idrak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
idrak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ağustos 2021 Pazartesi

2 DERTLİ 1 DELİ

Ah ahh dedi Oduncu 
Balta girmemiş ormanda yuvarladığı kütük dereye uçunca
Ne zorlukla getirmişti oysa.
Katır toynaklarını sürttü toprağa, sen mi ben mi dedi homurdanırcasına 
2 dertli 1 deliyi gördü o anda 
Deli baktı bir onlara bir yuvarlanan ağaca; 
Yazık dedi başı dönmüştür karıncaların, bitlerin şimdi yuvarlanırken ağaç aşağıya. 
Bizimkiler bakıştılar ama deli ya ses etmediler ona.
2 dertli 1 deli birlikte devam ettiler yolculuğa.
Çıktı karşılarına mor pelerinli
Uçtu indi adeta aşağıya daldan dala
Yanında getirdiği kristal küreyi koydu ortalarına.
Hadi dedi alın da sevinsinler gönderenler.
Hiç anlamadılar ya aldılar ama.
Devam ettiler yollarına.
Az ötede bir Kızılkaya başladı konuşmaya
Kürenizi getirin koyun yanıma parlasın daha fazla.
Neden parlasın ki dedi deli?
Neden parlamasının ki dedi dertli?
Katır sinirlendi hepsini tepti.
Kristal küre yuvarlandı uçuruma, düştü dağdan aşağıya.
Bir kartal belirdi o anda.
Pençelerinin arasında bir çocuk, atladı yanlarına.
Güle oynaya karıştı ormana.
Dur bekle diyemeden tozu dumana katarcasına
Filler çıktı ortaya.
Deli deliliğine yordu, aklı iyiden iyiye yoruldu. 
Dertli derdini unuttu.
Filler aldılar hortumlarına uzattılar ağaç dallarına 
Çınar sallandı, köknar selamladı 
Tüm orman alkışladı.
Meğer bizim odun parçası haber salmış ormana;
"2 dertli 1 deli beni çok sevdi 
Ama Dere beni aldı geri vermedi yardım edelim onlara sevinsinler kolaylıkla 
Zira akıttıkları gözyaşı besledi pınarları, 
Kestikleri ağaç budandı da gürbüzlendi sonra
Kunduzlar suda kütüğü buldular da evleri kolaylandı hızla 
Onların evi bariyer oldu su yolunu buldu
Kurak köy vaha oldu söyleyin onlara"
Yaşasın dedi deli, şarkılar dillendirdi.
Dertliler dinlendi huzura erdi.
Herkes mutlu mesut derken gök gürledi;
Acı haber tez geldi.
"İnsan" denen 
Vaha olan köyde 
Tarlasını genişletti ,
Ormanları yok etti, 
Hayvanların yemi bitti,
Açlık sefaleti getirdi,
Herkes birbirine girdi.
İşte o anda Gaia çıktı ortaya
"Yeter" dedi, yeter!
Herkes haddini bilmeli 
Esti gürledi, inletti.
Dünyanın sonunu getirdi:
İnsan evsiz 
Ev sessiz 
Ses renksiz 
Renk nefessiz 
Nefes cansız 
Can ışıksız kaldı.

Tam bitti derken,
Kara perde inerken...
İndi bir melek 
Dedi pes etmek 
Olmaz bu kainatta 
Her şey yaratılmışken aşkla.
Hadi kalk ayağa
Koyul yola.
Son damla kurumadıysa
Son yumurta kırılmadıysa
Son can çıkmadıysa
Durmak yok anlasana 
Hadi kalın sağlıcakla
Işıkla ve aşkla devam edecek bu mesel 
Ama sanma ki burada!
Devam edecek seninle ruhunda.
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu
İstanbul, 14.8.2021-23.33

11 Ağustos 2021 Çarşamba

KURTULUŞ PLANI – ÖZEL BİR YAZI

Bugünden sonra (11.8.21) başlayacak "yeni" aslında sizin alıştığınız gibi olmayacak olsa da, dersleri alınmış, uzun yıllara dağılmış, 3-5 batıkla (iflasla) anılmış bir ticaret hayatı sonrasında üst akıl takımının çıkarımlarını yapıp, derslerini alıp, öz eleştiriyi tamamlayıp, birbirleriyle helalleşip sıfırdan kuracakları bir müessese gibi olacak.

Tarihi olan ama o tarihten güç alan,

Bilgisi (know-how) olan ama artık altyapıyı ondan da ileri taşımaları gerektiğinin bilincinde olan.

Yetkin ve yeterli insan gücü olan.


“Akıl takımı parlak

Beden kondisyonu güçlü

Donanım, teçhizatı çağın ötesinde” sloganıyla hatta yola koyulan…

 

Öyleyse sizde eksik olan ne?

İç görü?

Öngörü?

Dolu bir bellek?

Temizlenmemiş bir arşiv?

Yakılıp, imha edilmemiş bir geçmiş?

Açılmamış bir düzlük (çalışma alanı)?

Aydınlatılmamış bir Plaza?

Ne eksik onu bulun ve tamamlayın hızla. Yol yakınken çıkışa, yol varken hala, köprüden önce son çıkış tabelasını geçerseniz 500 kilometre hızla dönüşü olmaz, anlasanıza.

Yavaşlamak çözüm olmaz, ama...

İleride bir daha kapanmamacasına açılıp kaldırılacak bir köprü var (mesela saat 10'da).

Sonra?

Sonra karşı kıyı duracak ama köprü olmayacak arada.

Biz inşa ederiz diyenleri duyuyoruz. Peki ama donanım yok ortada? Zira siz oyalanırken arka yollarda çaldırdınız onları da dersek ne olacak acaba?

 

Kısacası kaçış planı kurtuluş değildir!

Oysa şu an topyekün Kurtuluş Planı’nı işlevselleştirme ve işletme günüdür.

Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır.

Hadi öyleyse iş başına.

 

Bu yazı 11.8.2021, Çarşamba günü F. Ebru Tolan tarafından kaleme alınmıştır. Konsey

İstanbul – 13.38

13 Şubat 2021 Cumartesi

YÜKSELİŞİN NEFERLERİNE

Kurtuluş Savaşı’nın neferlerinden

Yükselişin neferlerine selam olsun.

Anlı şanlı Türk bayrağı gönüllere ışık olsun.

 

Atadan toruna sandığınız akışla yordunuz kendinizi misliyle fazla.

Artık çıkın arşa

Başlayın bakmaya ufka, aydınlığa, ışığa, aşkla.

Savurun sevginizi gani gani bu topraklara.

Kanla sulandı demeyin artık

Kızılcık şerbeti deyip içmeyin artık

Atadan toruna deyip geçmeyin artık.

 

Ata da benim torun da

Başkası var sanma

Gelip de çıkaracak seni anlama

Kanma, kendini de kandırma.

Yüreğinden başla.

Acıyı, hüznü sal toprağa

Işığı çek aşağıya

Sevgiyi çoğalt aşkla.

Vatan, millet, Sakarya naralarıyla

Kendini hapsettiğin dar alandan çık dışarıya

Vatan da sensin, millet de

Bu dünyada korunacak kollanacak bir avuç toprak sanma

Kazma kürekle bellenecek sanma

Ata tohumunu sula ışıkla ve aşkla

Ata tohumu nedir ama?

Onu iyi anla!

Mu’dan Lemurya’ya

Lemurya’dan Mezapotamya’ya

Bu dünya şahitlik etti İNSANLIĞA

İNSAN kimdir iyi anla!

