IŞILDAYAN HAYATLAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
IŞILDAYAN HAYATLAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mayıs 2021 Pazar

YÖNLENDİRİLMİŞ MEDİTASYONLAR - YARDIMCI ARAÇLAR

Değerli Işıldayan Hayatlar Takipçileri,

Uyanışla başlayan değişim dönüşüm, temizlenme, arınma ve aydınlanma yolculuğunda ihtiyacınız olacak ana/temel konularla ilgili herkese açık, ücretsiz sunduğum YÖNLENDİRİLMİŞ MEDİTASYON hizmetinden siz de aşağıdaki linklere girerek faydalanabilir, tüm sevdiklerinizle paylaşabilirsiniz.

Işıkla, sevgiyle ve AŞK'la

Kalın sağlıcakla,

F. Ebru Tolan Karahasanoğlu


ARINMA & IŞIK ALAN OLUŞTURMA / soundcloud.com- Işıldayan Hayatlar


ŞİFA MEDİTASYONU - VİDEO


BAĞIŞLAMA MEDİTASYONU - VİDEO


TOPRAK ANA İÇİN ÇALIŞMA - YÖNLENDİRİLMİŞ MEDİTASYON


Daha fazlası için lütfen ziyaret edin: 

IŞILDAYAN HAYATLAR / YOUTUBE


3 Nisan 2020 Cuma

DİLE GELEN SİZİN SESİNİZDİ - ÖZEL BİR YAZI

Gelecek, çok farklı gelecek.
Bundan sonra dünyada bugüne kadar yaşadığınız anlamda bir yaşam beklemeyin boşuna. Zira bundan sonrasında tüm yapılar çökecek. Binalar anlamında da anlayabilirsiniz bizi, sistemler, yönetimler, organizasyonlar, organizmalar, düzen değişecek. Size göre en batıdan itibaren dalga dalga tüm yapılar değişecek. İsim vermemize gerek yok, size göre en batıdan doğuya tüm yapılar değişecek. İklimler ve insanlar değişecek. Bunu siz seçtiniz, bunu siz istediniz. Daha yumuşak bir geçiş olabilmesi için 1987’den bu yana çok çaba sarf ettiniz ama çağrılara kulak vermediniz. İnançlarınızı ve bakış açınızı değiştirmediniz. Yüreğinizdeki duygularla hareket ettiniz ama ruhlarınızı dinlemediniz. Birçoğunuz kemikleşmiş yapıların içinde kendinizi karanlıklara gömdünüz, aklınızı zihninizi bileylediniz, sivrilttiniz keskin birer kılıç misali, ruhunuzun içine gönderdiniz. Oysa ruhlarınız birer yumuşacık sevgi ve şefkat dolu varlıklardı, siz onların, sizden gelen okları bağırlarına saplamalarına izin vermelerini, yüce gönüllülük esasıyla, koşulsuzca kabullenişlerini fark etmediniz. Defalarca uyardılar sizi, defalarca uyardılar sizi, iyilikle, güzellikle uyardılar sizi. Işıkla, şefkatle uyandırdılar sizi. Siz yüreğinizdeki hançerlerin kanattığı, yarattığı yaralardan akan kanla aynaları kapattınız, camları kapladınız, gözlerinizin üstüne perde indirdiniz, çektiğiniz o kalın ve karanlık perdeleri acılarınızla mühürlediniz ve ruhlarınıza başka çıkış yolu vermediniz.
Geldiğiniz noktada birçoklarınız hala daha kendi gözyaşlarında, kendi kanlarında, kendi prangalarını tutarlarken ayaklarında, boğuluyorlar adeta. Pek tabii ki aranızda yola çıkanlar oldu, hızla ilerleyenler oldu, kolaylıkla. Bazılarını görmezden geldiniz, bazılarını hiç dinlemediniz, yanınızda yakınınızda olanlara el vermediniz, siz hep kendi yüreğinizdeki acılarla, omuzlarınızdaki kayışlarla, sırtınızdaki dünyevi yüklerle, ayaklarınızdaki suni prangalarla beklediniz, hep beklediniz, hep beklediniz.
Oysa yukarıda, kainatta hareket, hareketlilik, akış devam etti durmamacasına. Siz o akışa girmediniz. Bir yolcu uçağının türbülanstan çıkmak için irtifayı arttırması gibi, yükselerek arşa, ışıkların arasına girebilirdiniz akışa ama siz her defasında türbülansa girdiğiniz, sarsıldınız, sallandığınız her defasında yeniden aşağıya, aşağıya, daha aşağıya inmeyi seçtiniz ve hatta bazılarınız bir kez daha uçağa binmemeye yemin ettiniz. Korkularınız sizi hep alçakta tuttu, yerde karmaşada tuttu. Siz oralarda zırh giydiniz adeta, donandınız muhtelif silahlarla; adına kitap dediniz, adına eğitim dediniz, adına bilgi dediniz, bilim dediniz, deneyim dediniz, iş dediniz, para dediniz, güç dediniz mevki dediniz, statü dediniz, ad dediniz, soyad dediniz… gittikçe zırhınızı büyüttünüz, büyüttünüz, büyüttünüz.
… ve birçoklarınız geldikleri noktada zırhlarının içinde birer koca, oda oda, kütüphaneler, bankalar, arşivler; paralar, diplomalar, biriktirdiniz ve gittikçe o zırhın içindekilerin daralttığı alanda, küçülttüğü bedenlerde en başta kalplerinizin sıkıştığını görmediniz, yüreklerinizin, o aydınlık o ışık dolu yüreklerinizin,  nasıl da küçüldüğünü göremediniz. Omuzlarınıza bindirilen yükü taşımak için adeta bedeninizi güçlendirdiniz, büyüttünüz, kaslarınızı beslediniz ama kalbinizin de kaslardan oluştuğunu görmezden geldiniz. O beslediğiniz büyüttüğünüz kasların, yüreğinizin içindeki ışığı nasılda söndürdüğünü bilemediniz. Ve ruhlarınız yukarıda, ışıkta aydınlıkta, size yalvarırcasına bakarken gözlerinizin içine ışık ve umut olmak için bakarken, bir anlığına dahi olsa sizinle el ele tutuşabilmek için umutla ve ümitle beklerken, siz dönüp bakmadınız, başınızı yukarıya çevirip kaldırmadınız. Ruhlarınızla göz göze dahi gelmemek adına kaçtınız, kaçtınız, kaçtınız. Kılıflar uydurdunuz kaçışlarınıza, isimler taktınız kaçışlarınıza ve ruhuyla buluşmak adına başlarını ışığa çevirenleri karaladınız, karalayanları alkışladınız, karalatanların ardından koşan oldunuz adeta. Ve geldiğiniz noktada ruhlarınız bir kez daha ve belki de son kez, adeta yumruklarını masaya vururcasına diyelim biz ona, ayağa kalktılar, adeta ayağa kalktılar, KIYAM* manasında. Ve işte o anda yukarısı değişti, aşağısı dillendi, dile geldi.   
Dile gelen sizin sesinizdi, sizin gerçek sesinizdi. Yeter dedi, yeter! ve sizler topyekûn tüm dünya, şu anda corona virüsü adı altında, topyekûn, uyandırılıyorsunuz aslında. Uyanan canlı ne yapar bu dünyada? Ayağa kalkar, kanat çırpar, koşar… harekete geçer, durmaz ama. Sabah mahmurluğunu attıktan sonra, elini yıkadıktan sonra, bir derin enfes aldıktan sonra çıkar yola. İşte şimdi sizde uyandırılıyorsunuz bir virüs meselesiyle birçok alanda, birçok manada. Bu nedenle virüsle oyalanmayı bırakın bir kenara, daha öncede söyledik çok farklı parametreler var onun arkasında, düz mantıkla kendinizce bulabildiğiniz ipuçlarıyla, birbirine bağlayıp da göstergeleri, belirtileri bir noktaya bağlanmaya çalışmayın bu konuda. Kabul edin ki mevzu virüs sanılsa da gerçeklikler çok başka ve hizmet ediyor bu zamanda insanlıktan yana. Kısaca uyandırıldığınızı anlayın ve çıkın yola, elinizi yüzünüzü yıkadıktan, bir derin nefes aldıktan sonra, ama. Zira ruhunuzla bir ve bütün olma noktasında bundan sonra yapacaklarınız bugüne kadar yaptıklarınızdan çok başka olacak mutlaka, olmalı, oldurulacak adeta. Zira ruhlarınız KIYAM ETTİ adeta, geçtiler kumandaya el ele verdiler yukarıda, siz hala farkında olmasanız da aşağıda.
Kalın sağlıcakla,
Bu yazı 3 Nisan 2020, Cuma saat 14.55 itibariyle F. Ebru Tolan’a tarafımızdan yazdırılmıştır. Konsey




