4 Ekim 2020 Pazar

DAHA FAZLA BEKLETME

Gelelim bugüne,

AN dediğine döndüğünde

Huzur varsa yüreğinde

Devam et sevgiyle.

Hüzün ve keder

Telaş ve endişe

Kol kola girmişse

Bil ki göremediklerin var

Dün dediğinde

… ve an yaratacak anı

Kendi içinde

Bir derin nefesle

ŞİMDİ dediğinde

Dönüştürebilirsin niyetinle

Vazgeçme!

Yeter ki kendinden vazgeçme,

Gücünü al eline

Bileğinde sandığın gücün

Yüreğinde, özünde, içinde

Olduğunu idrak ettiğinde

Değişecek tüm akış

Daha fazla bekletme.

Seni seveni;

Kendi yüreğini

Az ileride.

Sonsuz sevgimle.

F. Ebru’dan İstanbul, 3.10.2020 - 10.12

14 Eylül 2020 Pazartesi

UYANMAK İÇİN GELDİN BU HAYATA

 

Sabah marmurluğunu atmak için

Soğuk suyu yüze çarpmak gibi…

Uzun ve ağır bir konuyu ders yapıp işlerken

Arada canlanmak için

Fıkra anlatıp, oyun oynamak gibi…

Fırtınada eve varmak için

Gözünü toz zerrelerinden korurken

Yine de aradan görebilmek gibi…

Acıdan, elemden, kederden, hüsrandan

Soluksuz kalırken ölüyorum sanırken

Yine de yaşayabilmek gibi

Uyan ve YAŞA!

 

Anlamadığın ne varsa

Bilmek için değil ama!

Bilir olduklarınla ANLAMAK için YAŞA!

Ciğerlerindeki oksijeni beynine

Kalbinle göndermek için değil ama!

Nefesinle YAŞA!

Uyanıp da dar odanda, kırık döşeğinde

Aylayıp, uflama da

Kalın sandığın perdeleri

Aralamakla başla!

 

Dışarıda upuzun bir ova yeşerirken

Sen aşağı inecek merdiven yok sanma,

ATLA, gerekiyorsa ATLA!

IŞIK olan ALAN yumuşak nasılsa.

İlk anda yuvarlansan da

Toparlanırsın hızla

Düşüp de ölürüm diye KORKMA!

Ahh, ahh artık ANLA!

Sadece UYANMAK için geldin bu hayata

Bunu ANLA!

Kolaya kaçma ama kolayından ANLA!

Zorlanma ama zor bildiğini yeniden tanımla.

Çık yukarıya, çıkamadın mı?

Dön yüzünü yukarıya, dönemedin mi?

Gönlünü aç mutlaka bulunduğun alanda.

Hadi kal sağlıcakla, çok mecaz var bu yazıda, ne anladığını sanıyorsan koy kenara, AL BAŞTAN OKU, mutlaka.

İstanbul, 14.9.2020 – 12.33

Bu yazıya ilham olan, kelam olan, sevgili HATHORlu dostlara sonsuz teşekkürlerimle.

4 Eylül 2020 Cuma

2020'DE KAPANIŞ - ÖZEL BİR YAZI

Sonbahar deyince akıllara gelen sallanıp, sararıp düşen bir yapraksa sizde önümüzdeki günlerde biraz sallanacaksınız ama düşmek olmayacak. Sizin yaşayacağınız, kapatmak ve değişmek olacak aslında.    

Yani bir dönem kapanışı gibi ve bir mevsim değişimi gibi mesela. 22 Eylül’de yaşanacak ekinoksla sağlanacak eşitlikten sonra günler kısalmaya başlayacak ve yılın geri kalanında, 21 Aralık’a kadar diyelim biz ona hep, sürekli ama azar azar bir azalma, kararma olacak ışıkta.

Yani bulunduğunuz ortamlarda, işlerde, durumlarda ortaya çıkabilecek karmaşa ve kargaşa, oluşabilecek travmalar ve yoğunluklar neticesinde aslında meydana gelecek karışıklıklar mevcut durumda bir parça karanlıktan, olumsuzluktan yana enerji salınımına neden olacak anlamsızca. Anlamsızca dememizin sebebi bu yaşanacakların mânâsız olduğu anlamında değil pek tabii ki, sadece görünürde olanlarla yaşanılanlar, yaşatılanlarla hissedilenler arasındaki belirgin fark anlamında söylüyoruz, bazılarınıza gereksiz, anlamsız gelecek adeta.
 
