24 Ocak 2021 Pazar

GERÇEKLİĞİNİ HATIRLA VE SIÇRA

Bu zamanda bir beden formunda şekil bulmuş Sen,

Gerçekliğinin, özünün kaynaktan geldiğini unutan Sen,

Ayakların yere basarken

Gönlün küskün

Miden perperişan

Elinden tutan bir baban yokmuş gibi hayata öfke duyan

Sırtına yüklendikçe koyulan

Sen duydukça kolaylıkla beynine hurafeler sokulan.

Karnına yediğin her yumrukta yere savrulan

İNSAN

 

Ne zaman uyansan, kıpırdanır gibi yapsan

Canını acıtan darbelerden kaçan

Kaçarken yuvarlanan

Düşünce kalkan

Ama kalktıkça daha da hırpalanan Sen

İNSAN

 

Diklenmeyi, bileylenmeyi

Marifet sanan Sen

Geçmişi içinde öfkeyle büyüten sen

Hazmedemediklerini yüreğinde taşlaştıran Sen

Artık umudunu yitirmişken

Çaresizliği kabullenmiş

Yönetilmeyi hak görmüşken

Yeniden yeniye yürürsen

Sanırsın ki dişlerinden , dilinden

Kamburundan, yükünden

Sevdiğinden sevildiğinden

Habersiz

Kalakalırsın yeniden!

 

Ahh bir bilsen….

Bir hatırlayabilsen

Tüm geçmişi

Yeniden yaşayabilsen

Yeniden geçirilirdin aynı geçitlerden.

Yalansız, dolansız

Hilesiz, hurdasız da bilsen

Kendini şimdi sen

Gelebilmek için evrilirken

Kendine seçtiğin evrelerden geçemezsen 

Bu gücü kudreti

Bilemeden

İşte o zaman yok olursun gerçekten.

 

Rolleri dağıtan sen

Senaryoyu yazan sen

Kuralları koyan sen

Oynayan sen

Gelişen ve genişleyen sen

Çünkü var olan sen

Işığın içinde ışığı seçen sen

Işık olmak için

Karanlığı deneyimleyen sen

 

Bir körden daha iyi gören

Bir sağırdan daha iyi duyan

Bir yüreksizden daha iyi güvenen

Bir kalpsizden daha iyi seven

Yaratmayı seçen sen.

 

Şimdi artık UYAN istersen.

Dağıttığın rolleri topla.

Unuttuklarını hatırla.

Çık simülasyondan artık

İllüzyonda kalma.

Toplan bir araya

Affet, bağışla

Kendini en başta

Ve tüm varoluşu aynı anda

Yandaşlarını, oyuncuları,

Teknik ekibi, finansör bildiklerini.

Gerçekliği sorgula

Gerçeği sorgula

Artık oyunu yeniden başlatma!

Tamamla.

Artık tamamla!

Şimdilik hâlâ daha sahadasın

Rehavete kapılma

Son bir hamle kaldı bilinçten yana

Sıçra!

Kal sağlıcakla.

Bilge Ruhlardan İnsanlara

İstanbul, 24.01.2021

 

21 Aralık 2020 Pazartesi

21 ARALIK 2020 İÇİN - ÖZEL BİR YAZI

TÜM ÖZÜ IŞIK OLANLARA

 

Hâlâ kaldıysa

Karanlık,

Bir nokta dahi olsa

Yüreğinde, belleğinde

Bil ki

Acıtır seni misliyle fazla

Bugün ve bugünden sonra.

Oysa hiç ihtiyacın yok buna.

Bugün başla

Şimdi başla.

Gün en karanlığından

Gece en uzunundan olsa da

Sen kal kendi ışığında

Misliyle fazla.

Bir derin nefesle başla

Şimdi başla

Ve gün boyunca olmasa da

Gece boyunca çalış mutlaka

En uzun gece

Senin kendini en güçlü aydınlattığın olsun

Gün ışıkla ışıkta doğsun 22’sinde

Ve böylece yeni döngü de 24’ünde

Tün dünya aydınlansın

Senin de elverdiğince

Sonsuz sevgiyle

 

Bu yazı 21.12.2020 saat 11:55 itibarıyla F. Ebru Tolan’a tarafımızdan yazdırılmıştır.

