FARKINDALIK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
FARKINDALIK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mart 2020 Cumartesi

SEN SENİ BİL


Hep emin olmak öğretildi size; EMİN OL!
Duyduğundan, dinlediğinden, gösterilenden, öğretilenden emin ol!
Oysa emin olmak mümkün müydü bu dünyada ŞÜPHE DUYmadan en başta?
Şüphe yerleştirildi hücrelerimize adeta.
İNANMA! Dendi, asla duyduğuna inanma!
Emin olmak için çabalama.
Çabaladıkça şüphe alanında takılı kalıyorsun, anla!
Kabul et ve devam et yoluna.
Geleni, gösterileni, duyurulanı alma!
Gör, duy ama anlamaya çalışma!
Sen hep devam et yoluna IŞIKLA, AŞKLA.

Bildiklerini çok sanma,
Bilmediklerini eksiklik sanma,
Biliyorum dediklerinle oyalanma.
Sadece çık yola, devam et IŞIKLA, AŞKLA.

Sen seni bil, başkasıyla uğraşma.
Kal sağlıcakla,
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu
İstanbul, 28.3.2020


26 Ağustos 2019 Pazartesi

BİR MÂNÂ VAR ORADA!


Bir ulus zorlanmaya başladıysa
Doğa yoluyla
Anlayın ki bir mânâ var orada
Topraktan yana.

Siz hâlâ anlamasanız da
Bir can O’da.
Yaşlı, vakur bir ruh aslında.
Tüm varlığını insan varlığına
Adamış adeta.
Dönüp baksanız ya kendi özünüzden yana
Göreceksiniz kolaylıkla.
Siz var olamazsınız o toprak
Yaşamadan bu dünyada.
Nefes alması lazım toprağın,
Işık alması lazım toprağın…
Suyla beslenmesi lazım toprağın…
Havayla temasta olması lazım toprağın…
Aynı siz gibi aslında.
Kısaca
Yol yakınken ve
Zaman varken hâlâ
Ayağı yere basmak lazım
Ama göğe de bakmak lazım aynı anda.
Almak ve akıtmak lazım
Toprağa
Onu besleyen
Ne varsa…
Ancak ondan sonra
Başlar aydınlanmaya tüm dünya.
Toprak Ana’dan insanlara…
İstanbul, 24.8.2019 – 14.03

15 Temmuz 2019 Pazartesi

BEN TOPRAK ANA


Ey insan varlığı; toprağımı paylaştığım,
Ey insan varlığı; kucağımı açtığım,
Sizi sonsuz sevgimle kucaklıyorum
Ama adeta yalvarıyorum aynı anda; duyun beni, görün beni, hissedin beni!

Takıldınız kaldınız “akıl”da, “us”da,
Oysa ben ayaklarınızın altında, bir hiç misali ezilirken asırlarca, yüreklerinize dönüp sormadınız, duymadınız, dinlemediniz sesimi adeta.
Ben Toprak Ana sonsuz sevgimle kucaklıyorum sizi, şimdi ve daima
Ama artık çalışın, adeta benim için bu dünyada.
Daha yapılacaklar çok… zira katman katman yükler çok…
Bir kenarından başladınız tutmaya ama sanmayın ki esas yapmanız gereken tarımdır bu topraklarda… İhtiyacınız var mı fazlasına, doyduktan sonra?
İhtiyacınız var mı fazlasına sağlıkla, iyilikle, güzellikle yaşadıktan sonra?
Uğraşmayın daha fazlasıyla, akıl yoluyla ama anlayın artık yüküm çok katmanlarımın arasında.
Bekliyorum, her birinizin yürekten dokunuşunu bekliyorum bana adeta.
Siz sevgi olduktan sonra ve ışığı aldıktan sonra kendi yüreğinize ve oradan bana akıttıktan sonra her şey çok başka olacak, biliyorum, istiyorum, çağırıyorum sizi adeta.
Kucaklayın beni, benim sizi asırlardır kucakladığım gibi bu dünyada.
Kalın sağlıcakla,
Toprak Ana,
7.7.2019



9 Temmuz 2019 Salı

SIÇRAMA, BİLİNÇ DEĞİŞİMİ, FARKINDALIK - ÖZEL BİR YAZI


Sıçrama deyince anlatacaklarımızı anlayabilmeniz için aslında öncesinde belirtmemiz gerekenler var mutlaka.
Boyut nedir mesela?
Boyut; bilinç değişimidir, idraktir, farkındalıktır, kabuldür aslında.

… ve 3.boyut hür iradenin sonsuz gücünün kullanıldığı ama buna rağmen kapalı bir enerji alanında bulunulduğu son boyuttur.

Bir örnek verelim; adeta okul bahçesi gibi! Ülkenizde çoğu okulun yüksek duvarları ve hatta çit örgüleri vardır, demirden de bir kapısı ya… tek kapıdan kontrollü giriş-çıkış yapılır. Çoğu zaman 1.sınıfların velilerinin başlangıçta sınıf kapılarında olmalarına izin verilmesine rağmen sonrasında buna da izin verilmez ya…
… ve öğrenci okula girdiğinde kalır orada özel bir durumu ve izni yoksa ders saati sonuna kadar çıkamaz ya…
İşte aynı durum yukarıda 3.boyut için aslında.
Okulun içinde dersler çeşitlidir, faaliyetler vardır mutlaka ve hatta teneffüs saatlerinde herkes koşturur tuvalete, oyuna ama bir disiplin ve düzen vardır aslında.
Ayşe sınıf arkadaşı Metin’i sevmez belki ama sırasını paylaşır öğretmeni yer değiştirmesine izin verene kadar ve hatta Ayşe en sevdiği Sevgi ile birlikte aralarda güler oynar ama servisle eve giderken ayrılır ya… aynı misal aslında.
Seçim sonsuzdur ama hep bir alanda kalma zorunluluğu vardır adeta. İşte bu 3.boyutta son bulur.
…ve sonrasında yani 5 ve üstü boyutlarda seçim vardır yine sınırsızca ama alan geniştir ve hatta sonsuzdur aslında.
Bu sonsuzluk büyük bir lütuf gibi sanılsa da şu an sizler tarafından aslında lütuftan çok sorumluluktur, yüktür hatta.
Zira 3’ten sonra özü ışık olan varlığın, bile isteye karanlığı seçmesine izin verilmez.  Başka bir deyişle varlık seçse de kabul edilmez, onaylanmaz asla.

Görevi karanlık olanlar, karanlığı kainatta tahsis etmekle sorumlu olanlar konu dışı olduğu gibi, seçimlerini bile isteye karanlıktan yapmış varlıklar için durum başkadır mutlaka.