Bu kainatta İNSAN var oldukça ışıkla ve aşkla

Eksilmez ışık nasıl olsa.

 

Sen neden buradasın da

Değilsin dışarıda acaba?

"İNSAN"ı anla, insanı anla, insanı anla.

 

Hadi kalın sağlıcakla.

Bir grup ruhunuz sizden nasıl olsa.

İstanbul, 11.2.2021

 

21 Kasım 2020 Cumartesi

BAĞIŞLAMAK AFFETMEK MİDİR?

Bağışlamak; akla karanın arasında kalsa da kişi… iyiyi, güzeli, doğruyu çirkinle, yanlışla ayırt edemese de, yani mânânın idrakine varamasa da affetmektir aslında.

Burada bilinç değişimi olması beklenmez, gerekmez.

Daha çok tek taraflıdır. Yani enerji topyekûn değişmez, sadece bağışlayan kişi tarafında bir açılma, aydınlanma olur; inançla, kabulle aslında.

 

Oysa affetmede durum çok başkadır.

Affetmek bütünün şifalanmasıdır.

Affetmek bütünün aydınlanmasıdır.

Affetmek yükseliştir.

Affetmek aydınlanmadır.

Affetmek büyümektir.

Affetmek tekamüldür.

Affetmek teslimiyettir.

Affetmek mânâların idrakine vararak aydınlanmak, değişmek, dönüşmek ve tamamlanma yolunda adım atmaktır, hızlı ve güçlü, kalıcı adımlar atmak.

Herkesin affeden olması gerekmeyebilir ama herkesin BAĞIŞLAYAN olması şarttır. Nitekim Yaradan’da bağışlayan ve esirgeyen adıyla anılır tüm dini öğretilerde aslında.

Bağışlayan olmakla başladığınız aydınlanma yolculuğunda affederek aydınlandığınız, aydınlandıkça açıldığınız, açıldıkça aydınlandığınız bir dönemle yükselişe doğru ilerlemenizi dilerim can-ı gönülden şimdi ve daima.

 

Bağışlamak adım atmaksa,

Affetmek tırmanışa başlamaktır.

 

Kalın sağlıcakla,

Bilge Ruhlar’dan ilhamla F. Ebru Tolan’dan insanlara…

İstanbul, 21.11.2020 14.35

 

11 Aralık 2019 Çarşamba

UYUMLANMA - ÖZEL BİR YAZI

UYUMLANMA
Dünya değişiyor siz anlayamasanız da; her mânâda.
Yer kabuğu değişiyor, tektonik hareketler vasıtasıyla.
Hava şartları değişiyor, iklimsel sandığınız alanda… küresel ısınma dediğiniz değişim kapsamında. Oysa durum çok başka.

Dünya değişiyor siz anlayamasanız da; tektonik hareketlerle magma sandığınız çekirdeğin, özün enerjisi salınıyor çokça. Ve aslında sizin küresel ısınma sandığınızın çoğu tesiri geliyor aşağıdan yukarıya. Ama sanmayın ki yukarısı aynı, aslında yukarısı da değişiyor fazlasıyla. Zira uzay boşluğu diye adlandırdığınız dünyanın, sizin görüp bilebildiğiniz kapalı enerji alanı değişiyor ve açılıyor. Bu açılım kaçınılmaz zira foton kuşağı yaklaşıyor güneşten yana. Ama aynı zamanda bu yaklaşan foton enerjisi etkiliyor sizin alanınızı ve kapalı kalamıyor adeta alan aldığı tesirlerle ve çatlıyor, çatırdıyor diyelim biz ona.

Çok mu korkunç, çok mu tuhaf geliyor size bu duyduklarınız? Neden? Oysa sizler bu potansiyeli bilerek ve seçerek geldiniz bu zamanda bu dünyaya. Tüm bu söylediklerimiz dünyada bilim insanları dediklerinizin zaten son yıllarda araştırdığı, bildiği, gördüğü konular ama henüz söylenmiyor diye yanlış ya da yabancı sanılmasın burada. Zira o bilim insanlarının görevi bu ama aslında hepinize gösterildi, anlatıldı bu bilgiler bedenlenmenizden çok önce ilahi planda. Zira birçoğunuz bu mânâda görevler almayı bu yüzden kabul ettiniz de geldiniz bu zamanda.
Sonra ne oldu? Sonra olan şuydu aslında; 2012 eşiğine kadar birçoğunuzun unutması gerekiyordu, unutturuldu hepsi bu ama şimdi hatırlamanız ve hızla hatırlamaktan öte çalışmaya başlamanız gerekiyor bu konuda.
Neler yapılması gerektiğini anlattık çokça özellikle Toprak Ana kısmında. Sorun, yine anlatırız ama bugün konumuz UYUMLANMA.
Zira pek çoğunuzun bu değişen enerjilere yeniden uyumlanması gerekiyor aşağıda ki kolaylıkla ilerleyebilesiniz kendi yolunuzda.

Bunu eski telefonunuzu yeni işletim sistemine uyumlamak gibi düşünebilirsiniz çok basit anlamda. Ama hatırlayın ki bazı telefonların sistemleri çok eski ve dolayısıyla ilaveler gerekiyor onlara, bellek artırımı gibi mesela. Veya bazı telefonların daha önce ufak ufak yapılması gereken güncellemeleri yapılmamış, eksik bırakılmış / unutulmuş / atlanmış / görmezden gelinmiş / korku, kaygı, endişe ile ertelenmiş mesela… işte o telefonların da adım adım uyumlanması gerekiyor ama hızla, hatta birçoğu aynı anda.

Kısaca gözünüzde canlandırabildiyseniz devam edelim konuya.

Bu uyumlamalar birinci turda, görevli olanlara ve görevlerinin idrakinde olup kendilerini açanlara yollandı aslında. Bu kolay ve hızlı olandı ki bu bile sarsıcı oldu birçoklarına. Bulundukları alan, taşıdıkları yükleri, kabullerinin derecesi ve niyetlerinin gücü etkiledi onları aslında.

İkinci turda, görevli olanlara ama henüz uyanmamış olanlara gönderildi tesirler adeta biraz daha etkileyici ama. Zira onların da hızla ayağa kalkması ve temizlenmesi gerekiyordu ya her mânâda, bu nedenle dalga dalga, defalarca, döne döne diyelim biz ona, gönderilen tesirlerle bazıları zorlandı ama çoğu çıktı bir yola. Hoş aralarında hâlâ tesir alan ama ayağa kalkamayanlar da var ama oyalanacak vakit kalmadı bizim için yukarıda. Bu mânâda 2.grup da göreve çağrıldı adeta.

Dolayısıyla bazılarınızda, aranızda, çok hızlı ve ani değişimler yaşıyorsunuz adeta hayatlarınızda. Bu grupta olanlar 3-5 ay öncesine kadar diyelim dünyevi zamanda, normal ve hatta sakin bir hayat sürdürürlerken şimdi bir AN’da kendilerince, kendilerini bambaşka bir alanda buldular, buluyorlar adeta.
Kimi hastane koridorunda, kimi soyunma odasında, kimi açıkta, kimi karanlıkta adeta, buluyor olsa da kendini aslında yanlış ve/veya kötü olan bir şey yok ama…! Artık vakit geldi demeleri gerekiyor hızla: vakit geldi ve ben de hazırlanmalıyım hızla.
Bu grup için zaman biraz az sanılmasın zira onların da hızla hazırlanmaları için gereken donanım verildi onlara. Hatta dar zamanda daha da hızlı hazır olabilmeleri için yükleri yok veya az olan gruptan, deneyimleri çok veya yeter olan gruptan seçildiler mutlaka. Dolayısıyla deneyimlerin çokluğu ve yüklerinin azlığı avantaj bu zamanda., hızlanabilirler, hazırlanabilirler, yola çıktıkları anda.