Ama aslında tüm bunlar hizmet ediyor olacak insanlığa. Zira 2019’un bitiminde değişen enerjiler sizi bir B planına, “kırmızı senaryoya” taşıdı ya adeta işte şimdi vakit geldi o mizansenin toparlanması ve işlenmesine adeta.

Hani bilgisayarda bir program yüklemesini yaparsınız da sonra programı açmadan “işleniyor, bekleyin”  ibaresi çıkar ya, işte onun gibi bir durum canlansın aklınızda.

Aralık sonu, Ocak başı başlayan ve hızlı ilerleyen pandemi krizi tüm dünyada, Eylül ayında yeni bir ivme kazanmak suretiyle tamamlanacak aslında. Yani Eylül 2. bir yükseliş, Ekim bunun toparlanışı, Kasım izlerin kapatılması ve Aralık temizlik gibi düşünebilirsiniz.

Bu durumda geçirilen 1 tam yıl; pandemi krizi adı altında, topyekûn bir mânâ taşıyacak tamamlandığında. Şimdiye dek ve bundan sonraki 2-3 ayda parça parça mânâlarına vakıf olduğunuz bu süreci tam anlamıyla, bütünsel bakış açısıyla izliyor,görüyor ve anlıyor olacaksınız aslında, ne alâ.

Ama bu, o vakte kadar boş kalacağınız mânâsına gelmiyor.

Zira birçoklarınız tam bir rehavete gark olmuşken yeniden bu dünyada, tedirginleşmeye başladılar ya işte bu nokta önemli zira rehavet bundan sonra dünyada insanların içinde hissedemeyeceği bir duygu adeta. Hızlanan, ivmelerin akışta rehavet oluşmasına izin verilmeyeceğini belirtmek mecburiyetindeyiz. 

Ama bu rahatlama olmayacak, huzur duyulmayacak mânâsında değil asla. Aksine öyle bir düzene geçip, öyle bir yeni düzene geçip, sistematik oluşturmanız gerekiyor ki her anınızı huzurla ve kolaylıkla yaşarken bundan sonrasında yapılması  gerekenlere odaklanmanız gerekiyor aslında.

Nedir onlar? Hatırlatmamıza gerek var mı?

Bakın Hazırlık yazılarımıza... 

Bakın Yeni Dünya yazımıza... YENİ DÖNEM & YENİ DÜNYA - ÖZEL BİR YAZI

Bakın İnsanlık Tarihi yazımıza... 

Vakit nakittir sözünü seversiniz ya, onu çevirin, değiştirin “zaman değerlidir 3.boyutlu akışta” yapın mesela ve o değeri iyi anlayın mutlaka.
 
Gelelim diğer hususlara. Bu günden sonra hâlâ daha tuttuğunuz, tutunduğunuz dünyevi,materyalist, ailevi, ... değerlerle sınanacaksınız, bilin mutlaka.
 
Hiç kimsenin yoksunluk, hastalık, keder, elem…çekmesi gerekmiyor sevgi olan alanda ama tamamlamadınız ya! Çekecekler var hâlâ. Çekin, çekmelisiniz demiyoruz ASLA . Ama tamamlamadınız ya size tanınan sürede ve imkanlar dahilinde, çekeceksiniz diyoruz. Bu bilinçle dilerseniz hemen şimdi bu satırları okurken mesela bir derin nefes alın ve yürekten tekrarlayın:
 
“Ben … (tam adınızı zikredin) bugün burada dünyaya geliş amacımı anlamakla, kalan tüm yüklerimi akıtmaya, alanımı açmaya, ışıkla yıkanıp arınmaya, koşulsuzca sevgi olmayan tüm duygu ve düşüncelerimden sıyrılıp çıkmaya niyet ediyorum, şimdi, şu anda, tüm bunların kolaylıkla gerçekleşmesi için bütün ilahi/göksel/evrensel yardımlara kendimi açıyorum, istiyorum, alıyor kabul ediyorum şimdi, şu anda, izin veriyorum buna ve fazlasına” 

deyin mutlaka.

