Kalabalıkların arasında yalnızlığınla başedebilmek midir?
Büyümek
Anlaşılmadığında
Üzülmemeyi becerebilmek midir?
Büyümek
Sevildiğini hissedemesen de
-mış gibi yapabilmek midir?
Mutluymuş gibi... acıtmamış gibi...
Büyümek
Hayat seni her tökezletip düşürdüğünde
Silkelenip ayağa kalkabilmek midir?
Büyümek
Dalıp gittiğinde manzaraya
Yüreğindeki kor ateşine su serpiştirebilmek midir?
Nedir sahiden büyümek?
Yıkılmadan, ayakta yaşlanmak mıdır?
Yılmadan, hayat denen oyuna devam etmek midir?
Nedir sahiden büyümek
Gözyaşlarını gizli gizli içine akıtabilmek midir?
"Anneee" diye bağırmadan kırılan ayağına basıp hastaneye kendin gidebilmek midir?
Babana / abine şikayet etmeden en sivri cevabı o anda verebilmek midir?
Sahiden
Nedir büyümek?
Sen
Yeterince büyüdün mü mesela?
Gelmişken 40-50-70 yaşına?
Yoksa büyümek
Aslında bambaşka bir haldir de oyalandın mı bunca;
Suçlaya suçlaya doğduğun evi...
Kendini... seçemediğine inandırdığın aileni...
Patronu... işvereni... sistemi... devleti...
Zulmeden hep başkası, mağdur hep sendin de dayandın mı büyüdükçe...
Zekanı, aklını kullanıp kaçtın mı büyüdükçe?
Problem çözen... fikir üreten mi oldun büyüdükçe?
Dostlar sağolsun derken mi buldun kendini büyüdükçe!
Yoksa
Herşeyin başı sağlık diyenlerden mi oldun gün geçtikçe?
Avucunda ilaçlar; adı malum l...'lar, x...'lar, p...'lar uzmanlıkta yan dalın mı oldu sen büyüdükçe!
Sahiden
Sen büyüdün mü yeterince?
Yoksa...
Büyümemek için aslında
Gerçeğe yuma yuma gözlerini
Fikrini belleyip
Aklını sivriltip
Becerilerine beceri ekleyip
Gömülmeye hazır hale mi getirdin kendini
Galerinde 3-5 fotoğraf
Belleklerde anılar
Heybende bolca inanç..., kural..., kabul...,
Hafızanda "doğrular"...
Çekmecede "beratlar"...
Kayıtlarında "ispatlar"...
Gerçek neydi peki?
Neredeydi?
Bunca zaman neden önüne getirtilmedi?
Büyüseydin... belki... büyüseydik... belki... büyütebilseydik belki...
Gün yüzüne gelecekti!
Deşebilseydik yeterince!
Direnebilseydik gerektiğince!
Görebilseydik gerçekte!
Girebilseydik içine!
Seçebilseydik; SEÇEBİLSEYDİK!
İşimize gelen yerine; insanlığın iyiliğine...
Dayatılan yerine; insanlık için...
Korkmak yerine; insanın gerçek gücüyle...
Seçebilseydik saf sevgiyle.
Büyütebilirdik insanı
Büyürken kendimiz de.
Bizse küçülttük İNSAN'ı
Büyütürken bencilliği, hırsı, öfkeyi, hükümranlığı, karanlığı, arzuları, hazları, şaşayı, imitasyon kahkahaları, çakma makyajları, kof bilgileri, şişirilmiş dudakları, kat kat evrakları, inovasyon dedilen prangaları, otomasyon denilen zincirleri, "yeni" denilen zırvaları...
Bizse gömdük İNSAN'ı
Yaşatıyoruz sanırken insanı!
-Yaşatıyoruz sandık "insanı"! ?!
-Yoksa demeli miydik yaşatıyoruz "insan sanılan"ı! ?!
Yok be Ebru o kadar da yanlışımız yok diyorsan hâlâ...
Savunuyorsan küçülen insanı;
Vicdanını rahatlatıyorsa
8-10 kg. mama dağıttığın barınaklarda, sokaklarda,
Ödediğin aidatlar üyesi olduğun karanlığa,
Bıraktığın sadakalar usulca,
Paylaştığın bildirimler ulu orta...
Ahh ahhlar vahh vahhlar her duyduğunda maldeformasyonları... yeni yeni hastalıkları / çevrendeki hastaları...
Yetiyorsa sana
Kal sağlıcakla, bak sen kendi yoluna.
Zira ben devam edeceğim
İNSAN KALKINCAYA KADAR AYAĞA
AŞK OLUNCAYA KADAR BU DÜNYADA
SEVGİ YENİDEN VAR OLUNCAYA KADAR HER HÜCREDE, TÜM ALEMLERDE
GÖZLER AÇILINCAYA KADAR
KALPLER YUMUŞAYINCAYA KADAR
KANLAR TEMİZLENİNCEYE KADAR
AKILLAR PARLAYINCAYA KADAR
FİKİRLER AYDINLANINCAYA KADAR
GÖNÜLLERDE BİR OLUNUNCUYA KADAR
HAYATLAR IŞILDAYAN,
İNSAN BÜYÜRKEN BÜYÜTEN
VAR, VAR OLUNCAYA KADAR.
Sevgim sonsuz İNSAN'a.
Firdes Ebru Tolan
İstanbul, 4.5.2026
Işıldayan Hayatlar