Gelelim diğer gruba. En çok zorlananlara! Onlar hâlâ daha uyumak için adeta kaçıyorlar karanlığa! Bakın bu çok önemli, iyi anlayın mutlaka.

Karanlıktan kastımız şu aslında: Bazıları korkularını temizlemek yerine tutunuyorlar onlara…
Ve korktukça başlarına geliyor adeta. Çekiyorlar zira… başlarına geldikçe yılmak ve kaçmak için daha çok bahane buluyorlar ve daha çok saplanıyorlar çıkmaza. Artık vazgeçmeleri ve kendilerini kandırmayı  bırakıp hareket etmeleri gerekiyor hızla ama hızla.
Bu grup da alıyor tesirleri ama uyumlanma adı altında ve sarsılıyorlar adeta her an, her alanda. Ne fayda? Ne fayda?
Kısaca bu yazıyı okuyorsanız ve hâlâ korkuyorsanız biz kimiz, ne anlatıyoruz acaba; işte bilin ki bu gruptasınız ve hızla arınmanız gerekiyor insanlık adına.
Kararsız kalanlar ve korkanlar içten içe, farkında olmadan da olsa, zorlanıyorlar en çok bu mânâda.


Gelelim bundan sonrasına. Birinci dalga diyeceğimiz uyanış evresi tamamlandığında ne olacak acaba?
Anlatalım hızla!
Zira birçoğunuz için yaşayacakları, tanık olacakları adeta pek de keyifli olmayacak dünyevi anlamda ama artık biliyorsunuz ki her şey ama her şey kontrol altında ve bütünün hayrına.

Yukarıda, kainatta, ne derseniz deyin ona, ilahi planda, yanlış yok ama eksik çok! Zira o eksikler sizin tamamlamanız gerekenler aşağıda.

Bizim vazifemiz uyarmak, uyarmak, uyarmak,… yardım, yardım, yardım,… ama hür irade hâlâ sizin elinizde ya, tamamlanması gerekiyor eksik ne varsa.

İşte bu eksikler hızla tamamlansın diye uğraşıyoruz biz de ortak bilince gönderdiğimiz idrakler vesilesiyle.
Ama korku olunca hâlâ aşağıda gelen idrakleri almak, aldığını anlamak, anladığını kullanmak kolay olmuyor sizin için bazen ya işte çalışın buna diyoruz her fırsatta.

Pek tabii ki tek engel korku değil bir de karanlık var size tesir eden hâlâ daha.

İşte o mânâda da sıklıkla ifade ettiğimiz gibi birleşin, gelin bir araya AŞK’la ve çalışın sevgi olma, sevgi kalma yolunda IŞIKLA.

Şimdi gelelim esas mevzuya!
Anlatalım bu zamanda yaşadığınız değişimlerin ardındaki uyumlanma tesirini de anlayın bugün burada.

Dünyanın farklı farklı coğrafyalarında, farklı farklı zaman dilimlerinde, o coğrafyalarda bulunan farklı farklı kimliklere gönderilen tesirler pek tabii ki eşzamanlı işlemiyor aşağıda. Bunu dalga dalga, katman katman bir hareketlilik olarak hayal edebilirsiniz aslında.

Ya da şöyle diyelim, bir şirkette bir karar alındığında  önce yönetim kurulundan geçiyor ya , sonra işleniyor karar defterine ve hatta bildiriliyor resmi kurumlara, ancak ondan sonra alt kademeler öğreniyor bunu sırasıyla GM, yardımcılarına anlatıyor ve onlar da kendi kadrolarına…. Tabii bu arada sizin görevli/çaycı/müstahdem dedikleriniz yazıcı/sekreter dedikleriniz çoğu zaman alıyor bilgiyi önceden ama duymakla bilmek, bilmekle uygulayan olmak farklı nasıl olsa:)
Neden dedik bunu, çünkü bazı bilgiler şu an görevliler tarafından değil de hizmetliler tarafından servis ediliyor adeta dünyada ve bu da bir kafa karışıklığına yol açıyor sizin aranızda ama meraklanmayın sorun yok bunda.

Kısaca tesirler dalga dalga ilerliyor dünyada. Bunu neden belirtiyoruz, önemli zira, neden ben bunu yaşıyorum, neden ben böyle yaşamıyorum derken bile nasipleniyorsunuz aslında kendi bulunduğunuz alanda. Ama siz neredesiniz acaba bilmiyorsunuz ki aslında! Takılmayın buna.

Bir diğer farklılık da herkes aynı tesirleri kendi alanına göre farklı zamanlarda alıyor ama aldığında da farklı semptomlar ortaya çıkıyor aslında.
Yani sizin başınız çok ağrırken nedensiz yere son zamanlarda diğerlerinde sürekli kulakta bir çınlama görülebiliyor mesela.
Bilin ki nedensiz değil ama anlamak için zorlamayın kendinizi bu mânâda. Zira o kadar çok bilinmeyenli bir denklem ki bu hâlâ daha, uğraşmayın daha fazla.
Kabulde kalın yeter ama genelleme yapabileceğimiz birkaç husus da var sıralayalım burada:

  • Anî tansiyon değişimleri
  • Anî kalp ritmi değişimleri
  • Şakaklarda baskı şeklinde
  • Kafatasında sıkışma şeklinde
  • Başın tepesinde uyuşma şeklinde
  • Kafanın arkasında karıncalanma şeklinde hissedilen baş ağrıları.
  • Ellerde/kollarda uyuşma/güçsüzlük/sertleşme/sıkışma
  • Ayak tabanlarında ısınma/soğuma
  • Ellerde ısınma ateş basma/soğuma
  • Genel beden ısısında ısınma/soğuma
  • Gözlerde buğulanma
  • Görme zafiyeti, bulanma şeklinde
  • Unutkanlık
  • Dil sürçmesi, toparlayamama
  • Konsantrasyon bozukluğu/gecikmesi
  • Acıkma / hızlı doyma; birlikte veya ayrı ayrı
  • Halsizlik, kendini kapatma
  • Işığa hassasiyet
  • Kokuya hassasiyet
  • Gürültüye/sese hassasiyet

Şeklinde kendini çoklukla gösteren belirtilerin bir veya birkaçını yaşıyor olabilirsiniz aynı anda.
Veya dönem dönem değişen, azalan/çoğalan şekilde yaşıyor olabilirsiniz.
Ama belirtmeden geçemeyeceğiz içinizde hâlâ farkındalık konusunda hassasiyet geliştirmemişler var o yüzden bunların hiçbirini yaşamadığını iddia edenler de olacaktır, olsun, onlar da alıyor nasıl olsa tesirleri ve hatta misliyle aslında!!!

Kısaca, kaçınılmaz bir değişim süresince, evrensel tesirlerle değişen dünyamızda, enerjisel anlamda bir kaosun adeta içindesiniz. Yalnız değilsiniz, hiç de olmayacaksınız.
Yardımsız değilsiniz, hep de alacaksınız.
Ama artık hızla uyumlanmanız gerekiyor 1.dalgada olanların öncelikle bu mânâda.

