yükseliş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yükseliş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mart 2021 Cumartesi

2021 MART EKİNOKS ZAMANI* - ÖZEL BİR YAZI

Dünya denen evde, kendi yüreğinde, kendi biçtiği kaftanın içinde varlığını sürdürmekte olan tüm canlılara selam olsun bu özel günde.

Bizler sizin için çalışırken kendi bildiğimizce ve sizlerden gelen yönlendirmelerle (bilinçsizce yaptığınız) sizler de devam ediyor gözükmektesiniz kendi bildiğinizce!

Oysa vakit geldi, bilmecenin çözülmesine.

Artık geriye dönüşü olmayan ilerlemeyi seçtiğiniz, seçildiğiniz bilinçte yükselmeniz gerekiyor kendi içinizde. Buradaki yükselme ifadesi 5. boyuta yükselişle karıştırılmasın diye belirtiyoruz ama sıçrama da olmayacağı için anlatacağımız, uygun kelimeyi siz bulun kendi içinizde; ilerlemek, çıkmak, yükselmek, seviye değiştirmek,… ne demek isterseniz kendi içinizde.

Sizler bunu gerçekleştirebilin diye dünya düzeninde biz çalışıyoruz nicedir, izninizle.

"İzninizle"den kastımız, dünya yolculuğuna çıkmadan imzaladığınız, bıraktığınız anlaşmalar, henüz bilemezseniz de.

Burada da “bilmek” kelimesini seçerek kullandık . Zira hatırlamak için, hatırlatabilmemiz için, gelmeniz gereken olgunluk seviyesine ulaşamayanlar oldu içinizde.

Öyleyse, ezcümle, siz kendinizi ilerlettikçe açılacak idrak kapılarından geçtikçe, geçebilmek için ilerledikçe işaretler değişecek, nişanlar gelecek ve hatırlatılacak size, sizin içinizde. Ama bulunduğunuz seviyede -bazılarınız için- teleskopla göğe bakıp öykünmek gibi ilerlemeniz gereken yol kendi içinizde. Bakıyorsunuz, arzuluyorsunuz ve iç geçiriyor, bekliyorsunuz yine ve yine…

Teleskop ne kadar güçlü ise o kadar netleşiyor detaylar belki içinizde ama elleyip tutamıyor, gidip dokunamıyorsunuz ya illüzyonun içinde, yetmiyor bu size.

Bizden size akanlar, asılı kalıyorlar çevrenizde, gidip görmedikçe, alıp içinize çekmedikçe parçanız olamıyorlar ve tamamlanamıyorsunuz kendinizce.

Neden bu düzen böyle?

Neden bu kadar karmaşık kimilerine?

Neden zorlayıcı olmalı eğer nihai amaç yükselmekse?... dediğinizi duyuyoruz sessizce. Susuyoruz yine de, nedense?

Çünkü denedik defalarca öncesinde. Başka yollar, yöntemler denedik. Gelemedik yeterince ileriye. Bu sefer kuralları bizde böyle belirledik, birlikte. BİRLİKTE.

Matriksin içinde, önceden belirlediğimiz kurallar çerçevesinde, herkes kendi rolünde, devam edeceğiz bir süre daha böylece.

Ama artık bilmece çözülmeli yardım edilecekse diğerlerine.

Diğerleri kim?

Bilmeceyi çözecek kim? Gelelim bu bilgiye.

"Diğerleri" kendi tekamül yolculuğunda devam edecek olanlar bir süre daha sessizce.

Bilmeceyi çözecek olan kim? Bizler, sizlerle…

Bilmeceden kastımız ne? Düzen mi kendi içinde? Yoksa…?

Beklediğiniz ne? Yükseliş.

Olan ne? Bilinmese de gerçekleşen ne?

Uzatmayalım lafı, yormayalım akılları. Söyleyelim sessizce yüreklerinize; niyet edenlere, duymayı seçenlere.

Olan; olduran da kendi içinizde.

Yani bilmece “olduran da kendi içinizde” ne demektir anlamak sessizce.

Ve bu ekinoks döngüsünde siz bilmeceyi çözün diye, iyiden iyiye daha çok yardım gelecek içinize. Biliyoruz karmaşık gözükmekte ama sadece iki gözünüzle gördüğünüzde. Yüreğinizin sesiyle (kalp gözü), aklın ötesini okuyan gözü (3.göz) aktifleştirdiğinizde önce netlik ayarı gerekecek belli bir süre ama eninde sonunda belirginleşecek tüm güzellik kendi içinizde.

Kısacası, başkası değil de Siz harekete geçtiğinizde muazzam dönüşüm olacak kendi içinizde.

Bu dönüşüm olduğunda ilerleyeceksiniz kendi içinizde.

İlerlediğinizde hatırlayacaksınız siz kimsiniz gerçeklikte.

Hatırladığınızda yapacaklarınız dünya düzeninde, hatırlatacak diğerlerine.

Diğerleri de hatırladığında kendi içinde, siz birlikte el ele tek yürek BİRLİK bilinci ile geleceksiniz beklenen yere.

Geldiğinizde tamamlanacak tüm bilmece, eksik 3-5 parça kalsa bile bütünlüğün resmi tam ve anlaşılır olacak kendi çerçevesinde.

O resmi gördüğünüzde büyülenmişcesine hayranlık duyacaksınız kendinize.

Sizin beğeneceğiniz, sizin eseriniz örnek gösterilecek tüm evrende. Öyleyse azla yetinmek niye, kendini sevmemek niye?

Öfke ister içinizde... ister çevrenize... yıkmaktan, yakmaktan başka ne işe yaradı söylesenize? Öfkelenme demekle bitmiyor ki kendinize duyduğunuz öfke, nedensizce? Nedeni belli; yüreğinizde. Yapabilecekken yapamamak kadar acısı var mı kendi içinizde? Öyleyse neden bekliyorsunuz hâlâ sessizce?

Gece ile gündüz eşitlendiğinde sizde kendi içinizde geçin geçidinizden sessizce başlayın aydınlığa doğru ilerlemeye. 21 Aralık’a kadar vaktiniz var, demedi demeyin bize. Daha diyecek çok sözümüz var da bekliyoruz sessizce.

Değişim dönüşüm hepsi birer bilmece kendi içinde.

Cevaplar yüreğinizde. İçinize döndüğünüzde bir bilinmezlik kuyusuna düşmüş gibi hissetseniz de bir süreliğine bilin ki yüreğiniz açılmakta enginlere ve o enginlerin içinde her alan güzel kendi içinde. Işık olanları ekleyince peş peşe yol sizi götürecek kendi gerçekliğinize.

Keyifle, ahenkle…

Bekliyoruz sizi az ötede.

Sonsuz sevgimizle. 

Bu yazı 17 Mart 2021'de Firdes Ebru Tolan** tarafından kaleme alınmıştır, talebimizle. Konsey İstanbul - 14.06


*2021 yılı itibariyle ekinoks ülkemizde 20 Mart 2021, saat 12.37 itibariyle gerçekleşmiştir.


**Kaleme alanın notu: Yazının içeriğinin kalp gözüyle daha kolay içselleştirilebilmesi için yüksek sesle okumanızı öneririm.

13 Şubat 2021 Cumartesi

YÜKSELİŞİN NEFERLERİNE

Kurtuluş Savaşı’nın neferlerinden

Yükselişin neferlerine selam olsun.

Anlı şanlı Türk bayrağı gönüllere ışık olsun.

 

Atadan toruna sandığınız akışla yordunuz kendinizi misliyle fazla.

