ruh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ruh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ekim 2020 Pazar

DAHA FAZLA BEKLETME

Gelelim bugüne,

AN dediğine döndüğünde

Huzur varsa yüreğinde

Devam et sevgiyle.

Hüzün ve keder

Telaş ve endişe

Kol kola girmişse

Bil ki göremediklerin var

Dün dediğinde

… ve an yaratacak anı

Kendi içinde

Bir derin nefesle

ŞİMDİ dediğinde

Dönüştürebilirsin niyetinle

Vazgeçme!

Yeter ki kendinden vazgeçme,

Gücünü al eline

Bileğinde sandığın gücün

Yüreğinde, özünde, içinde

Olduğunu idrak ettiğinde

Değişecek tüm akış

Daha fazla bekletme.

Seni seveni;

Kendi yüreğini

Az ileride.

Sonsuz sevgimle.

F. Ebru’dan İstanbul, 3.10.2020 - 10.12

3 Nisan 2020 Cuma

YENİ DÜNYA İÇİN EŞ ZAMANLI ÇALIŞMA 5.4.2020

Yarın, bir kapı açılacak sizin yardımlarınızla yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya, bu kapı açıldıktan sonra her şey çok daha farklı olacak dünyada.
Bu kapı açılacak, kaçınılmaz.
Onun için siz de çalışın mutlaka.
Dünya üzerinden görevli birçok can haberleşti, haberleşiyor kendi aralarında ve kendi portallarıyla ama siz mutlaka çalışın kendi başınıza. İhtiyacınız olmadığı gibi başka kanallara, henüz akla karayı, aydınlıkla karanlığı çok net ayırt etme noktasında olamayabileceğiniz için çalışırken hatta, kullanmayın hiçbir aracı, kanal, elektiriksel ve elektronik devre (İng: devices) kablolu veya kablosuz bağlantı, ekran özellikle kullanmayın, asla. Sadece kendi alanınızda kendi iç sesinizle çalışın mutlaka. Bu noktada benim kaydettiğim ses kaydını* kullanabilirsiniz ama neden internetsiz ortamda kullanılabilir şekle getirmenizi istediğimi anladınız herhalde şimdi, şu anda.
Yüreğinizdeki ışıkla başlayın, yüreğinizdeki aşkla çalışın; kendi bulunduğunuz alandan başlayarak tüm şehrinizi, ülkemizi, kıtalarımızı, hava sahanlığını, dünyayı, atmosferi ve yer altını, Toprak Ana’yı ışıkla doldurun mutlaka aşkla. Kendi ışığınızın ve yüreğinizdeki sevginin çoğalmasına önem gösterin, niyet edin çalışın buna.
Yani Ana Kaynak’tan Yaradan’dan akan nurla her daim beslendiğinizi hatırlayın ve izin verin buna ama sadece Ana Kaynağın Yaradan’ın ışığını akıtmak yoluyla doldurup donatmak yerine, dünyaya eş zamanlı ve öncelikli kendi yüreğinizdeki aşkla, kendi özünüzden gelen ışığı çoğaltıp yayın mutlaka.
Bu çalışmayı tüm dünyadaki niyet eden canlarla aynı anda, benzer zamanda gerçekleştiriyor olmak çok önemli olsa da buna mecbur değilsiniz ama 4 Nisan Cumartesi gecesini, Türkiye için konuşuyorum, 5 Nisan Pazar sabahına bağlayan aralıkta, tercihen 04.45’den 05.10’a kadar ki zaman aralığında başlayın çalışmaya. Çalışmaya başlama saatini veriyorum bu mânâda!
(Ben 04.50’de başlayacağım ve devam edeceğim)
Ama 05.10’dan sonra çalışmaktansa, eğer 04.45 itibariyle çalışmaya başlayamayacaksanız, öncesinde çalışın mutlaka, mesela gece yarısı 12’den hemen sonra. Yani 4 Nisan Cumartesi gecesi, gece yarısı itibariyle 5 Nisan‘a geçtiğimiz dakikalar itibariyle çalışmaya başlamanız uygun olacaktır ama gerçekten katılmak istiyorsanız ortak çalışmaya Türkiye saatiyle 04.50’de başlamanız gerektiğini, belirtmek isterim burada.
05.10'dan sonra başlarsanız ne olur? Olumsuzluk anlamında tabii ki bir şey olmaz ama sağlayacağınız katkı manasında biraz daha eksik, yetersiz olur.
Gelin buluşalım 04.40 civarında… bir kez daha söylüyorum; hiçbir canlı yayına katılmayın, hiçbir internet bağlantısını kullanmayın, sadece kalkın, uyanın, oturun, başlayın; nefesinize odaklanın ve yüreğinizden geldiği şekliyle veya benim soundcloud’tan indirdiğiniz ses kaydımla, çalışın. Çalışmanın süresi yok, size kalmış ama yüreğinizdeki sevgiye aşkla, ışıkla bağlandıktan sonra, hissettikten sonra bunu minimum kesintisiz 21 dakika yaymaya çabalayın, niyetiniz bu olsun mutlaka.
5 Nisan 2020 tarihi dünya üzerinde tamamlandığında, topyekûn bütün coğrafyalar 5.4.2020 gününü yaşadıktan sonra uyanacağımız dünya çok başka olacak, siz ilk anda farkı anlayamasanızda.
Kalın sağlıcakla buluşuruz aydınlık yarınlarda.
İstanbul, 3 Nisan 2020