Kaleme alanın notu:
KIYAM NE DEMEKTİR?
ad
1.
ayağa kalkış.
2.
bir işe girişme, kalkışma.
  

6 Şubat 2020 Perşembe

SIÇRAMA - ÖZEL BİR YAZI


SIÇRAMA
Bugün bu yazıda okuyacaklarınız içinizden bazılarınız için şaşırtıcı olacak olsa da aslında birçoğunuzun yüreklerinizde var olanla buluşacağına eminiz aslında. Başlayalım anlatmaya kısa bir özetle.
Yıl 2012 dünyada; hummalı bir çalışma var aşağıda, tüm ruhlar kendilerinden olana ulaşmaya çalışıyor adeta, kapılar çalınıyor (baş ağrısı), yüreklere dokunuluyor (çarpıntı), sırtına dokunuluyor (bel-sırt ağrıları), kapılar kapatılıyor (işten ayrılmalar-çıkartılmalar, evden atılmalar, kapıya konulmalar, vs.), yeni kapılar açılıyor/açtırılıyor (yeni teklifler, terfiler, transferler, şehir-ülke değişimleri, radikal tedbirler ve kararlar…) Arınma için uyarılar yapılıyor (beslenme alışkanlıklarını değiştirtecek hastalıklar, teşhisler, tedaviler, kürler), anlaşmalar hatırlatılıyor (hayata giren ve çıkan insanlar, aranıza katılanlar ve ayrılanlar), kısacası çok hummalı bir çalışma yapılıyor dünya boyutunda, o günün şartlarında, size göre “hayat” devam ediyor zorlanarak da olsa bazılarınız için bazı alanlarda.
Bir değişim var ama yedirilmiş adeta, günlük hayatın akışına, kimseye tuhaf gelmiyor. Kimse büyük sorgulamaların peşinde değil, herkes kabulde, kendi içinde fırtınalar kopsa da “normal” biliniyor, karşılanıyor, ne de olsa hayat bu deniyor aslında…
Pek tabii ki bizim 2012 diye anlattığımız ± 3-5 seneye yayılmış bir süreç dünyada, bir başka ifadeyle kendi hayatınızdaki değişimleri şimdi görmek için dönüp geçmişe baktığınızda 2007-2008’den başlayın bakmaya, 2015-1016’lara kadar uzansın hatta. Dalga dalga ilerlerken bu hummalı çalışma dünyada, insan varlığı uzunca bir zamandır yaptığı tüm hazırlıklarla atlıyor eşiği 21 Aralık’ta.
Oh ne ala! Bir AN’lığına bayram havası adeta ruhlar arasında… Ama ya sonra? İşte esas mühim nokta. Bir derin nefesle oh çekilse de bir anlığına 2012 sonunda bir diğer hummalı hazırlık süreci başlatılıyor hemen hızla yukarıda. Neden? Çünkü daha da fazla yapılacaklar var artık yolda.
Eşikten atlanamasaydı kolaydı denilebilir belki bir anlığına, koy verilirdi adeta akışa ama şimdi durum çok başka. Mademki atlanıldı, çalışmak gerekiyor artık canla başla. Kim çalışacak bu yolda; zaten çalışanlar 2012 öncesinde bu dünya boyutunda ve artık başlayacak olanlar el ele tutuşacak mutlaka. İşte o ara, siz bir bocalama dönemi geçirdiniz dünyada ama neyse ki hızlı atlatıldı o da. Eski ile yeniyi harmanlamak konusunda zorlananlar oldu adeta, üç-beş ama sonunda saflarını seçenler ayrıştılar ve herkes yönünü buldu aşağıda. Hâlâ daha ışıktan karanlığa dönen azınlıklar olsa da karanlıktan ışığa çıkanlar çoğunlukta bu mânâda.
Bu yolculuk devam ederken hızlıca dünyada geldik 2019 sonuna. 2012’den 2019’a çalışmanın, hazırlıkların bir parçası oldu tüm insanlık aslında, görünen ne kadar acı, kötü, travmatik olsa da yaşanan her şey dünya boyutunda felaket adı altında da olsa, savaş tanımına da uysa hizmet etti insanlığın aydınlanmasına. Aktivist tüm çalışmalar, popülist tüm yaklaşımlar, zaman zaman harmanlansa da negatif olanla, sonunda hep ışık olan kazandı aslında, özü ışık olan ve yolda olan; ışık yolunda, ışıkla olanlar kazandılar aslında.


