5 Mayıs 2026 Salı

DİLE GETİRİLEMEYENLER....

Yüreğim dertli
Kalbim acır...

Gözüm yaşlı
Gönlüm acır...

Bedenim çökmüş
Belim acır...

Beynim yorgun
İçim acır...

Bir cenderede sıkışmış
Bin hücrede acıkmış
Tuzaklarda kapanlarda kalmış...

Haykıramam; zamansız...
Susamam; durmaz...
Bırakamam; olmaz.

Gitmeye gidilmez
Dönmeye dönülmez
Bir sertlikte
Sıkışmışım;
Bilinmez... görülmez...
Yaşanır sadece bende; içimde içimde...

Hem de öyle bir gün değil
Bin gün değil
Bütün ömürlerde
Tüm bedenlerde...

Niye derim, derdim ne?
Bugün söylerim sadece.
Dermanım sende...
Dermanım sende...
Dermanım sende.

Niye?

Yoksun bugün
Olman gereken yerde!

Yoksun bugün olman gereken yerde!


Soylar geldi sardı bedenimi
Kanımı eme eme
Canlılığım tükendi
Kaldı bi nebze.

Canlar geldi girdi beynime
Gerçekliği göme göme.
Nefesim tükendi
Ömürler bitirile bitirile.

Özler geldi emdi suyumu
Kuraklığı getire getire.
Mayam tükendi
Cevherim bölüne bölüne.

Ne ses
Ne nefes,
Ne renk
Ne ışık,
Ne doku
Ne koku,
Kalmadı ellenmeyen
Ellendikçe tüketilmeyen...

Parçalandı aklım
Pinçik pinçik...
Parçalandı gönlüm
Göz göz...
Göre bile...
Saçıldı kanım töre diye diye...
Aktı nurum heba edile edile
Güç ve güzelliğe...
Verile verile... 

Kumaş yerine biçildi bedenim.
Giysi yerine...
Demeyeyim dahasını...

Batar diken iğneler 
İçimden geçen ören şişler
Cam kırıkları keser keser keser...
Anlayan anlar
Gerisi boş boş bakar!

Kızanlar... küsenler...
Yüzüme bakıp içinden sövenler
Arkamı dönünce hareket çekenler
Alınanlar bozulanlar
Savunanlar savuranlar
Çarpanlar bölenler
Neler gördü bu gözler
Neler neler...
Yitip giderken canım canlılığım özüm aklım başım suretim nefesim...
Hep haksız bendim 
Hep yanlış ben
Hep eksik ben.

Dönüp bakmadı kimse aslına
Dönüp görmedi kimse aslını
Dönüp gitmedi kimse özüne

Niye?
Sen yoktun yerinde!
Sen yoksun hâlâ yerinde!

Niye sen yoktun yerinde?
Niye sen yoksun hâlâ yerinde?

Niye sen yoksun, hâlâ yerinde?

Bugün; 5.5'te
5'i 5 geçe
Döktüm yüreğimden işte...

Bir duyan olur diye değil de
Sıkıştığım yerde
Tek yolum erişmek içine 
Yazmak bir derin nefesimle
Belki bi nebze
Açılır gözlerin yattığın yerde.

Açılır gözlerin içinde.

Tükenmekteyim her yerde
Şarjın son demleri ... 
Yüreğim erimekte.

Dövülmekteyim hâlâ 
Kimi sözcüklerle ... kimi hecelerde,
Kimi sessizce
Dağların ötesinden zuhur eden ok misali öfkesini içimden geçire geçire.

Yitip bitmekteyim
Bölüne bölüne...

Sanma ki can havliyle dökülür sözcükler...
Sözcüklerin sesi nefesime çare.
Niye?
NEFESİM yok, sen yoksun yerinde.
CANIM yok, sen yoksun yerinde.
Kalbim ellerde...

Ben; VARım 
İNSANım yok yerinde!

Ama bil ki SEVGİ sonsuz yüreğimde İNSAN denene.

Ben VARım 
Sen yoksun hâlâ yerinde!

Ben varım 
Sen var mısın yerli yerinde? !?

İstanbul bilinende
5.5'te 
5'i 5 geçe
Ebru denen aldı kaleme...



4 Mayıs 2026 Pazartesi

BÜYÜMEK

Büyümek
Kalabalıkların arasında yalnızlığınla başedebilmek midir?

Büyümek
Anlaşılmadığında
Üzülmemeyi becerebilmek midir?

Büyümek
Sevildiğini hissedemesen de
-mış gibi yapabilmek midir?
Mutluymuş gibi... acıtmamış gibi... 

Büyümek
Hayat seni her tökezletip düşürdüğünde
Silkelenip ayağa kalkabilmek midir?

Büyümek 
Dalıp gittiğinde manzaraya
Yüreğindeki kor ateşine su serpiştirebilmek midir?

Nedir sahiden büyümek?
Yıkılmadan, ayakta yaşlanmak mıdır?
Yılmadan, hayat denen oyuna devam etmek midir?

Nedir sahiden büyümek
Gözyaşlarını gizli gizli içine akıtabilmek midir?
"Anneee" diye bağırmadan kırılan ayağına basıp hastaneye kendin gidebilmek midir?
Babana / abine şikayet etmeden en sivri cevabı o anda verebilmek midir?

Sahiden
Nedir büyümek?

Sen
Yeterince büyüdün mü mesela?
Gelmişken 40-50-70 yaşına?

Yoksa büyümek 
Aslında bambaşka bir haldir de oyalandın mı bunca;
Suçlaya suçlaya doğduğun evi...
Kendini... seçemediğine inandırdığın aileni...
Patronu... işvereni... sistemi... devleti... 
Zulmeden hep başkası, mağdur hep sendin de dayandın mı büyüdükçe...
Zekanı, aklını kullanıp kaçtın mı büyüdükçe?
Problem çözen... fikir üreten mi oldun büyüdükçe?
Dostlar sağolsun derken mi buldun kendini büyüdükçe!
Yoksa
Herşeyin başı sağlık diyenlerden mi oldun gün geçtikçe?
Avucunda ilaçlar; adı malum l...'lar, x...'lar, p...'lar uzmanlıkta yan dalın mı oldu sen büyüdükçe!

Sahiden 
Sen büyüdün mü yeterince?

Yoksa...

Büyümemek için aslında
Gerçeğe yuma yuma gözlerini 
Fikrini belleyip
Aklını sivriltip
Becerilerine beceri ekleyip
Gömülmeye hazır hale mi getirdin kendini 
Galerinde 3-5 fotoğraf
Belleklerde anılar
Heybende bolca inanç..., kural..., kabul..., 
Hafızanda "doğrular"...
Çekmecede "beratlar"...
Kayıtlarında "ispatlar"...

Gerçek neydi peki?
Neredeydi?
Bunca zaman neden önüne getirtilmedi?

Büyüseydin... belki... büyüseydik... belki... büyütebilseydik belki... 
Gün yüzüne gelecekti!

Deşebilseydik yeterince!
Direnebilseydik gerektiğince!
Görebilseydik gerçekte!
Girebilseydik içine!
Seçebilseydik; SEÇEBİLSEYDİK!
İşimize gelen yerine; insanlığın iyiliğine...
Dayatılan yerine; insanlık için...
Korkmak yerine; insanın gerçek gücüyle...
Seçebilseydik saf sevgiyle.

Büyütebilirdik insanı
Büyürken kendimiz de.

Bizse küçülttük İNSAN'ı
Büyütürken bencilliği, hırsı, öfkeyi, hükümranlığı, karanlığı, arzuları, hazları, şaşayı, imitasyon kahkahaları, çakma makyajları, kof bilgileri, şişirilmiş dudakları, kat kat evrakları, inovasyon dedilen prangaları, otomasyon denilen zincirleri, "yeni" denilen zırvaları... 

Bizse gömdük İNSAN'ı
Yaşatıyoruz sanırken insanı!

-Yaşatıyoruz sandık "insanı"! ?!
-Yoksa demeli miydik yaşatıyoruz "insan sanılan"ı! ?!


Yok be Ebru o kadar da yanlışımız yok diyorsan hâlâ...
Savunuyorsan küçülen insanı;
Vicdanını rahatlatıyorsa
8-10 kg. mama dağıttığın barınaklarda, sokaklarda,
Ödediğin aidatlar üyesi olduğun karanlığa,
Bıraktığın sadakalar usulca,
Paylaştığın bildirimler ulu orta...
Ahh ahhlar vahh vahhlar her duyduğunda maldeformasyonları... yeni yeni hastalıkları / çevrendeki hastaları...
Yetiyorsa sana
Kal sağlıcakla, bak sen kendi yoluna.


Zira ben devam edeceğim
İNSAN KALKINCAYA KADAR AYAĞA
AŞK OLUNCAYA KADAR BU DÜNYADA
SEVGİ YENİDEN VAR OLUNCAYA KADAR HER HÜCREDE, TÜM ALEMLERDE
GÖZLER AÇILINCAYA KADAR
KALPLER YUMUŞAYINCAYA KADAR
KANLAR TEMİZLENİNCEYE KADAR
AKILLAR PARLAYINCAYA KADAR
FİKİRLER AYDINLANINCAYA KADAR
GÖNÜLLERDE BİR OLUNUNCUYA KADAR

HAYATLAR IŞILDAYAN,
İNSAN BÜYÜRKEN BÜYÜTEN 
VAR, VAR OLUNCAYA KADAR.

Sevgim sonsuz İNSAN'a.
Firdes Ebru Tolan
İstanbul, 4.5.2026
Işıldayan Hayatlar

25 Mart 2026 Çarşamba

KENDİNİ BİLMEZ BİR UŞAK!