Biz kendi konumuzdan devam edelim zira sizin için bu zamanda aslolan budur nasılsa. 5 ve üstü boyutlarda özü ışık olan varlıkların ışık olmaya devam etmek ve ışık kalmak ve ışığı çoğaltıp yaymak gibi bir misyonları da olduğu için adeta, kendi ilahi/evrensel görevleri dışında, bu konu çok önemlidir ve anlaşılması gerekendir varlık henüz sizin boyutunuzdayken mutlaka!
İşte bu da aslında sizin uzunca bir zamandır koşulsuzca sevmek dediğiniz kavramın karşılığıdır evrensel anlamda.
Yaratılmış olan, özü ışık olan ırk/varlık Kalu Belâ’dan bu yana ışık olma uğrunda bedeller ödemiştir adeta. Kimi düşmüş, kimi düşürülmüş, kimi yoldan çıkmış, kimi çıkarılmıştır mesela.
… ve hala daha savaş adeta devam etmektedir aslında. Savaş ifadesi burada sevgi ile çelişen bir ifade olsa da sizin bu boyutta içselleştirebilmeniz için bilerek seçilerek kullanılmıştır mutlaka. Nedensiz sanma!
Durum özetle buyken yukarıda gelelim dünya boyutuna. Neler yaşanıyor acaba bu zamanlarda?
Zaman AN olsa da her boyutta, aslında o boyuta uygun bir zaman akışı vardır. Bu hususa şu noktada çok fazla kafa yormayın zira zihin boyutunda henüz anlaşılması zor akışlar bunlar sizin için daha.
Yüksek boyutlar bir yana sizin dünya boyutunda, hala daha 3.boyutta zaman akışı düzlemseldir ya, işte bu noktada neler oluyor, oldu, olacak bakalım onlara.
Son 6 yılda geldiğiniz muazzam nokta bizleri sevindiriyor olsa da yukarıda, hala daha yapılması gerekenler var aşağıda. Zira Toprak Ana yorgun ve dolu acıyla. Temizlenmesi gerekiyor adeta ışıkla.
Bu neden önemli hemen anlatalım:
Düşünün ki dev bir kaya parçası kopup gelmiş çağlayanın ağzına. Güzel güzel akması gerekirken çağlayan vadiler arasında bu büyük taş/kaya engel oluyor adeta suyun yoluna ve su akmaktansa yanlara doğru sıçrıyor, köpürüyor adeta.
… ve hatta zamanla suyun taşıdığı alüvyonlarla ve organizmalarla taşın etrafı genişliyor adeta taşçıklarla, tortularla, otlarla…
Su yolu tamamen oluyor bir göl adeta. Akmak şöyle dursun taşarak yayılıyor etrafa ve yayıldığı alanda talan ediyor, yok ediyor ekinleri, hasadı telef ediyor adeta.
Uzatmayalım, kısaca dünya şu anda evrensel akışın tam ortasında dev bir engel gibi duruyor adeta.

Diyebilirsiniz ki çekin alın onu kenara, yok mu gücünüz koca evrende bundan başka?

Ama biz alırsak onu kenara üzerinde yaşayanlar sarsılmaz mı adeta ve hatta düşmezler mi suya? Boğulup kalmazlar mı ortada?

Gerek var mı buna? Bir kez daha gerek var mı buna?

Zira siz yaşadınız benzerlerini daha fazla defalarca!
Ayrıca biz alıp koysak bile kenara siz çıkmış olmazsınız ki arşa!
Nafile çaba olur bunca hazırlık, yazık değil mi insanlığa? Zira insan varlığı bu boyutta hür iradesi ile yol alırken milyonlarca yılda getirdi, taşıdı kendini aydınlığa adeta. Son bir dokunuş kalmışken neden çekilsinler kenara adeta başları önde, elleri avuçları bomboş dönsünler en başa hazır gelinmişken yolun neredeyse sonuna. Siz yapın da bu hamleyi kalıcı olsun kainatta.

Toparlayalım hızla.
Siz çıktınız bir yola. Aydınlanma yoluna, binlerce yıl önce bu dünyada. Az gittiniz, uz gittiniz, dere tepe düz gittiniz, vardınız Kaf Dağı’na şimdi vakit geldi son bir adımla Kaf Dağı’nı da aşmaya.

Hatırlayın ama!
Zümrüd-ü Anka Kaf Dağı’nda sizi bekliyor adeta!!!
Bu sözümüzü de iyi anlayın mutlaka.*
Hazırlanıyorsunuz bir sıçrayışa daha. Her olayda biraz daha, biraz daha… Temmuz geçerken meşakkatli birçoklarınız için bu dünyada, Ağustos var daha ve hatta Eylül’de bir sıçrama daha.

Sıçrama nedir? Kısaca bilinç değişimidir aslında. Siz aşağıda hazırlandıkça bizim size gönderdiğimiz bilginin, ışığın artması, yolların açılması, kapıların çoğalmasıdır adeta.
Bundan sonra geriye dönüşü olmayan bir noktada hızlanacaksınız adeta. Ama sanmayın ki duramazsınız, dönemezsiniz ama durmayın, dönmeyin asla.
Zira sizi yolunuzdan döndürmek isteyecekler hala iş başında. Aman ha, kanmayın onlara. Çok çeşitli kostümleri var, inanmayın onlara.
Siz sadece ve sadece kendinizi bilin yeter aslında. Onlar sizin göreviniz değil, bulaşmayın asla.
Sizin göreviniz ışık olmak, ışık kalmak bu dünyada.
Her bir fırtına misali rüzgar estiğinde yanı başınızda adeta, yüreğinizde yanan meşaleyi söndürmek için de olsa, siz yeniden yakabilmek için donanımlı kalın mutlaka. Yanartaş’ı** hatırlayın mesela, yanıyor ya, bu dünya var edildiği andan bu yana yanıyor ya hiçbir savaş, hiçbir afet, hiçbir mahluk onu söndüremedi ya sizin ışığınız da ona benzer aslında; içten yanar, içten söner!
Siz kendinizinkini yakın ve bir daha söndürmeyin asla, asla, asla.

Bu yolda ilerlerken mutlaka birbirinize yardım edeceksiniz zira bir ve bütünün parçalarıyız aslında. Bizden, bazılarınıza, bazılarınızdan birçoğunuza, birçoğunuzdan hepinize mesela.
Duyun, görün, hissedin, bilin mutlaka iyiyi, güzeli, koşulsuzca sevgiyi ve ATIN mutlaka yüklerinizi ATIN mutlaka. Siz atın onları aşağıya, boşluğa, kainata adeta, biz tutar alırız onları, dönüştürürüz adeta. Endişelenmeyin o konuda. Siz yeter ki niyet edin atmaya.
… ve çalışın mutlaka. Daha çok ışığı çekmek için dünyaya, yaşayanlara, yaratılmışlara ve Toprak Ana’ya.
Çalışın mutlaka.
Haftada 1 Ebru yardım ediyor size**** ama siz her gün çalışın mutlaka. Bu dünya sizin, bu kainat bizim, bu evren hepimizin, hatırlayın mutlaka!