Devam eden akışta aklınıza düşen ne varsa anlayın, ayıklayın, arayın, aydınlatın…temizleyin ve temizlenin mutlaka.

Önünüzde uzanan 4 koca ayda her şeyi kolaylıkla yapacak vaktiniz, gücünüz var çabalayın mutlaka. 

Bilinç değişimine niyetle başlayın.
Uyanışa ve aydınlanmaya niyetle devam edin.
Arınma ve açılma talep edin.
Temizlenin.
Hazmedin.
Affedin.

Kabul edin.
Affedin.

İdrak edin.
Affedin.

Temizlenin.
Hazmedin.
Affedin.

Kabul edin.
Affedin.

İdrak edin.
Affedin.

Katmanlar aralandıkça, kapılar açıldıkça, yükler açığa saçıldıkça tekrar tekrar adeta temizleyin, temizlenin.

Değişin ama lafta değil yürekte değişin.

Derleyin, değerlendirin.
Derleyinden kastımız şudur; bugüne kadar size sunulan, önünüze konan, uzatılan, anlatılan, … ne varsa hepsini bir araya getirin ve temizleyin, sevgi olan ve örtüşülenleri benimseyin. İflah olmaz dediklerinizi eleyin, ellemeyin.

Kolaylıkla dönüşebilecekleri ve salınıp gönderilecekleri serbest bırakın, alanınızdan atın ve sonra dönüp bakın; değerlendirin. Bir kez daha değerlendirin, hâlâ sevgi olmayan, ışıkla harman olmayan ne varsa hepsini bir kez daha derleyin, değerlendirin. 

Böyle böyle başa dönermişcesine yaşadıklarınızdan ilerleyerek, büyüyerek, açılarak, aydınlanarak temizlenin.

2021 yeni ve zorlayıcı tesirleriyle gelecek Aralıktan sonra, tedbiri elden bırakmadan bekleyin.

Tedbir?
Teslimiyetin olduğu alanda tedbir ne demek anlatalım kısaca: Donanma tam tekmil, ordu tam tekmil teyakkuzda bekler mi normal şartlarda? Hayır ama rutin kontrolleri yapılır tüm teçhizatın, eksikleri tamamlanır oluştuğunda hızla…  gerektiğinde geçilir teyakkuz durumuna. Yani teyakkuz gerektiği anda geriye dönüp yapılmaz ya hazırlıklar son anda, o misal işte.
Ama sakın yanlış anlaşılmasın, savaşa girmeyeceksiniz dünyada yada karmaşa iç savaş boyutunda olmayacak ama içsel dönüşüm, enerjisel karmaşa, hazırlıkların tozu dumanı biraz fazla olacak sandığınızdan da, onun bilgisi bu aslında.
Kalın sağlıcakla.
Bu yazı 3.9.2020 saat 14.50 itibariyle F. Ebru Tolan’a tarafımızdan yazdırılmıştır. Konsey
 

5 Ağustos 2020 Çarşamba

.: KAPILAR & DÖNÜŞÜMLER

.: KAPILAR & DÖNÜŞÜMLER: Farkında mısınız bilmem ama bu ara salgın, patlama, kaza, … adı altında toplu geçişler oluyor ve muhtemeldir ki daha da olacak. Zira görevin...

KAPILAR & DÖNÜŞÜMLER

Farkında mısınız bilmem ama bu ara salgın, patlama, kaza, … adı altında toplu geçişler oluyor ve muhtemeldir ki daha da olacak. Zira görevini tamamlayanlar ve tamamlayamayanlar için bir hasat zamanı aslında. Burada “hasat” ifadesini hiç istememe rağmen özelikle kullandım çünkü birçok yazılı/sözlü yayında kullanıldığını biliyorum çok yanlış mânâda. Bu vesile ile dikkatinizi çekmek ve düzeltme yapmak istiyorum. Hasat “biçmek” ile alakalı değil! Biçmek deyince bir olumsuzluk var orada. Oysa “hasat” gerçek mânâsında bile olgunlaşanın toplanması anlamına gelir ya! Lütfen bu mânâsını hatırlayın ve korku, kaygı, endişe empoze edilemesine size ve alanıza izin vermeyin. Duydunuz mu ifadeyi kapatın kendinizi negatif tesirlere ve tamam deyin, ben biliyorum ardındaki gerçeği.