Zira kısa bir süre sonra 2.dalga harekete geçirilecek aydınlanma adı altında.
Düşünsenize, siz, yükleri çok daha fazla belki ama güçleri de misliyle fazla olanlar zorlandınız bu zamanda, diğerleri nasıl sarsılacak uyandıkça ve uyanmaları gereken zamanda. Hazırlanmanız ve hazırlamanız gerekiyor hem kendinizi, hem onları, hem dünyayı, Toprak Ana’yı buna.

Kalın sağlıcakla,
Bu yazı 9 Aralık 2019, Pazartesi saat 14.14 itibariyle İstanbul’da tarafımızdan F. Ebru Tolan’a yazdırılmıştır. Konsey




24 Ağustos 2019 Cumartesi

TAM DA BÖYLE BİR GÜNDE…


TAM DA BÖYLE BİR GÜNDE…
Gökten bir taş inse önünüze
Etkilenirsiniz de…
Gökten sonsuz ışık inerken
Özünüze
Hâlâ dönüp bakmıyorsunuz içinize!
Niye?

Ne çok ezber bozuldu son 30-40 senede
Bu demektir ki doğru bildikleriniz de
Bugün bu evde*
Günün birinde
Yanlış veya yetersiz kalabilir sizin içinde
Ama hâlâ sormuyorsunuz içinize!
Neyi diye?

Engizisyon mahkemesini yeniden kursalar bu evde
Sanıklar tanık
Tanıklar masum
Yargıçlar mahkum olur belki de…
Ama siz hâlâ sormuyorsunuz içinize
Neden diye?

İşte tam da böyle bir günde;
Hava pırıl pırıl gözükürken gökte
Yürekler mahşer yeriyken içinizde
Bir derin nefes almak gerek belki de
UYANALIM diye!

Uyurgezerler vardı adeta içimizde
Yıllarca her karanlık gecede
Kapı açtılar bilmeden belki de
Ama artık
Bizim açmamız gerekiyor
Tüm kapıları
İÇİMİZDE, kendi idrakimizle
… ve bir derin nefesle
Solumak gerekiyor
Işığı yüreklerimize…
Zira beklersek kendi mahzenimizde
Olgunlaşmak yerine
Kokuşacağız adeta çöplükte!

Ayaklar bassın yere
Sıkı sıkıya hem de
Hâlâ görevimiz var Toprak Ana’ya
Bu evde
Ama artık vakit çoktan geldi
Çevirmeli kafayı göğe
Beklemeden bir taş düşsün önümüze diye hem de!
Yeter oyalandığımız “madde” dediğimizle
Sizin ayağınızı yerden kesen de
Götüren de bir başka memlekete
O göremediğiniz hava gökyüzünde!
Bazen bir çocuk saflığındaki bilgeliği
Görmek gerek yüreklerde.

Bir derin nefes alma niyetiyle
Çektiğinizde havayı ciğerlerinize
Yetmiyorsa adeta size
Bilin ki hâlâ daha
İçinizde çok yükünüz var
Engel size…
Oysa hiç ihtiyacınız yok
O engellere
Yıllardır savrulmamak için
Tutunduğunuzu sandığınız
Sözde kalelere…
Sevgimle…
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu
İstanbul, 24 Ağustos 2019 - 14.34

*Ev, dünyamız anlamında kullanılmıştır.


21 Ağustos 2019 Çarşamba

TOPLUMSAL KARMA

Görünen ister doğal afet olsun, sel-dolu gibi yaşanan, ister ihmalkarlık olsun, yangın, taşkın gibi yaşanan, ister duyarsızlık, acımasızlık olsun, hayvan katliamı gibi yaşanan... olaylar topluma mâl oluyor, içimizi acıtıyor ve TEKRARLIYORSA orada henüz göremediğimiz ama artık çoktan idrak etmemiz gereken bir başka mânâ var demektir. 

Bu haftanın videosu da içeriği güncel olaylardan esinlenerek vurgu yaptığım TOPLUMSAL KARMA gerçekliğidir. İzlemenizi ve izlettirmenizi dilerim. 

Tabii hâlâ kanalıma olmadıysanız ABONE OLarak hızlanmamız ve çoğalmamız yolunda destek olabilir TAKİP seçeneğini aktifleştirerek yeni video ve çok yakında başlayacak canlı yayınlardan haberdar olabilirsiniz... 

TOPLUMSAL KARMA - IŞILDAYAN HAYATLAR / YOUTUBE

Gerçi bu kısacık videodaki detayları kolaylıkla anlamlandırmak ve içselleştirebilmek arzusunda olanlara tavsiye edeceğim iki  yazım da var. Eğer hala okumadıysanız şimdi okumanızı, daha önce okuduysanız da tekrar göz geçirmenizi öneririm.
Biri Mayıs ayının seminer konusu da olan Kontratlar. Linki hemen aşağıda...

KONTRATLAR - İLAHİ ANLAŞMALAR

Diğeri de görünürde 2016'dan kalma bir özel yazım... Onun da linkini hemen aşağıya koyuyor ve okumanızı diliyorum. 

TÜRK MİLLETİNE

Kalın sağlıcakla, 
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu


18 Mayıs 2019 Cumartesi

BOLLUK VE BEREKET ÜZERİNE - 6 MAYIS 2019, PAZARTESİ GÜNÜ İZMİR'DE GERÇEKLEŞEN ÇALIŞMANIN NOTLARI

Her ne kadar bu içerik 6 Mayıs 2019, Pazartesi günü İzmir'de yaptırdığım
Bolluk & Bereket Niyet ve Şifa Çalışması 
sırasında kaydedilmiş ve İzmir grubunun beden-zihin-ruh tarafında taşıdığı engellere  ait olsa da, inanıyorum ki bu paylaşımın ulaşacağı kişilerin de bire bir olmasa da örtüşen/benzeşen yükleri vardır mutlaka bolluk bereket yolunda. 
Şifa olsun, ışık olsun, yol olsun, sonsuz sevgimle, kalın sağlıcakla.
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu
Kişisel Şifa ve Enerjiler Eğitmeni
www.isildayanhayatlar.com




Bolluk&Bereket Niyet ve Şifa Çalışması
6 Mayıs 2019 - İzmir

Bir derin nefesle başla bugün burada sormaya. Para nedir ki bu dünyada ve yaz cevaplarını mutlaka. Para nedir benim için acaba? İyi anlayın, parayı nasıl tanımladığınızı, sizin için ne demek olduğunu ve ondan sonra sıralayın alt alta para için kullandığınız sıfatları mutlaka.
Para zenginliktir diyorsanız mesela zenginliği nasıl da parayla eş değer tuttuğunuzu anlayın mesela. Para kirlidir diyorsanız mesela kirli olan bir şeyi sokar mısınız evinize, cebinize, koynunuza acaba? İyi anlayın bunları mesela.
Yarattıklarınızı görün artık mutlaka. Gücünüzü görün, hissedin, anlayın artık mutlaka. Değiştirin, dönüştürün, tutmayın artık, tutunmayın bunlara. Bu evren ki barındırıyor tüm güzel enerjileri siz de alın onları mutlaka. Koşulsuzca sevginizle bağlanın adeta onlara ve çekin kendinize ışıkla. İhtiyacınız yok başkalarının durumlarını anlamaya. Bu mükemmel düzenin içinde hiçbir şey nedensiz değil ama sizin bilmeniz gerekmiyor her şeyi şu anda. Mânâ görünenden çok başka, çok başka, çok başka. Takılmayın onlara.