* Bahsi geçen meditasyona bu bağlantı linkinden ulaşabilirsiniz.
soundcloud.com/Işıldayan Hayatlar/Saf Sevgi ve Sonsuz Isıkla Çalısma-Meditasyon

ÖNEMLİ NOT:
Bu sesli (ücretsiz) meditasyon kaydını 4 Nisan gece yarısı itibariyle soundcloud uygulamasından kaldıracağım! Bu nedenle kaydı telefonunuza veya bilgisayarınıza -kablolu veya kablosuz internet ağı olmadan da kullanacak şekilde- indirmenizi ÖNEMLE RİCA EDİYORUM!


SİZLERDEN GELEN SORULAR NEDENİYLE EK
Evet sosyal medyada farklı gruplarda hep 5.45 yazıyor ortak çalışma saati için  AMA göksel durumla ilgili çok özel bir neden var benim TÜRKİYE için ve TÜRK HALKI için böyle söylememin. Kısaca yanlışlık yok! BİZ 04.45'de Türkiye saati ile çalışacağız ve dünya üzerinde herhangi farklı bir coğrafyada bulunan TÜRKLER için de 04.45'e göre hesaplayıp çalışmalarını öneriyorum.

DİLE GELEN SİZİN SESİNİZDİ - ÖZEL BİR YAZI

Gelecek, çok farklı gelecek.
Bundan sonra dünyada bugüne kadar yaşadığınız anlamda bir yaşam beklemeyin boşuna. Zira bundan sonrasında tüm yapılar çökecek. Binalar anlamında da anlayabilirsiniz bizi, sistemler, yönetimler, organizasyonlar, organizmalar, düzen değişecek. Size göre en batıdan itibaren dalga dalga tüm yapılar değişecek. İsim vermemize gerek yok, size göre en batıdan doğuya tüm yapılar değişecek. İklimler ve insanlar değişecek. Bunu siz seçtiniz, bunu siz istediniz. Daha yumuşak bir geçiş olabilmesi için 1987’den bu yana çok çaba sarf ettiniz ama çağrılara kulak vermediniz. İnançlarınızı ve bakış açınızı değiştirmediniz. Yüreğinizdeki duygularla hareket ettiniz ama ruhlarınızı dinlemediniz. Birçoğunuz kemikleşmiş yapıların içinde kendinizi karanlıklara gömdünüz, aklınızı zihninizi bileylediniz, sivrilttiniz keskin birer kılıç misali, ruhunuzun içine gönderdiniz. Oysa ruhlarınız birer yumuşacık sevgi ve şefkat dolu varlıklardı, siz onların, sizden gelen okları bağırlarına saplamalarına izin vermelerini, yüce gönüllülük esasıyla, koşulsuzca kabullenişlerini fark etmediniz. Defalarca uyardılar sizi, defalarca uyardılar sizi, iyilikle, güzellikle uyardılar sizi. Işıkla, şefkatle uyandırdılar sizi. Siz yüreğinizdeki hançerlerin kanattığı, yarattığı yaralardan akan kanla aynaları kapattınız, camları kapladınız, gözlerinizin üstüne perde indirdiniz, çektiğiniz o kalın ve karanlık perdeleri acılarınızla mühürlediniz ve ruhlarınıza başka çıkış yolu vermediniz.
Geldiğiniz noktada birçoklarınız hala daha kendi gözyaşlarında, kendi kanlarında, kendi prangalarını tutarlarken ayaklarında, boğuluyorlar adeta. Pek tabii ki aranızda yola çıkanlar oldu, hızla ilerleyenler oldu, kolaylıkla. Bazılarını görmezden geldiniz, bazılarını hiç dinlemediniz, yanınızda yakınınızda olanlara el vermediniz, siz hep kendi yüreğinizdeki acılarla, omuzlarınızdaki kayışlarla, sırtınızdaki dünyevi yüklerle, ayaklarınızdaki suni prangalarla beklediniz, hep beklediniz, hep beklediniz.