Artık çıkın arşa

Başlayın bakmaya ufka, aydınlığa, ışığa, aşkla.

Savurun sevginizi gani gani bu topraklara.

Kanla sulandı demeyin artık

Kızılcık şerbeti deyip içmeyin artık

Atadan toruna deyip geçmeyin artık.

 

Ata da benim torun da

Başkası var sanma

Gelip de çıkaracak seni anlama

Kanma, kendini de kandırma.

Yüreğinden başla.

Acıyı, hüznü sal toprağa

Işığı çek aşağıya

Sevgiyi çoğalt aşkla.

Vatan, millet, Sakarya naralarıyla

Kendini hapsettiğin dar alandan çık dışarıya

Vatan da sensin, millet de

Bu dünyada korunacak kollanacak bir avuç toprak sanma

Kazma kürekle bellenecek sanma

Ata tohumunu sula ışıkla ve aşkla

Ata tohumu nedir ama?

Onu iyi anla!

Mu’dan Lemurya’ya

Lemurya’dan Mezapotamya’ya

Bu dünya şahitlik etti İNSANLIĞA

İNSAN kimdir iyi anla!

Bu kainatta İNSAN var oldukça ışıkla ve aşkla

Eksilmez ışık nasıl olsa.

 

Sen neden buradasın da

Değilsin dışarıda acaba?

"İNSAN"ı anla, insanı anla, insanı anla.

 

Hadi kalın sağlıcakla.

Bir grup ruhunuz sizden nasıl olsa.

İstanbul, 11.2.2021

 

5 Ağustos 2020 Çarşamba

KAPILAR & DÖNÜŞÜMLER

Farkında mısınız bilmem ama bu ara salgın, patlama, kaza, … adı altında toplu geçişler oluyor ve muhtemeldir ki daha da olacak. Zira görevini tamamlayanlar ve tamamlayamayanlar için bir hasat zamanı aslında. Burada “hasat” ifadesini hiç istememe rağmen özelikle kullandım çünkü birçok yazılı/sözlü yayında kullanıldığını biliyorum çok yanlış mânâda. Bu vesile ile dikkatinizi çekmek ve düzeltme yapmak istiyorum. Hasat “biçmek” ile alakalı değil! Biçmek deyince bir olumsuzluk var orada. Oysa “hasat” gerçek mânâsında bile olgunlaşanın toplanması anlamına gelir ya! Lütfen bu mânâsını hatırlayın ve korku, kaygı, endişe empoze edilemesine size ve alanıza izin vermeyin. Duydunuz mu ifadeyi kapatın kendinizi negatif tesirlere ve tamam deyin, ben biliyorum ardındaki gerçeği.

 

Ardındaki gerçeği bir kez daha vurgulayayım o zaman ben de; görevini tamamlamış veya tamamlayamamış ama artık tamamlayabilmesi için de uygun koşulların oluşturulması zor olanların alandan çekilmesi, alınması gibi düşünebilirsiniz. Ama burada dış güçler varmış da, bir iradesizlik söz konusuymuş gibi de algılanmasın. Aslında görünenin ardında mutlak bir anlaşma var, yüksek benliklerin bilir oldukları ile kabulleri, rızaları var diyelim biz ona.

 

Dolayısıyla bir kez daha görünenle oyalanmak yerine biz esas mevzumuza kanalize olalım; 2.dalga uyanış ve topyekun aydınlanma yolunda ilerleyiş, yükseliş öncesi döneminde süre giden toplu ve münferit geçişler biraz hızlanabilir demek istiyorum aslında. Zira önümüzdeki günler yeni enerji kapılarının açılımına uygun göksel dizilimlerin gerçekleşeceği günler olacak.

Bunun teknik detayları değil bizim için önemli olan ama enerji alanımızda meydana gelebilecek olası değişimlere dikkat çekmek benim vazifem.

1.Sarsılabilirsiniz; gerçek, fiziki mânâda yer altınızdan kayıyor gibi hissedebilirsiniz, bedeniniz hareketlenebilir.

2.Baş dönmesi ve/veya kulak çınlaması gibi fiziki durumlar yaşayabilirsiniz.

3.Göğüs ve boğaz bölgesinde yoğunluk yaşayabilirsiniz.

4.Baş bölgesinde, özellikle tepe, alın ve şakak bölgelerinde uyuşma, karıncalanma tarzında hisler yaşayabilirsiniz.

5.Tek elinizde/avucunuzda ve/veya ikisinde birden yoğunluk hissedebilirsiniz.

6. Kolunuzda veya kollarınızda yoğunluk, ağırlık, … hissedebilirsiniz.

7.Görme hassasiyetiniz bozulabilir, görüntü bulanıklaşabilir.

8.Uykularınız karışabilir.

 

Bu belirttiğim genele uygun tesirlerin yanı sıra kişiye özel durumlar da ortaya çıkabilir.

 

Ben bunları neden söylüyorum; panik, kaygı, korku oluşmasın diye ama daha önemlisi böyle olduğunda hemen “ışıkla, ışıktan, ışık için olanı kabul ediyorum, kendimi açıyorum, kolaylıkla almayı seçiyorum” deyin ve yaşam kalitenizi düşürmeden, hayatınıza iyilikle devam edin istiyorum.

 

Kapılar açıldıkça…

Geçişler arttıkça…

Enerji akışı güçlendikçe…

Size göre “durduğunuz yerde” bile başkalaşacağınızı bilin isterim ve pek tabii ki sizinle birlikte etrafınızdakiler de başkalaşacak.  Değişimleri sevgi ve tevekkülle karşılayın, yadırgamayın, kendinizi ve çevrenizi şükürle onurlandırın.

Sonsuz sevgimle,

F. Ebru Tolan Karahasanoğlu

İstanbul, 5.8.2020 – 12.00

 


15 Ocak 2020 Çarşamba

İNSANLIK TARİHİ VE İNSAN IRKININ KAİNATTA DEĞERİ & GERÇEK GÖREVİ - ÖZEL BİR YAZI

Bugün, insan varlığının varoluşunu değil ama bu dünya denen evde insan ırkının tarihsel döngülerini anlatacağız aslında.
Zira şu an yaşadığınız döngü ilk ve tek değil bu dünyada.
Pek tabii, siz de sorabilirsiniz Ebru gibi mesela madem defalarca kıyamet yaşandı bu dünyada biz nasıl hâlâ daha aynı dünyadan bahsediyoruz diye ama cevap basit aslında.
Dünya dediğiniz kütle, madde boyutunda bozulsa da yeniden, yeniden, yeniden atom altı parçacık diye adlandırdığınız boyutta birbirini bulur ve çekilir adeta zira bir olan asla ayrılmaz, yok olmaz aslında.
Kısaca diyebiliriz ki size bu dünyayı oluşturan kütle dağılsa da o kütleyi oluşturan parçacıkları kainatta yeniden buluşturmak çok kolaydır aslında.
… ve aynı zamanda dünyayı bir beden olarak düşündüğünüzde o bedenin ruhu olan Toprak Ana, aynı sizin ruhlarınız gibi adeta, ezelden gelip ebede giderken madde formuna bürünmek istediğinde kolaylıkla dünya oluşur bu kainatta.
Toprak Ana’yı sonsuz kadim bir ruh, dünya denen evinizi de onun beden formu olarak görmeye başladığınızda çok kolay idrak edersiniz aslında.
Bu ön bilgi sonrasında gelelim sizin tarih dediğiniz kısma.

Yazılanlarla oyalanma.
Çizilenlere bak ama onları da görünenle anlamlandırma!
Aslında tüm mânâ satır aralarında.