Duyduklarınız var mesela, bu hayat yolunda duyduklarınız var engel oluşturuyor hâlâ daha, bolluk bereket yolunda. Kabule geçin mutlaka ve izin verin hatırlamaya, izin verin hatırlamaya.
Bir çoğunuzun hayatındaki baskın karakter olan eril enerjiden gelen duydukları var mesela. Baba gibi, amca gibi, dayı gibi, abi gibi hatırlayın izin verin mutlaka.
Zihninde yükler olanlar var mesela. Hâlâ daha inançlarınız var ve kabulleriniz var mesela anlayın mutlaka.
“Bir tas çorbam olsun yeter bana”
“Huzur lazım bu dünyada”
tarzında inançlarınız var dikkat edin bunlara. Ağzınızdan çıkanı, yüreğinizden geleni, zihninizde barınanı anlayın mutlaka.
Kendi ağzınızdan çıkarttıklarınızla yarattığınız enerjisel düğümlerin farkına varın mutlaka.
Dilinize pelesenk olan lafları duyun mutlaka.
Kendi kendinizi nasıl da engellediğinizi, düğümlediğinizi, durdurduğunuzu fark edin mutlaka.
Söylemlerinizin enerjisini anlayın mutlaka.
Hâlâ daha boğazınızın, söylemlerinizin, gücünüzün sözcüklerden gelen kısmının idrakine varamadınız, kabule geçemediniz bunu iyi anlayın ve çalışın mutlaka. Ne çıkartıyorsunuz acaba ağzınızdan ses olarak ve o sesin nasıl bir enerjisi var yankılanıyor bu dünyada?
Dalga dalga, dalga dalga, dalga dalga sizden çıkan enerjiyi iyi anlayın mutlaka. Sessiz konuştuklarınızı da hatırlayın bu arada.


Gelelim yüreğinizdeki korkulara. O kadar çok ki... Nereden başlasak, nasıl anlatsak acaba?
Bir derin nefesle başlayın bugün burada artık ihtiyacınız yok hiç bir korkuya. Bu dünya boyutunda yaşanmış tüm savaşlardan ve bütün kıtlıklardan ve  yoksunluklardan gelen bilincinizi değiştirin mutlaka. Hür iradenin gücü sizin elinizde nasıl olsa.
Yaşanan tüm afetler ve yaşatılmış olan tüm savaşlar nedensiz değildi bu boyutta, her biri getirdi sizi bu ana ama artık ihtiyacınız yok oradan gelen korkulara. Silin ve değiştirin bu bilinci mutlaka.
Zindanlara atıldınız, aç ve susuz bırakıldınız ve hatta insan dışkısı ile bile beslendiğiniz zamanlar oldu bu dünya boyutunda. Bir düşünün nasıl kayıtlar var aslında ruhunuzda. Oysa bugün geldiğiniz noktada tek tek bunları hatırlamaya ihtiyacınız yok ama hür irade sizin elinizde ve bu zamanda, bu boyutta, bu bedende olan sizsiniz ve değişitirecek olan sizsiniz mutlaka bunu çok iyi anlayın burada. İhtiyacınız yok artık bu korkulara. Bir derin nefesle salın ve bırakın şimdi Toprak Ana’ya. Her ne yaşandıysa yaşandı bu boyutta, olması gerekendi mutlaka ve hatta izin verilendi buna. Oysa benim bu yükle yaşamaya daha fazla ihtiyacım yok bu boyutta deyin mutlaka.


Bugün burada anlatmasak da daha çok fazla kayıt var aslında her birinizin ruhunda. Sorun ruhunuza, cevap alırsınız mutlaka ama herkes kendi anlayacağı anlamda.
Derin ama sakin nefeslerle devam edin ilahi ışığın içinden çıkmaya yukarıya.  Görünenin ötesindeki manaya ulaşamazsınız bu beden boyutunda. Çıkın yukarıya, çıkın yukarıya, çıkın yukarıya, izin verin buna ilahi ışık taşısın sizi ruhunuzla birlikte yukarıya ve sorun ruhunuza, başka? Başka?
İzin verin gelen her türlü bilgiye, hisse, duyguya mutlaka rahat bırakın kendinizi ve korunduğunuzu  hatırlayın mutlaka. İlahi ışığın içindesiniz şu anda ve her daim korunuyorsunuz aslında bu boyutta. Bunu iyi anlayın, ihtiyacınız yok o korkulara. Çıkın yukarıya, süzülün adeta, ruhunuzla bir ve bütün yükselin mutlaka.


Bir derin nefesle çevirin artık başınızı aydınlığa, ihtiyacınız yok o kendinizi gömdüğünüz karanlıklara. Çevirin başınızı aydınlığa ve başlayın bakmaya gerçek mânâda.
Gecenin zifiri karanlığında bile yolunuzu bulasınız diye ay ve yıldızlar var gökte. Siz neden hâlâ daha gömüyorsunuz kendinizi karanlığa bir anlayın hele. Çıkın yukarıya, çıkın yukarıya çevirin başınızı aydınlığa. Vakit çoktan geldi görüp anlamaya izin verin buna.


Gelelim hazmedemediklerinize bu dünyada. Yükleriniz var hâlâ ve siz hazmetmedikçe, kabule geçmedikçe ve affetmedikçe bu dünyada engeller çıkacak karşınıza. Zira bu dünyaya, bu zamanda koşulsuzca sevgi olduğunuzu hatırlamaya gelirken seçimler yaptınız aslında. Kendi yaptığınız seçimleri hatırlayın bugün burada.
Affedin, hazmedin, kabul edin mutlaka. Affettiğiniz anda yok olmayacak dünya ve kaybolmayacak sevdikleriniz ve gitmeyecek kimse bir yana ve siz küçülmeyeceksiniz aslında, değersizleşmeyeceksiniz aslında. O haksızlık dediğiniz var ya hiç de göründüğü gibi değil, çok başka. Siz affedin mutlaka ve yüceltin kendinizi, büyütün, aydınlatın adeta. Gerisi gelir sandığınızdan da hızla.

  
Hani dersiniz ya bir beyaz bez parçasına sarılı gideceğiz bu dünyadan vakit geldiği anda,  bunca çaba, hırs ne için acaba dersiniz ya, buradaki inancınızı, kalıplarınızı, yarattıklarınızı iyi anlayın mutlaka. Malı mülkü götüremeyeceksiniz başka boyuta ama zenginlik çok başka, çok başka.
Heybenizde biriktirdiğiniz ne acaba? Kendinize biçtiğiniz değer var ya onu da çok iyi anlayın mutlaka. Siz kimsiniz? Neden geldiniz bu dünyaya? Bir sorun bakalım ruhunuza. Cevaplar gelir mutlaka kolaylıkla, siz izin verdiğiniz anda. 