KONSEY

 

  

28 Kasım 2020 Cumartesi

BAHANE KALMAZSA!

Kimileri elinde sigara

Kimileri dilinde lanet, beddua…

 

Kimileri sırtında sorumluluk sandıklarıyla

Kimileri tutup bırakmadıklarıyla…

 

Kimileri akıllarına fikirlerine soktuklarıyla

Kimileri yüreklerine aldıklarıyla…

 

Kimileri unutamam asla dedikleriyle

Kimileri unuttum çoktan avuntusuyla….

 

Tutuyorlar kendilerini

Dar alanda!

 

Sanmayın ki yükleri engel onlara,

Herkül gibi…

Gulliver misali,

Bir adım atsalar ya

Onlarla, onlara rağmen aslında

Çıkarlar arşa

 

Ama!

 

Ama yapmıyorlar işte anlasana,

Yapamadıklarından değil ama…

 

Korkuyorlar hâlâ!

 

Bahaneleri kalmaz da

Maazallah çıkarlar yukarıya diye

Korkuyorlar hâlâ.

 

… ve tutunuyorlar, tutuyorlar

Kendi korkularıyla

Aşağıda olana

O her neyse aslında;

 

Belki

Hastalık… acı…

Elem… keder…

İçki… sigara…

Kumar… oyun…

Nefret… haset…

Ya da

Beyinlerine nakşettikleri, itinayla.

 

Ne olacak uyanırlarsa?

Ne olacak aydınlanırlarsa?

Ne olacak çıkarlarsa ruhlarıyla buluşmaya?

 

HATIRLAYACAKLAR!

Gerçek güçlerini ve

Gerçekliklerinden gelen görevlerini.

 

Varsın olsun, hatırlasınlar…

Ne zararı olabilir ki acaba?

Diyebilirsin ama!

 

Mevzu derin,

Yaralar keskin,

Acılar taze hâlâ daha.

Döngüler bitip bitip yeniden başlamış olsa da…

 

Kaldıramam sanıyorlar bir kez daha.

Kaldıramayız…

…ve yapamam sanıyorlar

Yapamayız…

…ve saparız sanıyorlar

Yanlışa…, karanlığa…, bir kez daha.

 

İyisi mi kapatalım biz kendimizi

Yaşarken bir TABUTA

Diyorlar adeta elde sigara*

Akılda karmaşa

Yürekte korkuyla…

 

Oysa bilmiyorlar ki

Ahi** devran*** dönüyor.

 

Hadi kalın sağlıcakla.

 

F. Ebru Tolan

İstanbul, 29.11.2020

 

 

 

*Sigara metafor olarak kullanılmıştır, “ben sigara içmiyorum ki” deyip görmezden gelmeyin lütfen.

 

**ahi

Sıfat eliaçık, cömert.

 

***devran

Ad yeryüzü, dünya.

 

21 Kasım 2020 Cumartesi

BAĞIŞLAMAK AFFETMEK MİDİR?

Bağışlamak; akla karanın arasında kalsa da kişi… iyiyi, güzeli, doğruyu çirkinle, yanlışla ayırt edemese de, yani mânânın idrakine varamasa da affetmektir aslında.

Burada bilinç değişimi olması beklenmez, gerekmez.

Daha çok tek taraflıdır. Yani enerji topyekûn değişmez, sadece bağışlayan kişi tarafında bir açılma, aydınlanma olur; inançla, kabulle aslında.

 

Oysa affetmede durum çok başkadır.

Affetmek bütünün şifalanmasıdır.

Affetmek bütünün aydınlanmasıdır.

Affetmek yükseliştir.

Affetmek aydınlanmadır.

Affetmek büyümektir.

Affetmek tekamüldür.

Affetmek teslimiyettir.

Affetmek mânâların idrakine vararak aydınlanmak, değişmek, dönüşmek ve tamamlanma yolunda adım atmaktır, hızlı ve güçlü, kalıcı adımlar atmak.

Herkesin affeden olması gerekmeyebilir ama herkesin BAĞIŞLAYAN olması şarttır. Nitekim Yaradan’da bağışlayan ve esirgeyen adıyla anılır tüm dini öğretilerde aslında.