Soruyorsunuz ya ne olacak sonra?
Ya temizleyemezsek ne olacak?
Ya herkes uyanamazsa ne olacak?
Siz takılmayın bunlara. Sonsuzlukta, ilahi düzenin akışında, üst akıl var mutlaka, her şey sizin iyiliğiniz için aslında.
Siz arındığınızda ve arındırdığınızda natamam bir eve taşınmaktansa her şeyiyle mükemmel kusursuz bir villaya/saraya taşınmak gibi adım atacaksınız 5.boyuta.
Olmazsa varsın olmasın ama yapabilecekken neden olmasın ki acaba?
Kaldı ki daha önce de dedik defalarca herkes aynı anda taşınmayacak 5.boyuta. Ne şimdi, ne sonra. Yani anlatalım, vakit geldiğinde evrensel manada 5.boyuta çıkmaya hazır olanlar, hazırlananlar ve vakti gelip, görevi tamamlananlar çıkacaklar kolaylıkla.
Bu manada 5.boyutta dünya hazır olduğunda başlayacaklar yaşamaya 5.boyut gerçekliğini dünyada.
Ama diğerleri arkadan da olsa kendileri hazırlandıkça bir bir çıkacaklar ondan sonra 5.boyuta.
… ve bir kısım devam edecek 3.boyutta, zira 3.boyut gerçekliği sonsuzdur kainatta. Dolayısıyla siz hangi yolu seçensiniz ona karar verin bugün burada.
Hızla ve kolaylıkla, vakit geldiği anda çıkacak olan mı 5.boyuta?
Sonra zamanla yeni yollardan geçerek adeta bir bir taşınacak olan mı 5.boyuta?
Yoksa seçim imkanı varken şimdi ve daima 3.boyutta kalmayı seçen mi olacaksınız acaba?
Seçim sizin ve bizim hepinize sevgimiz sonsuz ama neden kalasınız ki burada?
Siz ki bu zamanda bu coğrafyada bedenlenmeyi seçen ve seçilensiniz neden kalasınız ki burada?
Bir derin nefesle başlayın artık anlamaya ve hatırlamaya, izin verin anlatalım çokça ve kolaylıkla bilişinize verilen idrakler yoluyla. Açın kendinizi ışıktan gelene, kolaylıkla aksın idrak bu boyutta olanlara ve siz aldıkça genişlesin ortak bilinç, dağılsın yayılsın tüm insanlığa ve kainata.
Durmayın, duraksamayın bu yolda, bir derin nefesle başlayın bugün burada.
Kalın sağlıcakla, sonsuz sevgimizle kucaklıyoruz her birinizi şimdi ve daima.
Bu yazı F. Ebru Tolan’a 6.7.2019 Cumartesi günü saat 16.03 itibariyle tarafımızdan yazdırılmıştır. Konsey

Ek:
Bilinmesinde fayda gördüğümüz bir hususu da eklemek istiyoruz zira önümüzdeki günlerde, 2019’u bitirmeye doğru ilerlerken içinizde zorlanacaklar olacak. Oysa bu kaçınılmaz değil! Adeta sizin hür iradenizle yaptığınız seçimlerin sonucunda.

Yani, bir başka değişle, hala dünyevi tarafta vaktiniz varken bir derin nefesle başlayın bugün burada tüm yüklerinizden arınmaya. Nelerdir? Nasıl temizlenir bilgilerini indirdik bolca, dönüp bakın kayıtlara (Ebru’nun kayıtlarına)***

Ama esas diyeceğimiz şudur: önümüzdeki günlerde radikal diye adlandırabileceğiniz değişimler olacak her birinizin hayat akışında. Uyananlarda ve uyanmak üzere olanlarda ayrı ayrı olsa da hepinizde. Bazı değişimler görünürde kötü, acı, travmatik olsa da görünenden öte muazzam bir rahatlama, değişim ve ışık için olacak aslında… ve benzer şekilde yine bazı değişiklikler olacak görünürde hoş ve keyifli ama onlar da aslında görünenden öte manada bir arınma ve temizlik söz konusu olacağı için zamanla ortaya çıkacak negatif tesirler yıldırmasın sizi asla!

Düşmeyin boşluğa ve karanlığa. Her ne oluyor olursa içinizde ve çevrenizde (yakın-uzak) adeta siz her seferinde bir derin nefesle şükredin olana, oldurulan şekliyle mutlaka ve yükselin ışıkla.

Niyetiniz hep ışıkla yükselmek ve sevgiyi hissetmek olduktan sonra asla düşmezsiniz karanlığa, endişe etmeyin bu yolda. Yanınızdayız, yakınınızdayız, her daim yoldaşız siz sevgiden yana seçimler yaptıktan sonra bu dünyada. Işık sonsuz ve sınırsızca akıyorken size adeta sizi bulur, buldurulur şimdi ve daima. Siz yeter ki durmayın, duraksamayın bu yolda.
Kalın sağlıcakla.
Bu ek görülen lüzum üzerine 9.7.2019 Salı günü saat 13.03 itibariyle  F. Ebru Tolan’a tarafımızdan yazdırılmıştır. Konsey


*Zümrüdü Anka kuşunun hikayesini bir de bu şekliyle okumanızı öneririm.

** Yanartaş / Antalya, Çıralı

***Yükler hakkında blog yazılarımı ve YouTube videolarımı “affetme”, “karma”, “karmik” “zihin”, “yük” vbg. aratma kelimeleri ile bulabilirsiniz.

****Işıldayan Hayatlar'la Saf Sevgi Enerjisi Çalışma Grubu olarak her Pazartesi akşamı 11.00'de uzaktan çalışma yapıyoruz. Dileyen herkes nefesi ve niyetiyle katılabilir, siz de  Facebook/ Işıldayan Hayatlar'la Saf Sevgi Enerjisi Çalışma Grubu'na katılabilir Facebook kullanıcısı değilseniz DM yoluyla amaç ve hazırlık bilgilerini isteyebilirsiniz. 

 

6 Temmuz 2019 Cumartesi

ARŞA ÇIKAN TÜY MİSALİ...