 

Ardındaki gerçeği bir kez daha vurgulayayım o zaman ben de; görevini tamamlamış veya tamamlayamamış ama artık tamamlayabilmesi için de uygun koşulların oluşturulması zor olanların alandan çekilmesi, alınması gibi düşünebilirsiniz. Ama burada dış güçler varmış da, bir iradesizlik söz konusuymuş gibi de algılanmasın. Aslında görünenin ardında mutlak bir anlaşma var, yüksek benliklerin bilir oldukları ile kabulleri, rızaları var diyelim biz ona.

 

Dolayısıyla bir kez daha görünenle oyalanmak yerine biz esas mevzumuza kanalize olalım; 2.dalga uyanış ve topyekun aydınlanma yolunda ilerleyiş, yükseliş öncesi döneminde süre giden toplu ve münferit geçişler biraz hızlanabilir demek istiyorum aslında. Zira önümüzdeki günler yeni enerji kapılarının açılımına uygun göksel dizilimlerin gerçekleşeceği günler olacak.

Bunun teknik detayları değil bizim için önemli olan ama enerji alanımızda meydana gelebilecek olası değişimlere dikkat çekmek benim vazifem.

1.Sarsılabilirsiniz; gerçek, fiziki mânâda yer altınızdan kayıyor gibi hissedebilirsiniz, bedeniniz hareketlenebilir.

2.Baş dönmesi ve/veya kulak çınlaması gibi fiziki durumlar yaşayabilirsiniz.

3.Göğüs ve boğaz bölgesinde yoğunluk yaşayabilirsiniz.

4.Baş bölgesinde, özellikle tepe, alın ve şakak bölgelerinde uyuşma, karıncalanma tarzında hisler yaşayabilirsiniz.

5.Tek elinizde/avucunuzda ve/veya ikisinde birden yoğunluk hissedebilirsiniz.

6. Kolunuzda veya kollarınızda yoğunluk, ağırlık, … hissedebilirsiniz.

7.Görme hassasiyetiniz bozulabilir, görüntü bulanıklaşabilir.

8.Uykularınız karışabilir.

 

Bu belirttiğim genele uygun tesirlerin yanı sıra kişiye özel durumlar da ortaya çıkabilir.

 

Ben bunları neden söylüyorum; panik, kaygı, korku oluşmasın diye ama daha önemlisi böyle olduğunda hemen “ışıkla, ışıktan, ışık için olanı kabul ediyorum, kendimi açıyorum, kolaylıkla almayı seçiyorum” deyin ve yaşam kalitenizi düşürmeden, hayatınıza iyilikle devam edin istiyorum.

 

Kapılar açıldıkça…

Geçişler arttıkça…

Enerji akışı güçlendikçe…

Size göre “durduğunuz yerde” bile başkalaşacağınızı bilin isterim ve pek tabii ki sizinle birlikte etrafınızdakiler de başkalaşacak.  Değişimleri sevgi ve tevekkülle karşılayın, yadırgamayın, kendinizi ve çevrenizi şükürle onurlandırın.

Sonsuz sevgimle,

F. Ebru Tolan Karahasanoğlu

İstanbul, 5.8.2020 – 12.00

 


3 Ağustos 2020 Pazartesi

NİYETİN GÜCÜ

Bir dilek tuttuğunda

Gerçekleşeceğine inanmasan da

Yürekten istersin ya…

İşte o anda farkında olmasan da

Tüm evreni hareketlendirirsin

Arzularınla.

Niyetinin gücünü anla!

 

Ama bir başka zamanda

Ahh olsa dersin…

Keşke dersin…

Çok isterdim ama dersin…

İstersin!

Arzuladığını, dilediğini, niyet ettiğini sanır,

İstersin!

 

İşte o anda farkında olmasan da

Tüm inanç kalıplarını, korkularını,

Seni duraksatan kurallarını, kaygılarını,…

Dizersin peşi sıra

Zihin peronundan

Bir yük katarı yolcu edersin kainata.