Bu aşama da çok önemliydi zira adeta 2019’un sonu bir kez daha sınanma zamanıydı, insanlığın kendi adına koyduğu bir eşikti atlatılması gereken ve siz atladınız onu da ışıkla. Bazılarınız zorlansa da hâlâ daha, özünüzden gelen zorlamayla da olsa, birçoğunuz ulaştığınız idrakle, farkındalıkla ve yürekten gelen niyetinizle ve nefesinizle çalıştınız bu yolda ısrarla, kararlılıkla. Değil dünya ve insanlık, tüm kâinat müteşekkir size bu anlamda, anlayacaksınız yakında nasıl olsa.
… ve geldik 2020 denen yıla dünyada. Bu yılın, dünya boyutundaki lineer zaman akışında bu yılın, zorlayıcı bir yıl olacağını belirtmiştik defalarca nitekim başladınız zorlanmaya hem Toprak Ana zorluyor sizi hem de yürekleriniz aslında. Aldığınız tesirlerin gücü karşısında ara ara savrulsanız da içten içe hissettikleriniz var ya, yetiyor size hâlâ daha.
Ama! Bir süre sonra bu hissiyat da yetmeyecek bazılarınıza zira zaman daralıyor dünya boyutunda. Bu mânâda işte bir güçlü SIÇRAMA gerekiyor size, bulunduğunuz dar alandan çıkmanız gerekiyor geniş, ferah, açık ve ışık bir alana. Aksi taktirde boğulacaklar olabilir o dar alanda oluşacak toz dumanda. İşte bugünün esas konusu bu aslında; SIÇRAMA, açık alana.
Düşünün ki yaşadığınız coğrafyaya bir saldırı yapılıyor, hızla tahliye edilmeniz gerekiyor, ne alırsınız yanınıza? Sadece CAN’ınınızdan başka ne alırsınız yanınıza? İşte adeta böyle düşünün sıçramayı, bırakın tutunmayın var olana. Var dediğiniz ne var yanınızda, yakınınızda; kariyer mi, eş mi, ev mi, araba mı, para mı, servet mi, arsa mı, ne var Allah aşkına? Sekiz çift siyah ayakkabı ve yirmi beş çanta… ne var başka? Her ay buluştuğunuz “dostlarınız”, üyesi olduğunuz kulübünüz, aidat ödediğiniz yazlığınız mı acaba hâlâ daha tutunmanız gerekenler ve yanınıza alacaklarınız kendi başınıza sıçramaya çalışırken yukarıya? Denesenize, hadi şimdi bir denesenize, elinizde hiçbir yük yokken hatta ayağınızda bir spor ayakkabı varken sıçramayı denesenize. Kaç santim havalandınız yukarıya? 20? 30? 50? 100? Kaç santim çıkabildiniz bir anlığına ve sonra hangi hızla indiniz aşağıya? Anlasanıza! Bir de ağırlıkla deneyin aynı şekilde, bu sefer ne kadar kesildi ayaklarınız yerden, 10 santim mi 20 mi 30 mu? Kalbiniz ne dedi bu işe, isyan etti mi kendince?
Amacımız infial de değil, bedbahtlık da değil, bunlar nafile… Görevimiz yardım etmek size, naçizane, göstermek gerçekliği tüm çıplaklığıyla yüreklerinize. Kısacası eskiye tutunduğunuz sürece savrulmayacağınızı sanıyorsunuz ya ilerleyemeyeceksiniz ileriye savrulmak ne kelime! Öyleyse yük yaptığınız ne varsa midenizde, kalbinizde, sırtınızda, belinizde, bırakmakla başlayın, silkelenin adeta, tüm taşlar dökülsün yere ancak ondan sonra yönünüzü döndüğünüzde ileriye, göreceksiniz yol açıldı bile. İşte gelelim şimdi o açılan her neyse; başınızın üstünde.
Dünyanın çevresinde, enerji alanı dediğimiz bölgede kapatılmış tüm kapılar açıldı 2020 ile.
Hafiflediniz mi? Hiç de bile. Zira kapılar açıldı diye bir an için bile ufkunuz genişlediyse de hemen peşinden gelen tesirlerle yüzleştiniz içinizde, bilinç seviyesinde göremeseniz de! Yani artık korunaklı, korumalı bir alanda değilsiniz siz de. Ana sınıfı bitti mezun olduğunuz geldiniz birden üniversite kampüsü desek yeridir size. Bariyerler kalktı, kalkanlar indi, ağlar toplandı, yollar açıldı iyiye ve kötüye! Kötüden kastımız nedir diye bir daha anlatmayacağız bakın DENGE konusunda yazdırdıklarımıza ve anlattıklarımıza siz de. Öyleyse işinize iş katıldı dersek anlatabilir miyiz size içinde bulunduğunuz durumun ehemmiyetini sizce?
Toparlayalım yine; ilerliyorsunuz yükselişe, ışıkla yol alıyorsunuz kendi içinizde 2020 ile birlikte, korunaklı alan açıldı sizin için sizin lehinize, alan açılınca gelen tesirleri arındıracak, adeta süzecek bir düzen kalmadı geriye. Bu nedenle sizin çalışmanız gerekiyor her AN dünya seviyesinde. Neyle?
Işıkla?
Nasıl?
Çıkarak ışık alana.
Çıkabildiniz mi ışık alana?
Sıçrayanlar oldu aranızda, ama!
Çıkması gerekenler çıkabildiler mi?
Hayır?
Hâlâ…!
Neden?
Çünkü tutunuyorsunuz eski olana.
Eski olan ne?
Kısaca dünyevi olan, madde formunda olan, fiziki alanda olan, zihin dağarcınızda bulunan; kabulde kaldığınız ne varsa.
Yardım alıyor musunuz?
Sonsuz… ama!
Yardımı alıyor musunuz?
Hayır bu mânâda.
Neden?
Hür iradeniz var hâlâ ve hep olacak aslında.
Gücünüz nerede?
Özünüzde.
Özünüzle buluşabildiniz mi?
Bazılarınız evet ama çoğu için hayır hâlâ daha.
Neden buluşmuyorsunuz özünüzle?
Çünkü temizlemediniz özünüzü?
Temizlemeden de buluşamaz mıyız?
Buluşabilirsiniz ama eve kızınız/oğlunuz dahi çamura bulanmış gelse “git yıkan önce” diyorsunuz ona, ancak ondan sonra sarılırım sana!
Yani kısaca sizin özünüz taşıyorsa hâlâ bir parça karanlık mesela, koşup sarılır mısınız ona?
Temizlemeniz gerek mutlaka.
Temizlemek kolay mı?
Kolay olur kabule geçerseniz aslında.
“Kabulde değil miyim ki” diyenleriniz var ya.
Aslanı da seversiniz ama evinizin kapısını açar mısınız şimdi şu anda?
Kısacası sevmek başka, kabul başka korkunca!
Hâlâ korkularınız var ya!
İnançlardan gelen, yapılanlardan gelen korkularınız var ya…
Yaşattıklarınızdan gelen ve yaşadıklarınızdan gelen korkularınız var ya…
Kabulde zorlanıyorsunuz hâlâ.
Oysa…!
Sıçramak gerekiyor açık alana, ışık alana.
Bir derin nefesle başla.
Sen başla.
Bugün başla.
Zira sen başlamazsan,
Sen bugün başlamazsan
Mecbur kalacaksın yarın koşmaya.
Zira yukarıda bir kez daha, son kez de olsa görevlerini yapmak için bekleyenler var adeta. Hani karanlık taraf diyorsunuz ya onlara özü ışık olsa da 3. boyutun görevlileri var ya…
Daha çıkmadınız 5’e, geçmediniz hatta 4’e bazılarınız ya, onlar görev başında hâlâ. Ama sanmayın ki hazırlananlar 5’e, yani geçenler 4’e, karşılaşmayacak onlarla, onlar için de başka görevliler var artık yolda, dedik ya tüm kainatta her zaman bir karanlık taraf olur görev başında!