Bir kuş tüyü ne kadar hafif olsa da
Bütünlüğünden –bedeninden- ayrıldığı anda
Başlar yerçekiminin tesiriyle süzülmeye
Aşağıya, aşağıya, aşağıya, …

İşte bizler de bu dünya boyunda
Bedenlendiğimiz anda,
Bütünlükten ayrıldığımızda
İneriz adeta aşağıya.

Peki sonra?

Kimi zaman rüzgar savurur,
Kimi zaman sel suyu götürür,
Kimi zaman toz toprak örter ya
Ne zamana kadar?
Ya değişecektir ve dönüşecektir
Tüy önce atom altı parçacıklarına
… ve sonra
Bütünün harmonisinde bir başka
Canlıya
Ya da bütünleşecektir yeniden kendi varlığıyla.

Hikaye bu ya biz seçelim
Buluşmayı, bütünleşmeyi;
Bir serçe, kanarya, karga tüyü olsun…
Hepsi aynı aslında,
Çağırsın varlığını adeta aşağıya
Al beni çık yeniden yukarıya
Der gibi adeta.
Saksağan, muhabbet, ökse kuşu
Olsun mesela…
Bir vuruşta taksın gagasına
Alsın çıkartsın tüyü arşa
Bulutlardan da öteye, yıldızlara,
Yıldızlardan da öte Yaradan’a.

Olmaz mı?
Ama ya olursa?
Hikaye bu ya!
Hayal etmekle başlar insan
Hayalindekini yaşamaya.
Sen izin vermedikten sonra
Yaratıma, aşka ve hatta
Mucizelere hayatında
Nafile, uğraşma!

Toprakta kalan çözülür, çözümlenir
Eninde sonunda
Değişip dönüşmek için bir başka canlıya amma
Anla, hatırla!
Daha kaç kere ihtiyaç duyacaksın
Ölüme ve dirilişe bu boyutta?
Daha fazla durma.
Bir derin nefesle çağır özünü adeta
Takıl akışına,
Çık yukarıya
Çık yukarıya
Çık yukarıya
Bir derin nefesinle
Niyetin yeter sana.
Kal sağlıcakla.
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu
İstanbul, 4 Temmuz 2019 – 16.06



19 Mayıs 2019 Pazar

19 MAYIS


Böyle zamanlarda; 19 Mayıslarda… 10 Kasımlarda… gözümü kapattığımda, başım döner yukarıya, buluşurum adeta Atatürk’ümle bulutlarda. Hatırlatır bana, “demediğim yok” adeta! "Eksik bırakmadım sizi, yalnız koymadım bir başınıza, ben tamamladım da görevimi döndüm ebedi istirahatgahıma. Oysa siz, siz hâlâ daha dünya boyutunda, ne yapıyorsunuz? Nelerle oyalanıyorsunuz?" adeta…


Boynumu eğersem mahçup aşağıya, kızar bana; “kaldır başını, dik dur mutlaka” ve tekrarlar bir kez daha:


Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.


Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak,

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

O benim Milletimin yıldızıdır, parlayacak,

O benimdir, o benim milletimindir ancak.


Benim naçiz vücudum, bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar kalacaktır.






17 Mayıs 2019 Cuma

KONTRATLAR (İLAHİ ANLAŞMALAR) - ÖZEL BİR YAZI

İnsan varlığının sonsuz parçası, yani sizin deyiminizle ruhu, seçimlerini yaparak bedenlendi çok uzun yıllar, yüzyıllar boyunca bu dünyada. Zira kapalı bir enerji alanında ilerleyebilmesi için adeta, önceden belirlenen bir müfredata uygun çalışması gerekiyordu kendi varlığı ile bu dünyada.
Bunu gerçekten mevcut eğitim sisteminize benzetebilirsiniz şu anda; tanımlanmış dersler üzerinden bitirilecek bir program ve ona uygun sınavlar gibi mesela…
İşte böyle bir yapıyı çok uzun yıllar dediğimiz gibi kapalı bir enerji alanı içinde yaşadınız aslında, yatılı okul gibi düşünün bunu da.
Her ne kadar şu an sınırlar genişletilmiş ve kapalı alan açılmaya başlamış olsa da, özellikle bazılarınız için hatta kaldırılmış olsa da, bu dünya denen evde hâlâ tamamlanmamış görevler var adeta, her birinizin yaşam planında.

Bedenlenmeden önce yaşam planını eksiksiz, hatasız, evrensel yasalar uyarınca belirlemek sizin göreviniz olmasa da verilen görevleri kabul veya red özgürlüğü her zaman elinizdedir aslında. İşte siz buna da kader dediniz bunca zamanda. Yani biraz daha netleştirelim, zira önemli bir soru bu hâlâ akıllarınızda.
Evrensel yasalara tam uygunluk içinde, sizin ilerlemeniz gereken yolda en hızlı, en güvenli ve en doğru adamları atmanızı sağlayacak şekilde belirlenmiş senaryolardır kader aslında ama sonrasında seçim hakkı verilir her birinize. Bu seçim hakkı hem ruh boyutunda hem de bedenlendikten sonra vardır aslında ve ruh her an ama her an sizin beden boyutunda yaptığınız seçimlere göre planı yeniden, yeniden, yeniden uygun hale getirir adeta, bizimle istişare ederek ve evrensel yasalar uyarınca.
Bu akış devam eder o hayat son bulana kadar, sizce ölüm denen an gelene kadar. Ama bu asla bir son değildir ve o kapanan devir ile geride kalanların içinde hiçbir şey yanlış da değildir. Sadece OLAN vardır aslında, hızla sonrası planlanır tüm dünya adına, varoluşun hayrına kâinatta.
Kısacası hiç bitmeyen ve durmayan, duraksamayan bir akışta sürekli çalışırız biz aslında; siz aşağıda, biz yukarıda.
Her ne kadar dünya boyutuna BİR BİR gelseniz de ve her ne kadar hayat dediğiniz süreci sözde tamamladığınızda yine BİR BİR ayrılsanızda, aslında kainatta varoluş BÜTÜN’dür ve bu bütünlük içinde her birimiz birbirimize sıkı sıkıya bağlıyızdır aslında. Dünya üzerinde var edilenler kendi içinde olmak zorunda da değildir. Zira zaman zaman farklı coğrafyalarda bedenlenmeniz gibi farklı boyutlarda ve farklı alanlarda da bedenlenmişliğiniz vardır mutlaka. Bunlar daha da ileri konulardır Yaradılış adı altında.  Şimdilik girmiyoruz bu mevzulara ama gelin dönelim dünya boyutuna.

