bir ve bütün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bir ve bütün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mayıs 2019 Cuma

KONTRATLAR (İLAHİ ANLAŞMALAR) - ÖZEL BİR YAZI

İnsan varlığının sonsuz parçası, yani sizin deyiminizle ruhu, seçimlerini yaparak bedenlendi çok uzun yıllar, yüzyıllar boyunca bu dünyada. Zira kapalı bir enerji alanında ilerleyebilmesi için adeta, önceden belirlenen bir müfredata uygun çalışması gerekiyordu kendi varlığı ile bu dünyada.
Bunu gerçekten mevcut eğitim sisteminize benzetebilirsiniz şu anda; tanımlanmış dersler üzerinden bitirilecek bir program ve ona uygun sınavlar gibi mesela…
İşte böyle bir yapıyı çok uzun yıllar dediğimiz gibi kapalı bir enerji alanı içinde yaşadınız aslında, yatılı okul gibi düşünün bunu da.
Her ne kadar şu an sınırlar genişletilmiş ve kapalı alan açılmaya başlamış olsa da, özellikle bazılarınız için hatta kaldırılmış olsa da, bu dünya denen evde hâlâ tamamlanmamış görevler var adeta, her birinizin yaşam planında.

Bedenlenmeden önce yaşam planını eksiksiz, hatasız, evrensel yasalar uyarınca belirlemek sizin göreviniz olmasa da verilen görevleri kabul veya red özgürlüğü her zaman elinizdedir aslında. İşte siz buna da kader dediniz bunca zamanda. Yani biraz daha netleştirelim, zira önemli bir soru bu hâlâ akıllarınızda.
Evrensel yasalara tam uygunluk içinde, sizin ilerlemeniz gereken yolda en hızlı, en güvenli ve en doğru adamları atmanızı sağlayacak şekilde belirlenmiş senaryolardır kader aslında ama sonrasında seçim hakkı verilir her birinize. Bu seçim hakkı hem ruh boyutunda hem de bedenlendikten sonra vardır aslında ve ruh her an ama her an sizin beden boyutunda yaptığınız seçimlere göre planı yeniden, yeniden, yeniden uygun hale getirir adeta, bizimle istişare ederek ve evrensel yasalar uyarınca.
Bu akış devam eder o hayat son bulana kadar, sizce ölüm denen an gelene kadar. Ama bu asla bir son değildir ve o kapanan devir ile geride kalanların içinde hiçbir şey yanlış da değildir. Sadece OLAN vardır aslında, hızla sonrası planlanır tüm dünya adına, varoluşun hayrına kâinatta.
Kısacası hiç bitmeyen ve durmayan, duraksamayan bir akışta sürekli çalışırız biz aslında; siz aşağıda, biz yukarıda.
Her ne kadar dünya boyutuna BİR BİR gelseniz de ve her ne kadar hayat dediğiniz süreci sözde tamamladığınızda yine BİR BİR ayrılsanızda, aslında kainatta varoluş BÜTÜN’dür ve bu bütünlük içinde her birimiz birbirimize sıkı sıkıya bağlıyızdır aslında. Dünya üzerinde var edilenler kendi içinde olmak zorunda da değildir. Zira zaman zaman farklı coğrafyalarda bedenlenmeniz gibi farklı boyutlarda ve farklı alanlarda da bedenlenmişliğiniz vardır mutlaka. Bunlar daha da ileri konulardır Yaradılış adı altında.  Şimdilik girmiyoruz bu mevzulara ama gelin dönelim dünya boyutuna.

Dünya boyutunda her bir ruh kendi karmik ailesi ile enkarne olur ama bunu da çok dar ve sınırlı bir alanda düşünmeyin, mutlaka ki bu aile sanıldığından çok daha geniştir aslında. İşte bu ailenin ayrılmaz bütünlüğü içinde oluşan tüm enerjilerin yine bu ailenin içinde dönüştürülmesi esastır ve farklı grupların da birbirleri ile böyle birliktelikler yaşaması gerekmektedir ayrıca.