Az gitmeden senin kara tren yolunda

Yakıt biter…

Yük şişer…

Motor iflas eder adeta

Dersin ki sonra

“Bak olmadı” bir kez daha.

“Diledim ama olmadı”

 

Olmayan ne aslında, bilir misin?

Olmayan senin oldurmadığın

Kendi varoluşunda.

 

Sen ışık olmadın ya her alanda

Sen sevgi olmadın ya kendi dünyanda

Yükler hâlâ omuzlarında, sırtında

Beyninin kıvrımlarında

Yüreğinin odacıklarında

Bir resim, bir obje…

Bir anı, bir olay…

Tetikliyor hâlâ

Yılan, solucan hatta çıyan kaynayan

Kör kuyu adeta.

İhtiyacın yok ki onlara.

Aç üstlerini, sal onları

Toprak Ana’ya.

Ne işi var yılanların, akreplerin,

Çıyanların, solucanların

Senin dünyanda?

Sen entomolog */ herpetolog** musun ki?

Öyle bile olsan

Mesleki defermasyon yaşama

Alıp onları İNSAN olan hayatına taşıma.

Özü IŞIK olansın sen

SEVGİ ile yaratıldın, hatırla.

Çık kendi karanlığından

Bak! Tehlike kalmadı mağaranın dışında

Gün ağardı,

Sırtlan kaçtı,

Çiçekler açtı.

 

Hadi katıl sen de aramıza.

İstanbul, 3.8.2020

 

 Not: Her Pazartesi akşamı olduğu gibi bugün de çalışacağız

Işıldayan Hayatlar'la Saf Sevgi Enerjisi Çalışma Grubu olarak

Katılmaya niyet ederseniz tüm detaylara bu linkten ulaşabilirsiniz....

Saf Sevgi Enerjisi Çalışması Detayları

 

* entomolog böcek bilimci

** herpetolog Herpetology:Sürüngenler,Amfibiler(karada ve suda yaşayan kaplumbağa ve semenderler)ve Caecilian’ları inceleyen bilim dalıdır.Bu alanda uzmanlaşmış bilim adamlarına Herpetologists(=herpetolog) adı verilir. https://nedir.biz.tr/etiket/herpetolog’den alıntıdır.


24 Temmuz 2020 Cuma

ANLAMLANDIRMA - ÖZEL BİR YAZI


Anlamlandırma çabası içinde olduğunuzu görüyoruz, birçoklarınızın hâlâ daha. Hatta bilgi transferi arttıkça farklı mecralarda, takip ettiğiniz kanallar aracılığıyla, aldığınız verileri bir araya getirip yoğurmak gittikçe zorlaşıyor ne yazık ki bazılarınız için ve zorluyor hatta.

Oysa durum çok başka.

40 milletten insan, 77 ırktan varlık diyelim biz ona…
Dolayısıyla sizinle ilgisi olsa da olmasa da çok sayıda veri/bilgi iniyor dünyaya hızla her an aslında ve muazzam bir karmaşa oluşuyor gibi olsa da değil aslında.
Sükûnet  lazım, nefes lazım. Bir derin nefesle başlayın, mutlaka; güne, an’a, araştırmaya, soruşturmaya, konuşmaya, sormaya, sorgulamaya, anlamaya, …
Olması gereken, sizin rahatınız, huzurunuz, kolaylığınız açısından olması gereken, buyken siz ne yapıyorsunuz oysa; sürekli bir telaşla saldırıyorsunuz adeta.
Durup da huzurlu bir alanda kendinizle, olanı tamamlamak yerine, dışarıya çıkıp saldırıyorsunuz adeta ona, buna.
Sırf bu yüzden bile mesela bazılarınıza pandemi döneminde “zorunlu” evde kalmak iyi hissettirdi ama bunu bile anlamadınız hâlâ.