Nefes candır,
Her daim şarttır.

Aldığın soluk ise
Kandan akandır.
Kandan akan ise
Öz'ün değil de
Can'ın aklını karıştırandır.

Nefesi çağırsan 
Aldığın
Yaralardan akandır,
Sen de irin...
Ben diyeyim sarin...
Saflığı bozulmuş
Candır.
Öz'den akan
Heba olan kandır.
Öz'ün özüne
Can'ın kalbine
Batan bir can'dır!
Çığlık atan,
Kaynak'tan akan,
Yaraya tuz basan bir çığırtkandır.
Çıktığı yere kan döken 
Kendini bilmez bir uşaktır*
Yavru der basarsın bağrına
Bastığın bağır yurdun son toprağıdır oysa.
Basarken verdiğin ziyansa
Akıllara zarardır, anlayamasanda.


Ahh derim derim ben ne derim...
Varoluş bir kitap olsa 
Yazılmaz asla son sayfa!

Ama
Devreden her an'da
Başka başka,
Kimi açık
Kimi kapalı yaralardan 
Sızanlar
Durur hâlâ. 
Durur hâlâ!

Nedir sızanlar?
Sızılar!
ÖZ'ün KALB'ine sızıdır en nihayetinde. 
Katlanarak artan 
Artarken dağılan
Dağılırken kararan 
Kararırken kırılan
Kırılırken yıkan 
Akla ziyan
Kana karışan
Soy sanılan
ÖZ'ü kuşatan
Kuşattıkça boğan
Boğdukça boğulan 
İnsan sanılan...
Sızı olan
Sızan...

Ne gözü görür feri
Ne sözü gelir beri
Ne kalbi bilir sesi
Varı yoğu zenginlik olsa
Doldursa heybesini
Ne fayda 
Gideceği belli,
2 soluktan biri 
Son deneni 
Çıktığında,
Bedeni olacak kefeni.

Niye derim?
Hâlâ var bir bedeli
Ödeyen bizsek 
O da artık bunu bilmeli.

Neden derim?
Soluklanırken sen 
2 arada
1 ağaç altında
Atı alan Üsküdar'a daldı!
İnsan teyakkuzda 
Ama ne fayda?
İNSAN'sa uyur hâlâ 
Adeta komada!

Sızan insan, küçük insan,
Devleşti adeta 
Sırtını yaslamış sana!
Sen bakarsın hâlâ dünya malına.

Peki paşam kal sağlıcakla.
Yarın olacak sanıyorsan bugünden alâ
Yarın yok ne sızana, ne sızlatana.

Anlatan da anlattıran da ÖZ'ünde saklı adı yazılarda Ebru diye kaldı...
İstanbul, 25.3.2026


*Uşak; Velet, çocuk, sabi, enik kelimelerinin eşanlamlısıdır.
TDK der ki; uşak 
Herhangi bir bölgenin halkından olan erkek. Çocuk.

20 Mart 2026 Cuma

BİR BİR...

Bir bir çekiliyor aradan 
Karaya saplananlar;
Mihenk taşı* sanılanlar.

Bir bir çekiliyor aradan
Karanlığı çoklayanlar;
Gecenin yoksunluğunda yıldız sanılanlar.

Bir bir çekiliyor aradan
Karayı bulayanlar;
Bilge kişi, duayen... guru**... sanılanlar.

Bir bir çekiliyor aradan
Karanlıkta yaşayanlar, karanlığı yaşatanlar;
Kitin*** örtüsünü matah sandıranlar.

Bir bir çekiliyor aradan
Karanlığı yaşayanlar;
Zevk-i sefayı, hazzın sarhoşluğunu "insan doğasının normali" sandıranlar. 

Bir bir çekiliyor aradan
Karanlığa doğanlar;
Kendini dokunulmaz, dokundurtulamaz sananlar.

Bir bir...

Nurlu nefes geçiriliyor içlerine içlerine 
Zerk edile edile.
Kimi tahammülsüzlük hissetse de
Kimi dayanamayıp son nefesini verse de
Kimi arkasını dönüp gitse de
Kimi ...
Ya devam edecek nurun içinde
Ya da eriyip gidecek bataklığın sözde özünde!

Bugün
Görünürde bir eşitlenme (ekinoks)**** ise de...
Bir derin nefesle
Sen geç kendi dümenine;
Feragat edemediklerin ve de üstünü itina ile örttüklerin
Kalsın geride,
Sen seni bil önce
Dünya denende.

Zira
Düzen devam edecek en nihayetinde 
Ama bu sefer nurun içinde.

Gösterilenle oyalandın nice...
Şimdi dersin AI tehlikeli taklit eder liderleri!
Ya yaşattıkları taklidi ise bunca sene!!!
Gerçek yaşam
Gerçek sevgi
Gerçek öz
Gerçek bilgi
Gerçek söz
Gerçek tarih
Gerçek insan
Gerçek... gerçek... bu diye diye...


...ve şimdi sana çözdürülmeye çalışılan bilmece tam da bu ise gerçekte!?


"Nereden bileceğim hangisi şimdi gerçek?
Gözüm gördü; doğru dedi. 
Dilim "bilim" dedi.
Hafızam zaten kollektifinkiydi!!!
Nasıl çıkarım bu işin içinden
Dipsiz bir kuyu çeker beni bataklığına, bilsem de...
Ölüm korkusu yaşarım hâlâ, 
Zebaniler fısıldar kulaklarıma uykumda.
Aman aman haa bana dokunma"
Diyorsan 
Deme!

Deme!

Artık bugüne kadar dediğin hiçbir şeyi, bir daha deme!

Bak bir dünya dediğine; 
İnsan'a yakışan budur diyebiliyorsan
Kal kendi aleminde.

"İNSAN'I İNSAN YAPACAK
Benden bir parçadır mutlaka; uyandığımda.
Kalkıyorum bugün ayağa; an'da."
De!

De mutlaka!

Bugünden sonra
Hızlanacağız ne de olsa...
Ne kaldı 2027 Ağustos'una!

Kal sağlıcakla
Firdes Ebru
İstanbul bilinende, 20.3.2026 görünende...



*Mihenk taşı, gümüş ve altın alaşımlarının kalitesini test etmekte kullanılan, kuvars gibi taşlara verilen isim ise de mecazi anlamıyla bir şeyin kalitesini belirlemek için kullanılan kıstas demektir.


**Guru, Sanskritçede "öğretmen" veya "usta" anlamına gelen bir terimdir.


***Kitin, Eklembacaklılar tarafından dış iskeletin kurulmasında kullanılan ve mantarların hücre çeperini oluşturan karbonhidrata denir.
Mantar hücre duvarının, kabuklular (yengeç, ıstakoz, karides gibi) ve karıncalarla kelebeklerin dahil olduğu böcekler gibi eklembacaklıların dış iskeletinin, yumuşakçaların radulalarının (dişli dil) ve ahtapotla mürekkepbalığının dahil olduğu kafadan bacaklıların ağız kısmının ana bileşenidir.


****2026 Mart Ekinoksu; 20.3.2026, Cuma 17.46 (TR)


Buraya kadar okuduysan sevgili dost
Lütfen ziyaret et👇👇👇

Aklına takılanlardan fazlasını bulacaksın.

Video ve canlı yayın kayıtları

Sorgulayan ve sorgulatan paylaşımlar

Çok özel yazılar... 


20 Şubat 2026 Cuma

SONSUZLUK NEYDİ?

Bir derya deniz hayal et 
Yakamozlar güzelliğinde parıldayan her daim kendi içinde.

Adı sevgi 
Kendi sevgi  
Hamuru sevgi 
Dokunuşu sevgi
Sadece sevgi
Kıvamı
Yapısı
Özü
Akışı
Sevgi
Getirdiği
Gösterdiği
Gönderdiği
Geçirdiği
Hep sevgi
Her daim sevgi
Sadece sevgi

Yeşeren de içinde
Yeşerten de kendinde

Besini de içinde
Beslediği de içinde

Yapılandırdığı da kendinden
Yapısı da kendi

Gösterdiği de eşdeğer
Gösterdiği de hemdeğer!


Gördüğü ne peki?!
Yaşadığı ne!?
Yaşatılan ne?

Batıyor dibe dibe
İçine tükürülenlerle
Üstüne örtülenlerle
Yapısına gönderilenlerle
Gözüne dökülenlerle

Kötülük naif kaldı!
İdrak edilemeyenlerle!

Sızlar... sızlar...
Yüreği ayrı
Gözleri ayrı
Burnu ayrı

Çöker... çöker...
Sırtı ayrı
Gönlü ayrı
Gözü ayrı

Çürür... çürür..
Kalbi ayrı
Kanı ayrı
Kulağı ayrı

Yanar.. yanar.. 
Beyni ayrı
Belleği ayrı
Nefesi ayrı

Söner... söner...
Damarları ayrı
Dimağı ayrı
Feri ayrı

Sen şimdi
Bir derya deniz hayal et 
Kanlı; yaralı
Dalgalı; huzursuz
Dipsiz; batıklı

Sonra de ki bana
İyi insanım bu dünyada 
İmanım tam, ibadetim yeterli bana.
Bilgili insanım bu dünyada
Lafım çok, belgelerim tam dosyalarda.
Yardımseverim bu dünyada
Beslerim muzdaripleri, koşarım zedelenenlere anında.
Aklım fikrim hür seçerim doğruyu bu dünyada
Yaşanmışlıklarımdan öğrendim çokca bileşke derim onlara.
Zaten hayat da zor be Ebru bu dünyada
Göçüp gideceğiz o son noktada.

Peki derim usulca
Peki
Sen kal kendi dünyanda.