Özetin de özetini yapalım ve koyalım noktayı bu konuya. Hızla çoğaltın ışığınızı kendinizden yana, bulunduğunuz alanlarda, kesin geçmişle, eskiyle bağınızı, temizleyin ne varsa ve sıçrayın adeta mutlak ışık alana. Devam edin çalışmaya ışıkla, AŞK’la.
Kısaca bir kez daha SIÇRAMA’nın ne demek olduğunu tanımlayalım; netleşsin adeta yüreklerinizde zira yapılacaklar var sonra.
Sıçrama; dünyanın kapalı enerji alanının uyanışın tamamlanışı ve aydınlanma sürecinin başlatılmasıyla tüm evrensel akışa açılması için oluşturulan bir enerji değişimidir, yaşanmıştır ve tamamlanmıştır denilebilir. Ay sonuna kadar bazı ufak ayarlar yapılmaya devam edecektir ama size göre tamamlanmıştır denilebilir. Bu sıçrama ile belirttiğimiz gibi dünyanın kapalı enerji alanı açıldığı/açılacağı için evrensel akışa, neyi dünyaya çekeceğiniz, ne ile rezone olacağınız, neyi çağıracağınız alanınıza çok daha önemlidir adeta. Bu nokta çok hassas ve önemli bir noktadır ki defalarca vurguladık aslında: ne iseniz onunla aynı salınımda olan frekansa uyumlanırsınız yani rezone olduğunuzu yaşarsınız aşağıda. Bunu çok iyi özümsemenizi istiyoruz zira bir anlığına dahi kendi karanlık parçanızı beslediğinizde ister korku, kaygıyla, ister hüzün ve acıyla kapıları açarsınız onlardan yana. Zaten bolca var olan, alanınızda, kolaylıkla akar girer varlığınıza sizin açtığınız kapılardan bir anda! İşte bu nedenle her daim ışık alanda kalmanız önemlidir ve gerekmektedir adeta.
Zira sizler, uyananlar olarak bunu yapamazsanız zaten henüz idrakini, bilincini bu seviyeye evriltememiş olanlar hızla kapılırlar karanlığın girdabına. İşte bu nedenle öncü güçler adı altında 1.dalga uyananlar daha önce de çokça belirttiğimiz gibi gerek yükleri yani işi çok olanlarla gücü yeter olanlardan seçilmişlerdir aslında.  Kim olduğunu anla!
Bir kez daha soruyoruz bu mânâda, kim olduğunu anla?
… ve hâlâ daha bu yola çıkmamış olanlar için ise koruma hâlâ daha devam ettirilmektedir pek tabii ki, ama sadece aşağıda dar alanda. Yani bir başka değişle bundan önce herkes için olan geniş kalkan artık bazıları için dar bir çembere uyarlanmıştır adeta.
Başkasıyla oyalanma!
İşte tüm bu anlattıklarımızdan sonra bir derin nefesle hızlanmak arzusunda olacaklar için yardımımız sonsuzdur ama yüreklerinde hâlâ daha karanlığı barındıranlar için yoldan çekiliriz bir kenara, yolu açarız onlara ama karanlıktan yanadır gidecekleri yol, yakınında olanların çabası nafile bu aşamada. Hür irade ile seçilen yollara karışılmaz asla, ne 3.boyutta, ne kainatta!
Kalın sağlıcakla.
Bu yazı F. Ebru Tolan’a tarafımızdan 2 bölüm halinde 23 ve 25 Ocak 2020 tarihlerinde İstanbul’da yazdırılmıştır. Konsey.













9 Temmuz 2019 Salı

SIÇRAMA, BİLİNÇ DEĞİŞİMİ, FARKINDALIK - ÖZEL BİR YAZI


Sıçrama deyince anlatacaklarımızı anlayabilmeniz için aslında öncesinde belirtmemiz gerekenler var mutlaka.
Boyut nedir mesela?
Boyut; bilinç değişimidir, idraktir, farkındalıktır, kabuldür aslında.

… ve 3.boyut hür iradenin sonsuz gücünün kullanıldığı ama buna rağmen kapalı bir enerji alanında bulunulduğu son boyuttur.

Bir örnek verelim; adeta okul bahçesi gibi! Ülkenizde çoğu okulun yüksek duvarları ve hatta çit örgüleri vardır, demirden de bir kapısı ya… tek kapıdan kontrollü giriş-çıkış yapılır. Çoğu zaman 1.sınıfların velilerinin başlangıçta sınıf kapılarında olmalarına izin verilmesine rağmen sonrasında buna da izin verilmez ya…
… ve öğrenci okula girdiğinde kalır orada özel bir durumu ve izni yoksa ders saati sonuna kadar çıkamaz ya…
İşte aynı durum yukarıda 3.boyut için aslında.
Okulun içinde dersler çeşitlidir, faaliyetler vardır mutlaka ve hatta teneffüs saatlerinde herkes koşturur tuvalete, oyuna ama bir disiplin ve düzen vardır aslında.
Ayşe sınıf arkadaşı Metin’i sevmez belki ama sırasını paylaşır öğretmeni yer değiştirmesine izin verene kadar ve hatta Ayşe en sevdiği Sevgi ile birlikte aralarda güler oynar ama servisle eve giderken ayrılır ya… aynı misal aslında.
Seçim sonsuzdur ama hep bir alanda kalma zorunluluğu vardır adeta. İşte bu 3.boyutta son bulur.
…ve sonrasında yani 5 ve üstü boyutlarda seçim vardır yine sınırsızca ama alan geniştir ve hatta sonsuzdur aslında.
Bu sonsuzluk büyük bir lütuf gibi sanılsa da şu an sizler tarafından aslında lütuftan çok sorumluluktur, yüktür hatta.
Zira 3’ten sonra özü ışık olan varlığın, bile isteye karanlığı seçmesine izin verilmez.  Başka bir deyişle varlık seçse de kabul edilmez, onaylanmaz asla.

Görevi karanlık olanlar, karanlığı kainatta tahsis etmekle sorumlu olanlar konu dışı olduğu gibi, seçimlerini bile isteye karanlıktan yapmış varlıklar için durum başkadır mutlaka.