Kısacası yıpranmayın ve yıpratmayın daha fazla.
Durun ama duraksamayın!
Aydınlık, ışık alanda durun, hep ışıkla durun ama dünya denen evdeki, yaşam denen yolculuğunuzda duraksamayın.
Bir derin nefesle her AN’a başlayın. İçsel yolculuğunuzda hiç duraksamayın, çabalayın, niyetinizle ve nefesinizle ama yorulmayın, yormayın.
2020’nın ilk yarısını maddi, manevi tükenerek, tüketerek geçirmiş olanlar var aranızda. Ama 2020’nın ilk yarısını ruhanî anlamda kazançla geçirenler çok daha fazla aslında. Buna odaklanın. Bilir olduklarınızdan size iyi gelenleri alın yanınıza bir kazanç gibi, ganimet gibi mesela. Heybenizde sizi güçlendirenler olsun hazineniz gibi ama ağırlaştıranları atın mutlaka.

Yaz tatilinde deniz kenarında toplanan taşlar, deniz kabukları gibi; güzeldirler ve anlamlı ama yazın sonunda evinize dönerken yanınıza almak istediğinizde yük yaparlar bavulunuzda.
Yapmayın, taşımayın, daha fazla taşımayın.
O anda kumsalda billur suyun yıkadığı bir taş evde biblo olmaz size, güzel durmaz, bırakın.
O an’da taşı bulmuş olmanın, o güzelliği görmüş olmanın heyecanı, coşkusu, neşesi, keyfi vardı ya işte önemli olan oydu aslında ama taşı taşımayın yarınlara.

Yol gittikçe darlaşıyor zira daha önce defalarca gidilmedi!
Yol gittikçe dikleşiyor zira yükseliş zirvede!
Yolculuk gittikçe zorlaşıyor, yorgunluk var zira birçoklarınızda.
Yolculuk gittikçe soluk kesiyor bilinmezlik var çünkü sonunda sizler için şu anda…
O yüzden daha fazla yük taşımayın, taşıtmayın da.
Hani bazen evin küçük haylaz çocuğu inat eder de tatilde bulduğu tüm taşları eve getirmek için ısrar eder ya, kim taşır onları, çocuk mu?
Abla, abi mi?
Anne, baba mı?
İşte bu misal sizde evin küçük çocuğu iseniz taşıtmayın…
Evin abisi, iseniz taşımayın!
Bırakın, bıraktırın.
Göreviniz hem kendinize hem çevrenize aslında.
Ama daha da önemlisi bilir olduklarınızla, yaşayıp duyduklarınızla, alıp gördüklerinizle… daha fazlasına saldırmayın.
Bilir olduklarınızı hazmetmeden daha fazlasını sormayın, sorgulamayın.
Anlamlandırma çabası ile yanlış yollara sapmayın.
İhtiyacınız olmayan kişilerle temasa geçip, ihtiyacınız olmayan mecralarda var olmak için çabalamayın.

Neden söylüyoruz bunları çünkü görüyoruz. Hep daha fazlasını bilir olmaya çalıştıkça yorulduğunuzu, yüklendiğinizi görüyoruz.
Vazifemiz size de göstermek, söylüyoruz, bundan sonrasında seçim hakkı yine sizin ama yüreğinizle seçin. Oysa daha çok sordukça hep aynı noktada çakılı kalıyorsunuz çokça. O noktanın az yukarısında başka bir alan var, çıksanıza! Anlamlandırma çabasıyla bulunduğunuz noktadan çıkıyorsunuz yola ama yatayda, döne döne gidiyorsunuz. Çok efor var ama aslında hep aynı noktada, yapmayın.
Kanat takın adeta ve “bulunduğum nokta tam da olmam gereken” deyiverin bir derin nefesle yükselin.
Duvarlarınızın ardından yükselin; aydınlanın!
Kapalı ama uçsuz bucaksız bir alanda daha ne kadar döne döne, sora sora, gideceksiniz acaba?
O kapalı alanın duvarlarını kırmadıkça ve/veya duvarların üstüne uzanmadıkça o uçsuz bucaksız gözüken ama aslında dar olan alandan dışarıda daha başka ve sonsuz genişleyen bir alanın olduğunu anlayamazsınız, hatırlayamazsınız, bilemezsiniz, değil mi ama?
Yapmayın. Yormayın, yorulmayın daha fazla.
Kalın sağlıcakla.
Bu yazı F. Ebru Tolan’a tarafımızdan 19.7.2020, Pazar günü saat 16.00 itibariyle yazdırılmıştır. Konsey