Dünya boyutunda her bir ruh kendi karmik ailesi ile enkarne olur ama bunu da çok dar ve sınırlı bir alanda düşünmeyin, mutlaka ki bu aile sanıldığından çok daha geniştir aslında. İşte bu ailenin ayrılmaz bütünlüğü içinde oluşan tüm enerjilerin yine bu ailenin içinde dönüştürülmesi esastır ve farklı grupların da birbirleri ile böyle birliktelikler yaşaması gerekmektedir ayrıca.

Yani anlayacağınız her an çoklu sayıda kesişen yollar ve onlara bağlanan diğer yollar üzerinden akan enerji sürekli bir döngü sağlar dünyada.
Tüm kayıtlar da tutuluyorken bu mânâda, her bir ruh yeniden bedenleneceği zaman bu boyutta eski kayıtların içinde sevgi olmayan, değişip dönüşmesi gereken ne varsa onlar çıkartılır ortaya ve ruhun yeni planına katılır, yedirilir, işlenir adeta.
Bu süreç işlemeye başlayabilsin diye aşağıda, yukarıda aynı karmik aileden başka ruhlara görev çağrısı yapılır adeta. Görevler tanımlanır, anlaşmalar yapılır, el sıkışılır adeta ve ruhlar bedenlenme sürecine girerler o anda. Sonrası malum, yaşam dediğini süreç başlar aşağıda. Tüm senaryo o ilk anda belli olur olmasına ama ruh bedenlendikten sonra kapatılır adeta dünya boyutunda ve zihin açılır aşağıda. Sonra hür irade geçer kumandaya ve seyir belirlenir yeni rotada. An be an yukarıda, yeni rotanın seyri kaydedilir ama evrensel yasalara ve bütünün hayrına, topyekûn ters düşmedikçe müdahale edilmez asla.
Ama bir düşünün ki bir senaryonun içinde onlarca ve hatta bazen binlerce, milyonlarca ruhun hür iradesinin gücü çalışır adeta aynı anda ve sizin dünya boyutunda tahmin edebileceğinizden çok daha fazla ve hızlı enerji değişimleri yaşanabilir o coğrafyada.
Nitekim sizler de şu anda böyle bir dönemden geçmektesiniz ve işte tam da bu nedenle artık kim olduğunuzu ve neden bu zamanda bu coğrafyada olduğunuzu bilme, anlama, kabul etme ve sevgi yolunda, koşulsuzca sevgi yolunda, ilerlemek adına kaldırmanız gereken ne engel varsa yaşamınızda kaldırmanız gerektiğini hatırlatıyoruz size çokça.

Bugüne kadar yaşamınızda anlamlandıramadığınız ne varsa ve/veya anladığınızı sandığınız ne varsa hepsine dönün bakın bir kez daha, gerekiyorsa bir kez daha, bir kez daha. Zira hiçbiri nedensiz yere konmadı o senaryoya. Hepsi ama hepsi sadece size büyütmek içindi ve sonunda tüm kainata sonsuz ışık olmanız içindi aslında.

Bir ve bütün olduğumuz inancıyla, BİR’den çıkın yola BÜTÜN’e varmaya. Yürüdüğünüz yolda özünüzden gelen ışık aydınlatır önünüzü, siz her daim ileriye yukarıya baktıkça.
Oyalanmayın geçmişin karanlık sandığınız kısmıyla, zira o da sizi çekmek/itmek içindi aydınlığa. Neyi merak ediyorsanız sorun mutlaka ama kendi karanlık tarafınıza değil, yukarıya sorun mutlaka, özünüze sorun mutlaka.

Her daim korunduğunuzu ve kollandığınızı bilin mutlaka, her daim sadece ışıkla var olanlar için kendi dünyalarında karanlık yoktur aslında, siz ışığınızı kapatmadıktan sonra.

Kalın sağlıcakla…
Bu yazı F. Ebru Tolan’a 16 Mayıs 2019, Perşembe günü saat 12.07 itibariyle tarafımızdan yazdırılmıştır. Konsey

5 Aralık 2018 Çarşamba

ARTIK KULAK VERİN... - ÖZEL BİR YAZI


Yepyeni bir döneme giriyorsunuz topyekûn insan varlığı olarak dünyada ve bu yeni dönem görünende zorlayacak olsa da tüm canlıları, bütün coğrafyalarda, farklı farklı yolla, aslında uyanışın hızlanması ve hatta tamamlanması için gerekli olan değişiklikleri barındıracak yapısında.

Acceleration is getting faster and faster. No way to escape. Don't try to escape. Just go with it and try to stay calm and relax in high vibration. We're all helping you. Start to feel your Soul deep inside and be with your Soul deep in love.
Don't hesitate to wish understanding.
Don't hesitate to ask help.
Don't hesitate to accelerating.
All are for you!

Yeniden bağlantıya geçtiğinizde ruhunuzla ve bizimle, görmeye başlayacaksınız gerçekleri içinizde. Bir çoğunuzun yüreğindeki endişe biliyor olduklarınızdan geliyor gibi düşünülse de aslında tüm bildikleriniz değişiyor yeni enerjide. Çalışıyoruz sizin için var gücümüzle ki bu sonsuz denecek güçle çekiyoruz sizi gerçeklere. Ancak ne var ki hâlâ daha içinizde yaşattığınız ve hatta yarattığınız endişe, karanlık ve gereksiz vesvese işinizi zorlaştırıyor siz görmeseniz de.

Artık kulak verin önden gidenlere.
Artık kulak verin yardıma gelenlere.
Artık kulak verin yüreğinizdeki sese.

Mıhlanmış gibi hissetseniz de kendinizi toprağın derinlerine bilin ki nedensiz değil bulunduğunuz çevre. Sizin ihtiyacınız olan da, size ihtiyacı olan da o çevrede yine de. Kaçmayı ve gitmeyi düşünmek yerine neden orada olduğunuzu anlamaya niyetle çalışın yüreğinizde. Vakti geldiğinde herkes çekilecek en güvenli yerlere, kendi hazırladıkları her neyse onlarla birlikte.

Biliyoruz, biraz gizemli, biraz örtülü konuşuyoruz hâlâ daha sizinle ama siz izin vermedikçe, siz yüreğinizi temizlemedikçe anlatamıyoruz işte. Oysa bu süreçte, geçen dünyevi zaman diliminde, gezegeninizde ve hatta galakside ve pek tabii ki evrende değişim ve dönüşüm devam ediyor gerektiğince. Oyalanan sizsiniz adeta bu evde, kulak verin yüreğinizin sesine, takılmayın dünyevi işlerin peşine. Hele eski enerjinin gereksiz bilgileri ile hiç oyalanmayın, oyalamayın zihninizi şimdide.