Biz kendi konumuzdan devam edelim zira sizin için bu zamanda aslolan budur nasılsa. 5 ve üstü boyutlarda özü ışık olan varlıkların ışık olmaya devam etmek ve ışık kalmak ve ışığı çoğaltıp yaymak gibi bir misyonları da olduğu için adeta, kendi ilahi/evrensel görevleri dışında, bu konu çok önemlidir ve anlaşılması gerekendir varlık henüz sizin boyutunuzdayken mutlaka!
İşte bu da aslında sizin uzunca bir zamandır koşulsuzca sevmek dediğiniz kavramın karşılığıdır evrensel anlamda.
Yaratılmış olan, özü ışık olan ırk/varlık Kalu Belâ’dan bu yana ışık olma uğrunda bedeller ödemiştir adeta. Kimi düşmüş, kimi düşürülmüş, kimi yoldan çıkmış, kimi çıkarılmıştır mesela.
… ve hala daha savaş adeta devam etmektedir aslında. Savaş ifadesi burada sevgi ile çelişen bir ifade olsa da sizin bu boyutta içselleştirebilmeniz için bilerek seçilerek kullanılmıştır mutlaka. Nedensiz sanma!
Durum özetle buyken yukarıda gelelim dünya boyutuna. Neler yaşanıyor acaba bu zamanlarda?
Zaman AN olsa da her boyutta, aslında o boyuta uygun bir zaman akışı vardır. Bu hususa şu noktada çok fazla kafa yormayın zira zihin boyutunda henüz anlaşılması zor akışlar bunlar sizin için daha.
Yüksek boyutlar bir yana sizin dünya boyutunda, hala daha 3.boyutta zaman akışı düzlemseldir ya, işte bu noktada neler oluyor, oldu, olacak bakalım onlara.
Son 6 yılda geldiğiniz muazzam nokta bizleri sevindiriyor olsa da yukarıda, hala daha yapılması gerekenler var aşağıda. Zira Toprak Ana yorgun ve dolu acıyla. Temizlenmesi gerekiyor adeta ışıkla.
Bu neden önemli hemen anlatalım:
Düşünün ki dev bir kaya parçası kopup gelmiş çağlayanın ağzına. Güzel güzel akması gerekirken çağlayan vadiler arasında bu büyük taş/kaya engel oluyor adeta suyun yoluna ve su akmaktansa yanlara doğru sıçrıyor, köpürüyor adeta.
… ve hatta zamanla suyun taşıdığı alüvyonlarla ve organizmalarla taşın etrafı genişliyor adeta taşçıklarla, tortularla, otlarla…
Su yolu tamamen oluyor bir göl adeta. Akmak şöyle dursun taşarak yayılıyor etrafa ve yayıldığı alanda talan ediyor, yok ediyor ekinleri, hasadı telef ediyor adeta.
Uzatmayalım, kısaca dünya şu anda evrensel akışın tam ortasında dev bir engel gibi duruyor adeta.

Diyebilirsiniz ki çekin alın onu kenara, yok mu gücünüz koca evrende bundan başka?

Ama biz alırsak onu kenara üzerinde yaşayanlar sarsılmaz mı adeta ve hatta düşmezler mi suya? Boğulup kalmazlar mı ortada?

Gerek var mı buna? Bir kez daha gerek var mı buna?

Zira siz yaşadınız benzerlerini daha fazla defalarca!
Ayrıca biz alıp koysak bile kenara siz çıkmış olmazsınız ki arşa!
Nafile çaba olur bunca hazırlık, yazık değil mi insanlığa? Zira insan varlığı bu boyutta hür iradesi ile yol alırken milyonlarca yılda getirdi, taşıdı kendini aydınlığa adeta. Son bir dokunuş kalmışken neden çekilsinler kenara adeta başları önde, elleri avuçları bomboş dönsünler en başa hazır gelinmişken yolun neredeyse sonuna. Siz yapın da bu hamleyi kalıcı olsun kainatta.

Toparlayalım hızla.
Siz çıktınız bir yola. Aydınlanma yoluna, binlerce yıl önce bu dünyada. Az gittiniz, uz gittiniz, dere tepe düz gittiniz, vardınız Kaf Dağı’na şimdi vakit geldi son bir adımla Kaf Dağı’nı da aşmaya.

Hatırlayın ama!
Zümrüd-ü Anka Kaf Dağı’nda sizi bekliyor adeta!!!
Bu sözümüzü de iyi anlayın mutlaka.*
Hazırlanıyorsunuz bir sıçrayışa daha. Her olayda biraz daha, biraz daha… Temmuz geçerken meşakkatli birçoklarınız için bu dünyada, Ağustos var daha ve hatta Eylül’de bir sıçrama daha.

Sıçrama nedir? Kısaca bilinç değişimidir aslında. Siz aşağıda hazırlandıkça bizim size gönderdiğimiz bilginin, ışığın artması, yolların açılması, kapıların çoğalmasıdır adeta.
Bundan sonra geriye dönüşü olmayan bir noktada hızlanacaksınız adeta. Ama sanmayın ki duramazsınız, dönemezsiniz ama durmayın, dönmeyin asla.
Zira sizi yolunuzdan döndürmek isteyecekler hala iş başında. Aman ha, kanmayın onlara. Çok çeşitli kostümleri var, inanmayın onlara.
Siz sadece ve sadece kendinizi bilin yeter aslında. Onlar sizin göreviniz değil, bulaşmayın asla.
Sizin göreviniz ışık olmak, ışık kalmak bu dünyada.
Her bir fırtına misali rüzgar estiğinde yanı başınızda adeta, yüreğinizde yanan meşaleyi söndürmek için de olsa, siz yeniden yakabilmek için donanımlı kalın mutlaka. Yanartaş’ı** hatırlayın mesela, yanıyor ya, bu dünya var edildiği andan bu yana yanıyor ya hiçbir savaş, hiçbir afet, hiçbir mahluk onu söndüremedi ya sizin ışığınız da ona benzer aslında; içten yanar, içten söner!
Siz kendinizinkini yakın ve bir daha söndürmeyin asla, asla, asla.

Bu yolda ilerlerken mutlaka birbirinize yardım edeceksiniz zira bir ve bütünün parçalarıyız aslında. Bizden, bazılarınıza, bazılarınızdan birçoğunuza, birçoğunuzdan hepinize mesela.
Duyun, görün, hissedin, bilin mutlaka iyiyi, güzeli, koşulsuzca sevgiyi ve ATIN mutlaka yüklerinizi ATIN mutlaka. Siz atın onları aşağıya, boşluğa, kainata adeta, biz tutar alırız onları, dönüştürürüz adeta. Endişelenmeyin o konuda. Siz yeter ki niyet edin atmaya.
… ve çalışın mutlaka. Daha çok ışığı çekmek için dünyaya, yaşayanlara, yaratılmışlara ve Toprak Ana’ya.
Çalışın mutlaka.
Haftada 1 Ebru yardım ediyor size**** ama siz her gün çalışın mutlaka. Bu dünya sizin, bu kainat bizim, bu evren hepimizin, hatırlayın mutlaka!