1. Döngü
Zaman cetvelinde ifade etmek çok zor olsa da bu 1.döngü neredeyse evrenin yaşıyla aynı aslında. Dolayısıyla bu bilgiye şu an değinmeyeceğiz ama bilin ki evrenin oluşumuyla birlikte dünya da oluştu aslında.
Sonra?...
1.döngü çok parlak medeniyetlerin olmadığı dolayısıyla sizin izlerine pek rastlamadığınız bir döngü ve birçoğunuzun henüz bedenlenmediği…
Zira dünyanın var olması insan ırkının –size göre- kayda değer bir bilinç seviyesine ulaşarak bedenlendiği, bedenlenmeye başladığı mânâsına gelmediği gibi anladığınız anlamda “yaşam” formlarının da henüz oluşturulmadığı bir dönem aslında.
Laboratuardaki lam’ın üzerine konmuş üç-beş damlanın içi gibi diyelim ya da henüz embriyolaşmamış yumurta ile spermin aynı kapta durması gibi bir örnek verelim ve geçelim 2.kısma.

2. Döngü
Oldukça önemli aslında. Zira bugün sizin antik çağ dediğiniz ne varsa tarihsel olgusu 2.döngüye dayanıyor. Ama hemen vurgulayalım Antik Çağ 2.döngü değil! Onun uzantısı… dolayısıyla bu dönem sizin ilkel insan formu dediğiniz neandertal insanın da ortaya çıkışını kapsayan dönem. Ama bu dönemde de kayda değer medeniyetler olmadığı gibi bilinç seviyesi de şu an goril diye tanımladığınız hayvanı baz alırsanız onun bilinç seviyesinde bile değil aslında.
Bu döngü aynı zamanda karanlık tarafın dünya hakimiyetini sürdürdüğü bir dönem. Ama bu da yanlış anlaşılmasın. Burada bahsi geçen karanlık DENGE konusunda açıkladığımız özü ışık olup karanlığı tahsis etmek ve korumakla görevli ırkların yarattığı karanlık ki siz onları sürüngenler, canavarlar, dev dinazorlar, vbg. tanımlıyor, biliyorsunuz zaten şu anda.
2.döngü de doğal seyrinde tamamlandıktan sonra - ki bu doğal seyrin ne olduğun artık biliyorsunuz; güneşin kendi yörüngesindeki devrini tamamlama süresi olan, sizin dünyevi takvim cetvelinizde 26.500 yıla denk gelen süre -
3.döngüye geçmeden arada geçen ışık yıllarını anlatmazsak da anlamlandırabilmeniz için şöyle bir örnek verelim zira bu nokta şimdiki döngünün sonuna yaklaşan insan varlığı için de önemli bir bilgidir ne de olsa:
Her bir döngü tamamlandığında sizin anladığınız anlamda beden olan (Toprak Ana) DÜNYA dağılır yani ölür bir anlığına.
Ama hemen sonrasında ki bu da dünyevi zaman çizelgesinde 6 güne denk gelir hızla yeniden oluşturulmaya başlanır. Ama oluşturulan sadece CAN verilmemiş madde formudur. Yani kainata dağılan diyelim biz ona parçacıklar mekanik diye ifade edebileceğimiz bir şekilde toplaşmaya başlarlar ancak bedenin ruhla buluşması için hem bedenin hem de ruhun en uygun ifade ile rehabilite edilmesi gerekir enerji alanında.
İşte yükler arttıkça beden ve ruh formunda bu rehabilitasyon süreci de uzar aslında.
O nedenle 2’den 3’e geçiş arasında sizin çok da zaman algınıza uymayan bir süre vardır o yüzden bunu yıla dönüştürüp söylememiz gereksizdir, geçiyoruz ama, 3.döngü bu açıklamayla başlarsa sizin için daha anlaşılır olur aslında.
Geldik 3.döngüye.

3Döngü
İşte bu döngü artık sizin de izlerini bulduğunuz, bildiğiniz medeniyetler döngüsüdür.
İlk oluşturulan medeniyet hakkıyla bu evin sahibi olan insan varlığının oluşturduğu MU medeniyetidir.
Sizin kayıp kıta MU olarak ifade ettiğiniz oluşum o döngüde Toprak Ana’nın varlığını, ruhuyla varlığını sürdürdüğü oluşumdur aslında. O dönemde dünya gezenini tek parça olarak canlandırabilirsiniz hayal edebilirsiniz ama burada zorlanacağınızı biliyoruz. O nedenle şöyle ifade edelim; 3.döngüdeki insan varlığı şimdi olduğunuzdan çok daha suptil/geçirgen bir varlıktı aslında.
Dolayısıyla yaşam alanları da şimdi olduğundan çok farklıydı ama konumuz bu değil aslında.
Dönelim MU medeniyetine.
Mu medeniyeti insan ırkının Toprak Ana ruhu ile bütünleştiği ve yaradılış özelliklerine uygun yaşamlar sürdüğü bir medeniyet olarak çok uzun süre varlığını devam ettirdi bu dünyada. Oldukça hızlı bir bilinç değişimi gösterdi zira denge unsurunun karanlık tarafı iş başındaydı ama ifade ederken vurgulamaya çalıştığımız gibi DENGE işliyordu aslında ve herkes vazifesini yapıyordu.
Ama MU medeniyetinin bilinç seviyesini yükseltmesi onlar için yeterli olmadı. Zira bilinç tek başına yeterli değildi tanımlanmış insan ırkının 5.boyuta çıkmasına.
Bu ne demek hemen detaylandıralım burada zira çok ama çok önemli bir husus bu aslında.
Bilinç dediğimiz bir varlığın yaradılış özelliklerine uygun kazanabileceği yetkinliklerdir aslında. Yani yeterlilik varoluştan gelir. Ama yetkinlik yaşamla edinilir.

Bu husus çok önemlidir tüm kainatta o yüzden bir kez daha vurgulamamıza izin verin.

Yeterlilik varoluştan gelir ama
Yetkinlik yaşamla edinilir!

Şimdi de sizin yaşamlarınızda bilinç hızla değişmektedir zira yaşam şartları sizin bilincinizi genişletmeye zorlamaktadır adeta. Bu güzel olan bir durum gerçekliğidir ancak YETER değildir.

Nitekim MU’da da benzer bir durum yaşandı: BİLİNÇ evrildi ama yeter noktaya gelinemedi. Neden?

Çünkü insan varlığının varoluş amacı bilinçten çok ötedir! Bunu belki de burada İLK KEZ söylüyor olacağız bu açıklıkla ama artık bizim söyleme, sizin de idrak etme zamanınız geldi!

İNSAN VARLIĞI bu kainatta DUYGULARIYLA var olan, duyguları oluşturan, yaratan, yaşayan, yayan ve her daim tüm kainatta sürekli ama sürekli yapmak ve yaparken de IŞIĞI beslemek vazifesinde olandır.

Öyleyse IŞIĞI BESLEMEK ne demektir onu açıklayalım: Işık pozitif enerjidir, varoluş enerjisidir, kainatta dengeyi sağlamakla vazifesi sözde karanlık ırklar bile özlerinde IŞIK ile beslenir.
Varoluşun kaynağıdır.
Varoluşun özüdür.
Varoluşun besinidir.
Kısaca VAROLUŞTUR!

Öyleyse insan ırkı varoluşun besinini YARATANDIR!

NASIL?

AŞKLA!

Sizin koşulsuz sevgi diye ifade ettiğiniz enerjinin karşılığıdır, çıktısıdır bu adeta.
Mutluluğun, coşkunun, sevincin, merhametin, şevkâtin, huzurun, aşkın, sevginin koşulsuz ve saf olan hallerin ürettiği enerjidir.