Ama bil ki
SEVGİ; gerçek sevgi
Gerçeği... 
Anlaşılamadı dünyada.
Anlatılamadı açıkça.
Zira 
Sevgi; duran yapı taşlarınızda
Temizlenemedi hâlâ 
İnsanca...

Sen yine de kal sağlıcakla.
Sadece...
Bil ki 
Göründüğü gibi değil dünya.
Firdes Ebru
İstanbul, 20.2.2026

18 Şubat 2026 Çarşamba

İNSANLIK KÖR OLDU, KÖRLÜK NORMALİ OLDU!

Yıldızlar parçalandı...

Ay gecelerin hakimiyim sandı...

En kararmış yıldız en başa tutundu!
Körlük sandırılanla
İnsanlık, ebedi uykusuna dalan oldu.


Bundan sonra insan 
Işığı hep dışarıda aradı:
Gün sandığına kandı,
Gözü bile aldandı.
Gecenin zifirisi 
Aslında can'ının gönlünde 
Bir kanayan yaraydı.
Yaradan damlayan,
Pıhtılaşan kan
Kapak oldu göze
Can'ı görmez oldu.
Can görmez oldu!
Gönülde yakıldı bir meşale
Işık yayan oldu karanlığın içinde
Söndürülemez hükmü kondu 
Yandı... yandı... yaktı, yanarken yakan oldu... oldu... oldu...  
Sürdürüldü hikaye...
Ne de olsa meşale
Kaynak oldu
Karanın özüne!

Gündüzüm diyen,
Gecelerin hanıyım diyen,
Karanlığın şahıyım diyen,
Böylece kendini
3'leyen
Görünen;
Gördüğünü gösteren
Göremediğini bilen
Görünmeyeceği örten
3'leme oldu 
Dünyaya hükmeden!

İnsanlık kör oldu.
Körlük normali oldu.
İnsan bakar kör oldu.
Göz nurunu arar oldu.
Nuru batar oldu.
Batan can oldu.
Can gönüllerde bir yara oldu.
Yara aklı acıtan
Acı kanı karartan 
Kan ÖZ'e düşman
ÖZ aşk'a susayan oldu.

CAN'da hüsran 
ÖZ'e düşman can'a, kayıt oldu.

Kayıt soya yazdırılan oldu.
Soy bozulan oldu.
Soyu bozuk başa dert oldu.


Derim derim..
Bir mesel gibi söylerim...
Dinleyenle anlayan birdir bilirim.
Ama bana duyan da gerek derim.
Özü canı gözü ile 
Kalbi beyni kanı ile
Sevgisi ışığı aşkı ile
Tertemiz piripak 
Sevgi olan
Sevgi'den olan 
İnsan olan gerek derim.

Zira 
Oldurmalı İNSAN
Var etmeli İNSAN
Yaratmalı İNSAN
YAŞAYAN İNSAN.
GÖREN İNSAN.
GÖSTEREN İNSAN.


Yaşayan İNSAN olsun derim.
İNSAN artık yaşayan olsun derim.


Yarınlara uzayacak bir hikayeydi "yaşam".
Aşk'la oldurulan
Sevgi ile yaşatılacak olan,
Nefesinde aşk olan
Gözünde fer olan
Gönlünde can olan.

Yarınlara uzayacak bir hikayeydi "yaşam".
Nuru ile gözü dolduracak
Işığı ile ışık olacak
Gözünün nurunu ışığı ile saçacak olan.

Daha başta kırılan,
Başından yıkılan.
Kendini de içine alan
Ölüm diye bir yalana dolayan
Çukurlarda boğan.

Yarınlara uzayacak bir hikayeydi "yaşam"
Başlamadan "son" bulan.

Ama artık "son"dan dönülmeli başa; en başa.
Her şeyin billur berrak ak olduğu an'a.
Çabam -ız budur anlaşılan
Bir derin nefesle, yıllar önce dünyada başlatılan.
Gel gör ki hiç anlaşılmayan
Kısmı geride kalan can!
Ahh o can
Ne görülen 
Ne gözüken
Ne bilinen.
Ama hep olan 
Hep sevilen.
Nefesine hükmeden
Işığını emen
Nurunu yitirten.
Nedir desen?
Ahh bi desen!
O âfet-i cân
Yaşıyor hâlâ 
Sen anlasan da anlamasan da
Kanında!
Canında!
Aklında!
Nefesinde!
Kalbinde!
Yaşıyor hepsinde; 5'inde.

Öyleyse bir derin nefesle başla
Sor bir afakına*
Nedir sende?
Nasıldır sende?
Nasıl dönüşecek gerçek sevgiye?

Sonsuz sevgimle
İstanbul denende 
Ebru bilinenle 
Söze döküldü bu bilmece
18.2.2026 bilinende.
Işıldayan Hayatlar



*Afak nedir tıpta?
Göz rahatsızlıklarından biri olan afaki göz hastalığı, gözlerden birinde ya da her ikisinde birden gözlemlenebilen, göz merceğinin bulunmaması ile karakterize bir sağlık sorunudur.

*Gözde afak nedir?
Afaki , gözünüzün içinde mercek bulunmaması anlamına gelir. Mercek , iris (gözünüzün renkli kısmı) ve göz bebeğinin arkasında bulunan şeffaf, oval şekilli yapıdır. Işık ışınlarını retinaya odaklar. Mercek olmadan, göz odaklanmamış olur ve görüş bulanıklaşır.



Önemli bilgilendirme; kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılmaması, sadece link olarak bütününün paylaşılması hususuna azami dikkat göstermenizi ve olası ihlallerde gerekli uyarıları yapmanızı rica ederim.

13 Aralık 2025 Cumartesi

HAYAT OLSUN GERÇEK SEVGİ

Kendini seven her can
Can'a can katan.

Kendini seven her can
Canlılığa nefes olan.

Kendini seven her can
Öze nur olan.

Kendini seven her can
Kalbe ışık olan.

Kendini seven her can
Akla sevgi olan.

Kendini seven her can
Sevgiyi sevgiyle duyan, duyuran.
Sevginin sesinde canlılık olan
Sevgi ile eşleşen ve hayat olan
Severek birleşen ve yaşamı olduran.

Varoluşu VAR OLAN yapan; 
Kendini seven her bir can.

KENDİNİ SEVEN HER BİR CAN,
Varoluşa nefes.. kan... can.. olan.


Sevgidir aslolan.
Gerisi yalan dolan.


Ama sevdada dolaşan
İnatta ısrarı olan
Gözünde kara,
Nurunda bulaş,
Zihninde çelikten miğfer,
Yüreğinde şüphe,
Aklında bulaş olan 
Gider yoluna 
Aldığı her soluğu yaşamak sana sana...


Oysa
Sevginin sesindedir canlılık
Sevgi ile eşleşendedir hayat 
Severek birleşendedir yaşam.

Aşktır oldurulan, 
Aşkı oldurandan akan 
12'de bulunan,
Nihayetinde RUH'tan kopan bir parça ile OL'an.


Sen de eyy can!
Ne eksiksin 
Ne fazla
Varsın ya bu an'da
Niyet ettiğin anda 
Kılarsın ruhunu özgür
Çıkarsın yola
Kendi adımlarınla.
Ne kader, ne gen,
Biçilmiş kaftan sana
Dün öyle sandıysan da
Bugün başlıyor,
Yeni,
Baştan,
Uyansana!

Sevgi çağırıyor seni,
Sevginin sesini
Sevginle duysana!

Ne gerek buna?
Dersen
Derim ki ÖZ'ünde saklı bir cevher 
Kırıntı kalmış da olsa
Sen çoğaltırsın onu
Bilirsen...
Bildiğini kabul edersen...
Kabul ettiğinle niyet edersen...
Niyetinle bir derin nefes çekersen.


Ne gerek var buna?
Dersen
Diyecek lafım kalmaz sana.

Ne gerek var anlayamıyorum dersen 
Anlarım ama...
Zira ortak bilinç evriltme çabasında 
Seni,
Hâlâ daha,
Eritme çabasında
Kararmış bir bilincin 
Bulaş formlarında.

İşte ayarsan tam da buna 
O vakit başlar kıpırtın aslında.
Tanımlar ve çok daha fazlası 
Gerçeklik alanında.
Onun da ucu yanmadan korunla;
Tutuştu çoktan,
Dinamitin lokumuna ulaşmadan!
Kül kalıp elindeki son parça,
Patlatmadan adeta,
Bir nefes ver yüreğinin derininden,
Sönsün son dem.

Biçare sanılan
Uyandı çoktan,
O da senin içinde,
Tutsak kalan son can.

Kararttı baştan,
Koru yaktı,
Nefesin dumanlandı,
Canın çoook yandı.

Bilirim yürekten
Duyumsarım yekten.

Kurtarıcı beklemesen!
Artık kurtarıcı bekleme sen,
Bir nefes versen
Bir derin nefes ver sen.

Sussun sevdanın şarkıları,
Takılmış,
Kırık plak dönmesin,
Tekrar tekrar sevda dillenmesin.
Duy sevginin sesini
Sevgin sesin olsun.
Dinleme gerisini.

Gaipten gelen bir tını misali
Gerçek ÖZÜN ritmi 
Gerçek SEVGİNİN sesi
Gerçek KALBİN rengi
Gerçekliğin bitmeyen;
Bitmeyecek,
Bitirtilmeyecek 
Mutlak değeri;
VAR ETMEK denmeli.

Sen seni bil,
Sil hafızanda duran
Yüreğinde sızlayan 
İnleyen sesi.
Ne ölümlüyüz,
Ne ölümüz.
BİZ İNSANIZ 
SADECE SEVGİ.