Oysa yukarıda, kainatta hareket, hareketlilik, akış devam etti durmamacasına. Siz o akışa girmediniz. Bir yolcu uçağının türbülanstan çıkmak için irtifayı arttırması gibi, yükselerek arşa, ışıkların arasına girebilirdiniz akışa ama siz her defasında türbülansa girdiğiniz, sarsıldınız, sallandığınız her defasında yeniden aşağıya, aşağıya, daha aşağıya inmeyi seçtiniz ve hatta bazılarınız bir kez daha uçağa binmemeye yemin ettiniz. Korkularınız sizi hep alçakta tuttu, yerde karmaşada tuttu. Siz oralarda zırh giydiniz adeta, donandınız muhtelif silahlarla; adına kitap dediniz, adına eğitim dediniz, adına bilgi dediniz, bilim dediniz, deneyim dediniz, iş dediniz, para dediniz, güç dediniz mevki dediniz, statü dediniz, ad dediniz, soyad dediniz… gittikçe zırhınızı büyüttünüz, büyüttünüz, büyüttünüz.
… ve birçoklarınız geldikleri noktada zırhlarının içinde birer koca, oda oda, kütüphaneler, bankalar, arşivler; paralar, diplomalar, biriktirdiniz ve gittikçe o zırhın içindekilerin daralttığı alanda, küçülttüğü bedenlerde en başta kalplerinizin sıkıştığını görmediniz, yüreklerinizin, o aydınlık o ışık dolu yüreklerinizin,  nasıl da küçüldüğünü göremediniz. Omuzlarınıza bindirilen yükü taşımak için adeta bedeninizi güçlendirdiniz, büyüttünüz, kaslarınızı beslediniz ama kalbinizin de kaslardan oluştuğunu görmezden geldiniz. O beslediğiniz büyüttüğünüz kasların, yüreğinizin içindeki ışığı nasılda söndürdüğünü bilemediniz. Ve ruhlarınız yukarıda, ışıkta aydınlıkta, size yalvarırcasına bakarken gözlerinizin içine ışık ve umut olmak için bakarken, bir anlığına dahi olsa sizinle el ele tutuşabilmek için umutla ve ümitle beklerken, siz dönüp bakmadınız, başınızı yukarıya çevirip kaldırmadınız. Ruhlarınızla göz göze dahi gelmemek adına kaçtınız, kaçtınız, kaçtınız. Kılıflar uydurdunuz kaçışlarınıza, isimler taktınız kaçışlarınıza ve ruhuyla buluşmak adına başlarını ışığa çevirenleri karaladınız, karalayanları alkışladınız, karalatanların ardından koşan oldunuz adeta. Ve geldiğiniz noktada ruhlarınız bir kez daha ve belki de son kez, adeta yumruklarını masaya vururcasına diyelim biz ona, ayağa kalktılar, adeta ayağa kalktılar, KIYAM* manasında. Ve işte o anda yukarısı değişti, aşağısı dillendi, dile geldi.   
Dile gelen sizin sesinizdi, sizin gerçek sesinizdi. Yeter dedi, yeter! ve sizler topyekûn tüm dünya, şu anda corona virüsü adı altında, topyekûn, uyandırılıyorsunuz aslında. Uyanan canlı ne yapar bu dünyada? Ayağa kalkar, kanat çırpar, koşar… harekete geçer, durmaz ama. Sabah mahmurluğunu attıktan sonra, elini yıkadıktan sonra, bir derin enfes aldıktan sonra çıkar yola. İşte şimdi sizde uyandırılıyorsunuz bir virüs meselesiyle birçok alanda, birçok manada. Bu nedenle virüsle oyalanmayı bırakın bir kenara, daha öncede söyledik çok farklı parametreler var onun arkasında, düz mantıkla kendinizce bulabildiğiniz ipuçlarıyla, birbirine bağlayıp da göstergeleri, belirtileri bir noktaya bağlanmaya çalışmayın bu konuda. Kabul edin ki mevzu virüs sanılsa da gerçeklikler çok başka ve hizmet ediyor bu zamanda insanlıktan yana. Kısaca uyandırıldığınızı anlayın ve çıkın yola, elinizi yüzünüzü yıkadıktan, bir derin nefes aldıktan sonra, ama. Zira ruhunuzla bir ve bütün olma noktasında bundan sonra yapacaklarınız bugüne kadar yaptıklarınızdan çok başka olacak mutlaka, olmalı, oldurulacak adeta. Zira ruhlarınız KIYAM ETTİ adeta, geçtiler kumandaya el ele verdiler yukarıda, siz hala farkında olmasanız da aşağıda.
Kalın sağlıcakla,
Bu yazı 3 Nisan 2020, Cuma saat 14.55 itibariyle F. Ebru Tolan’a tarafımızdan yazdırılmıştır. Konsey