Bağışlayan olmakla başladığınız aydınlanma yolculuğunda affederek aydınlandığınız, aydınlandıkça açıldığınız, açıldıkça aydınlandığınız bir dönemle yükselişe doğru ilerlemenizi dilerim can-ı gönülden şimdi ve daima.

 

Bağışlamak adım atmaksa,

Affetmek tırmanışa başlamaktır.

 

Kalın sağlıcakla,

Bilge Ruhlar’dan ilhamla F. Ebru Tolan’dan insanlara…

İstanbul, 21.11.2020 14.35

 

11 Kasım 2020 Çarşamba

11.11 IŞIK KAPISI VE YAPILABİLECEKLER HAKKINDA ÖNERİLER - ÖZEL BİR YAZI

İnsanoğlu için yer (dünya) her zaman bilinen, güvenli bir ev olmuşken, gök kabusların, karanlığın, fırtınaların, yıkımların, bilinmezliğin geldiği, korkunç olabilecek kapıların açıldığı bir muamma olarak tutulmuştur.

Bunda yanlış yoktur aslında. Zira defalarca, defalarca… gökten gelenler yıkım oluşturmuştur dünya boyutunda. Bilinmezlik sanılsa da kayıtlara işlenmiş, DNA’ya nakşedilmiş bu bilgiler ışığında korkar insan aslında.

Işık ve korku nasıl bağdaşır diyecekleriniz olacaktır, anlatalım hemen. Bunca zamandır yükselemeyen insan ırkının aydınlanma yolculuğu öncesinde bilinç değişikliğini hür iradesi ile yapması istenen & gereken zaman diliminde (eski enerji / 2012 öncesi) korku insanı koruyan, kollayan ve hatta yeniden bir kez daha yanlışa/hataya/karanlığa sürüklenmesinden alıkoyan bir duygu olarak yerleştirilmiş olsa da, artık değildir.

Bu nedenle eski enerjiye bakıldığında korku ışıktır bir nevi, bir bakıma, taşıdığı yük çok ağır olsa da…

Ama artık korku gerekmemektedir ve hatta tamamen temizlenmelidir ki uyanışla birlikte hızlandırılan bilinç değişikliğine direnç oluşturmasın gerekli olan alanlarda.

Oysa hâlâ daha, birçokları için korku varoluşlarını, mevcudiyetlerini, ışıkta devam ettirebilmek için şart sanılan bir duygudur ve bu nedenle de salınması, temizlenmesi geciktirilmektedir.

Kısacası, bu vesile ile bir kez daha vurgulamış, belirtmiş olalım artık insan varlığının ve dünyada şu AN’da var olanların korkuya ihtiyacı kalmamıştır. Bu ihtiyaç ortadan kalkmış olsa dahi bilinç henüz değiştirilmemiştir zira bilinci değiştirecek olan bu boyutta var olandır yani sizler.

Her ne kadar korku üzerine anlatarak, hatırlatarak başlamış olsak da esas mevzu bugün (11.11.2020) korku değildir.

Esas konu 11.11 Işık Kapısı ve buna bağlı yapılması gerekeceklerdir. 

Kim ve nerede olursanız olun bu yazı ile karşılaşmışsanız bir vesile ile, önerimiz şudur size: 

Bugün Türkiye saat ile gece yarısından önce;

  1. Işıkla arınma yapın.                                                                                                       (Bkz: Ebru’nun meditasyon kaydı ARINMA & TOPRAKLANMA MEDİTASYONU )
  2. İyilik yapın; ne olursa olsun, nerede, ne şekilde olursa olsun.
  3. İyilik alın; size uzatılanı sevgiyle alın.
  4. Farklı bakın; dünden, hatta bir AN öncesinden farklı bakın, hayata… hayat arkadaşınıza… ailenize… eşinize, dostunuza… komşunuza…
  5. Farklı konuşun; sevgi sözcükleri ekleyin mesela, en azından rica ederim, lütfen olsun aralarda…
  6. Yüzleşin: kendi karanlık taraflarınızla. İster alışkanlık, huy olsun… ister tarz, tavır olsun… ister kabul, kural olsun…
  7. Yüzleşin yüreğinizde kendinizle, bir derin nefesle seslenin sonsuz parçanıza; “neredesin, neylersin” deyin mesela aynada kendi yansımanıza.
  8. İnşa edin, her ne hayal edebiliyorsanız sevgi ile.
  9. Kabul edin; yüreğinizde ÖZ’den gelen bir parça var. Kabul edin; sizin bir ÖZÜNÜZ var. kabul edin; özünüzde sizden çok daha güçlü bir BEN var.