DUYGU=ENERJİ

ENERJİ=VAROLUŞ

Bu denklemleri iyi anlayın!

İşte insan ırkı bu kainatta duyguları ile VAR OLAN bir IRK  olarak çok önemlidir ve değerlidir.

Sorabilirsiniz siz de Ebru gibi, duygularıyla var olan tek ırk insan mıdır? Diye...
HAYIR pek tabii ki.
Tüm ırklar duygularıyla beslenir ama tüm ırkların vazifesi bir enerji jeneratörü gibi, kesintisiz güç kaynağı gibi sürekli duygu salınımı yapmak değildir.
Nitekim bu nedenle diğer birçok IRKIN sayesinde üretilen enerji yeter seviyededir kendi varoluşları için çünkü onlar zaten sevgi enerjisinden başka duygu formlarını yaşamazlar. Birçok duygunun tanımı diğer birçok ırkta zaten yoktur ama her ırk kendi içinde sizin “SEVGİ”, “KOŞULSUZ SEVGİ” diye tanımladığınız duyguyu taşır ve yaşar.

Yine bir soru geldi Ebru’dan. Madem insan ırkının görevi bu ama bu görevi hâlâ yapamıyor layıkıyla bu evren nasıl yaşıyor dedi?

Anlatalım hemen!
Demin de dediğimiz gibi her ırk kendine yeteni zaten yaratır çünkü her ırkın varoluşu, özü IŞIKTIR!
Ayrıca görevli varlıklar vardır kainatta, biz gibi, melekler gibi, onlar da sürekli IŞIK yayarlar kainata.

Peki öyleyse insan ırkına ne gerek var böyle bir görevle kainatta diyor olabilirsiniz. Hemen onu da söyleyelim.
Aynı kainatta bir de karanlığın failleri (agent) var. Yani seçim yapmış olanlar. +/- dengesi gibi onlar da kendi karanlıklarını çoğaltmak isterlerken yuttukları (yok ettikleri/değiştirdikleri) ışık fazla olabildiği için sürekli IŞIK yaratımı gerekiyor kainatta.
İşte bu noktada görevi bu olan IRK çok önemli kainatta yani İNSAN IRKI.

Dönelim mi artık MU’ya?
İşte MU medeniyetinde bilinç evrilse de insan varlığı kendi içinde sizin şu an TEKAMÜL  dediğiniz  dönüşümü tamamlayamadığı için bir kez daha döngünün doğal seyrinde yok oldu aslında. MU’nun yok oluşunda doğal akışta başka mânâ aramayın ama kayıtlara geçen bilgiler arasında bu tekamül sürecinin tamamlanamayışı ile ilgili karanlık enerjinin hakimiyet kurduğu alanları bulabilirsiniz ama bizim konumuz onlar değil şu anda.
Hemen belirtelim Nuh Tufanı diye bildiğiniz son bu 3.döngünün sonudur aslında.

4. Döngü
Geldik 4.döngüye ki bu en önemli döngüdür diyebiliriz kolaylıkla.

Kainat  da ilerlerken sizinle aynı anda, adeta yaşlanırken ve büyürken pek tabii ki tüm varoluşla artık 4.evresine gelmiş insan varlığının hızlanması gerekiyordu adeta ve bu döngüde biraz farklı bir işleyiş oldu aslında. İşte bu farkı siz ANTİK ÇAĞ Yunan Filozofları olarak konuşuyorsunuz hâlâ.  Yani duygu konusunda, felsefe, dil, din konularında dünya boyutunda tezahür eden enerjilerin inişini kolaylaştırmak  adına  kainatta bu konularda  o günün şartlarında daha ileri tekamül seviyesinde olan ırklar ki en başta Orion ve Arkturus, Toprak Ana’ya ve insan ırkına yardıma gönderildiler ilk başta.
Bu da sizin şu an gen haritanıza baktığınızda melez diye ifade edilen gen yapılarının oluşmasını sağladı aslında ama bu bir olumsuzluk değildir asla tam tersine dediğimiz gibi insan ırkının kendi tekamülü yolunda hızlanmasını sağlamıştır, sağlamaktadır hâlâ.
4.döngü aynı zamanda sizin Sümerler, Mezopotamya oluşumlarını da kayda geçtiğiniz döngüdür. İNKA tapınaklarının oluşturulduğu döngüdür aslında.
İNKA-AZTEK medeniyeti, Atlantis uygarlığı, Mezopotamya’nın beşik oluşu hepsi bu döngüye aittir. En çok kavram kargaşası yaratan, sizi en çok yanılgıya düşüren de budur aslında. Yani siz tarih kitaplarında birbiri ardına yazılan, anlatılan tüm medeniyetleri aynı döngünün üzerinde tarih cetvelinde konumlandırmaya çalıştıkça çelişkiye düşersiniz oysa bu anlatımdan sonra birçoklarınız için (ezber bozmayı kabul edenler için) akış, tarihsel süreç çok daha aydınlanacaktır mutlaka.
Kısacası 4.döngü kalan izleri nedeniyle sizin en iyi bildiğiniz döngüdür.
Bir kez daha belirtelim bu döngüde dost ırklardan çok yardım almıştır insan varlığı dünyada. Bu nedenle melez ırklar ortaya çıkmış, kendi varoluşundan insan varlığının yanına gelip kalmayı seçenler olmuş, kendi bilinç seviyelerini aşağı indirirlerken bıraktıkları izlerle kafa karışıklığına neden olmuşlardır. Ama yanlış ya da kötü olan bir şey yoktur. Aslında tüm yardımlar IŞIK taraftan ve bile isteye yapılmıştır.
Peki buna rağmen neden tamamlanamamıştır 4.döngü?  İşte esas sorulması gereken soru budur. Zira 4.döngünün 5.boyuta çıkışla tamamlanamayışının nedenleri idrak edildiği anda işiniz bu döngüde çok kolaylaşacaktır.


1.HIRS
2.HASET
3.GÜÇ SAVAŞLARI

Bu 3 madde  4.döngünün çıkışla değil inişle sonlanmasının en büyük, en baş nedenleridir.
Zira dünyanın enerji alanına giren tüm varlıklar pek de alışık olmadıkları bir duygu zenginliği ile karşılaşmış, bilinçlerinden gelen gücü bu duygular ile modere edemeyince ortaya hırs, haset, kıskançlık ve sonuçta da güç savaşları çıkmıştır.
Tüm bunlara farklı müdahale edilmeyişinin nedeni ise bu karmaşa ve kaosun insan varlığının tekamülünü hızlandırmış olmasıdır. Yani görünürde çıkış sağlanamamıştır ama insan ırkı kendi gücünü idrak yolunda ilerlemiş ve sevgiden yana adım atmayı hızlandırmıştır.   

Ama bu gelişmeler ne yazık ki doğal sürecin sonuna gelindiğinde insan ırkının kendi içinde bir bütün olarak ışığı eşikten atlayacak seviyeye getirmesine yetmemiş ve bir kez daha sizin kıyamet dediğiniz son yaşanmıştır.

5. Döngü
Aradan geçen yeniden oluşum dönemi sonrası başlatılan 5.döngü ise neredeyse hepinizin bedenlendiği dolayısıyla hepinizin aslında istediğinizde çok kolay hatırladığı, hissettiği son döngüdür.  Bu döngü diğerlerine oranla bilincin de, duygularında en geliştiği döngü olmasına rağmen ne yazık ki en yıkıcı da döngü olmuştur insanlık tarihinde. Tam bir düşüş yaşanmıştır. 12 sarmallı DNA yapısı bu döngüde 2 sarmala düşmüştür.