Bugün burada idrakinize verilenler sizin yolunuzu aydınlatacak bundan sonra. Ama her adımda, her adımda, her adımda ve mutlaka çalışın ruhunuzla bir ve bütün, aydınlık ve ışık yolunda. Her neyse size engel oluşturan anladığınız anda değiştirin mutlaka. Ve sadece bu zamanda, bu boyutta değil, tüm zamanlara doğru, tüm boyutlara doğru yapın bu değişimi mutlaka. Nasıl demeyin, siz sadece niyet edin, kabul edin, isteyin yeter.
Dünya boyutunda oyalandıklarınıza bakın mutlaka. Hâlâ daha nelerin peşindesiniz ve neden acaba? Artık vakit geldiyse değiştirmeye, dönüştürmeye, çıkmaya, çevirmeye izin verilmez sizin inat ettiğiniz adeta yolda ilerlemenize bunu iyi anlayın. Engelleri fırsat bilin, zorlukları hediye kabul edin, terslikleri yardım görün. İyi anlayın mutlaka ve tersini de iyi okuyun. Beklemediğiniz anda önünüze çıkan ne varsa bilin ki orada bir mana var aslında. Dönün bakın gerçek duygularınıza. Ruhunuzla bir ve bütün olun mutlaka ve ondan sonra karar verin kendi iradenizle mutlaka. Kararı veren siz oldukça ve yürüdüğünüz yol sadece ve sadece sevgi yolu oldukça kuşatılırsınız ışıkla ve ondan sonra sizin hayrınıza ve bütünün hayrına bütün kapılar açılmaya başlar bir bir kolaylıkla. İyi anlayın bütünün hayrına ve bütünün içindeki sizin hayrınıza hangi kapılar açılıyor acaba şu anda?

Not: Meditasyon esnasında aldığım ses kaydını yazıya döken ve her daim varlığıyla yanımda olan can dostum Seda Terzi'ye sonsuz teşekkür ve sevgilerimle...

















23 Nisan 2019 Salı

GERÇEKLERİ "BİLDİKLERİN" SANMA!

Suçluyu ararken sen, 
Yanı başında görmezden geldiğin bir "ben" duruyor aslında.

Suçluyuz hepimiz aynı oranda!
Hatırlamadıkların var ya, o hatırlatılmayanlar sana...
Gün gelip açığa çıktığında 
Anlayacaksın
Ne masumuz, ne de suçsuz!

Ama belki bir o kadar da 
Mağdur, gafil, kurbanız aslında!

Bu ne yaman çelişki diyorsan hâlâ
Bil ki henüz hiçbir şey hatırlamamışsın aslında
Ne bana dair, ne sana dair 
Ne düne dair, ne de insanlığa...

Öyleyse çok da kafa yorma 
Kafanın içinde olanlar kadar olsaydı bu dünya
Ne kainat kalmıştı şimdiye, ne feza
Yazılmıştı tüm kitaplar çoktan dünyada.

Ama gerçekleri "bildiklerin" sanma,
Bildiklerini biliyorum hiç sanma!

33 yılı bir karanlık odada geçirmiş 
Meczup gibisin şu anda.
Oysa gelmişsin 75 yaşına mesela!
Neler yaşandı acaba o ilk 42 yılda?
... ve sonra sen uyurken 33 sene boyunca o odada?

Ah dostum,
Sen onu bunu bırak da 
Çevir başını aydınlığa
Çık yukarıya, hatırlarsın ihtiyacın olanı niyet ettiğin anda.
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu
İstanbul, 22.4.2019 - 16.09

14 Şubat 2019 Perşembe

AŞK VE İLİŞKİLER

Aşk ve ilişkiler üzerine bir video hazırlamak istedim size 14 Şubat'a denk gelince...

AŞK VE İLİŞKİLER

10-12 dakikaya sığmaz ama yine de, söylediklerimle, bir an için bile olsa, farklı bir pencereye geçin istedim.

Bu videoda bahsi geçen diğer konu başlıklarında hazırladıklarımı da izlediğinizde ve okuduğunuzda hızla çok daha geniş bir açıdan hayatınızı değerlendirmeye başlayacağınıza inanıyorum.

TEKAMÜL 1. BÖLÜM

TEKAMÜL 2. BÖLÜM

TEKAMÜL 3. BÖLÜM

Tekamül başlığındaki videoları örnek olarak buraya aldım ama aslında bakarsanız affetme, korkular, yükler, zihin, kendini bilmek ... gibi 10'dan fazla farklı başlıktaki videom bu konuyla direk bağlantılı zaten:)

Keyifli seyirler, kolaylıkla erişilen farkındalıklar, hızırlu kabuller dilerim.

Sevgiyle kalın, sevgi kalın.
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu




23 Ocak 2019 Çarşamba

14-21 & 21-28 OCAK 2019 DÖNEMİ NE ANLATIYOR

2019'un çok özel bir sene olacağını söylemiştim. Özelliği en başta şuradan geliyor: bugüne kadar Dünya kendi üzerinde yarattığı enerjinin kendi enerji alanında yarattığı değişimi alarak ilerliyordu, adeta bir çemberle çevrelenmiş enerji alanında olan değişimler yeniden dönüp dünyaya geliyordu gibi düşünün.  
Oysa 24 Aralık'ta dünyanın enerji alanında çok güçlü değişiklikler oldu ve çok sayıda vortex oluşturuldu (bu mânâda 17 Kasım da önemli bir eşiktir ama o tarihte daha kısmî, belli bir gruba yönelik değişimler oldu). Bu olması gerekendi zira foton kuşağına doğru ilerleyen güneş sistemimizin kaçınılmaz evrelerinden biridir. 

Bu açılan kapılar ile çok daha güçlü ve fazla enerji tesirleri almaya başladık. Önceki dönemlerde anlık / günlük / grupsal / vbg. tesirler alıyorduk oysa bu tarihten beri daha geniş kitleleri içine alan ve sürekliliği olan tesirler olmaya başladık. 14'ü itibariyle tüm dünya eş zamanlı, tüm varlıklar eş zamanlı evrensel tesislere maruz bırakılmaya başladı. Bu, tabii, dalga dalga ilerlediği için farklı coğrafyalarda farklı insanlar üzerinde benzer etkiyi farklı zamanlarda yaparak ilerlemeye devam ediyor. 

Siz bu tesirlerin etkisini fiziksel anlamda yani madde formunuzda farklı tezahürler ile alıyorsunuz, hastalıklar gibi (grip, nezle). Kazalar, yangınlar ve ölümler yani geçişler çok arttı gibi size göre, hepsi olması gerektiği gibi oysa. Siz hiçbir şey yapmazsanız da oturduğunuz yerde tesir almaya devam ediyorsunuz ve edeceksiniz de. 

Çoğunuz bu tesirleri daha psikolojik semptomlar olarak yorumluyorsunuz.  Burada dikkat edilmesi gereken şudur; kaos, kargaşa, kutuplaşma artar gibi gözükecek işte buna aldanmamak gerekmektedir. İntihar eğilimleri, gitme isteği, göğüs bölgesinde sıkışma hissi, nefes alamama hissi ve bunun gibi görülebilecek his ve durumlar normaldir ve bu gibi durumlarda kişinin ne olursa olsun ışıkta olduğunu, korunduğunu bilmesi ve sevgide kalmaya niyet etmesi çok önemlidir.

Korkular ayyuka çıkabilir! Fırsatı dönüştürün, içinizde ki gizli korkuların açığa çıkmasına izin verin ama onları artık tutmayın salın ve gönderin.

Mide, bağırsak hareketleri değişim gösterebilir normal karşılayın meditasyon yapın, gevşeyin.

Beyninizin içinde, adeta zihninizin kıvrımlarında çalışılıyormuş gibi hissedebilirsiniz. Alın bölgenizde baskı / uyuşma / sıkışma gibi değişimler hissedebilirsiniz... Hepsini kabul edin.

Bedensel herhangi bir fark hissetmeyedebilirsiniz... sadece uç noktalarda tepkiler artabilir; sizde ve çevrenizde, hep sevgide kalmaya niyet edin ve iyiliği, güzelliği, hoşgörüyü, şevkati yaşayın, çoğaltın, yayın.