Yanınızdayız siz istediğiniz sürece. Yeter ki açın yüreğinizi bize, açın adeta kendi kapınızı kendiniz içinizdeki niyetle (tepe çakrası), başlayın görmeye görünenden öte (3. göz çakrası). Hâlâ daha 7’li sistemde enerji merkezlerinizle çalışıyoruz sizi güncellemeye, izin verin bize. Çok değil üç beş sene içinde 12’li sisteme geçecek bir çoğunuz bu dünya denen evde; uyumlanmanız gerekiyor yeniye. Ama önce eskiden gelen her neyse temizlemek gerekiyor derinlemesine.

Aktarımlarımız devam ediyor dünya denen gezegene ve nasipleniyor tüm Ruhlar kendi seviyelerinde. Siz de bir derin nefesle başlayın bu gece temizlemeye ve yükselmeye, çevirin başınızı göğe, ışığa ve sevgiye. Ne yalnızsınız, ne de çaresiz bu evde! Siz kabul ettikçe biz devam ediyoruz bilgiyi göndermeye.
Kalın sevgide, sevgiyle
Bu yazı Firdes Ebru Tolan’a 4.12.2018, Salı saat 23.09 da tarafımızdan yazdırılmıştır. Konsey

23 Ekim 2018 Salı

İYİ ANLAYIN; SİZ KİMSİNİZ ASLINDA? - ÖZEL BİR YAZI


“Bir şafak vakti onbaşı geldi yanıma, kumandanım, hazırız dedi bana. Bu vatan uğruna canımızı bırakmaya. Dedim ki ona can sende kalsın, sen yüreğini ver bu toprağa. Can sende kalsın ki hep yaşasın bu topraklarda. Ama bundan sonra yüreğin olsun ki feda, millet hep seni ansın.” *

Anlamak zor olsa da sizin için hâlâ, biz canından can katanlar bu toprağa, kanımızla sulayanlar adeta, iz bıraktık tüm Anadolu’da, hatırlayın diye her zora düştüğünüzde, her dert gördüğünüzde, her isyan ettiğinizde…. Ne yiğit, ne cesur, ne bileği güçlü, ne müteşekkir, ne cengaverler geçti yürüdü bu yollarda ki onlar sizin ATA’larımız dedikleriniz size EVLATLARIMIZ diyenler aslında! **

Şimdi hâlâ neden soruyorsunuz nerede o CAN’lar diye acaba? Dönüp baksanıza; özünüze dönüp baksanıza!

Bir ATA’nın yadigarı torunlar değil, torunların ATA’sısınız aslında, anlasanıza!

Bu zamanda bu coğrafyada her kim ki sahip çıkıyor ATA’sına, bilsin ki kendini koyuyor aslında ortaya.  Döndük dolaştık buluştuk yeniden bu coğrafyada. Bu sefer iz bırakmak için değil ama, tüm izleri, acılardan geleni, korkuyla pekişeni, hüsranla örtüleni, tüm izleri arındırmaya.

Herkes başlarsa kendinden yana hızla temizleniriz biz bu coğrafyada. Ve biz temizlendiğimizde, o günün düşman gözükeni, bu günün muhalif gözükeni de temizlenir aynı anda. Kaçan, kovalanan olmazsa kovalayan niye koşar ki ?

Yangın yeri gibi adeta; yürekleriniz ve boğazlarınız yangın yeri gibi adeta. İhtiyacınız yok daha fazla acıyla bağrışmaya, yanmaya. İyi anlayın; siz kimsiniz aslında?

Haydi kalın sağlıcakla, geliyor bir 29 Ekim daha, çalışın ki o AN’a, kutlamalar yapılsın tüm dünyada. Yargılar ve yılgılar, yenilgiler ve yorgunluklar konuşulmasın medyada. Coşku ve sevgi, ışık ve neşe olsun tüm hayatınızda.

Bu yazı F. Ebru Tolan Karahasanoğlu’na 22 Ekim Pazartesi gecesi 10.00’da tarafımızdan yazdırılmıştır. Konsey  

*/**Kaleme alanın notu; yazının içinde yazılar var aslında, yürek gözünüzle okumanızı dilerim.

26 Eylül 2018 Çarşamba

ALDIĞIN NEFES HAYAT, VERDİĞİN NEFES IŞIK OLSUN


Bir dur Allah aşkına!
Bir dur ve soluklan,
Gerekiyorsa yolun ortasında!
Sen koşuyorsun diye
Dünyevi işlerin ardında
Ne dünya dönüyor ters akışta
Ne güneş batıyor doğduğu tarafta!
Ama sen koşuyorsun diye
Ruhun yorgun bu bedende
Zihnin dolu yüklerle
Ne sen seni biliyorsun bu düzende
Ne ben seninle büyüyorum evrende!
Oysa nedensiz yere gelmedin bu eve.
Dur! Dur ki uyanasın.
Dur! Dur ki yaşayasın.
Dur! Dur ki var olasın!
Eriyorsun, bitiyorsun, yok ediyorsun
Kendini kendi ateşinde.
Korku ve telaş kol kola
Kaygı ve uyku baş başa
Ne aldığın nefes hayat
Ne verdiğin nefes ışık bu dünyada!
O zaman sen neden geldin bu hayata?
Dur! Bir dur ve sor aynada
Sonra sen sus! Gözlerin anlatsın
Yüreğine aksın cevaplar
Ruhun ses olsun
Yüreğindeki duygular yol olsun
Seni alsın taşısın sana!
Mânâlar aydınlansın
Mecazlarla artık uğraşma.
Kal sağlıcakla
Bil ki mutlu olmaya geldin
Sen de bu hayata
Sonsuz sevgimizle kucaklıyoruz
Her birinizi şimdi ve daima.
Aydınlanmış Üstatlar adına Ebru tarafından kaleme alınmıştır 26 Eylül sabahında.


29 Ağustos 2018 Çarşamba

TÜM CEVAPLAR SORULARDA! - ÖZEL BİR YAZI


Sonsuz sevgimizle selamlıyoruz hepinizi bir kez daha.

Yürekleriniz kıpırdıyor, mideleriniz karışıyor adeta bir süredir bu coğrafyada. Endişe, kaygı ve hatta korku yükseliyor etrafınızda. Dillendirilenler bir başka, dillendiremedikleriniz bir başka titretiyor dizlerinizi, anlayamasanız da.

Oysa ihtiyacınız yok tüm bu olumsuzluklara. Ne zaman başlayacaksınız bakmaya?

Hüzün dolu yürekleriniz, titriyor sesiniz, yorgun düştü bedenleriniz, ihtiyacınız yok tüm bu olumsuzluklara.