Evet inanılması zor gelebilir size ama böyledir.
Bu düşüş sadece son döngüde yaşanmıştır bunun hem iyi hem de kötü tarafı şudur. İyi tarafı sıcağı sıcağına sizin yeniden yükselişe geçmenizdir.
Kötü tarafı da bu travmatik düşüşten sonra çok da rehabilitasyon vaktiniz olmamıştır.
Pek tabii ki dünyanın yeniden oluşturulmasına kadar geçen zamanda (evrensel zamanda) tüm ruhlarınız ve Toprak Ana rehabilitasyona tabi tutulmuştur ama tekrar tekrar döngüleri geçerek iyileşme yaşanmamıştır.
Bu nedenle birçoğunuz akaşi kayıtlarınızda olan trajedileri çok net hissetmektesiniz.
Bu yüklerin hızla temizlenebilmesi için 5.döngüde ağır darbeler alan ruhlar sık sık bedenlenmiş ,her seferinde azar azar yüklerini temizlemelerine olanak verilecek yaşamlar seçilmiştir.
Ancak unutulmamalıdır ki içinde bulunduğunuz son döngü yani 6.döngü kendi içinde zaten çok zorlayıcı bir döngüdür. Buna sonra değineceğiz yine dönelim 5.döngüye.

5.döngü sizin Lemurya Uygarlığı ile bildiğiniz tüm gök kubbenin yıkıldığı ve dünyanın sular altında kaldığı döngüdür.
Bu döngü insan ırkının kendi içinde en ileri seviyeye ulaştığı ama kapılar açık tutulduğu için 4.döngüde yardıma gelen ırkların ve daha fazlasının yardıma geldiği ama sonunda güç savaşlarının dünyayı, vaktinden önce, yerle bir ettiği bir döngü olmuştur.

Kafalarınızın karışmış olması çok normaldir. Zaten zaman ezber bozma zamanıdır.
Esas amacınız kim gelmiş, kiminle güç savaşına girilmiş, hangi medeniyet hangi ırktan gelmiş sorularına cevap bulmak yerine insan varlığı kimdir ve neden hâlâ 5. Boyutta değildir bunu anlamaya niyet olursa çok daha kolay sindireceğinize eminiz.

Sanılanın aksine 5.döngüde yaşanmadı tüm trajedi aslında.
Anlatalım zira önemli bir karışıklık var burada sizin kayıtlarınızda.
Siz Atlantis ile Lemurya’yı aynı kıtada ve aynı anda var olduğuna göre deyip anlamlandırmaya çalışıyorsunuz ya işte sıkıntı burada. Sıkıntı demeyelim de ona, takılı kaldığınız bu aslında. Oysa Lemurya dediğimiz medeniyetin mensupları insan dediğimiz ırk ya aslında. Yani o ırk Kalu Bela’dan bu yana var bu dünyada. Sadece mevcudiyetlerine son dönem verdikleri isim Lemurya. Kısaca Lemurya için insan ırkı diyebiliriz aslında. Yani bu noktada insan dediğimiz her alanda ve anda her döngüde Lemurya’yı konuşuyoruz ya işte karışıklık biraz bundan yana.
Kısaca 4.döngüde var olan Atlantis medeniyeti bu dünya üzerinde melez ırkların çoğunlukta olduğu bir medeniyettir ve Atlantis medeniyeti barındırdığı melez ırkların yaptığı seçimler nedeniyle bu dünya dene gezegenin sonunu getirmiştir. Ama bu vaktinden önce bir geliş değildir. Doğal seyrinde gidişin sonudur aslında.
Ancak 4.döngüde Atlantis denen medeniyetin bıraktığı izler bu dünyaya Toprak Ana’ya o kadar çoktur ki 5.döngü başladığında arî insan ırkının bulunduğu coğrafya bu negatif  enerji ile buluşturmuştur insanlığı adeta.
İşte bu nedenle yaşanan düşüşün tek nedenini Atlantislilere bağlamak doğru olmayacağı gibi 5.döngüde yaratılan karanlığa da bağlamak tek başına doğru değildir aslında.
Peki bu yükle sonu yaşayan insan ırkı ve Toprak Ana 5.döngüde ne yapmıştır acaba?
5.döngü tüm galaktik ırkların insan ırkına yardım etmek istedikleri bir döngü olmuştur. Zira insan varlığının daha fazla 3.boyutta kalması evrensel anlamda istenilesi bir durum değildir ama evrensel kanunlar gereği yapılması gerekenler bellidir ancak bu detaylara da bugün bura girmeyeceğiz aslında.

Kısaca 5.döngü hem 4’ün temizlenişi hem de yükselişin tamamlanışı niyetiyle başlatılmış olmasına rağmen ve tüm ruhların seçimi bu yönde olmasına rağmen, yardım çağrısı ve yardım niyeti bu yönde olmasına rağmen dünyanın kapalı enerji alanında işler ne yazık ki planlandığı gibi gitmemiştir 5.döngüde de aslında.

5.döngü çok daha fazla galaktik ırkın dünyaya geldiği, müdahil olduğu, iz bıraktığı, yardım ettiği ama daha çok yük yarattığı bir döngü olmuştur.
Hathorlar ve Pleiadesliler başta olmak üzere neredeyse tüm galaktik ırklar dönem dönem dünyaya temas etmiş, el vermiş, gelmiş ve gitmişlerdir.
Göbekli Tepe bunlara en iyi örnektir aslında.
5.döngü sonunda insan ırkı yükselişi yaşamak yerine neredeyse tam tersi bir düşüşü deneyimlemiştir ve 12 sarmallı DNA yapısı 2 sarmala indirgenmiş, birçok yetkinliği bloke edilmiş, gerçek gücü bertaraf edilmiştir.
Sonuçta, bu da bir süreçtir izin verilmiştir, yaşanmıştır ve bitmiştir.

5.döngünün sonu diğerlerinden daha trajik olmuştur çünkü insan eli değen bir son hazırlanmıştır adeta ve Toprak Ana daha fazla bu yükü kaldıramadığı anda, normal döngü tamamlanamadan, dünya dağılmış yani kıyam yaşanmıştır aslında.
İşte bu 5.döngünün trajik sonu ruhlarınızın üzerinde beklenenden çok daha fazla yük yaratmış ve karanlığı misliyle çoğaltmıştır.
Bu nedenle 5. ile 6.döngü arasında geçen süre adeta uzatılmış, rehabilitasyon sürecinde yapılan çalışmalar farklılaştırılmış ve insan ruhu 6.döngüye itina ile hazırlanmıştır. Nitekim 5.döngüye karanlık enerjileri ile dahil olan ırklar da bu sondan kendi tekamülleri adına nasiplerine düşeni almış, bir çoğu ağır yaptırımlara çarptırılmıştır.  Nitekim bu ırklar şu anda aranızda bu yaptırımın bir parçası olarak ışığı yaymak ve enerjiyi değiştirmek için çalışmaktadırlar. Ama unutulmaması gereken şudur ki bu dünya İNSAN IRKININ evidir ve insan ırkı tüm kainatta çok değerlidir. 

6. Döngü - İçinde Bulunduğumuz
Seçimleri ile 4. ve 5. döngüde de yükselişi yaşayabilecekken ( bu potansiyel var iken) 6.döngüye gelinmiştir.
Burada hata/yanlış/suç yoktur ama seçimlerin sonuçlarının iyi anlaşılması gerekmektedir.
Zira 6.döngü İNSAN ırkının kritik eşiği geçtiği ama henüz yükselişi yaşamadığı bir döngü olarak doğal sonuna yaklaşmaktadır.