Bilin ki henüz anlayamasanız da, gözünüzle görünende değişim olmasa da aslında yükseliyoruz, yeni insan bilincini yaratıyoruz ve dünya düzenini kuruyoruz. Herkes üzerine düşeni yaparak ilerleyeceğiz, hep ışıkla, hep sevgiyle, hep ileriye. 

Sevgiyle kalın, sevgi kalın.
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu

Not: Bu yazıyla birlikte AYDINLANMA ÇAĞI yazım başta olmak üzere son dönemin yazılarını okumanızı öneririm. 

19 Aralık 2018 Çarşamba

KORUYUCU HAYVANLAR


KORUYUCU HAYVANLAR
Bugüne kadar dünyayı koruduğunuzu sandınız, ama yanıldınız!
Dünya denen evin koruyucuları hayvanlardır. Sizse bu evin halkısınız.

Hoş gerçi son yıllarda evinizin koruyucularına siz zarar verir oldunuz ama…!

Tek tek bakalım koruyuculara ve görev dağılımına:

Sürüngenler: Sessiz ve sinsi, kaygan ve soğukkanlı olanlar adeta bekçilik yaptılar.
Kuşlar: Taşıyıcılık yaptılar.
Kaplan, sırtlan gibi yırtıcılar: Bariyer yarattılar.
Aslan’ın yeri ayrı. Onlar otorite yarattılar, kural koydular adeta.
Sudaki memeliler: Şevkât yarattılar ve aynı zamanda yol açtılar, yol oldular. Yardım çağırdılar, ses oldular.
Havadaki memeliler: Göz oldular!
Kazlar: His oldular.
Evcil hayvanlar: Yeri geldi besin oldular, yeri geldi dost oldular, yeri geldi aş oldular, yeri geldi iş oldular ama hep insanın en yakınında oldular.

Böyle böyle, tek tek tüm hayvanları sayamayız tabii… sadece çarpıcı örneklerle anlatmaya çalışıyoruz size, nedensiz değil hiçbir yaradılış bu evde ama sizin zannettiğinizden çok daha öte mânâlar barındırıyor içerisinde.

Hâlâ daha mitolojide anlamadığınız çok hayvan figurü var mesela yazıtların içinde. Merak ederseniz dönün bakın yüreğinize, hepsinin cevabı içinizde.
Sonsuz sevgimizle,
Bu yazı 14 Aralık 2018, Cuma günü saat 22.00’de F.Ebru Tolan Karahasanoğlu tarafından İstanbul’da kaleme alınmıştır.



13 Aralık 2018 Perşembe

İNSAN ZİHNİNİN GÜCÜ ÜZERİNE

Zihin "akıl, zeka, us"tan çok farklı bir gerçekliktir enerji boyutunda. 

Bugüne kadar zihin deyince, hafıza, hatıra (memory), kıyaslama, analiz etme, analitik düşünme vbg..kavramlar çevresinde değerlendirme yapmış olabilirsiniz. Oysa zihin bir işlemcidir! Proses eder, adeta inputları alır -sizin girdilerinizi/verilerinizi alır- kendi mevcut işlemci yapısına göre analiz eder ve bir çıktı oluşturur. Siz buna karar / netice / düşünce / fikir / yorum / vs... dersiniz. 

İşin içine sürekli kalpten akan bir enerji de girer ki buna da duygular dersiniz. 

Yetmezmiş gibi zihin sürekli 5 duyu organından güncelleme alır. Yani gördüğünü, duyduğunu, dokunup hissettiğini, tadıp aldığını, ve nispeten soyut olanı yani kokladığını sürekli alır ve adeta güncelleme yapar. Güncellenen veri yeni/taze olduğundan ön planda kullanımdadır ve güçlüdür. 

Şimdi olaya bu şekilde  bakmaya başladığınızda zihninizin sürekli çalışan ileri seviye işlemcileri yani nöronları olan bir bilgisayar olduğunu varsayabiliriz! Bir anlığına böyle kabul edelim; bilgisayar için sizin tanımlamadığınız sürece zaman var mıdır? HAYIR! Sadece AN vardır. Zihin o AN'da girdilere + depolanmış olanlara + güncellemelere göre hareket eder.  

İşte bu yüzden sizin dilinizden dökülen, aklınızdan geçirdiğiniz, yüreğinizde çoğalttığınız, çevrenizde gördüğünüz, size duyurulan, size gösterilen... çok önemlidir.

Yaşanan her an, yaşandığı andaki güncelleme seviyesine göre kaydedilir, depolanır. Ama mutlaka depolanır! Dolayısıyla 3 yaşında şahit olduğunuz bir görüntü veya duyduğunuz bir söz, "3 yaşındaki siz"in bilinç seviyenize göre bir kayıt atar, ama mutlaka kayıt atar!

Tüm bunları lütfen şimdiki bilinç seviyenize göre bir kez daha, gerekiyorsa bir kez daha, gerekiyorsa bir kez daha okuyun anlamaya niyetle ve sonra bakın bakalım zihninizde hangi kalıplar, hangi blokajlar, hangi yükler, hangi inançlar, hangi kabuller var? ... ve sonra da hızla, tamamen temizlemeye niyet edin zira yeni enerjide eskiden gelen hiçbir kayda, geri planda otomatik çalışan "açık unutulmuş" hiçbir dosyaya ihtiyacınız yok! 

Zihninizi adeta uzun süredir güncelleme yapılmamış, yeni sürüm yüklenmemiş ve artık çökmek üzere olan bir bilgisayarın formatlanmaya ihtiyaç duyan hali gibi hissediyor olabilirsiniz son dönemde. 

Bunun farkında olmasanız bile hayat sizi zorluyor gözükebilir bugünlerde. 

Buna rağmen "hür irade" adı altında burnunuzun ucuna kadar gelen yardımları elinizin tersiyle pin pon topu sektiriyor gibi öteliyor da olabilirsiniz. 

Bu yazıyı okuduktan sonra "benim de zihnimde yüklerim olabilir, anlamaya ve temizlemeye niyet ediyorum" deyin yürekten, bu bile emin olun hızla sizi yukarıya taşıyacaktır. Başka? Başka da yardım istiyorsanız başlayın okumaya "uyanış"la "yeni dünya" ile ilgili yazılarımı ve izleyin videolarımı...

Sorularınıza her zaman büyük bir menuniyetle cevap vereceğimi de belirtmek isterim. Yardım sonsuz ve sınırsızdır, almaya niyet edene, vakti gelene aynı sonsuz şifa gibi. 

Hadi artık durmayın, kalkın ayağa, bir derin nefesle başlayın çıkmaya, yukarıya, yukarıya, yukarıya. 

Kalın sağlıcakla, sonsuz sevgimle kucaklıyorum sizi şimdi ve daima.

F. Ebru Tolan Karahasanoğlu, İstanbul 3 Aralık 2018

Bu yazının içeriğindeki "gerçekliğin" aktarımına yardımcı olan sevgili Bilge Ruhlara çok teşekkür ederim. 

Not: Aynı konuda ki YouTube videsuna https://youtu.be/zrRODQpHZDo ulaşabilirisiniz. 