Nasıl olacak peki dediğinizi duyuyoruz kolaylıkla. O yüzden istiyoruz kulak verin çağrımıza. Önce bir bırakın başkalarını gitsinler kendi yollarına. Sonra siz dönün kendi dünyanıza ve başlayın bakmaya. Tüm cevaplar sorularda!
Tüm cevaplar sorularda!
İyi anlayın bunu, mutlaka!
“Neden böyle yaptı” diye sorduğunuzda, cevap O’nda.
“Neden böyle yaptım” diye sorduğunuzda cevap zaten varlığınızda!
Daha açık ve net ifade edelim tam da burada: Soru sorun kendi varlığınıza, başlasın cevaplar akmaya.
Neden geldim bu hayata?
Neyi görmem lazım tam da şu anda?
Anlamam gereken ne bu olayda?
Atmam gereken adım ne bu hayatta?
En büyük engelim ne akışımda?
Soru sorun varlığınıza!
Cevaplar hazır ve onda!
Açın kendinizi tüm kanallara, cevaplar ulaşsın size 5 duyunuz yoluyla ve izin verin fazlasına.

Oyunun bir parçasıydı adeta; tüm kapılar içerden açılır sizin dünyanızda. Sonsuza dek ziller çalsa da kapıda, içeriden bir açan olmadıkça boşuna! Salın korkularınızı, tutmayın, tutunmayın onlara.

Ezcümle, ihtiyacınız yok kaygıyı, korkuyu çoğaltmaya. Bu yazıyı okuyorsanız bilin ki yolunuz çok başka, oyalanmayın dünyada olan olumsuzluklarla. Siz başlayın soru sormaya, tüm cevaplar sorularda!
Mânâ derin, mânâ büyük bu noktada; okuyup geçseniz de aklınızla, anlamam gereken ne deyin koyun bir kenara, yüreğinizde aydınlanır cevabın olduğu sayfa.

Kalın sağlıcakla, sonsuz sevgimiz akıyor şimdi ve daima.
Bu yazı 29 Ağustos 2018, Çarşamba günü saat 11.15’de İstanbul, Sancaktepe’de Firdes Ebru Tolan’a  tarafımızdan yazdırılmıştır. Konsey



10 Ağustos 2018 Cuma

NELER OLUYOR MEMLEKETTE?


Türkiye’nin gidişatını dert etmeyin bu süreçte.
İzin verin kendinize, zaman verin güçlenen tesirlere.
Kasırga devam ederken sığınaktan çıkmaya çalışmak niye? Oturun ve bekleyin kendinizi güvende hissettiğiniz yerde. Fırtına bittiğinde taş taş üstünde değilse, çekip kenara koyacak, yol açacak, yol olacak güç verildi zaten size.
Görünene akıtmayın gücünüzü, tüketmeyin gereksiz yere. İhtiyacınız yok felaketi dillendirip büyütmeye. Kasırgayı yaratan tesir geri çekildiğinde usulca çıkarsınız, yol alırsınız dilediğinizce. Bu evrede gereksiz yere yük yüklemeyin kendinize!*
Dönün içinize, sorgulayın “neden hâlâ göremiyorum özümü, duyamıyorum ruhumu, ben kimim gerçekte?”
Adım adım ilerledikçe aydınlanacak yol, gün ağaracak, güneş doğacak, siz hiç öngöremesenizde.

Haydi herkes kendi işine, biz bize düşene, siz sizden beklenene.
Sonsuz sevgimizi gönderiyoruz hepinize
Işık Varlıkları

*Ebru’nun notu: Görünen hakkında yapılan olumsuz yorum ve yargı içeren söylemler manasında!

24 Temmuz 2018 Salı

SİZİN BESLEDİĞİNİZ HER NEYSE... - ÖZEL BİR YAZI


Gün gelip de yer yarılıp dünya sulara gömüldüğünde…

Diye başlayan bir cümle görseniz merak edersiniz ve sonrasını getirmek yüreğinize dehşet düşürse de okursunuz sessizce. Bittiğinde, dehşet büyükse yalanlarsınız içinizde, kabul edilebilirse sizce, alırsınız onu içinize ve hatta taşırsınız sessizce…

Oysa bizden gelen hiçbir cümle dehşet içermez, korku vermez, felaketi dillendirmez, nedensiz mi sizce?

Şu an bile dünyanın farklı köşelerinde felaket yaşanmıyor mu size göre? Dehşet dolu değil mi binlerce yürek bu evde*?

Öyleyse biz mi görmüyoruz, biz mi sevmiyoruz, biz mi bilmiyoruz…? Nedir buradaki bilmece?
Yoksa? Bizim gördüğümüzle sizin gördüğünüz farklı olabilir mi özünde? … ve bu nedensizce olabilir mi sizce? Öyleyse, bu direniş niye? Kendi baktığınız pencerenin önünde ya varsa bir perde? … ve o perdeye yansıtılan bir görüntüyse sadece…. ve o görüntü sizin beslediğiniz her neyse oradan geliyorsa siz hiç fark edemeseniz de…?

Ne olacak böyle? Nereye kadar bekleyeceksiniz oturduğunuz yerde? Bir tek hamle yeter size, tek bir hamle; niyetle.

Bir derin nefes alın diyoruz size, sadece 1 nefes yeter belki de! Daha çok anlatacağız ama bilin ki sadece sevgiyle. İhtiyacınız yok korkuya hiçbir yürekte. Her şeye yetecek gücünüz var niyet edince. Bu gece** yapacağınız çalışmanın gücü sizin tahmininizden çok öte. Görüyoruz potansiyeli yüreklerinizde. Değişen bir yürek, eklenen 1 niyet bile çoğaltır ışığınızı misliyle, bu böyle biline.
Telaşa kapılmayın, yoldan ayrılmayın, bu yeter size.

Açın yüreklerinizi sonsuz ve sınırsız sevgiye, dönün özünüze, salın korkularınızı taşımayın yüreğinizde.
Salın ki yer açılsın saf sevgiye, salın ki temizlensin tüm yaradılışınız özündeki sevgiyi perdeleyen her neyse.

Sonsuz sevgimiz akıyor tüm insanlığa şimdi ve daima, kalın sağlıcakla.
Bu yazı 23 Temmuz 2018, Pazartesi günü saat 22.55 itibariyle İstanbul Sancaktepe’de Firdes Ebru Tolan’a tarafımızdan yazdırılmıştır. Konsey

*Ev, dünya mânâsında kullanılmıştır.
** 23.7.2018 gece saat 11.00’de başlayacak ve her Pazartesi tekrarlayacak olan Işıldayan Hayatlar’la Saf Sevgi Enerjisi Çalışması’ndan bahsedilmektedir. Daha fazla bilgi için Facebook/Işıldayan Hayatlar ve/veya dm lütfen.