Bu nedenle; dünya üzerinde her yönden çalışmalar var hızıyla devam etmektedir. Bizler yukarıda görevimizi yapmaya çalışırken aşağıda sizler bizden aldığınız güç ve ışıkla, yaradılışın özünden gelen sonsuz kaynakla ilerlemektesiniz. Ama hâlâ daha karanlık dediğimiz enerji azalmamıştır aslında. Ayrıca dost olanlar yardımlarını arttırmış ve hızlandırmış olsalar da onlar da kendi yüklerinden dolayı hâlâ yeterli güce ulaşamamışlardır dünyada.

Ezcümle, sonsuz yardımları sınırsızca akıtırken bizler dünyaya ve Toprak Ana’ya  görevin en büyüğü sizin üzerinizdedir aslında.

“SİZ”den kastımız kimdir açıklayalım onu da: Özü hangi ırktan olursa olsun, gücü hangi boyuttan olursa olsun bu dünyada bu zamanda bedenlenmiş olan tüm RUHlardır.

Dolayısıyla kim olduğunuzu anlamasanız da görevinizi idrakle başlayın aydınlanmaya. Zira doğal sürecinde (dünyanın döngüsünde) çok da fazla zamanınız kalmadı aslında.
Amacımız korku salmak değil asla ama görevimiz gerçekleri anlatmak tüm çıplaklığıyla.

Son bir bilgi verelim size zira Ebru İnsanlık Tarihi Seminer Tanıtım Metninde bahsetmişti eksik kalsın istemeyiz kesinlikle. Bermuda Şeytan Üçgeni görevini tamamlamış bir enerji kapısıdır. Ancak bir takım karanlık güçler tarafından yakın geçmişte (bize göre bir AN önce, size göre binlerce yıl önce ama bu döngüde) yeniden aktive edilmeye çalışılmıştır. Böyle durumlar yukarıdan müdahalenin uygun olmadığı durumlardır. Siz ışığı çoğalttıkça dünya üzerinde gerekli değişim gerçekleşmektedir o bölgede de.


Bu konuyu (insanlık tarihi) anlamanız gerekmemekle birlikte yüreklerinizde kabule geçmeniz, zihninizde barındırdığınız inanç ve kabullerin sizi olumsuz etkilememesi için önemlidir.

Son sözümüz hep söylediğimizdir. OLAN OLMASI GEREKENDİR.

Siz kendi gerçek gücünüzü idrak ettiğinizde bu döngünün yükselişle tamamlanmaması için hiçbir engel gözükmemektedir dünya enerjisinde. Ama bilin ve hatırlayın ki yüklerden gelen karanlık hâlâ daha barınırken Toprak Ana’nın kalbinde bir de karanlığın yarattığı negatif enerjiye hiç ihtiyacınız yok bugünlerde.

Sonsuz sevgimizle
Bu yazı  Firdes Ebru Tolan’a 10 ve 11 Ekim 2019 dünya günlerinde İstanbul’da tarafımızdan yazdırılmıştır. Konsey







20 Eylül 2019 Cuma

2020 ve SONRASI... - ÖZEL BİR YAZI


2020 ve Sonrası…

Takvim yaprakları Eylül ayını gösteriyor olsa da dünyada 2020 ve sonrası için tüm hazırlıklar tamamlandı yukarıda.

Neden derseniz belirtelim, yeni bir dönem başlayacak sizin için çok yakında aşağıda: AYDINLANMA

Kısaca bilinç değişimi ve farkındalık seviyesinin artışı gibi anlaşılsa da aydınlanma, içinde çok daha fazla değişimi barındıracak aslında.

Görünende karışacak gibi olsa da dünya, aslında tam da zamanında taşlar oturacak yerli yerine ve bulanan sular durulacak adeta ilerleyen günlerde.

Ama beklerseniz taşlar yuvarlansın ve bulsun kendine uygun bir delik diye, sonunda ortaya çıkacak manzara çok da iyi olmayabilir insanlık adına. Zira o taşları “birileri” alıp sizin su yolunuza, hava boşluğunuza, … getirebilir hazır ortalık toz dumanken aşağıda!?!

Oysa siz alırsanız taşı yerden yuvalanırken ve hatta daha kopmadan durduğu yerden ve siz taşırsanız onu yeni dünyanın yeni yoluna/evine/bahçesine/… dilediğinizce, aydınlık ve keyifli, işlevsel ve zevkli bir yapı oluşturabilirsiniz değil mi?

… ve o zaman sular çekildiğinde, fırtına dindiğinde, güneş yüzünü yeniden gösterdiğinde yaşayacak bir cennet bahçeniz olur kendi evinizde.

Kısacası siz demir parmaklıkları, korkulukları örtmek yerine ve hatta tamir ettirip güçlendirmek yerine, şimdiden, selde, afette, fırtınada, şimşekte,… hangi giysiyle ve hangi güçle, aletle çıkacağınızı bilirseniz meydane, kolaylıkla kaparsınız savrulan taşı da, dalı da, götürürsünüz arzuladığınız alana ve yaratırsınız kolaylıkla yeni olanı eski sandığınızla.

Kısaca, 2020 ve sonrası hangi yoldan olursa olsun, etrafınızda fırtınalar koptuğunda kapanmayın zifir karanlık odanıza. Çıkın dışarıya, hatırlayın ama! O bulutların ardında güneş parlıyor hâlâ ve ilerleyin yolunuza, zor olsa da, ilerleyin mutlaka.

Elbet dinecek fırtına ve kalan ne varsa sizin hayrınıza.
Kenara çekilir de beklerseniz, mutlaka temizlenir alan ama, temizleyenler kim olursa siz de onların gerçekliğini yaşarsınız sonunda! Bunu iyi anlayın mutlaka.

Fırtınayı yaratan da o fırtına da kalacak insanı yaratan da aynı Tanrı/kaynak/güç/… aslında. Ama bilin ki o fırtınada sağınızda solunuzda daha önce bu fırtınadan karanlığı seçmek yoluyla kurtulanlar da olacak, ışığı seçmek yoluyla güçlenenler de bulunacak.

… ve her iki taraf da size seslenecek yardım adına.

Göz gözü görmüyorken adeta, doğru yönü bulabilmek için tek şansınız var; o da dillendirileni duymak, gösterilene bakmak DEĞİL ASLA. Çağrılan yöne koşmak, uzatılan eli tutmak DEĞİL ASLA.

Yapmanız gereken TEK!

O da kendi ışığınızla, kendi adımlarınızla yürümek şimdi ve daima!

Siz, kendi yüreğinizdeki aşkla ve varlığınızdan, özünüzden gelen ışıkla ilerledikçe, adım adım da gittiğinizi sandığınız yolda, her attığınız adımda sağınızda solunuzda sizden önce ışıkla ve aşkla oraya gelmiş olanları bulacaksınız usulca. Yaygaraya ne hacet bu durumda?

Sese koşma! Ses bu, değiştirilir.
Görüntüye kanma! Perdeye ne yansıtılırsa o oynar sinemada.
Tadına bakma! Şeker  de var dünyada ama zararı faydasından fazla.

Kısaca, sen seni bil başkasıyla oyalanma.