18 Ekim 2018 Perşembe

YOL HEP AYNI NOKTADA BİTER

Biri önden gider, yolu belli eder…
3-5 kişi onu takip eder.
Birileri başka başka yolları seçer.
Kimi döne döne gider,
Kimi kağnıya biner,
Kimi atı seçer…
Bir yıl önce başlayan da
Beş bin yıldır yolda olan da
Gider gider gider
Yol hep aynı noktada biter.
Nereden geldiğin değil
Ne hızla gittiğin değil
Neden yolda olduğun hiç değil…
Sonunda nereye geldiğin seni sen eder.
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu
İstanbul, 18.10.2018 - 13.00


2 Ekim 2018 Salı

TÜM CEVAPLAR YÜREĞİNDE

Herkes kendi yolunu aça aça ilerlerse
Aydınlanır karanlıklar hep birlikte, el ele.
Ama aynı yolu tekrar ederse,
Döner döner durur kendi içinde.
Sen senin için olanı dene.
Bil ki onu sen yazdın kendi elinle
Kendi dilinde!
Ne Ayşe’nin ki uyar Ali’ye
Ne Sally’nın ki Kunta’ya…
Sanma ki dil, din, ırk meselesi
Esas görmen gereken;
Herkes geldi kendi için en uygun yere.
Bugün hâlâ nefes alıyorsan bu bedende
Bil ki görevin var kendi içinde
Kimsin sen ve neden geldin bu eve?
Yeter artık oyalandığın
Daha fazla bekleme
Tüm cevaplar yüreğinde
Anahtar iç cebinde
Defalarca söylesem de
Gerekiyorsa yinelerim sayısız kere
Sonsuz sevgimle
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu
İstanbul, 28.9.2018

18 Haziran 2018 Pazartesi

YETERSİN UZANMAYA ARŞ'A!


Aynada kendine bakıp da “bir ben ne yaparım koca dünyada” diyorsan hâlâ, dön bak insanlığa.

Hep BİRİ’leri aldı gitti başını da gerisi geldi sonunda. Ama önden gidenlerin inancı olmasa, kendi savunduklarına inançları tam olmasa, yok olur giderlerdi belki bir anda ama inandıklarına sarıldılar sıkı sıkıya ve devam ettiler yollarına canları pahasına.  Kim bilir belki de hissettiler ki o can o forma zaten gitmek için girmişti vakit geldiği AN’da. Çoğu zaman gitmek ses getirdi bu dünyada görünen bir küçük köpek de olsa , bir hükümdar da… Sonunda yarattığı fark insanlık adına yeter aslında.

Bir adım bir adım daha dağlar, taşlar, ovalar aşılır, adımına adım eklerse can’dan olanlar, O’ndan olanlar; yani sen, ben, biz bu dünyada sevgiyle adım attıkça, başını hep aydınlıktan yana tuttukça.

Çevir başını sen de şimdi şu AN’da, yeter oyalandığın kendini küçük sanmakla.  Geldiysen bu dünyaya, yetersin uzanmaya ARŞ’a.

Artık kendini hatırla! Hatırlayamıyorsan da çevir başını yukarıya, bak seni Yaradan’a, kendinden yarattı seni, hiç küçük olabilir misin acaba, değersiz ve güçsüz bu dünyada? Sil tüm yargılarını ve temizle inançlarını yoksunluktan yana. Senin gücün yeter tüm kainata, sen yeter ki sevgi ol bu dünyada ve sevgi kal şimdi ve daima.

Sonsuz sevgimiz akıyor tüm insanlığa şimdi ve daima.
Bu yazı 18 Haziran 2018, Pazartesi günü saat 16.06 itibariyle F. Ebru Tolan Karahasanoğlu tarafından İstanbul’da  kaleme alınmıştır.

9 Haziran 2018 Cumartesi

İHTİYACIN YOK HİÇBİR BAŞKA GÜCE SENDEN BAŞKA!


Görünen bazen çok acı olur; oturur yüreklere bir yumruk gibi…

Söylenen bazen çok acı olur; yakar boğazları bir zehir gibi…

Yapılan bazen çok ağır olur; düşürür insanı iki büklüm yere serer, kaldırılmaz bir yük gibi…

İşte o an bil ki yeniden doğmak için aynı bedende bir başkası gibi; ama aslında tam da kendin gibi! bir fırsat daha tanınmıştır varoluşuna kendine yol bulacak bir sel gibi…

Biriktirmişsindir içinde seni sen yapan her şeyi ve vakit gelmiştir akmaya gürleyen bir çağlayan gibi…

İşte o anda, hiç farkında olmasan da, bir sen çıkar senden dışarıya, tutunur yaşama tüm varlığıyla… ve o andan sonra başka hiçbir güç yıkamaz onu bu hayatta.

Artık anla! Senin ihtiyacın yok hiçbir güce SENDEN BAŞKA! Ne bu dünyada ne de sonsuzda.

Sonsuz sevgimizle şimdi ve daima
İstanbul, 2 Haziran 2018 – 13.09

5 Haziran 2018 Salı

BUGÜN BAŞLA!


Yerde bir çöp gördüğün anda başlarken söylenmeye, aslında yüreğinde ne çok besliyorsun karanlığı, anla!

Korkuyorsun mesela; hiç öğrenememekten milletçe ve hiç öğretememekten aslında…

… ve korkuyorsun sevilmemekten ve saygı görememekten milletçe…

… ve hatta kızıyorsun da, eğitime, sisteme, kan’daş dediğin, vatan’daş dediğin insana!

Dahası da var; haksızlığa uğradığına inanıyorsun derinlerde hatta, “ben çabalarken bunca” diyor zihnin bir anlığına da olsa ve hak görmüyorsun ne kendini ne milletini iyi olana, ne de olsa hak etmiyor görünen sanki o anda! … ve üzülüyorsun çokca…

Dahası da var mutlaka ama bu kadarı yetmez mi anlatmaya; korkuyla, öfkeyle, hüzünle … besliyorsun kendini ve tüm aileni*, “değer olma”, “sevgi olma”, “gücünü bulma” derslerini yok sayarcasına!!!

Bak bir çöpten nerelere geldik bir anda.

Oysa o çöpün de bir mânâsı olduğuna inansan görünenden başka ve yürekten niyetinle baksan anlamak için mesela, görebilir misin benim gördüğüm ışığı sen de acaba?

Hadi görme bir anlığına, sen ışık ol o anda!?

Alıp koyarken çöpü kutuya yaratabilirsin tertemiz bir dünya bir anda.

Yıllardır bize hizmet eden çöpçüleri, kağıt toplayıcıları gördüğünde teşekkür edebilirsin gözlerinin içine baka baka.

Yüreğinden akan sonsuz sevgiyle o çöpü atana sevgi yollayabilirsin mesela?! Kim olduğunu sen bilemesen de ruhun biliyor nasıl olsa… ve bir kez dokundu mu o yüreğe saf sevgi bir daha eskisi gibi olmaz asla…

Hep iyi olanı beslersen bu hayatta koşulsuzca sen de aydınlanırsın sonunda, tüm dünya da; sonsuz ışıkla.

Bugüne kadar oyalandınsa da bugün başla! Geç yoktur AN’ın yaşandığı boyutta, sen yeter ki niyet et anlamaya ve sevgi olmaya ve sevgi kalmaya…

Kal sağlıcakla, sonsuz sevgim akıyor tüm insanlığa şimdi ve daima.
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu
İstanbul, 5.6.2018 – 10.19

*aile; bu zamanda, bu boyutta, bu  coğrafya da birlikte bedenlenmeyi seçtiğimiz tüm ruhları sembolize etmektedir.