 

…ve sonra bir derin enfesle çevirin başınızı Yaradan’a / Ana Kaynak’a ve şükredin tüm varoluşa, var edilmiş olanlara, ve kendi varoluşunuza.

Sonsuz sevgimizle, ışıkla ve AŞK’la kucaklıyoruz tüm var edilmişleri bu boyutta.

Biz ışığız, ışıktan yana, siz de ışık olun ışıkla ve AŞK’la bugün burada ve daima.

Kalın sağlıcakla,

Bu yazı 11.11.2020, Çarşamba günü saat 12.50 itibariyle tarafımızdan Firdes Ebru Tolan’a İstanbul’da yazdırılmıştır. Konsey

4 Ekim 2020 Pazar

DAHA FAZLA BEKLETME

Gelelim bugüne,

AN dediğine döndüğünde

Huzur varsa yüreğinde

Devam et sevgiyle.

Hüzün ve keder

Telaş ve endişe

Kol kola girmişse

Bil ki göremediklerin var

Dün dediğinde

… ve an yaratacak anı

Kendi içinde

Bir derin nefesle

ŞİMDİ dediğinde

Dönüştürebilirsin niyetinle

Vazgeçme!

Yeter ki kendinden vazgeçme,

Gücünü al eline

Bileğinde sandığın gücün

Yüreğinde, özünde, içinde

Olduğunu idrak ettiğinde

Değişecek tüm akış

Daha fazla bekletme.

Seni seveni;

Kendi yüreğini

Az ileride.

Sonsuz sevgimle.

F. Ebru’dan İstanbul, 3.10.2020 - 10.12

14 Eylül 2020 Pazartesi

UYANMAK İÇİN GELDİN BU HAYATA

 

Sabah marmurluğunu atmak için

Soğuk suyu yüze çarpmak gibi…

Uzun ve ağır bir konuyu ders yapıp işlerken

Arada canlanmak için

Fıkra anlatıp, oyun oynamak gibi…

Fırtınada eve varmak için

Gözünü toz zerrelerinden korurken

Yine de aradan görebilmek gibi…

Acıdan, elemden, kederden, hüsrandan

Soluksuz kalırken ölüyorum sanırken

Yine de yaşayabilmek gibi

Uyan ve YAŞA!

 

Anlamadığın ne varsa

Bilmek için değil ama!

Bilir olduklarınla ANLAMAK için YAŞA!

Ciğerlerindeki oksijeni beynine

Kalbinle göndermek için değil ama!

Nefesinle YAŞA!

Uyanıp da dar odanda, kırık döşeğinde

Aylayıp, uflama da

Kalın sandığın perdeleri

Aralamakla başla!

 

Dışarıda upuzun bir ova yeşerirken

Sen aşağı inecek merdiven yok sanma,

ATLA, gerekiyorsa ATLA!

IŞIK olan ALAN yumuşak nasılsa.

İlk anda yuvarlansan da

Toparlanırsın hızla

Düşüp de ölürüm diye KORKMA!

Ahh, ahh artık ANLA!

Sadece UYANMAK için geldin bu hayata

Bunu ANLA!

Kolaya kaçma ama kolayından ANLA!

Zorlanma ama zor bildiğini yeniden tanımla.

Çık yukarıya, çıkamadın mı?

Dön yüzünü yukarıya, dönemedin mi?

Gönlünü aç mutlaka bulunduğun alanda.

Hadi kal sağlıcakla, çok mecaz var bu yazıda, ne anladığını sanıyorsan koy kenara, AL BAŞTAN OKU, mutlaka.

İstanbul, 14.9.2020 – 12.33

Bu yazıya ilham olan, kelam olan, sevgili HATHORlu dostlara sonsuz teşekkürlerimle.