Kaleme alanın notu:
KIYAM NE DEMEKTİR?
ad
1.
ayağa kalkış.
2.
bir işe girişme, kalkışma.
  

29 Nisan 2016 Cuma

ŞİFANIN ŞİFRESİ - IŞILDAYAN HAYATLAR'IN YENİ ÇALIŞMA PROGRAMI BAŞLIYOR

ŞİFANIN ŞİFRESİ
Kendi şifa yolunuzun kapısını açacak şifreyi çözmeye davetlisiniz.

Amaç
Fiziksel hastalıklar/rahatsızlıklar enerji boyutundaki değişimlerin, direnç ve etkilerin madde boyutundaki yansımasıdır.
Enerjinin hangi tesirle, neden değiştiğini anlayabilmek hastalığın en güçlü ve hızlı şifa bulma yöntemidir.
Bedeninizin size göstermeye çalıştığını anlamak, gerçek nedeni ve kaynağı sorgulamak, bilinç seviyesinde yaratacağınız farkındalık ile şifa bulmak istiyorsanız karşınıza çıkan bu 21 saatlik çalışma fırsatını kaçırmayın.
Yaşam akışında hiçbir şey tesadüf değildir.

Kimler Katılabilir?
Doktor kontrolünde olan/olmayan, ilaç kullanan/kullanmayan, herhangi bir modern tıp tekniğini değerlendiren/değerlendirmeyen … kısaca herkes katılabilir. Zira bu program modern tıp çalışmalarına karşı ya da ilave değil, tamamen bağımsız, sadece varoluşla ilgili çalışmaları kapsar.
Kişiyi yoran, zorlayan, yaşam kalitesini ve/veya psikolojisini ciddi etkileyen her türlü sorunu olanlar için uygundur.