Yani anlayacağınız her an çoklu sayıda kesişen yollar ve onlara bağlanan diğer yollar üzerinden akan enerji sürekli bir döngü sağlar dünyada.
Tüm kayıtlar da tutuluyorken bu mânâda, her bir ruh yeniden bedenleneceği zaman bu boyutta eski kayıtların içinde sevgi olmayan, değişip dönüşmesi gereken ne varsa onlar çıkartılır ortaya ve ruhun yeni planına katılır, yedirilir, işlenir adeta.
Bu süreç işlemeye başlayabilsin diye aşağıda, yukarıda aynı karmik aileden başka ruhlara görev çağrısı yapılır adeta. Görevler tanımlanır, anlaşmalar yapılır, el sıkışılır adeta ve ruhlar bedenlenme sürecine girerler o anda. Sonrası malum, yaşam dediğini süreç başlar aşağıda. Tüm senaryo o ilk anda belli olur olmasına ama ruh bedenlendikten sonra kapatılır adeta dünya boyutunda ve zihin açılır aşağıda. Sonra hür irade geçer kumandaya ve seyir belirlenir yeni rotada. An be an yukarıda, yeni rotanın seyri kaydedilir ama evrensel yasalara ve bütünün hayrına, topyekûn ters düşmedikçe müdahale edilmez asla.
Ama bir düşünün ki bir senaryonun içinde onlarca ve hatta bazen binlerce, milyonlarca ruhun hür iradesinin gücü çalışır adeta aynı anda ve sizin dünya boyutunda tahmin edebileceğinizden çok daha fazla ve hızlı enerji değişimleri yaşanabilir o coğrafyada.
Nitekim sizler de şu anda böyle bir dönemden geçmektesiniz ve işte tam da bu nedenle artık kim olduğunuzu ve neden bu zamanda bu coğrafyada olduğunuzu bilme, anlama, kabul etme ve sevgi yolunda, koşulsuzca sevgi yolunda, ilerlemek adına kaldırmanız gereken ne engel varsa yaşamınızda kaldırmanız gerektiğini hatırlatıyoruz size çokça.

Bugüne kadar yaşamınızda anlamlandıramadığınız ne varsa ve/veya anladığınızı sandığınız ne varsa hepsine dönün bakın bir kez daha, gerekiyorsa bir kez daha, bir kez daha. Zira hiçbiri nedensiz yere konmadı o senaryoya. Hepsi ama hepsi sadece size büyütmek içindi ve sonunda tüm kainata sonsuz ışık olmanız içindi aslında.

Bir ve bütün olduğumuz inancıyla, BİR’den çıkın yola BÜTÜN’e varmaya. Yürüdüğünüz yolda özünüzden gelen ışık aydınlatır önünüzü, siz her daim ileriye yukarıya baktıkça.
Oyalanmayın geçmişin karanlık sandığınız kısmıyla, zira o da sizi çekmek/itmek içindi aydınlığa. Neyi merak ediyorsanız sorun mutlaka ama kendi karanlık tarafınıza değil, yukarıya sorun mutlaka, özünüze sorun mutlaka.

Her daim korunduğunuzu ve kollandığınızı bilin mutlaka, her daim sadece ışıkla var olanlar için kendi dünyalarında karanlık yoktur aslında, siz ışığınızı kapatmadıktan sonra.

Kalın sağlıcakla…
Bu yazı F. Ebru Tolan’a 16 Mayıs 2019, Perşembe günü saat 12.07 itibariyle tarafımızdan yazdırılmıştır. Konsey

14 Eylül 2018 Cuma

TESLİMİYET NEDİR?


Teslimiyet çoğu zaman bırakma, vazgeçme, kabul, kader sanılsa da ve hatta bazen sadece akışta olma hali, olanı olduğu gibi kabul etme gibi düşünülse de bunlardan çok daha geniş ve derin mânâda bir OL’ma halidir.