Soruyorsunuz ya ne olacak sonra?
Ya temizleyemezsek ne olacak?
Ya herkes uyanamazsa ne olacak?
Siz takılmayın bunlara. Sonsuzlukta, ilahi düzenin akışında, üst akıl var mutlaka, her şey sizin iyiliğiniz için aslında.
Siz arındığınızda ve arındırdığınızda natamam bir eve taşınmaktansa her şeyiyle mükemmel kusursuz bir villaya/saraya taşınmak gibi adım atacaksınız 5.boyuta.
Olmazsa varsın olmasın ama yapabilecekken neden olmasın ki acaba?
Kaldı ki daha önce de dedik defalarca herkes aynı anda taşınmayacak 5.boyuta. Ne şimdi, ne sonra. Yani anlatalım, vakit geldiğinde evrensel manada 5.boyuta çıkmaya hazır olanlar, hazırlananlar ve vakti gelip, görevi tamamlananlar çıkacaklar kolaylıkla.
Bu manada 5.boyutta dünya hazır olduğunda başlayacaklar yaşamaya 5.boyut gerçekliğini dünyada.
Ama diğerleri arkadan da olsa kendileri hazırlandıkça bir bir çıkacaklar ondan sonra 5.boyuta.
… ve bir kısım devam edecek 3.boyutta, zira 3.boyut gerçekliği sonsuzdur kainatta. Dolayısıyla siz hangi yolu seçensiniz ona karar verin bugün burada.
Hızla ve kolaylıkla, vakit geldiği anda çıkacak olan mı 5.boyuta?
Sonra zamanla yeni yollardan geçerek adeta bir bir taşınacak olan mı 5.boyuta?
Yoksa seçim imkanı varken şimdi ve daima 3.boyutta kalmayı seçen mi olacaksınız acaba?
Seçim sizin ve bizim hepinize sevgimiz sonsuz ama neden kalasınız ki burada?
Siz ki bu zamanda bu coğrafyada bedenlenmeyi seçen ve seçilensiniz neden kalasınız ki burada?
Bir derin nefesle başlayın artık anlamaya ve hatırlamaya, izin verin anlatalım çokça ve kolaylıkla bilişinize verilen idrakler yoluyla. Açın kendinizi ışıktan gelene, kolaylıkla aksın idrak bu boyutta olanlara ve siz aldıkça genişlesin ortak bilinç, dağılsın yayılsın tüm insanlığa ve kainata.
Durmayın, duraksamayın bu yolda, bir derin nefesle başlayın bugün burada.
Kalın sağlıcakla, sonsuz sevgimizle kucaklıyoruz her birinizi şimdi ve daima.
Bu yazı F. Ebru Tolan’a 6.7.2019 Cumartesi günü saat 16.03 itibariyle tarafımızdan yazdırılmıştır. Konsey

Ek:
Bilinmesinde fayda gördüğümüz bir hususu da eklemek istiyoruz zira önümüzdeki günlerde, 2019’u bitirmeye doğru ilerlerken içinizde zorlanacaklar olacak. Oysa bu kaçınılmaz değil! Adeta sizin hür iradenizle yaptığınız seçimlerin sonucunda.

Yani, bir başka değişle, hala dünyevi tarafta vaktiniz varken bir derin nefesle başlayın bugün burada tüm yüklerinizden arınmaya. Nelerdir? Nasıl temizlenir bilgilerini indirdik bolca, dönüp bakın kayıtlara (Ebru’nun kayıtlarına)***

Ama esas diyeceğimiz şudur: önümüzdeki günlerde radikal diye adlandırabileceğiniz değişimler olacak her birinizin hayat akışında. Uyananlarda ve uyanmak üzere olanlarda ayrı ayrı olsa da hepinizde. Bazı değişimler görünürde kötü, acı, travmatik olsa da görünenden öte muazzam bir rahatlama, değişim ve ışık için olacak aslında… ve benzer şekilde yine bazı değişiklikler olacak görünürde hoş ve keyifli ama onlar da aslında görünenden öte manada bir arınma ve temizlik söz konusu olacağı için zamanla ortaya çıkacak negatif tesirler yıldırmasın sizi asla!

Düşmeyin boşluğa ve karanlığa. Her ne oluyor olursa içinizde ve çevrenizde (yakın-uzak) adeta siz her seferinde bir derin nefesle şükredin olana, oldurulan şekliyle mutlaka ve yükselin ışıkla.

Niyetiniz hep ışıkla yükselmek ve sevgiyi hissetmek olduktan sonra asla düşmezsiniz karanlığa, endişe etmeyin bu yolda. Yanınızdayız, yakınınızdayız, her daim yoldaşız siz sevgiden yana seçimler yaptıktan sonra bu dünyada. Işık sonsuz ve sınırsızca akıyorken size adeta sizi bulur, buldurulur şimdi ve daima. Siz yeter ki durmayın, duraksamayın bu yolda.
Kalın sağlıcakla.
Bu ek görülen lüzum üzerine 9.7.2019 Salı günü saat 13.03 itibariyle  F. Ebru Tolan’a tarafımızdan yazdırılmıştır. Konsey


*Zümrüdü Anka kuşunun hikayesini bir de bu şekliyle okumanızı öneririm.

** Yanartaş / Antalya, Çıralı

***Yükler hakkında blog yazılarımı ve YouTube videolarımı “affetme”, “karma”, “karmik” “zihin”, “yük” vbg. aratma kelimeleri ile bulabilirsiniz.

****Işıldayan Hayatlar'la Saf Sevgi Enerjisi Çalışma Grubu olarak her Pazartesi akşamı 11.00'de uzaktan çalışma yapıyoruz. Dileyen herkes nefesi ve niyetiyle katılabilir, siz de  Facebook/ Işıldayan Hayatlar'la Saf Sevgi Enerjisi Çalışma Grubu'na katılabilir Facebook kullanıcısı değilseniz DM yoluyla amaç ve hazırlık bilgilerini isteyebilirsiniz. 

 

30 Haziran 2019 Pazar

GÖKSEL OLAYLARIN TESİRLERİ - BAKIŞ AÇISINI DEĞİŞTİRMEK


Bugüne kadar gezegenlerin dizilimi, açıları ve dünyaya tesirleri üzerine çok konuşuldu ve konuşulmaya da devam ediyor. Ancak artık konuya biraz daha farklı bir açıdan bakma vakti geldi. Zira evrensel anlamda, uzay düzlemde, hangi gezegenin/yıldızın hangisine ne açıda geleceği zaten bellidir.
Bu olanın olması gereken olduğu gerçeği ve evrensel matematik ve zamanın sizin anladığınız anlamda lineer bir çizgi üzerinde aslında akmadığı gerçeği ile alakalıdır. Dolayısıyla aslında olan size bir şey anlatmak, bir şey göstermek ve/veya sizi bir noktaya çekmek, bir yola sokmak içindir.

