğinizde; önce temizlenecek tüm insan varlığı el birliği ile, tüm yükler karmadan gelen, tüm yükler ruhtan gelen, tüm yükler uyanıştan gelen, temizlenecek el birliği ile, çıkan çöpler gönderilecek yine de Toprak Ana’nın yüreğine. Toprak Ana sonsuz hoşgörüsüyle alacak yüreğine sizden gelen her neyse sonra herkes  bir bir kendi içinde ulaştıkça sevgi mertebesine, yüreğinde çoğaltacağı sevginin sonsuz gücü ile, o muhteşem titreşimle Toprak Ana’nın gerilimini emerek, abzorbe edecek, yok edecek ters etkileşimle. Bunun için yardımcı elementler ve yardımcı güçler de gerekiyor size ve hatta bazı akitler bu minvalde.  İşte bunların bilgisi de gönderiliyor size yardıma gelmiş dostların eliyle. Bu da başka bir başlık, detaylandıracağımız yakın gelecekte ama şu an için bu bilgi yeterli size.

Yani, ezcümle, kendinizden başlayın temizliğe. Siz arındıkça geçen yük Toprak Ana’nın yüreğine yine temizlenecek sizin sonsuz sevginizin gücüyle. Tüm bu temizlik içinse pek de uzun vaktiniz yok, insanlık tarihinin süresi düşünülürse yani milyonlarca yıla karşılık yüzlerce yılınız yok bu gezegende. Zira hızla ilerliyorsunuz yükselişe, daha da hızlanacaksınız önümüzdeki günlerde.

Hâlâ ayağa kalkmamış olanlara söylüyoruz özellikle; bir kez çözülme başlarsa geriye dönüşü olmaz bu evde, korkun diye söylemiyoruz pek tabii ki de ama hâlâ oyalananları gördükçe daha net ve açık bir şekilde ifade etmeye çalışıyoruz anlayacağınız dilde. Herkes üzerine düşeni yapmaya başladığı takdirde hızlanacaksınız kendi evinizde.

Bir kez daha söylüyoruz; bu ev sizin, hazırlanın kaçınılmaz olan geleceğe. Bilmeniz gerekenleri bildireceğiz vakti geldiğinde. Şimdilik dinleyin yardım için gelenleri sizin evinize.

Sonsuz sevgimizde kucaklıyoruz her birinizi kendi evinizde.
Bu yazı 14 Aralık 2018, Cuma günü saat 23.00 itibariyle F. Ebru Tolan’a tarafımızdan yazdırılmıştır. Konsey