Sen kendi ışığını yak, kapatma. Kesintisiz güç kaynağın (UPS-Uninterruptible Power Supply) var senin, kal bağlantıda. Her daim aşkla, insanlık yolunda, insanlık adına başını çevir yukarıya, yönünü bulursun nasılsa.  Güneş doğacak yarın yine doğuda ve kutup yıldızı parlayacak gecenin karanlığında kuzey kutup noktasında… elinde hiç sönmeyen bir fenerle Ay Deden de var ya!

Mecazlardan mânâlara…
Yüreklerden akıllara…
Bir yolculuğa başla, şimdi, bugün burada. Zira 2020 geliyor çok yakında.

Kalın sağlıcakla,
Bu yazı tarafımızdan F. Ebru Tolan’a 17.9.2019 günü saat 13.00 itibariyle İstanbul’da yazdırılmıştır. Konsey




9 Eylül 2019 Pazartesi

OKUMAYA BAŞLA


Kimine ağır,
Kimine zor,
Kimine gereksiz…
Geliyor sözcüklerdeki mecazları arama.

Hap olsun alayım,
Tek olsun sorgulamayayım,
Düz olsun, net olsun,
Korkularımla baş başa
Yorulmayayım
Diyorlar hâlâ
Olsun. Olur…

Ama bil ki
Senin için de vakit çoktan geldi.
Bu satırları okuyorsan
Ve duyuyorsan
Yüreğinde bir sızı dünya denen eve bakınca
Kendi sıcak evindeyken bile….
Bil ki senin için de vakit çoktan geldi.
“Oku”maya başla.
Hayatı oku,
Satır aralarını oku,
Mecazları oku,
Sembolleri oku.

Sen var ya sen
Öyle güçlü
Öyle akıllı
Öyle erdemli bir varlıksın ki
Kendine kolayı yakıştırma
Kendini haplarla oyalama
Eline bin kitap alıp çok biliyorum sanma
Yüreğine 1 kitap al ve anla.

Bir kitap…?
Ne ola?
Sanma ki dünya boyutundaki 300-500 sayfa.
Senin kitabın var;
Yukarıda.
Senin yazdığın itinayla,
Milyonlarca ışık yılında.
… ve hala daha
Boş ve beyaz
Sayfaları var onlarca…
Önce “oku”;
Hayatını.

…ve ANLA.
Sonra başla yazmaya
Kalan sayfalara
Aşk’la, ışıkla
Kahkahalar saçılsın kainata,
Alkışlar tutulsun sana
Öyle bir şeyler yaz ki
Aydınlansın tüm dünya.

Kal sağlıcakla,
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu
İstanbul, 9.9.2019 – 8.35


23 Ocak 2019 Çarşamba

14-21 & 21-28 OCAK 2019 DÖNEMİ NE ANLATIYOR

2019'un çok özel bir sene olacağını söylemiştim. Özelliği en başta şuradan geliyor: bugüne kadar Dünya kendi üzerinde yarattığı enerjinin kendi enerji alanında yarattığı değişimi alarak ilerliyordu, adeta bir çemberle çevrelenmiş enerji alanında olan değişimler yeniden dönüp dünyaya geliyordu gibi düşünün.  
Oysa 24 Aralık'ta dünyanın enerji alanında çok güçlü değişiklikler oldu ve çok sayıda vortex oluşturuldu (bu mânâda 17 Kasım da önemli bir eşiktir ama o tarihte daha kısmî, belli bir gruba yönelik değişimler oldu). Bu olması gerekendi zira foton kuşağına doğru ilerleyen güneş sistemimizin kaçınılmaz evrelerinden biridir. 

Bu açılan kapılar ile çok daha güçlü ve fazla enerji tesirleri almaya başladık. Önceki dönemlerde anlık / günlük / grupsal / vbg. tesirler alıyorduk oysa bu tarihten beri daha geniş kitleleri içine alan ve sürekliliği olan tesirler olmaya başladık. 14'ü itibariyle tüm dünya eş zamanlı, tüm varlıklar eş zamanlı evrensel tesislere maruz bırakılmaya başladı. Bu, tabii, dalga dalga ilerlediği için farklı coğrafyalarda farklı insanlar üzerinde benzer etkiyi farklı zamanlarda yaparak ilerlemeye devam ediyor. 

Siz bu tesirlerin etkisini fiziksel anlamda yani madde formunuzda farklı tezahürler ile alıyorsunuz, hastalıklar gibi (grip, nezle). Kazalar, yangınlar ve ölümler yani geçişler çok arttı gibi size göre, hepsi olması gerektiği gibi oysa. Siz hiçbir şey yapmazsanız da oturduğunuz yerde tesir almaya devam ediyorsunuz ve edeceksiniz de. 

Çoğunuz bu tesirleri daha psikolojik semptomlar olarak yorumluyorsunuz.  Burada dikkat edilmesi gereken şudur; kaos, kargaşa, kutuplaşma artar gibi gözükecek işte buna aldanmamak gerekmektedir. İntihar eğilimleri, gitme isteği, göğüs bölgesinde sıkışma hissi, nefes alamama hissi ve bunun gibi görülebilecek his ve durumlar normaldir ve bu gibi durumlarda kişinin ne olursa olsun ışıkta olduğunu, korunduğunu bilmesi ve sevgide kalmaya niyet etmesi çok önemlidir.

Korkular ayyuka çıkabilir! Fırsatı dönüştürün, içinizde ki gizli korkuların açığa çıkmasına izin verin ama onları artık tutmayın salın ve gönderin.

Mide, bağırsak hareketleri değişim gösterebilir normal karşılayın meditasyon yapın, gevşeyin.

Beyninizin içinde, adeta zihninizin kıvrımlarında çalışılıyormuş gibi hissedebilirsiniz. Alın bölgenizde baskı / uyuşma / sıkışma gibi değişimler hissedebilirsiniz... Hepsini kabul edin.

Bedensel herhangi bir fark hissetmeyedebilirsiniz... sadece uç noktalarda tepkiler artabilir; sizde ve çevrenizde, hep sevgide kalmaya niyet edin ve iyiliği, güzelliği, hoşgörüyü, şevkati yaşayın, çoğaltın, yayın.

Bilin ki henüz anlayamasanız da, gözünüzle görünende değişim olmasa da aslında yükseliyoruz, yeni insan bilincini yaratıyoruz ve dünya düzenini kuruyoruz. Herkes üzerine düşeni yaparak ilerleyeceğiz, hep ışıkla, hep sevgiyle, hep ileriye. 

Sevgiyle kalın, sevgi kalın.
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu

Not: Bu yazıyla birlikte AYDINLANMA ÇAĞI yazım başta olmak üzere son dönemin yazılarını okumanızı öneririm. 

12 Ocak 2019 Cumartesi

"KARMA" YI ANLAMAK - ÖZEL BİR YAZI

Yüz binlerce yıllık insanlık tarihi yazıldı bu topraklara, adeta nakşedildi her bir taşa, toza. Döngüler arasında yıkım olsa da, görünenle oyalanma. Zira bu yıkım da, yeniden yapım da aynı enerji ile yapıldı aslında. Hâlâ kuantum alanda bilmedikleriniz ve doğru bildiğiniz yanlışlarınız olduğu için -ki bu çok normal, izin verildiği kadarını alabiliyorsunuz ancak- anlayamıyorsunuz tam olarak ama evrende vardan yok olmaz hiçbir enerji, form değiştirir ancak. İşte bu gerçekle yola çıktığımızda sizin de dünyanızda yaratılanlar yani yaşananlar ve yaşatılanlar gömüldü adeta katmanların arasına ve aynı anda tüm bilgi enerji formunda katıldı DNA'nıza, sarmallarınıza, kayıtlar oluşturuldu itinayla. Nedensiz değildi tabii bunlar, yasalar, evrensel yasalar, uyarınca. Detayları koyalım bir kenara, şimdi sizin geldiğiniz noktada artık tüm kayıtların temizlenmesi, tüm izlerin silinmesi gerekiyor ya işte bu aşamada karma çıkıyor karşınıza. Yani herkes kendinden başlayarak arınmaya, affetme niyetiyle, çalışsa da ve hatta geçmişten gelen yükler temizlense de ruhun niyetiyle ve izinle bu yaratımda hâlâ duruyor karma çokça. İşte bu nedenle karmayı anlamak önemli, anlatmak vazifemiz bu noktada.