Yani bir başka deyişle yukarıda bazı açılar oluştuğu için aşağıda bazı durumlar yaşanmaz!
Aşağıda bazı durumların yaşanması için yukarıda bazı bileşenler bir araya getirilir.

Bu sizin için zorlayıcı bir bilgi olabilir, özellikle uzunca bir süredir, aldığınız tesirlerle bazı olayların/ durumların  yaşandığına olan inancınız, çok güçlü ise…
Bir örnekle açıklayalım, bir ülkede rejim değişikliği olması gerekiyor ise ve bunun için baştaki önemli bir kişinin gaflet içinde söyleyeceği 3-5 cümle tetikleyici etki yaratabilecek  ise zaten buna uygun tesirleri  dünyaya gönderebilecek göksel tesir oluşur. Zira evrende her şeyin enerji olduğu gerçeğinden ve enerjilerin hareket içinde olduğu gerçeğinden yola çıkarsak göksel cisimlerin de, gezegen olsun, yıldız olsun, en başta Ay ve GÜNEŞ olsun enerjileri vardır ve bu enerjilerin birlikte oluşturduğu bir sinerji vardır.


Ay Döngüsü

Binlerce yıldır ayın hareketlerine bakarak yapılan yorumlar vardır mesela. Oysa bu, insan varlığının tekamül yolunda ilerleyebilmesi için ona her ay yapılan bir yardımdır adeta. Yani bu ay serbest bırakamadığı yükleri bir sonraki ay kolaylıkla bırakabilsin diye ayın dolunay etkisi vardır mesela…. veya 1 ay boyunca alınan negatif tesirler salınabilsin diye. Nitekim negatif tesirlerin kolaylıkla salınmasına yaptığı katkıdan dolayı dolunay kurt adamlarla, cinnet hikayeleri ile katillerle bağdaştırılmıştır.
Bu bilgiler ışığında bakarsak önümüzdeki günlerde de yaşanacak 3 olay vardır anlaşılması gereken.


21 Haziran En Uzun Gün

Bu konuya girmeden yeri gelmişken yılda 2 kere yaşanan ekinoks (21 Mart ve 23 Eylül)
İle ilgili de bir bilgi verelim: Gün ve gecenin eşitlenmesi.
Bu yılda 2 kere yaşanan eşitlik hali aslında DENGE’yi ifade eder. Aydınlıkla karanlığın dengede olması gerektiğini hatırlatır adeta ama daha fazlasıdır gerçeğinde. Dünya ile güneşin aldığı açılar nedeniyle hayatın her veçhesinde/alanında dengesiz olan ne varsa güçlü bir tesir alır bu günlerde. Yani adeta ibre karanlıktan yana şaşmışsa bu günde bir ivmelenme oluşur gelen tesirle ve karanlık tarafa doğru bir çekilim, ağırlaşma oluşur kişinin hayat akışında ve kişi o güne kadar göremediği, anlayamadığı ne varsa bilir/anlar/hisseder adeta ve sonrasında dengeyi bulmaktır görevi aslında.
Tesir 7 gün öncesinde başlar ve 7 gün sonrasında azalarak biter. Bu nedenle,  bahsi geçen ekinoks günlerinde hayatınızda neyin dengesizleştiğine dönün bir bakın lütfen ve dengeyi oluşturmaya niyet edin yüreğinizde.

Gelelim esas konumuza, 21 Haziran’a. Kuzey yarımküre için en uzun gün olan bu tarihte güneşin enerjisi artar ve bu da çözülme demektir. Bu çözülmeyi hayatın her alanına taşıyabilirsiniz; problemler de çözülür ama bağlar da çözülür. Düğümler de çözülür ama adeta düğümlenmiş diller de çözülür, vbg.
Kuzey yarım kürede yaşayanlar için tesir adeta beynin sol tarafına akar. Sol beyin analitik zeka ile ilişkilidir ve görünen, elle tutulan daha somut olanı da ifade eder. İşte adeta artan gün ışığı olayları daha somutlaştırır, gün ışığına kavuşturur ve bu da bir nevi çözülemeyen problemlerin çözüm yolunun görülmesi gibi bir etki yaratır aslında!
Güney yarıküre için tesir farklıdır ama sizin için önemli değildir şu anda.


2 Temmuz 2019 Güneş Tutulması

En basit tanımıyla Ay’ın yer ile Güneş arasına girmesi halidir. Ayın güneşten aldığı tesir artar böylece. Zira güneşin dünya tarafından emilecek enerjisi de ayda kalır adeta. Bu durumda ayın enerjisi artar ve dünyaya gelen güneş enerjisi bir anlığına da olsa azalır ama ayın güneşten çektiği enerji de çoğalır.  Bu değişim ile dünyanın gerilimi salınır, adeta baskı kalkar üstünden ve bu da tektonik olayları tetikleyebilir ki bu da çok normaldir.  Ama yine aynı anda insan varlığının içinde tuttuğu kin, nefret, öfke, vbg. duyguların yarattığı enerji de tetiklenir adeta ve açığa çıkar.
Sirke örneği; bkz: Işıldayan Hayatlar / YouTube


17 Temmuz Ay Tutulması

Ayın yer yuvarlağının gölgesinde kalması halidir. Ayın çekme ve itme gücü olan tesirini med-cezir olarak hepiniz bilirsiniz ama bunun insanların duygu durumuna ve beden yapılarına nasıl etki ettiğini çoğu zaman görmezden gelirsiniz. Kalkı ki ay tutulması gerçekleştiğinde ayın dünyaya gönderdiği enerjisi de değişir. Zira ay aynı dünya gibi güneşten enerjisini alır. Kismî başlayan değişim tam ay tutulmasına dönüştüğünde ayın çekim gücü değişir ve adeta bu alandan çıkmak için itme gücü öne geçer ve bu itme gücü dünyaya ulaştığında dünya üzerinde tektonik olaylarda tetiklenme yaşanabilir. Bu olması gerekendir! Sorun yok ama zaten içinde çok fazla yük biriktiren insan varlığı için de aynı etkiyi yaratacağından önemlidir. Ayrılış, kopuş, gibi...!
Bir anlığına elinizde çok güçlü ve gergin bir lastik tuttuğunuzu hayal edin, bunu kontrollü kesmek mi, keskin bir kılıç darbesi indirmek mi yıkıcı/yakıcı etki yaratır?


Ezcümle siz zaten oldurulanla, olanla oyalanmak yerine doğanın, uzayın oluşturduğu tesirlerden zarar almadan ilerleyebilmek için bu evde temizlenin, arının ve yükselin bu süreçte.
… ve sizi rahatsız eden her neyse bu dönemler geçtiğinde dönüp bakın geriye, hissedin, fark edin ve temizleyin; bir armağan almış neşesiyle fırsata dönüştürün içinizde.
Her daim yanınızdayız sonsuz sevgimizle,
Işık Varlıkları
İstanbul, 18.6.2019

2 Haziran 2019 Pazar

ÖNCE YAŞA!