17 Temmuz 2018 Salı

YALNIZIZ SANMA!


Kendini koşulsuzca sevemeyen
Nasıl sever tüm dünyayı aynı bedende?
Hayat duraksatıyorsa seni hâlâ
Farklı konularda,
Bil ki görmen gerekenler var hâlâ,
Bir başka mânâyla aynı sandığın yürekte aslında.

Artık oyalanma!

Bak diyorum yıllardır sana dostça,
Değişiyor tüm dünya ve evren hatta.
Direnirsen akışa söker seni
Sarsar seni, yıpratır ve parçalar, anla!
Gerek yok bu kadar hırpalanmaya.
Neyi dert ediyorsan bu dünyada
Ama aşkı ama itibarı,
Kim bilir belki de parayı ve politikacıları…
Bil ki yolda olması gereken sensin
Sen ilerle ki bu aydınlanma yolunda
Tüm manzara -kısaca hayat diyelim ona-
Değişsin senin için ve aynı anda
Sen değişince aydınlansın tüm dünya
Işık olduğunda aydınlatırsın o an
Karanlık sandığını kolaylıkla!

Artık durma! Artık durma! Çık yola!

Yolda olanlar bir çift sözüm var onlara da;
3-5 adım atınca değişti tüm dünya sanıp da
Duraksamayın orada.
Daha çok işimiz var bizim bu dünyada.
Topyekûn uyanışa az kaldı ama
O ana kadar ilerlemeliyiz sağlam adımlarla.
Durmak ve duraksamak yok bizim için bu dünyada.
Tüm evren izliyor bizi yalnızız sanma!
Az kaldı buluşacağız çok yakında.

Haydi kalk!

Yeniden koyul yola.
Bir küçük mola verdin diyelim geldiğin noktada.
Oysa tamamlanmadı değişim hâlâ
Demek ki daha çok işin var, anla!
Bir derin nefes al ve koyul yeniden yola.
Dört bir yandan nasıl da çoğalıyoruz tüm dünyada.
Akın akın geliyorlar buluşma noktasına.
Şenlik var çok yakında
Sakın sen de kaçırma!
Sonsuz ve koşulsuz sevgimi uzattım
Yüzünü dönene,
Işık tutarım
Ben her isteyene.
Kalın sağlıcakla her an, daima.
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu
Bir yolcu…
Şifacı…
Amacı insanlığa hizmet olan
Uyanış ve yükseliş için çalışan…
Özü/yolu sevgi olan…
Işığı her daim yüreğinden sınırsızca akan…

İstanbul, 17.07.2018 – 11.55


26 Haziran 2018 Salı

ZİLLER ÇALMAYA DEVAM EDİYOR! NİYE?

Zihninizdeki karmaşa, yüreklerinizdeki hüsran arasından 1-2 dakikanızı ayırır mısınız bana?
Ne söylenmek isteniyor olabilir acaba? Bir an için bile olsa durup sorar mısınız acaba?
Görüneni koyup kenara bir anlığına, görünenden öte ne var diye sorar mısınız acaba?
Evladının başını sevgiyle okşayarak uyandırmaya çalışan bir ana misali gelen naif tesirlere dönüp bakmadın ya… UYAN dendikçe, kolaylıkla, uyanmadın ya…! Ve hatta çalan zillerin sesini Gezi’de, darbe girişiminde… duymadın ya…! Ne bekliyordun acaba…?
Uyumaya devam edebilirsin arkadaşım sıcak yatağında, hür irade derim buna ama hiç değilse yarattığın karanlıkla kendini de çevreni de boğma.
Sadece hatırla ki sen de bu zamanda, bu coğrafyada bedenlenmeyi seçensin! Aynı ben gibi… Sen de UYANMAYI ve YÜKSELMEYİ seçensin! Aynı ben gibi… Bugün hâlâ uyanman gerektiğini kabul dahi etmiyorsan bari beslediğin olumsuzluklarla karanlığı çoğaltma.
Tüm dünya değişiyor, tüm galaksi ve evren… görüp görmemen, bilip bilmemen, değişimi hissedip hissetmemen bu gerçeği değiştirir mi sanıyorsun sen? Yüzlerce yıl dünyanın düz olduğuna inanan milyonlarca beden yuvarlak olduğu gerçeğini değiştirebil mi, bir düşün istersen?
Her bir can kendi yolundan sorumlu olsa da, neden ulus, millet olmayı seçtik bu zamanda, bu coğrafyada diye sormadıkça ve önce bütünün hayrına sonra o bütünün içindeki “ben”im hayrıma niyetiyle adım atmadıkça zorlanıyoruz aslında.
Zira bizler bu zamanda el ele, ulusça uyanmayı seçmiş olanlarız; ÖZümüzden gelen gerçek gücümüzü asırlardır bağladığımız atalarımız da bizleriz! Bir dönemi derin uykuda geçirmiş olsak da artık hızla ileriye, yeni dünyaya hazırlanması gereken de bizleriz… o dünyayı yeni bilincimizle oluşturacak olan da bizleriz.
Ezcümle; ZİLLER ÇALMAYA DEVAM EDİYOR!
Zili susturup uyuyanlar, zili kurana, çalana, hatta o zili imal edip başucuna koyana -ki hepsi biziz- sayıp sövüp uykusunu da heba edenler… çıkan sesi gürültü, hinlik, cinlik, nefret, öfke, hasetlik … sanıp kendini değersizleştirenler/körleştirenler … olsa da ZİLLER ÇALMAYA DEVAM EDİYOR BİZİM HAYRIMIZA!
Artık vakit gelmedi mi uyanmaya?
Daha kaç zil çalınacak bu coğrafyada, daha kaç can yanacak bu yolda? Uyumak için değil uyanmak için geldik biz bu zamanda bu vatana. Artık doğrul da bak! Güneş parlıyor ve ay ve yıldızlar, sen uyusanda…
Bir an için bile olsa dur ve sorgula; neden AY ve YILDIZ var bizim bayrağımızda? Neden rengi kırmızı ve neden KORKMA diye başlıyor bizim marşımız acaba? Neden seçti gitmeyi 09.05’te Atam 1938’de 11.ayın 10.gününde!?
Ama sakın bana zihnindeki cevapları sıralama. Sadece duy yüreğini ve anla! Ne tesadüf vardır bu hayatta, ne de hata. Yanlış olan bir şey yok bu akışta, ne de bir ceza… henüz göremediğin mânâları ara! Tüm cevaplar sende nasıl olsa.
Kal sağlıcakla, sonsuz sevgim akıyor tüm insanlığa
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu
Ezelden gelip ebede giderken bu bedende, bu coğrafyaya, bu zamanda gelmeyi seçmiş olan