Karmaya anlatabilmek için bazı ön bilgilere ihtiyaç var bu aşamada; insan ruhu yaratıldığı anda bağlandı tüm diğer yaratılmışlara yani bir ve bütünüz aslında şimdi ve daima. Bu bağlar sizin sandığınızdan çok daha başka ama yine de canlandırabilirsiniz gözünüzde ipliksi yollar gibi mesela, bu hiç aşınmayan, azalmayan bağlarla akan enerji var ya işte o değişti dönüştü geçen zamanda aslında. Şimdi bir örümcek ağı gibi düşünün mesela tüm Evren belli bir akışta ve düzende bağlı birbirine aslında (daha fazlası için yaşam çiçeğini araştırın bu noktada ama biz konuyu değiştirmemek için bahsetmeyeceğiz burada) . Boyutlar arası, evrenler arası bağlar olsa da konumuz sizin dünyanızda insan adı altında bedenlenmiş olanların yarattığı karma. 

Gelenler oldu ve gidenler, dönenler oldu ve yeniden gelenler size göre neredeyse sonsuz sayılacak çoklukta tesir oluştu aslında. Her dokunuş bir iz bıraktı enerji anlamında ve bu izlerin iyileri, pozitifleri yani saf ışıkla, sonsuz sevgi ile kurulmuş olanları devam ediyor ve edecek ama bir de negatif olanları var ya işte esas konumuz onlar, ne de olsa yük diyoruz onlara. Bu noktada "tekamül"ü hatırlatmak istiyoruz çokça.

Tekamül edebilmek için bedenlenilen her defasında iyinin içindeki kötülük ve kötünün içindeki iyilik çıkartıldı karşınıza. Olması gereken de buydu mutlaka, yanlış yok burada. Ama hür irade denilen gücün yarattığı duygular, yargılar, hükümler ve kararlarla iyinin içindeki kötü çıkartıldı açığa ve kötü çoğaltıldı çokça. Hırs, haset, hınç, kasvet, hüzün, acı, elem, keder dediğiniz ne varsa ve hatta yargılar ve yorumlarla çoğalttınız karmayı ve güçlendirdiniz lanet ve beddua ile, kanla. Yani anlayacağınız şimdi şu anda kendi yazdıklarınızı, kendi yaptıklarınızı, kendi yaşattıklarınızı yaşıyorsunuz adeta. 

Zihninizde çoğalttığınız ne varsa...
Boğazınızdan çıkarttığınız ne varsa...
Yüreğinizden akıttığınız ne varsa...
kaldı ya Toprak Ana'da, işte şimdi adeta kusuyor Toprak Ana onları sizin kucağınıza. Siz de batıyorsunuz içine, gömülüyorsunuz adeta. 

Böyle anlatınca karabasan, kabus gibi, vahşet ve dehşet gibi ve hatta kaos, kıyamet gibi gelebilir size adeta ama bilin ki değil aslında. Sadece boğazınızdaki düğümleri açın istiyoruz artık, midenizdeki yumrukları salın istiyoruz, sırtınızdaki küfeleri atın istiyoruz artık. Yarattığınız karmaların bir bir farkına varın ve silin istiyoruz artık.

Nasıl olacak diyorsunuz ya sandığınızdan çok kolay aslında: İki yol var daha doğrusu 2 tip karma var ve bu karmalara göre de iki farklı yol var.

Birincisi duygulardan, durumlardan, yaşanmışlıklardan, yargılardan gelen karma yani sizin yaşattıklarınızın içinde biriken enerjiden size geri dönen var ya onun için tek yapmanız gereken sevgi olmak. Ama bir de lanet ve beddua ile, hınçla, kanla yazılan karmalar var işte orada iş başka. O noktada yardım isteyin çokça. Zira 7 ceddin sonunda o karmaların tesiri sıfırlansada yükü kaldı Toprak Ana'da ve Toprak Ana yardım bekliyor çokça.

Kısaca, kafanızı karıştırmadan bu noktada özetleyelim; karmik aileden, dölden, genden, evrenden, varoluştan, döngülerden gelen karmik izler silinecek sonsuz sevginin sınırsız gücüyle şimdi ama devam eden karma yükünden ve/veya tamamlanmış karmanın kalan yükünden gelen ne varsa sökülüp atılacak Toprak Ana'dan sondajla. Bunun için görevliler var aranızda. Hatırlayın görevlerinizi hızla ve başlayın çalışmaya!

Kalın sağlıcakla.
Bu yazı 10.01.2019 Perşembe günü saat 12.30 da tarafımızdan F. Ebru Tolan'a yazdırılmıştır. Konsey

Kaleme alanın notu: Bu yazıyla birlikte  
Yukselişe Dogru Hızla İlerlerken 
başlıklı blog yazımı da okumanızı öneririm.



9 Ocak 2019 Çarşamba

DEĞİŞTİR BAKIŞINI VE ANLA!

Bir derin nefesle başla
Güne mesela!
Bir derin nefesle…
“Hayat” dediğin seni bunalttığında,
Ne yalnız, ne çaresiz…
Ne de korunmasızsın bu dünyada.
Hani? Nerede? diyorsun ya
İşte bir nefes uzağında;
Can’ın var senin
Aslında sen olan,
Sonsuz olan,
Yaradan’dan olan.
Can’ın var senin
Saf sevgi olan,
Hep ışıkta var olan.
Gerisini koy kenara bir anlığına,
Sonra bir derin nefesle başla.
Çık yukarıya; dert, tasa, sorun, … ne varsa
Seni yıpratan bu dünyada
Bak onlara, biraz yukarıdan
Biraz sağdan, soldan bak mesela.
Çevir başını, değiştir bakışını ve anla!
Nedensiz yere gelmedin bu dünyaya, bu zamanda
Ve hâlâ nefes alıyorsa bu beden bu dünyada
Yapacakların var demektir aynı anda yaşamaktan başka
Artık hatırla.
Kimsin sen?
Neden geldin?
Neyi bekliyorsun hâlâ?
Uyan ve koyul yola,
Binlerce değil belki de milyonlarca yıllık bir uykudan uyan da koyul yola
İnsanlık tarihi yeniden yazılıyor
Tüm ezberler bozuluyor, sen de katıl kervana
Hızla
Takvim yaprakları gösteriyorken 2019’u hâlâ
Ve sen güneşi görebiliyorken…
Sal korkularını hızla
O korkular var diye dönmekten vazgeçmeyecek dünya
Ama dünya döndükçe senin korkuların gerçekleşecek anla!
Sal korkularını hızla
Ve yaşamak istediğin dünyayı başla yaratmaya.
Diyebilirsin ki ben gidiciyim!
Doğrudur… bir çoğunuz döneceksiniz kendi evinize en sonunda
Ama şimdi, şu anda buradasın ya
Demek ki nedensiz gelmedin bu dünyaya.
Artık anla!
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu
İstanbul, 7.1.2019