Teslimiyet sadece biliş -bir bilme hali- değildir. Yani ilahi düzeni, evrensel kanunları vbg… bilmek değildir. Bilmek sadece rahatlatır insanı.

Teslimiyet sadece bir inanç da değildir! Allah’a inanmak, tevekkül etmek, kader kısmet deyip kabullenmek de değildir. İnanmak sakinleştirir, yeri geldiğinde huzur verir insana. Adeta korkuları yatıştırır ama korku hala vardır inançta…

Oysa teslimiyet OL’maktır; içinde bilişi de, inancı da barındırır ama aslında HİÇ’lik halidir. Yalın, çıplak, saf, yargısız, yorumsuz ve sorgusuz bir OL’ma hali… Bir şeyi hâlâ sorguluyorsanız, yargılıyorsanız eksik var demektir. Oysa teslimiyet TAMAMLANIŞTIR.

Tamamlanış halini yaşamak için daha kaç hayat, daha kaç hüsran, daha kaç ödev, daha kaç kitap  gerekiyor peki biz insanlara? Hiç varamayacak mıyız o noktaya? Çok kolay aslında! Tüm manaları zihninize indirmek yerine tüm manaların zaten VAR OLDUĞUNU kalpte, özde kabul ederek; şartsız, koşulsuz, tereddütsüz, “ama”sız, “ya…”demeden varmak mümkündür aslında. Nasıl ve ne zaman? Siz özünüze döndüğünüzde, özününüzle BİR VE BÜTÜN OLDUĞUNUZDA yani ŞİMDİ aslında!

Siz ruhunuzla; zaten YARADAN’dan bir parça olan ruhunuzla, buluştuğunuzda; yani UYANDIĞINIZDA adım atarsınız teslimiyet yoluna. Ama o yolda yürümek için yüklerinizden arınmanız gerektiğini hatırlamak şartıyla! Herhangi bir yükle varılamaz o noktaya. Arınmak gerekir her ne yük yapıyorsa ruha. Ancak ondan sonra ilerlenir hızla bu yolda. Zira teslimiyet BİR’den çıkıp BÜTÜN’e ulaşmaktır; teslimiyet “ben” dediğinin, birey dediğinin varlığını kabulle bunun aslında bütünün ayrılmaz bir parçası olduğunu ve onunla hareket ettiğini görebilmektir. Teslimiyet kendini bilmektir bu evrende. Gücünü bilmek, hissetmektir, hiçbir şeyin nedensiz olmadığını ve her şeyin mükemmel düzen içinde kendi gücüyle var olduğunu kabul etmektir.

Teslimiyet yüzünü sadece Yaradan’a dönüp ona kendini bırakmak, teslim olmak, kul olmak ASLA değildir. ASLA DEĞİLDİR!

Teslimiyet yukarı çıkıp bu dünyadan el ayak çekmek de ASLA değildir. Suya sabuna dokunmamak, kenarda kalmak, izin vermek de ASLA değildir.

TESLİMİYET OLMAKTIR. Bu akışın içinde, gerçek gücünün idrakiyle, mükemmel düzeni kuran ve devam ettiren, yaratan OLMAKTIR.

Teslimiyet genişlemektir, aydınlığa, ışığa, sonsuz ve koşulsuz sevgiye doğru genişlerken içine almaktır tüm var oluşu ve o sonsuzluğun içinde ışık olmaktır, var olmaktır, olmaktır aslında. Hiç bitmeyen bir döngüde hep daha yukarıya daha ileriye genişlemek, büyümek ve hiçken var, varken yok olmaktır.
Teslimiyet HİÇLİKTE VAR; VARLIKTA YOK OLMAKtır aslında.

Kalpte bir noktada başlar tüm evreni kaplar, tüm zamanlara ve tüm boyutlara doğru akar, akar, akar.
Şükürler olsun.
Şükürler olsun.
Şükürler olsun.

F. Ebru Tolan Karahasanoğlu
İstanbul 13 Eylül, 2018 10.00