Süre
Çalışmalar 3 oturumda 09.30-16.30 saatleri arasında yapılacaktır.
Oturumların ilk 2si ardışık günlerde, 3.sü ise 21 gün sonra gerçekleşecektir. Her program için seçilen günler program takvimi başlığında belirtilmiştir.

Takvim
10 Mayıs, Salı
11 Mayıs, Çarşamba
1 Haziran, Çarşamba

İçerik
Beden-Zihin-Ruh üzerine genel tanımlar
Şifa kavramı ve etkenleri
Şifayı etkileyen enerjiler ve şifa enerjileri
Değişim ve dönüşüm için enerji seviyesini temizleme ve yükseltme
Bedensel-zihinsel-ruhsal şifa çalışmaları
Yaratımın gücü ve zihinsel farkındalıklar
Bedenimizin mesajlarını doğru alma ve anlamlandırma
Zihnimizin mesajlarını doğru alma ve anlamlandırma
Ruhumuzun mesajlarını doğru alma ve anlamlandırma
Çalışmaların büyük çoğunluğu yönlendirilmiş meditasyon tekniği ile yüksek enerji seviyesinde gerçekleştirilecektir.

Ücret bilgisi için lütfen iletişime geçin.



22 Ocak 2016 Cuma

SİZE GÖRE ZAMANSIZ…

SİZE GÖRE ZAMANSIZ…
Bazı insanlar bu dünyaya görevleriyle geldiklerinin idrakine hiç varamazlar. Çoğu zaman iyi imkanları, zenginliği, gücü layıkıyla kullanamazlar.

Her şeyi bilen parçaları, yani ruhları, sık sık uyarır onları, görev yoluna sokmaya çalışır. Önüne insanlar çıkar, fırsatlar çıkar, bilgiler çıkar… donanımları zaten vardır. Ama yetmez, ne yazık ki bazen yetmez.  Kişi ruhundan uzaklaşır ve zihninin esiri olur.

İşte böyle dönülmez bir noktaya geldiğinde insan, artık ruhu bir seçim yapmak zorunda kalır. Bu hayata devam mı? Yoksa tamam mı? Her ruhun bir şansı daha vardır, bir daha, bir daha…sonsuzlukta sayı, nicelik, sınır … yoktur!

Ruh görevine odaklanır, bazen bir bedende yaşarken yapamadığını o bedenden ayrılırken yapacağını bilir ve ayrılmayı seçer.

Gidişi kendi sonsuz varlığı için bir kayıp değil zenginliktir, huzurdur, sevgidir, ışıktır. …ve bu ışık birçok başka insanın da hayatını aydınlatacaktır, bilir!
Gitmeyi seçer, kalanların hayrı için. Bütünün hayrı için. Görevi için.

Siz siz olun, ruhunuzun sesini dinleyin, göreviniz olsa da dinleyin, olmasa da dinleyin. Vakitsizce gitmemek için dinleyin. Buradayken ışık saçmak için dinleyin. Yürümek ve yücelmek için dinleyin. Yükselmek ve yükseltmek için dinleyin. Sevgi yolunda, HAK yolunda, aydınlanırken aydınlatmak için dinleyin.

Gidenin ardından üzülmek yerine, “ben ne hissettim” deyin. “Kendi adıma ne öğrendim?” “Bu acıyı, hüznü, kaybı yaşamak bana ne öğretti, ne kattı?” deyin.
Çünkü eğer bir şey öğrenmemişseniz işte o zaman gerçekten ruhu acıyacak gidenin bilin!

Bilin ve sevin; önce kendinizi, ruhunuzu ve sonra tüm insanları.
Sevgimle, Ak

Bu yazı 22 Ocak 2016, Cuma günü saat 09.00 itibariyle F.Ebru Tolan Karahasanoğlu tarafından İstanbul’da kaleme alınmıştır.