İLELEBET PAYİDAR
İLELEBET ATAR
BU KALP;
SESİ SEVGİ.

SEN SENİ 
VE DE GERÇEĞİ 
SEV.

BİL
KENDİNİ ve
KENDİ GERÇEKLİĞİNİ.

Duyar her can seni;
Özünde sevgi.

Canlanır sevgisi;
Gönlünde sevgi.

Sen iyisi mi 
Bitir gerisini.

Işıldayan hayatlar 
Olsun mutlak bilgi.
Hayat olsun gerçek sevgi.
Firdes Ebru'dan
İstanbul, 13.12.2025

24 Kasım 2025 Pazartesi

KOVUĞUNDA NE VAR?

Kurtarıcı bekleyenler
Kendilerini göremeyenler
Kendilerini görmeyenler
Gücü teslim edenler

Demek isterdim ama
Durum tam da böyle değil aslında.

Kurtarıcı bekleyenler
Kendilerini gömenler 
Ulu orta dünya sandıklarına.
Kendilerini göremeyenler
Işığı kıranlar hâlâ; hâlâ daha!
Desem daha doğru aslında.

Ama sorarsan bu mudur 
Diyemem tastamam işte budur.
Zira hepsinden bir parça;
Öyle bir bulaş olmuş ki cana
Ayırmak için çizilmiş sınırlar
Çekilmiş bayraklar
Konmuş fligranlar 
Oyulmuş logolar
Dikilmiş yapıtlar 
Daha neler neler...
Sembol okuyanlar adını koymuşlar
Sanırsın tüm tarihi baştan sunmuşlar.

Olanı anlatan çokmuş
Olanı anlayan yokmuş.

Anlatanı alkışlayan çokmuş
Soranı duyan yokmuş.

Nasıl bir akıl tutulması diyeceksen deme boşuna
Zira muhakeme için ne bilgi ne beceri 
Yürekten akmalı sevginin bilinci! 

Oysa ilk düşman; en büyük düşman
Sanma ki başkası
Nifak tohumları atılmış çoktan
Sevgi bilincinin ortası oyulmuş baştan.


Kimliğini verseler eline
Hadi çık deseler
Orta yere
Kolay olurdu, sence.
Oysa o kimlik başlı başına bir bilmece.
İçinde gerçeğin kırıntısı kalmış 
Boş bir kovuk*
Bekler sahibini
Doldurulsun diye.

Neyle?
Sevgi bilinciyle!

Ayırsam bileşenlerine;
Sevgi gerek bize
Bilinç içinde.

Oysa kalmış bir posa 
Suyunun suyu sıkılmış iyiden iyiye
Yerine konmuş tecrübe!
Bilgi!
İspat ve de akıl işte!
2 göz görünce kapatılmış tüm kapılar
Gerçekliğin üzerine!


Üzeri örtülünce gerçekliğin
Kolaylaşmış yönetmek insancığı
Gözünün gördüğü düzlemde
Dillene dillene.
Kurallar, kabuller hoş gelmiş
Savrulduğunu zannedene
Ziller çalmış 
Sıralar yapılmış 
Tek tip, bir örnek, en kolay yolmuş.
Aklın sınırları çizilmiş önce
Sonra zihnin odacıkları doldurulmuş itinayla.
İstifler dönüşmüş külçeye
Külçeler dönüşmüş güce!
Katman katman çökmüş insan;
Kat kat üzerine çıkarken gök delene!
Başarı denen dönüşmüş sihirli bir değneğe
Dokunduğu yere bırakmış bir iz; damga, belgelere.
Ne çok belge... ne çok belge...

Ayıklamak gerek de...
Pirincin taşı pirinçten fazla ise
Taşı kıymete bindirmek
Kazandırır aklı evvele!!!

Hadi!
Öyleyse... 
Bugün bir daha niyet ediver sen, kendi aklınla,
Gerçekleri görmeye,
40 yıl kölesi olmadan
Kul'un.
Batmadan iyiden iyiye kovuğun dibine,
Taşıdığın yüklerle zihninde.

Ne doğru gerçek doğru
Ne yanlış tam yanlış
Yanlışın içinde var bir doğru
Doğru zaten taşır yanlışı doğru.

Laf ebeliği değil maksadım
Her söylediğimde var bir mana
Gerçeklik saklı tam da orada.

Çevirirsen başını gerçekliğe
Altında kalırım korkusu yaşamadan bir anlığına, 
Yıkarsan tüm duvarlarını
Çıkarsın ayyuka
... ve işte o an'da başla bağırmaya 
Tüm hücrelerine duyururcasına,
Gerçek sandığın ne varsa, sarsarcasına.
Bir derin nefes al da haykır 
Ben sevgiyim 
Varım ışığımla
Benden çıkan her ton... ses... nida,
Baktığımda gördüğüm ne varsa,
İçime aldığım hava, 
Damarlarımda dolaşan ve de bedenimden yayılan, daima
Işığın aşkıyla 
Sevgidir özümden nasıl olsa
De mutlaka.


Ve unutma!
Her insan öğretmendir; öğreten kendine yaşar olmayı ışıkla ve aşk'la,
... ve her insan gerçek bir öğretmendir varoluşa, yaşaya yaşata. 
Kendi insanlığını kutla.
Uyanışını kutla.
Zincirleri eritişini kutla.
Duvarlarını yıkışını kutla.
Gülümsemeni kutla.
Sevgiye değen görüşünü kutla.
Koşulsuzca sevişini kutla.
Takdir ve teşekkür olmaksızın; insanlığı kucaklayışını kutla.

Sen bugün iyisi mi
Kendini kutla;
Yaşadığın için...
Yaşar olmayı seçtiğin alanı nefesinle ve niyetinle, sevginle ve sevecenliğinle doldurup, donatıp SEVGİ BİLİNCİNDE VAR OLDUĞUN İÇİN KUTLA.

Kal sağlıcakla
Firdes Ebru
İstanbul, 24.11.2025



*kovuk
ad
bir şeyin oyuk durumda bulunan iç bölümü.

18 Kasım 2025 Salı

MUKADDERAT!

İblis'in karası...
Şeytan'ın kıvraklığı...
Cevher'i taşır Cadıların en hası!

-Ahh girdik yine fantastik alemlere, dersin belki de.
Oysa hep derim size; varsa önünüzde, vardır özde!!!

Kim sordu şimdiye; ben insansam kimdir cellat diye?

Çözdüm sanırsın dünyayı; kuralları koyan başkası, 
Kuralına göre oynayan hayatın ağası.
Ben de olurum kendi keyfimin kahyası.
Düz bir çizgide ilerlerim ölümüne 
Yeter ki olmasın çukur önümde,
Ha eğimli göğe...
Ha düz gider "bitiş"e.
Bir yaşamı geçireyim de sulh içinde 
Kavga dövüş olmasın yerimde.
Karnım tok
Gözüm gönlüm hoşbeşlikte*
Yara bere yok ise ömrümde
Daha ne isterim;
Mukadderat** işte.

Sen mukadderat 
Dersin de
Yetmez bu bazı önden gidenlere
Yoruldum... usandım... hep aynı nakarat deyince içi bir yerde
Düşer koca bir boşluğun içine
Anlamsızlaşır yaşam
Aykırılaşır insan
Kopar adeta
Gerçeklik algısı yok olurcasına
Yabancılaşır hatta!

Terapistler... haplar... boşuna mı varlar?
Avuç avuç alınsınlar
Referansları sorgulatsınlar
En uygunu belki en ucuzu olmaz ama
Yolunda seni tutsun da... 
Yorumlarıyla 
Sıkılsın dişler
Döndürülsün dişliler
Bir sistem kurulmuş 
Devam etsin de düzen 
Koştururken koştururken
Ayılamasın insan denen.

Ayılamasın insan denen!

Ayılan aykırı olansa da 
Ona da var bir tedbir bu dünyada:
- Aklını mı kaçırdın sen?
- Mantığını kullansana!
- Akıl, mantık var, yaa.. saçmalama.

SAÇMALAMA!

Ahh keşke herkes bi saçmalasa!

Saçmalarken saçmalarken 
Sallantıda olsa da
Çiviler... kazıklar söküledursa.
Hep aynı noktaya basılan parmaklar,
Övgüyle anılan sözde başarılar,
Kanıt adıyla yaptırtılanlar
Sarsılmazcasına tutundurulan doğrular
Belki, belki! bir parça yerinden oynatılırlar!!!

Sen çatırdatmazsan doğrularını özünde sana
Kırılacak yakında boydan boya
De sen ona fay hattı...
Ufuk çizgisi...
Enlem-boylam...

Sen yıktırmazsan doğrularını özünde sana
Yıkılacak yakında yekten aşağıya
De sen ona sistemler...
Yapılar...
Kurumlar...

Ne dersen de ama...
Bil ki tutunduğun düzen
Bağdaşmıyor varoluşla.

Bağdaşmazsa bağdaşmasın beni öldürür dersin belki tam da bu noktada.
Seçimindir, karışamam sana.
Sen olmasan da VAR, VAR OLACAK bu dünyada.
Ama sen de olursan dünya cennet olur ANAVATANA.

Dokunduysa içinde bir yerlere bu sözcükler az da olsa
Sarsmakla başla; kendini tepeden tırnağına.
Sarsılmadan ama ...
Kal sağlıcakla.
Firdes Ebru
İstanbul, 18.11.2025


Not: Daha fazlası için lütfen YouTube kanalımı ziyaret edin.




*hoşbeş
bileşik · ad
buluşan kimseler arasında, buluşmanın ilk dakikalarında, hatır sormak için söylenen ilk sözler.

**mukadderat; yazgı.

7 Ekim 2025 Salı

SONSUZLUK OYUNU

Hançer hançer üzerine
Peşi peşine 
Girerken kalbime 
Nefes olmak ne kadar mümkün ise...

Boğuluyorum işte 
Çekin alın bu acıyı bedenimden 
Dayanmıyor yüreğim gördüklerime

Diye haykırırken ben

Sen döndün kendi uçkurunun peşine
BİR'den bir iken 
Bir'den verdin özünü ellere
Olmak varken bir O (çember) 
Her derde deva kendi içinde
Sen böldün seni ikiye tam da bu günde.
Aldın 5'i bi yerdeni taktın boynuna yüzgörümlüğü diye diye
Boynunda altını 
Dizildi Kızıl karşıma
Çıkma dedi bir daha yoluma
Taktım İNSAN'ı koluma
Aldım oğulu (insanı) yanıma
Söyle ayna söyle bana 
Var mı benden güzeli bu varoluşta?

Döndüm baktım Kızıl'a;
Yüzü gözü kan kırmızı
Dili sözü sivri özlü
Kanı dolu kıvrık başlı
Dolaşıyor ortalarda
Pek de endamlı.

Arandım İNSAN'ı 
Gördüm çökmüş omuzları
Solmuş beti benzi
Çekilmiş canı
Dolaşıyor ortalarda burnunu kıra kıra
Kemik çıkmış ortasında!

Sağında bir oğul, aksak
Solunda Kızıl
Ortasında eksilmiş ...
7 veren gülü ellerde serpilmiş.

Eller taşır ganimeti
Usulca
Başa koymuşlar taç sandıra sandıra
Tacın içi dolu hurda
Zehirler onları kana karışa karışa.

Çıkmış bu 7 ortaya
1 ve 0 onlarla
Yalan olsalar da...
Oldurmuşlar bir "yeni"
Sonsuzluk demişler adına 
Koymuşlar 5'i tam ortaya
Dön baba dönelim
Devranı biz ellerimizle dönderelim...

Sürsün saltanat 
Yürüsün salına salına
Soy diyelim adına
Ata koyalım başına (atasoyu)
Kimse aramasın sormasın ÖZ'ü
Öldü diyelim ona
Öldürdük demek zordur hâlâ bazılarına.
Yıl gelmiş 2025 sanılana
7 olmuş insan 
Aksak bacağıyla
Kanayan yara durdurulacağına
İnsan sandırılanlar gelmiş başa.
ÖZ'den kalan ne varsa 
Çıksın çıkartılsın ortaya
Aklana paklana
İsterken ben 
Bilmiş geçinenler gömülmekteler
Kendi karalarına...
Hâlâ!

Sen kimsin acaba okuyan bu satırları?
Sorar mısın hâlâ ortaya!?
Dön bak satır aralarına ve yüreciğinde gömülü, üstü örtülü hazine sandığına.
ÖZ'den bir öz bulursan ne alâ
Parlatırsın onu kendi öz ışığınla.


Son bir hamle 
Son bir nefes
Son bir nurlu can
Üfler sana
Kulağına
Duyasın diye -gerçekleri.
Bozasın diye -düzenleri.
Açasın diye -gözünü.
Göresin diye -oyunları.
Sorasın diye -bu mu?

Aradığım
Özlediğim
İstediğim
Beklediğim
İnandığım
Seçtiğim
DÜNYA BU MU?
SONSUZLUK BU MU?
GERÇEK BU MU?

İnanmak kolay inandırılana
Yaşamak kolay 2 soluk arasında
Ölmek kolay bir an'da.

Oysa tamamlanış için gerçek sonsuzlukta
UYANMAK GEREK
ŞU AN'DA.

Gerçek sonsuzluk
Başlar aşk'la
Sürer ışıkla
Akar sevgi her an'a.

ÖZ CAN CANLILIK 
Buluştuğunda 
Yaratım alanında 
Aynı saflıkta
...ve çıkar 12 cevher özü 
Aynı anda
Çerçevesi aşk'tan
Ortası yaratan
Döner ışık aşk'la
Sevgi çoşar aşk'la
Sevgi arar eşdeğerini
Bulunca akar sevdiceği.
Büyür coşar
Coştukça akar
KAYNAK ilelebet 
PARLAR.


Ahh derim derim
Ben yine kendim derim 
Duysun isterim
Her bir nurlu can
Beni yüreğinde arayan
Bulsun isterim 
Kendini, aynaya bakan.

Akan akar...
Kaynağı soran 
Bakar.
İspatı arayan
Yorar.

Bir derin nefesle başlayan
Akar akar akar...
İstanbul bilinende 
Yazdım 3-5 kelam kendimce
Dikkatinizi çekerim tarihe
7.10.2025 (9)
Sonsuzzz sevgimle.

Not: Kaynak gösterilerek dahi alıntı YAPILMAMASI önemle rica olunur.
Ama! Kaynak belirterek ve bütünlüğü gözeterek link olarak paylaşmanızda vardır bir değil; bin mana. Anlayışınıza ve göstereceğiniz özene sonsuz teşekkürlerimle.

19 Ağustos 2025 Salı

RUH NEFES ALMADIKÇA!

Ruh bedende can buldu nefesle

Ne alâ dersin buna 
Oysa ruh sıkıştı kaldı bedene bir nefesle 
Çıkmayan candan ümit kesilmez diye diye 
Döndü durdu ruh bedende 
Beden can buldu dünya denende 

Bu nasıl bir ironi varoluş gerçekliğinde 
Matah sandığın döngü dönüştü bir kör düğüme.

Düğüm döndü çileye
Çile döndü eve
Ev döndü dünya bilinene!
İki soluk arasında bir hayat dediğine!
Bitmedikçe çile
Tekrar etti yer yüzeyinde
Topraktan geldik... diye diye

Oysa...


Bir zindan düşün; duvarsız... kapısız... kilitsiz... 
Bir zindan düşün; ışıksız... renksiz... sessiz... 
Bir zindan düşün; sensiz.


Neredesin sen?
Gerçekten 
Neredesin sen?
İnsan denen; sorarım sana
Duy beni 
Kalbim atar insan insan diye...

İnsan, neredesin sen?


Dönelim zindana!
Cevabın var mı bana?
Benim cevabım var sana!

Bu zindan:

Ruhundan uzakta
Gözden ırakta*
Kalbin atımını duyamayan hâlâ,

Aklın yolunu benimserken
Fikrin temeli mülk diyen hâlâ,

Zihin kapanında evrimleşen 
Bedeni şekilden şekle giren
İnsan soyundan gelen
İnsan denen
İnsanlığını yitiren
Duygularını körleştiren
Düşüncelerini sivrilten
Gerçekliğini ötekileştiren
Kemiğini kanına zehir eden
Kanını canına yaver eden hâlâ,

Nefesini tutan
Nefesi yutan

Kendini matah...
Dünyayı "alan"...
Güneşi merkez... 
Sanan hâlâ 

İnsanın tam da içinde!


...ve sen; insan
Sen de bu zindanın içinde!

İnsan, zindan kendi kendine.
Zindan insan, kendi de içinde!


Var olan 
Olacak olan
Ama varlığı hükümsüz olan insan;
Uyanamayan insan
Nefesi yutan 
RUH'u tutan insan,
Kendi köleliğinde vezir-i âzam olsan ne yazar?!

Özgürleştirmedikçe 
Özgürleşmeyecek

Özgürleşmedikçe
Özgürleşemeyecek

Olan 

İnsan

Soluk alan
Evi barkı olan
Suyu aşı olan
Doğan, doğup doğup yok olan
Yoklukta varlık arayan
Varlığı dört duvarda sanan,
Döne doğa...
Doğa doğa ölen,
Doğa doğa yok eden,
Doğa öle tüketen,
Doğa öle dibe çöken, çökerten...

İnsan

Ne zaman bitecek 
Bu inadın?
İnatta ısrarın?!


Can tükendi;
Ruh üflendi.
Ruh tükendi;
Ömür üflendi.
Ömür tükendi;
Nefes üflendi.
Nefes de bitti... bitti... bitti...

Öz tükendi;
Su aktı.
Su tükendi;
Yaş aktı.
Yaş tükendi aş aktı;
Aş da bitti... bitti... bitti...

Canlılık tükendi;
Sevdaya çevrildi.
Sevda tükendi;
Hazza evrildi.
Haz tükendi;
Sapkınlığa çevrildi.
Sapkınlık...? Yetsin artık bitsin değil mi!?


İnsan; insanlığın yitti, gitti.
Teknoloji dediğin silaha çevrildi...
Akıl dediğin siyahlara girdi...
Fikir dediğin şeytanı bile adam etti!

İnsan;
Ne zaman bitecek 
Bu inadın?
İnatta ısrarın!?


Çözmek bu kadar mı zorluyor
Çözdürmek bu kadar mı yoruyor seni?

Ne zor... ne imkansız!
Her şey mümkün an'da ışıkla ve aşk'la.
Ama yürek var mı sende yüzleşecek gerçeklerle şimdi şu an'da?!


Bil ki ciğerlerim söndü.
Alev alev yanıyor nefesim
Sense hâlâ yanan kele ağaç dikme peşinde!!!

Ayamadın manaya...
Göremedin zerre hâlâ!!!

Bil ki yolumda duruyorsun kale gibi sözde gururunla.
Haysiyet** diyorsun hâlâ!
Oysa canlılığım tüketilirken
Diriliğim yitti, bitti
Sen ayamadın hâlâ.

O kedi aç, bu köpek muhtaç der dururken...
Mahluk genini yüceltirken...
Haz peşinde giderken...
Sarilerden ordular sardı benliğimi
Sen uyurken.
İstila... içten
işgal... çevreden
Sarıldı her yanım
Sen vatan, millet naraları atarken...
Son çıkışı tutar aymazlığın.
Bir de üstüne koyduğun kararsızlığın.

Bil ki pranga gibisin boğazımda... koynumda...
Sevgi diyorsun buna hâlâ!
Oysa sevgi yapı taşındı.
Oymadan gözümü
Kesmeden sesimi
Soldurmadan renklerimi
Anlatırdım sana... yaşatırdım hatta.
Değişti, dönüştü, kalmadı adeta,
...ve sen de
Ayamadın buna kör kararmışlığında
Işığını karartmışlığında.
Şimdi sevda bu mu diyorsun
Oysa işimiz yok sevdayla
Sen önce aşk'ı anla,
Mana çok başka!


Ne dertlenmişim meğer
İçime ata ata...
Bir volkan patladı say sen şimdi şu anda.
Deprem sandığın da olacak ama çok başka
Hazırlanıyorsunuz da
Bildiğiniz yolda...
Suni teneffüs kurtaramayacak insanlığı
8 milyar ilkyardım sertifikası alsa da!
RUH NEFES ALMADIKÇA!

İraden elinde olsa da 
İnadını bırakmadıkça
İnatta ısrarınla bakmadıkça
Burnundan kıl aldırmaz edanla 
Kibrini yıkmadıkça,
İnsanı yaşayan
Sevgiyi yaşatan
Işığı aşk'tan saymadıkça.
Çıkış yok ne sana, ne bana.

Bir not düştüm bugün burada
Anlamak isteyen alır nasılsa...
Kalın sağlıcakla
İstanbul, 19.8.2025
Firdes dedi... Ebru dedi... Ruhum dedi... kim dediyse dedi, içimden bugün de böyle geldi...




*ırak olmak, uzaklaşmak.

** 8.6.2024 tarihli Haysiyet / Hayy'siyet başlıklı YouTube kaydımı izlemenizi dilerim.👇

15 Ağustos 2025 Cuma

VAZGEÇ... VAZGEÇERSEN... VAZGEÇ SEN!

Gel vazgeç!
Vazgeç inadından... inatta ısrarından.
Bugüne kadar doğru sandıklarından!

Ya "gerçek" gerçek sandığından başkaysa...
Ya "gördüğün" görmen gerekenden başkaysa...
Ya "gittiğin" gidilmesi gerekeninden başkaysa...


Vazgeçsen ya 
An'da
Geçim uğruna...
Seçim uğruna...
Soluk uğruna...
Sağlık uğruna...
Dahası uğruna 
Paralanmaktan dünya sandığında.
Ne uğruna...? 
Tutundukların yok uğruna!


Vazgeç sen
Başkası yapsın demeden
Başkası görsün beklemeden
Başkası değişsin istemeden
Başkasını... başka bilmeden!
Başkası sen!
Başkası ben!
Başla şimdi istersen!!!


Zira 
Vazgeçersen kendinden
Nefes olamazsın içinden

Vazgeçersen kendinden
Işık olamazsın içinden

Vazgeçersen kendinden
Sevgi olamazsın içinden

Vazgeçme!
Ne şimdi, ne sonra,
Ne an'da, ne herhangi bir an'da,
Vazgeçme sen senden asla.
Gerçekliğini bil ve anla
Şimdi başla!

Vazgeçmezsen
Yaşatırsın nurunu her daim sen.

Bir sen yaşarsan nurunla
Işık olursun insana
Sevgi olursun VARLIĞA 
Nefes olursun VAR'a
CAN olursun yaşama
Yaşar olursun canlana canlana
CANLILIĞIN yol olur ışığa
AŞKIN nur oldurur yaşamla
YAŞAM ÖZ olur VARLIĞA.


Devr-i daim olur hayy'at*
Beslenir her bir hücren 
Işıkla ve aşk'la
Kalan ne varsa;
Zehir akar dışarıya
Kör göz... kem göz... ker göz...
Aydınlanır akışla
Temizlenir nurla
İnsan olur doğan
Doğan olur nurla
Aklana aklana 
Yol olur nurluya
Nurlar toplanır yol olur varlığa
Gömülü duran 
Olan ve olduran
Nefes olur CAN'A 
Can ışık olur RUH'A 
RUH akar akar akar cümle yaratılmışa
Alemler kalkar ayağa
Gerçek bayram yaşanır işte tam da o an'da.

Hadi öyleyse
Bir derin nefesinle
Vazgeçmediğini söyle
Cümleye
Senden çıkan eklensin diğerine
El ele değilse de 
Nefes nefese itki olsun peşi peşine
Arşa çıkalım önce
Zirveden her yere
Yerden göğe
Dönsün sende olan;
Sevgi, her yere.
Sevgi her yere...
Sevgi zaten her yerde
Sende... seninle...

Sonsuz sevgimle
Firdes Ebru'dan tüm nurlu canlara
İstanbul denende, 15.8.2025 bilinende


 *Hayy kelimesi, 'hayat sahibi, diri' mânâsına gelir. Hayat kelimesi bu kökten gelir.

2 Ağustos 2025 Cumartesi

RUH DİLE GELİRSE...

Mengene gibi kapmış, yüreğe bastıran.

Can havliyle sırta yapıştıran, görünmezlik zırhına iman yoluyla erişen, çıkmış arşa.

Tersine büyüyen kafa
Batmış adeta ...'a!

Ne göz kalmış gören
Ne akıl kalmış işleyen.

Hal böyle iken
Hâlâ bana dersen
Kader ... kısmet...
Hâlâ beklersen başkasından, 
Bir umut, bir medet,
Hâlâ sığınırsan imana,
Hâlâ hepi topu bir ömür görürsen, hayatı,
Hâlâ beklersen ölümü,
Görürsün ölü'mü*


Hani ölüm yoktu diyeceksen,
Cevap basit, istersen:
Ölmek demek son nefesi vermek demek...!?
Nefes ne demek, "son nefes" ne demek?!

Ölmek demek bedenli yaşamı sonlandırmak demek...!?
Beden ne demek?!

Ölmek demek
Artık var olmamak (nonexistence) demek...!?
Var olmak (existence) demek ne demek?!

Soruların cevabı sandığından başkaysa ki başka
Ölüm ne demek anlayamamışız demek!

Hoş yaşamayı anladık mı ki bu akılla?!


Hal böyleyken
Bir çağrıdır bu sana, benden yana.

Ben kim miyim?
Ben senim
Ben sendeyim
Ben seninleyim
Ben her yerdeyim.
Ben benim
Ben herşeyim
Ben benliğim... bilincim... eşya gördüğün... hava-su-toprak bildiğin... var dediğin her şey benim!
Ben RUH'un kendisiyim.
Parça pinçik edile edile
İndim yere
Girdim yerin dibine seninle

Gel gör ki yaşarım hâlâ seninle.

Niye?

Vardan yok olmaz diye diye geldinse de bugüne fizikte,
Hiçe saydın kendini ruhunu göme göme mülke.

Adalet mülkün** temelidir dedin 
Adaleti metalaştırdın adeta içinde
Koydun baş köşene.
Döndün sonra da 2 kollu, 2 bacaklı formuna.
Aslın kaldı metaforlarda... mitlerde***...
Sen sandın aslın bu ya; 2 gözlü, 2 kulaklı...

Şimdi geldik sona;
Yaşar olamayan insanın yaşamını sonlandırmaya.
Zira çıkmalı artık o son nefes,
Tutulduğu yeter bunca!

Şimdi geldik sona;
Ölürken açılan 2 göz****,
Kapatılırken EL'le!
Kör göz açılmalı bile isteye seninle, sende.

Şimdi geldik sona;
Var olmayı (existence) sonsuzlukta yok olmak / kaybolmak sanmak yerine
Bu dünyada kalarak yok olduğunu (disappear)  idrak gerek bize.

Öyleyse
Başlıyoruz oyunun son perdesine
Hazırlanın!
Işıklar kapanacak.
Demedi deme.


Sonsuz sevgimle,
Aktı geldi ben'den bize...
Işıldayan Hayatlar her daim seninle.
İstanbul denende, 2.8.2025 bilinende...



Ek açıklamalar:

 *m; iyelik zamiri

**Mülk Kelime Kökeni
Arapça mlk kökünden gelen milk veya mulk 1.sahip ve egemen olma, sahiplik, egemenlik, hükümdarlık, krallık, 2. sahip olunan şey, egemenlik alanı" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça malaka "sahip idi, egemen idi" fiilinin masdarıdır.

***mit 
kuşaktan kuşağa yayılan, toplumun düş gücü etkisiyle zamanla biçim değiştiren, tanrılar, tanrıçalar, evrenin doğuşu vb.yle ilgili, imgesel, alegorik bir anlatımı olan halk öyküsü.

****Fizyolojik olarak bu dünyada ölüm sonrası gözlerin açık kalmasının sebebi, ölüm halinin ardından kasların gevşemesi ve göz kapaklarının kapanamamasıdır.

9 Temmuz 2025 Çarşamba

KAZANCI HİÇLİK!

"Baba bir ilham"ı alır da
Gömersen
Sevda dolu toprağa
Kanını emer can damarlarının.

Nadasa bıraksan da
Ortaya çıkmaz gerçek aşk.

Yıllar denen aksa da,
Olduramaz 
Ne susuz kalmış toprak
Ne de ona serpilmiş ilham,
Nurlu bir can.

O olur olsa olsa bir diken
Orta yerde dikilen.


Kalan ilhamı da
Sularsan kanla,
Gözyaşıyla,
Canla,
Cananla...
Çapa vura vura başına,
İlham kalmaz da ortada
İlham sanılan yaşar karasıyla.

O kararmıştan ne çıkar ortaya?
Belki bir fikir, belki birkaç sözcük...
Onun adı olsa olsa 
Eser olur
Kimine hoş, kimine nahoş olur.
Yapıt denen saklanır sakınılır
Korunur kollanır ama o da
Ömürlü olur.


Nuru yutulan ilham olsa olsa 
Taş olur, heykel olur, abide olur;
İhtişamı göz kamaştıran,
Rengi olmayan,
Canlılığı durmayan,
Canı darmaduman!


Gül cemali 
Dursa ne olur
Olsa olsa 
Louvre'da sergi olur.


Canlılığı olmayan ilhamdan 
Ne cana nur olur
Ne öze kan olur.


Söner ışıklar
Yiter yıldızlar
Kırılır camlar
Olsa olsa duvarlara süs olur...

Baba ilham 
En sonunda
Para olur... pul olur...
Serveti çok 
Ama
Kazancı hiçlik olur!


BABA'nın canlılığı
İlhamıdır.

İlhamı yaşamıdır.

Gözünü yumanın
Donduğu nokta
Yaşamın durduğu an'dır.
Yaşamın durduğu an
Sararıp soldurduğu alandır.
Bakıp da görüyor sanma
Baksa da seçtiği bir kara.
Etrafı kırıldı 
Paramparça
Kala kala ortada
Bir sarı nokta
Güneş sandı onu da
Tutuldu ışığına,
Körlük zordu ne de olsa,
Sarıldı saçlarına.
Saçlar dolandı boğazına
Nursuz olan yapıştı yakasına
Ne nefes kaldı nurlu
Ne ışık kaldı onurlu
Ne yaşam kaldı vakur
Ne baş kaldı gururlu
Eğildi...
Çöktü...
Söküldü...
Döndü...
Baş aşağı döndü!


Sevgi söndü
Sevgi sustu
Sevgi durdu
Sevgi dondu


Ağır aksak 
Sallandı çınar...
Yatak döşek yatar...
Hem kör hem sağır
Duymaz bakar
Görmez bakar.

İlhamını yeniden ne sular?

Canlılık bitti
İlham gitti 
Sananlar boşuna ahlar.

İlhamın ilhamı 
Ayağa kalkar
İlk ilham; insan, uyandığında!

İnsan olur ilham, ilhama
İlham olur can, nura
Nur yol olur, canlılığa
Canlılık, yaşam olur 
Yaşam, yakıt olur 
Yakıt, su olur.
Su devir daim eder.
Devri daim 
Gerçekliği VAR EDER.


Ey insan
Güzel can
Öyle bir yaşa ki
Yaşamın ilham olsun
Bundan sonra.
Kal sağlıcakla,
Firdes Ebru'dan
Nurlu yarınlara gönderme geldi.
İstanbul denende, 9.7.2025 bilinende.



5 Temmuz 2025 Cumartesi

İLHAM

İlham dönüşürse fikre

Fikir dönüşürse zehire

Nice olur halimiz bir düşünsene!?

 

Nasıl olacak, ne saçma deyip omuz silkenler var, var da...

Oysa!



Her gerçek

Bir ilhamla başlar.

 

Her yaratım

Bir gerçekle.

 

Her insan

Aşk'la...

 

Her varlık

Nur'la...

 

Her öz

Can'la...

 

 

Sen de nur oldun

Nurla doldun.

 

Can oldun

Canla doğdun.

 

Işık oldun

Işığınla doldun.

 

Sevgi oldun...

Sevginle var oldun.

 

Ama!

 

Madem öyle...

Ne oldu da dünya döndü azap alanına?

Cehennem çukuruna?

Bataklığa?

 

Yok canım der misin?

Diyebilir misin?

Sen belki derin bir uyku halindesin...

/

Kendi çöplüğünde horoz kesilmişsin...

/

Azla yetinmeyi matah bilmişsin...

/

Ölümü doğal... hastalığı normal... yaşlanmayı kaçınılmaz... kabul etmişsin.

....

/

Savaşları, bombaları...

Açlığı, sefaleti...

Zindanları, körlüğü...

Yağmaları, salgınları...

Nice nice fenalıkları

Rasyonalize etmişsin.

...

/

İktidar savaşlarını,

Varlıktan nemalanmayı,

Zirveye doğru atılan adımların kararlılığını,

Güç bilmişsin...

Doğrusu bu! diye çoluk çocuğa, eşe, dosta, komşuya akıl vermektesin hatta hâlâ.

...

/

İspatın peşinde...

Gözün gördüğünce...

Yazılıp dikte ettirilenlerin etiketiyle...

Daha da önemlisi; bir ömürde, inanıp bildiklerinle, üzerinde hiç düşünmesen de, var edilişini bağlamışsın bir ele...

...

/

 

Neyse ne!

Dünyada devam etmekte;

Savaş, intikammm yeminleriyle!

İkiyüzlülük, kılıfına uydurulmuş yalanların sevimliliğinde!

Yeni nesil hastalıklar, patojen* değillerse de pandemi** ivmesinde!

Derin devlet komploları, değil sadece film repliklerinde, felaket senaryoları eşliğinde, subliminal normalleştirme eğiliminde, pazar payı peşinde.

 

Daha sayayım mı "normal" dediğin dünya için örnek sana?

 

Yoksa sen

Kendini 2 diploma, 1 ev, 3-5 altınla korumaya mı aldın?

Emekli maaşı yetmez ama neyse işte miras da gelecek mi sandın...

En bedbahtı olarak "bir canım var" repliğiyle arabeske mi bağladın?

En cevval hareketinle "heyt ulan bundan sonra ben de kuralına uydururum kendimi" deyip serin sandığın karanlık sulara mı atladın.

"Sütü bozuk şerefsizlerden olacağıma elimdekiyle gittiği yere kadar" deyip köşene mi saklandın?

 

Sahiden ya sen ne yaptın?

 

Fikri hür

Vicdanı hür

Olacağım sana sana

Sahiden ya sen şimdiye ne yaptın?

 

Sevgiden başka

Hamurunda ne varsa

Ayıkladın mı mesela?

 

Sevgiden başka fikrinde ne varsa temizledin mi acaba?

 

Sevgiyi sönümleyen sesli/sessiz sözcüklerini çıkarttın mı lügatından acaba?

 

Sevgiden başkasını gören gözlerine neden diye sordun mu acaba?

 

Sevgiyi göremeyen gözlerine ayar çektin mi acaba?

 

Gerçekliğin peşinde

Gerçeği görmeye

Gerçeği bilmeye

Gerçekliği idrake

İzin verdin mi kendine?

 

İzin verdin mi kendine?

Önce sen bunu sor kendine!

 

 

Sahiden ya sen şimdiye ne yaptın?

Niye? Niye yapayım ki böyle diyorsan, dinle;

 

Her gerçek

Bir ilhamla başlar.

Her yaratım

Bir gerçekle.

Her insan

Aşk'la...

Her varlık

Nur'la...

Her öz

Can'la...

 

Sen de nurla oldun.

Canla doğdun.

Işığınla doldun.

Sevginle var oldun.

İlhamı oldun aslında.

 

İlhamı oldun aslında!

 

Sonra?

Sonra o ilham oldu koca bir kara

Sevilmiyorum sana sana

Ayrışıyorum sana sana

Gözü nurla görmez

Bakışı sevgiyi seçmez olunca

Yıkıldı SEVGİ

İlham kararınca!

 

İlham olan

Kendi nurunu kendi yuttu

İlham yok oldu.

Nur dondu

Fikir oldu

Fikir nursuz

Kara oldu.

Kara nursuz

Zehir oldu.

 

İNSAN'ın fikri bozulunca

İnsan varoluşa zehir oldu.

 

 

Şimdi sıra geldi sana;

Sen ki varsın bu topraklarda

Nurunla... canınla... aklınla...

Fikrinle de

İlham ol varlığa, varlığınla.

Olmaz sanma!

Ben kimim ki deyip oyalanma!

Sen ki ışıkla ve aşk'la varsın artık bu dünyada

Saflaşa saflaştıra geldin kendini bu an'a

İlhamın da dönüştüyse aşk'a

Ne alâ

Yenide yeni oldurulur sende ki bu aşk'la.

 

Gel sen dinle bu CAN'ı

Kim kaybetmiş sevgi olmakla?

Ne itibarın kaybolur...

Ne incilerin dökülür...

Ne saf, salak damgası yersin,

Ne aklını, fikrini, benliğini kaybedersin.

Sen sen olursun aşk'la

VAR OLURSUN NURUNLA.

Var mı bundan güzeli bu dünyada ve dahi varoluşta?

Sorarım sana?

 

AMA!

Duruyorsa fitne fücur, maskelerinin altında,

Serpiliyorsa senden türlü türlü nifak, düşünce yoluyla,

Kara bakıyorsan karanlıkta olmasan da ...

Yazık olur sende ki ilhama

Döner bir yangına

Yayılır dalga dalga omurlarına

Kararır için, yangını sönse de yiter gider

Canlılığın,

Söner gider

Işığın.

 

Yapma!

 

Sen insansın

Sen ilhamsın aslında.

Sen İLHAM OL yeniden varlığa

Her İNSAN

Her NURLU CAN

İlhamdır varoluşa

İlhamdır varlığa.

 

İlhamı noksan

İlhamı yoksan

Ne olur?

Anlattım sana; kömür karası bir dünya***.

Yapma!

 

 

Al bir derin nefes ve başla

Şimdiye başlamadıysan şimdi başla.