Çivisi çıkmış bir dünyada
Yalnız başına yürüyenlerden de olsan
Durma!
Önce YAŞA!
Yaşamı anla.
Sen yaşamı onurunla anlamlandırdığında
Sen yaşamı vicdanınla taçlandırdığında
Sen yaşamı ışığınla aydınlattığında
Sen yaşamı bastığın toprağı bağrına basarak canlandırdığında
Sen yaşamı yaşarken anladığında
Kaldırıp başını
Yaradan’a baktığında
Göreceğin mânâda
Varoluşun sırrı saklı aslında
Apaçık ortada
Çevirip başını yıldızlara baktığında
Bileceksin kardeşlerin var orada
Ve ulaşılmaz sandığın noktada
Göreceksin yanıbaşında
Biz varız aslında.
Kimi zaman bir insan
Kimi zaman bir hayvan
Kimi zaman bir zebani kılığında
Yaşamanın güzelliğini hatırlatmak için aslında.
Çevir başını Yaradan’a
Çevir başını sonsuz ışığa
Onurlandır yaşamını
Nefes alıyorken
Dünya boyutunda
İhtiyacın yok ölümü tatmaya
Bundan sonra
Kendini ölümle sınama, sınırlandırma
İhtiyacın yok buna
Bir derin nefesle başla.
Işık Varlıkları
2.6.2019 – 23.09


4 Şubat 2019 Pazartesi

IŞILDAYAN HAYATLAR'DA ŞUBAT AYI

IŞILDAYAN HAYATLAR ŞUBAT AYI ETKİNLİKLERİ

Her ayın ilk Perşembe akşamı Işıldayan Hayatlar'ın Kozyatağı Ofisi'ndeki Eğitim Salonu'nda buluşarak yapacağımız Şifa Meditasyonu ile başlıyor,

ŞİFA MEDİTASYONU / ETKİNLİK DUYURUSU

... ve 22.2.'de KAPILAR başlıklı söyleşi ile devam ediyor olacak. Tüm söyleşilerin ücretsiz olduğunu belirtmek isterim. 

AYIN KONUSU / ETKİNLİK DUYURUSU

Her hafta Çarşamba akşamları 11'de 

YOUTUBE/IŞILDAYAN HAYATLAR 'a yeni bir konuda video yüklemeye tabii ki Şubat ayında da devam ediyor olacağım. 

Aynen her Pazartesi akşamı 11.00'de uzaktan çalışma olarak nefesiyle ve niyetiyle katılanlarla devam ettiğimiz IŞILDAYAN HAYATLARLA SAF SEVGİ ENERJİSİ ÇALIŞMA'sı gibi.
Aramıza katılmanız için tek yapmanız gereken Pazartesi akşamı niyetinizle ve nefesinizle bulunduğunuz mekandan yüreğinizdeki, özünüzden gelen saf sevgiyi hissetmek, çoğaltmak ve göndermek tüm evrene. Ama detay okumak, niyet cümlelerini tekrarlamak, paylaşımlara katılmak, dostlarınızla paylaşmak, ... isterseniz de ekli linkten gruba katılım talebi gönderebilirsiniz.
IŞILDAYAN HAYATLARLA SAF SEVGİ ENERJİSİ ÇALIŞMA GRUBU / BİLGİLENDİRME

Grup çalışmalarının / aylık etkinliklerin yanısıra bireysel çalışmalar için web sayfamı inceleyebilir, DM yoluyla (mesaj) iletişime geçebilirsiniz tüm sosyal medya hesapları üzerinden .

www.isildayanhayatlar.com

FACEBOOK / IŞILDAYAN HAYATLAR

INSTAGRAM / IŞILDAYAN HAYATLAR

Birlikte hızlanmak ve çoğalmak için bütünün hayrına olsun, ve öyle de oldu.
Sonsuz sevgimle
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu
Kişisel Şifa ve Enerjiler Eğitmeni
Şifacı
Yazar
Kanal
Amacı İnsanlığa Hizmet Olan


ŞİFA ÇALIŞMASI
GRUP MEDİTASYONU
7 ŞUBAT 2019, 20.00 - 22.00
İçinde bulunduğumuz uyanış döneminde, dünya denen evde, bedenlenmiş tüm canlılar için şifa sonsuzdur ve bol bol akmaktadır şimdi ve daima. Ancak bir bedenin, zihnin ve hatta ruhun sonsuz şifa ile bulaşabilmesi için iradenin yani bilinç tarafının bu şifaya niyet etmesi gerekmektedir. 
Ancak bu gereklilik yeterlilik değildir!
Çoğu zaman kişi neden sorun/sıkıntı yaşadığının idrakine ulaşmadan, sadece niyetiyle, tam şifayı deneyimleyemez ki bunu “vakti gelmesi” şeklinde ifade ederim çoğu zaman.
Özetle, şifa herkes için ve her zaman sonsuzdur ancak tezahür edebilmesi niyet ve idrak ile mümkündür.
Bu, her ayın ilk Perşembe akşamında toplu olarak, fiziken bir araya gelerek, yaptığımız şifa meditasyonu da katılımcılarının hem yürekten niyet etmesine hem de oluşan sinerji ile idrake neden olan bir çalışmadır.
Katılımın kendi hayrınız ile birlikte bütünün hayrına olduğunu da hatırlatmama izin verin. Zira hepimiz BİR ve BÜTÜNÜZ ve şifalandıkça şifalandırıyoruz aslında.
Yapılan şifa aktarımının alana da, verene de yük olmaması için sembolik bir ücretlendirme yapılacaktır (30.-TL/kişi)
Sınırlı sayıda katılımcıdan biri olmak için lütfen bilgi veriniz.
Sonsuz sevgimle,
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu
Kişisel Şifa ve Enerjiler Eğitmeni


AYIN KONUSU
KAPILAR
22.02.2019
13.00 - 15.00

Dünyanın kendi enerji alanında süregiden binlerce yıldan sonra, içinde bulunduğumuz uyanış ve aydınlanma dönemi ile birlikte çok sayıda geçide/kapıya izin verilmiştir son günlerde.
Bu çıplak gözle, biz insanların görüp hissedebileceği değişimler olmamakla birlikte artık yükselişe doğru hızlanması gereken insan bilincinin idrakine verilmesi gereken bir konudur.
Ben de Şubat ayında bu konuyu KAPILAR başlığı altında ele alarak, tüm merak edenlere, yeni bir takım evrensel bilgilerin aktarımını yapacağım. Sorularınıza samimiyetle ve açık yüreklilikle, artık vakti gelenleri aktarma niyetimle, cevap vereceğimden emin olmanızı isterim. Dost bildiklerinizi de davet edebileceğiniz sohbet oturumu için 22 Şubat, Cuma saat 13.00’de hepinizi ışıldayan Hayatlar Kozyatağı'nda bekliyor olacağım.
Sonsuz sevgimle,
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu