14 Haziran 2017 Çarşamba

DEVAM ÇIKTIĞIN YOLDA

Otobanın kenarında, yolun uğultusunun arasında kuşların cıvıltısını duyabiliyorsan,
Yangın yerinin ortasında başını kaldırıp göğe bakabiliyorsan,
Dehşete tanık olduğunda içindeki sükuneti bulabiliyorsan...
Devam et çıktığın yolda, inançla.
Sonsuz sevgimle şimdi ve daima
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu
Kişisel Şifa ve Enerjiler Eğitmeni
İstanbul, 13.6.2017

7 Haziran 2017 Çarşamba

AT KİŞNİYOR, NEDEN DİYE KENDİNE SORSANA?

Bir yük arabası bekler durur yol kenarında, ta ki bir at/öküz/eşek koşulana…
Atın yuları adamın elinde olsa da tüm yükü at çeker aslında.

Ön kollarının altından geçer bağlanır boynuna, başına… yük arttıkça at ağırlaşsa da devam eder yoluna. Yol yokuş yukarı olsa da durmak yok yol kenarında. Araba boşken çıkılsa da, yolda eklenir yükler hızla. El eder bir dost, selam yükler bir başkası da. Geçip gittiğini sanırken araba dost bildikleri gönül yükler,  düşman bildikleri söz ona. Her iki türlüsü de yüktür aslında. At zorlanır yolda. Ama durmak yok ya, arada kişner hatırlatır arkasına! Başka arabalar da var kenarda ve başka atlar sahiplerinin elinin altında. Nedense kimse bakmaz onlara, gözler kitlenir sadece yolda olana.

Ahh sen bir de ata sorsana? Yoruldu kolları, ayakları anlasana. Acıyor göğsü, tıkanıyor boğazı farkına varsana.

Atmak ister yularını, sökmek ister koşumunu ama boşuna. Söylenir durur bir başına. O zaman da çok sesi çıkıyor derler ona; sus ve devam et yola!

Yüreği elvermez bırakamaz oracıkta canı pahasına. Çok yorulup terlediğinde bir anlığına durur ve bakar arkasına. Kişner ve şaha kalkar o anda. Sessiz gözyaşları dökülür toprağa. Yardımına koşsada toprak ana arabadakiler yuvarlanmıştır aşağıya. Kimse bakmaz ata! Yere düşenler başlar kızmaya, hem ata hem arabaya ve hatta geldikleri onca yola dönüp bakan olmaz o anda. Varsa yoksa kendi acıları nasılsa.

At üzülür çok daha fazla. Çünkü o görür ve anlar aslında, kim yolda kim yolda olanın sırtında. İçinden geçirir “dön sen de bir bak önce sana sonra bana. Beni konuşma; ben yoldayım nasıl olsa. Çıkarttım artık sırtımdaki tüm yularları anla. Sen yenilerini takmaya çalışsan da boşuna, onarıldı ve cilalandı; kayar düşer eninde sonunda.  Hala bir araba taşıyorsa bu at bu yolda bil ki niyet eden içindir aslında. Kim kimi sırtına alırsa sırttakinin gittiği yol olmaz aslında. Alan bıraktığı anda, kaybolur yol iz bilmeden taşınan bu yolda.”

Kişneyen ata kızma, sabrını sınama, sen al kendi yükünü taşıtma ona, sonunda kalkarsa şaha sen düşersin ANLA!


Bu yazı 7 Haziran 2017, Çarşamba günü saat 11.55 itibariyle F. Ebru Tolan Karahasanoğlu tarafından İstanbul’da kaleme alınmıştır.

6 Haziran 2017 Salı

ŞEFKAT, MERHAMET, HOŞGÖRÜ

Şefkat, merhamet, hoşgörü deyince akla naiflik, duygusallık gelir ilk anda. Oysa şefkat, merhamet ve hoşgörü ne boynu büküklüktür ne acıma, ne alttan almadır ne susma, ne görmezden gelmedir ne de kaçma. Güçlü olmak gerekir aksine bu yolda.
Merhamet gösterirken, çok acıtsa da, izin vermek gerekir yaşanacak ne varsa.
Hoşgörü de geri adım atmak değildir aslında. Henüz kendini teslimiyete taşımamış olsa da, onun yolunda durmamaktır aslında. Herkesin yolu kendi aklıyla çizilir eninde sonunda. Sonsuz seçenek olsa da kişi gider kendi aklının yolunda.
Şefkat karıştırılsa da acımak değildir asla. Kucaklamaktır, sarılmaktır, sarmalamaktır aşkla, kimi zaman hiç anlaşılmasa da, hep yanında olmaktır kendi yolunda gidenin 3 adım arkasında.
Şefkat, merhamet, hoşgörü yoktur ilahi boyutta! Saf, sonsuz, koşulsuz sevginin olduğu alanda sadece ışık vardır aslında. Saf olan saydamdır, saydam olan geçirgendir mutlaka. Sarar ve sarmalar sevgi eninde sonunda olanı da olduranı da bu yolda. Ama sizin bulunduğunuz dünyada bir ışık yakar merhamet ve hoşgörü şefkat yolunda. Şefkat deyince önce hoşgörü anla sonra merhamet gelir yüreğine nasılsa.
Sen yolda olsanda yanından geçerken aydınlatırsın bir anlığına. Sonrasında gözünü açıp da koyulmazsa yola kalır yeniden karanlıkta. Sen hiç oyalanma, durma, duraksama, devam kendi yolunda, arkan aydınlanıyor nasılsa.  Sen dönüp bakmasan da dizildiler, çıktılar yola. Yolda olan çoğaldıkça aydınlanacak tüm dünya. Ama sen oyalanma kenarda kalanla, o kendi seçti kendi aklıyla. Gün gelir duyarsa; ruhunun sesini duyarsa, koşar gelir yanına.
Sevgimiz akıyor sana ve tüm insanlığa şimdi ve daima.
Bu yazı 6 Haziran, 2017 Salı günü saat 13.11 itibariyle İstanbul’da F. Ebru Tolan Karahasanoğlu tarafından kaleme alınmıştır.