YAŞA

VAR OL

IŞIĞINLA ve AŞK'LA.

Firdes Ebru'dan tüm nurlu  canlara

İstanbul bilinende 5.7.2025 denende yazıldı bil sen de...

 

*Patojen, hastalığa neden olan her türlü organizma ve madde.

** Pandemi veya pandemik hastalıklar, dünyada birden fazla ülkede veya kıtada, çok geniş bir alanda yayılan ve etkisini gösteren salgın hastalıklara verilen genel isimdir.

***Altered Carbon isimli bir dizi var, tavsiyemdir meraklılarına.

1 Temmuz 2025 Salı

İÇİMDE BÜYÜYEN

Nefes alıp alıp içimde büyüyen bir saflık..

Sen ben değilsen 
Ben sende değilsem 
Sen ben değilsem  
Ben seni bilemem 
Ben sende kendini bilemem 
...ve sen kendini bende göremezsen 
Beni kendinde bilemezsen 
Sen seni göremezken 
Sen beni bilemezken 
Ne ben yaşarım nefes ola ola 
Ne sen yaşar olursun nefes ala ala.


Çözmek gerek 
Bu bir muamma!
Neden geldik bu noktaya?
Alev oldu içimde kor
Oysa yanmalıydı ilelebet 
O ocak 
İçimde aşk ola ola.

Sızım sızım sızlar 
Burnumun direği
Dikine dikine gideli 
Kimileri kutlar seni
Kaptan-ı ehli
Nedir demeli?
Geçmedi geçemedi
Yüreğimdeki sızı hiç dinmedi
Gözlerini kör eden neydi
Seni bana küstüren 
Yine senin ehlindi
Ne evlat sevildiğini bildi
Ne yar döndü geldi.
İnsancıklar
Bir kahraman seni bildi
Oysa esas kahraman senin ehlindi
İçinde eridi gitti...
Eridi bitti.
Sende olan seni yedi bitirdi
Karan gömüldü gitti
Etrafını sular çevirdi
Bir baş belirdi
Suyun içinde bilindi
O baş senin idi
Burnun dikti, eğildi.
Kıyın kıyın gitti
Avını parçalayacak dişler
Sende bileylendi
Avın sevgi idi
Deştiğin anan idi
Çektiğin kan idi
Yuttuğun yaran idi
Yardığın zemin idi
Yaptığın fena idi
Kimse bilmedi
Kimse bilmedi.


Timsah yemeğini yedi
2 gözünden yaş geldi
Sönen fer idi
Kimse bilmedi.


Ejder aleve erdi
Bir nefeste çekti
Ağzından burnundan verdi
Kendinden geçen aşk idi
Kimse bilmedi.


Sönen ocak hiç alevlenmeyeydi
Yitip gidecekti
Oysa aşkın içinden sevgi geçti
Sevgi yaşamayı seçti.
Yaşarken yaşatmayı bilseydi!
Ahh o son kalan sevgi
Kendini sevseydi...
Sevgi yeşermeyi bilseydi...
Ahh o son alev kendini bir görseydi...


Sorarım sana 
Ne anlatırım ben burada bunca...
Aklın almaz
Yüreğin sarmaz...
Zira 
Yıkılacak duvarların,
Korunmasız kalacaksın.
Sökülecek dişlerin,
Acısına dayanamayacaksın.
İnandığın güvendiğin ne varsa
Bozdurulacak sana,
Dayanamayacaksın ...
Sanırsın hâlâ!


Ama bak ben dayanıyorum ya
Hâlâ daha...
İçimde lavlar
Kucağımda yanardağlar
Gözümde yaş 
Bağrımda taş
Böğrümde asit
Ciğerimde karbonmonoksit 
Kanımda siyanur 
Tükeniyorum an be an 
Ama
Dayanıyorum hâlâ.

Sen neden dayanmayasın 
Sonu aşk ile doğurulacak ışıksa...???
Nakış gibi bezenecek
Üst üste dizilecek 
Renk renk geçirilecek 
Nefes nefes gönderilecek
Işıl ışıl bezendirilecek 
Sesli sözlü dinlettirilecek
Uyumla dans ettirilecek 
İhtişamı içine işleyecek
Saflığı seni kendine getirecek
Akışkanlığı özümsettirilecek 
... ise sonunda
-ki öyle aslında!
Sen niye dayanamayacaksın?
Aşkı aşkla oldurmaya?

Yoksa...?
Dayandırılamayacaksın sandırılan mısın bu hayatta? 
Aşkı aşkla oldurmaya?
Sorarım sana!

Sen kimsin acaba bu hayatta ve aslında?
Sorarım sana!

Sen kimin gözünden, neyi nasıl görmektesin hâlâ?
Sorarım sana!

Kal sağlıcakla.
Firdes dedi... Ebru dedi... kimse kim... boşverelim kimlikleri...
İnsan'a bir sesleniştir bu aslında diyelim biz buna.
İstanbul, 1.7.2025 - 13:19

29 Haziran 2025 Pazar

SEVGİ DİLE GELDİ! YENİDEN!!

Bir hüzün çöktü yüreğime
Gözlerim acır içten içe
Nedensiz değildir de...
Görünürde yok bir şey
Dünya gözüyle deyip, 
Geçebilir miyim sence?

Anlarım, bilirim...
Bir yerlerde
Bir nurlu can göçtü işte...
Bir dal kırıldı...
Bir bel sıkıldı...
Bir boğum daha karardı...
Bir boyun daha bağlandı...
Bir ... daha... 
Bir ... daha...

Canı olan bir beyin dayanır mı bu acıya?
Sorarım aklıyla övünen sana!

Canlılığı olan bir kan dayanır mı bu acıya?
Sorarım fikriyle konuşan sana!

Yaşayan bir sistem dayanır mı bu acıya?
Sorarım omurgasız* sana!

Saf sevgiden olan dayanır mı bu acımasızlığa?
Sorarım kalpsiz olan sana?

Gözünü yummak mıdır 
Çare sandığın?
Körlük yaraşır sana.
Ama çözüm olmaz bana!
Bir yerlerde duruyorsa hâlâ 
-ki duruyor fazlasıyla,
Kin, nefret, husumet...
Öfke, intikam, öç alma...
Yalan, riya, iki yüzlülük hatta...
Konuşulamaz "kurtuluştan",
Bana masal anlatma!
Bilginin yumağı olsan ne fayda...
Çile derim ben o yumağa!
Kitabın kurdu olsan ne fayda...
Güve derim ben ona!
Hitabetin kuvvetli olsa ne fayda...
Yavuz hırsız ev sahibini bastırır dersin ya!
İtibarin olsa ne fayda...
Manipülasyonda üstüne yok derim ben sana!
Haşmetinle yıkılsa dağlar ne fayda..
Gücün de ahlaklısı lazım derim ya!


İlim, irfan oldu maskara
Beyin dumur olunca...

İlgi, alaka "beğeni" oldu 👍/❤️ cümle mecrada...
Kalp dağlanınca.

Gerçeklik algısı yabanın kucağında
Ortak akıl girince kapsama alanı sandığına!

Anlayamadın mı?
Anlamadın mı?
Anlamak işine gelmiyor mu yoksa hâlâ daha!


İçimde bir acı
Burnumda bir sızı 
Kırılıyor ışıklar 
Buğulanıyor bakışlar
Yıkılıyor yapı taşları
Kozalak içten yanıyor
Yollar kapanıyor
Deprem sanılan yaklaşıyor...
Sen sen olmadıkça!!!
Öz'ünle gönlünde
Gözünle yerli yerinde
Sözünle sessizce
Sen seni onarmadıkça!!!
Nurunu gani gani akıtmadıkça...
Nefes almadıkça...
Yaşar olmadıkça...

Bari bak bana;
Hayat dediğin 
Soluyor ...
Soluyor ...
Soluyor an be an
Sen anlayamasan da dünyada
Yaşam sonlanıyor
Bir katmanda
Nefes boğuluyor can damarlarıyla
Beyin peltekleşiyor
Nuru alına alına
Işıklar sönüyor
Hava kararmasa da!


Kiminin başı dönüyor
Kiminin kalbinde var bir bozulma
Kimi uyukluyor ulu orta
Kimi uykusuz sabahlıyor sıklıkla
Kiminin midesi kazınıyor bir anda
Kimi düştü gıda takviyesi oyununda ortaya
Kiminin kulağı tıkanıyor 
Kiminin burnu çokça
Kiminin kemikleri eriyor hastalık sana sana
Doldu taştı yer gök binalarla
Ne giren hasta 
Ne çıkan sağ aslında!
Bir tuhaf oldu insanlık
İNSAN uyanamadıkça!
İnsan uyandırmadıkça!

Gel bugün bir kez daha 
Dinle: 
Günler başladı kısalmaya...
Ya yarın hiç olmayacaksa!?
Sadece an'da var olsak 
Işıkla ve aşk'la.
Hamurumuzda, mayamızda,
Kanımızda, kimyamızda,
Özümüzde SEVGİ saklı** nasıl olsa. 

Selamlıyorum 
Kendimi,
Sende ki beni.
Sen de
Sarıl bana,
Sarıl sımsıkı ama
...ve
Bir daha sevgini bırakma.
Sevgiyi soldurma.
Beni unutma!

Işıldatacak o seni
Sen onu görünce ama...
İstanbul, 29.6.2025
Firdes Ebru dillendirdi...




*Dileyenler ağrı/acı algısında omurganın işlevi konusuna bakabilir...

** saklı ifadesi sır manasında değil var manasındadır. Hatta ingilizce ifadesi daha anlaşılır olabilir; secret değil hidden anlamındadır saklı bu cümlede.