23 Mayıs 2017 Salı

ŞÜKRETMEK


Şükretmek gerek, ama öyle koltuk değneklerini sağ bacağı yapmış birini görünce bacakları olduğuna…
Bastonuyla kırmızı ışıkta bekleyene yardım edince görebildiğine,
Çöp toplayıcının kendi oğluyla yaşıt olduğunu anlayınca çocuklarını okutabildiğine şükretmek değil sadece…
Arabasını hurdaya çıkartan kazadan sağ çıktığında cana değil mala gelsin deyip şükretmek de değil ama…
Üst kat komşunun afacan ikizlerinin saatler süren oyunlarına eşlik eden kahkahalarını duyup “mutlu çocuklar yetişiyor şükürler olsun” diyebilmek…
Telaşla toplantıya dosya yetiştirmeye çalışırken dökülen ataçları toplayabilmek için yere eğilebildiğine “her zaman her şeyi yapacak gücüm var ve sağlıklıyım şükürler olsun” diyebilmek…
Toz duman inşaatların arasında ara yolda sıkışmış, demir kamyonunun yükünü boşaltmasını beklerken “tertemiz, yenilenmiş evlerine kavuşmalarına az kalmış insanların yuvaları yapılıyor şükürler olsun” diyebilmek gerek!
Sonsuz ve koşulsuz sevgiyle olana, yaratılmışa…
Şükürler olsun bu güzel güne, huzurla, keyifle yaşanan her an’a.
Sonsuz sevgimle şimdi ve daima
Kişisel Şifa ve Enerjiler Eğitmeni F. Ebru Tolan Karahasanoğlu

17 Mayıs 2017 Çarşamba

YÜZLEŞME...

YÜZLEŞMEK...yüzleşebilmek!
Zihninin karanlık dehlizlerinde gizli kalıpları,
Yüreğinin sert köşelerinde istifli affedemedikleri,
Boğazında boğum boğum düğümleri,
Midesinde taşlaşmış hazmedemedikleri...
Olanlar için zordur. Hem de çok zor.
Oysa yüzleşmeden, su üstüne çıkartmadan, gömüyü gün ışığına kavuşturmadan... yok etmek, salmak göndermek, sevgiyle uğurlamak, değiştirio dönüştürmek mümkün değildir.
Yüzleşemediğiniz ne varsa; ister korkularınız, ister inançlarınız, ister masum sandığınız duygularınız olsun... önce kabule niyet edin. Sonrası çok kolay inanın, güvenin.
Sevgimle şimdi ve daima
Kişisel Şifa ve Enerjiler Eğitmeni F. Ebru Tolan Karahasanoğlu

16 Mayıs 2017 Salı

HATA YOKTUR MANA VARDIR!

Hata yoktur hayatta,
Anlamlar vardır yaşanmışlıkta.
Gören göz için koca bir mana,
Kör yürek içinse zifiri karanlık olsa olsa...
Durdukça ve oyalandıkça
Sadece yükün artar sırtında,
Sen bir koyul yola
Gerisi gelir kolayca...
Kişisel Şifa ve Enerjiler Eğitmeni F. Ebru Tolan Karahasanoğlu
İstanbul 15 Mayıs 2017

10 Mayıs 2017 Çarşamba

VAKTİ GELDİĞİNDE DEVAM ETMEK İÇİN; ŞİMDİ!

Dünyanın dört bir yanında, yüreklerindeki saf sevgiye odaklanan insanların açtığı yolda, kimi elinde cılız bir ışıkla, kimi tam aydınlanmışlıkla yol aldı yıllarca. Duranlar oldu ve dönenler… ve hatta aşağı düşenler… Bir o kadar da yeni gelenler… Zirveye yakın konumda, bir ara kamp alanında, dinleniyorlar şimdi adeta. Vakti geldiğinde devam etmek için yola bir başka yaratımda!
Dostlar var onların arasında, dostlarınız var aslında. “Bırak, yaşadığın karmaşanın arasında sıkışma, kaldır kafanı bir bak buraya; sal korkularını, çöz zincirlerini, at yüreğindekileri, koyul yola” diyorlar adeta! Hala vakit varken UYAN diyorlar kısaca. Bugün, şu ANda, koy bir elini başına, diğerini göğsünün tam ortasına, sor bakalım neler diyorlar zihninle ruhun aynı anda! İzin ver kendine; anlamaya. Kabul et sonrasında. Yardım sonsuz, yardım sınırsız; alsana! Haydi dostum sen de kervana katılsana. Bir izin versen ya hatırlamaya, bildiklerin yeter de artar sana.
Sevgimiz sonsuz ve sınırsız akıyor tüm insanlığa, şimdi ve daima.
Bu yazı 10 Mayıs, 2017 Çarşamba günü F.Ebru Tolan Karahasanoğlu tarafından İstanbul’da kaleme alınmıştır.