SAF SEVGİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SAF SEVGİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mayıs 2023 Cumartesi

YARIN ANALAR GÜNÜ BİZ BUGÜN HEDİYE VERMEYE GELDİK


Bir varmış... Bir yokmuş... ile başlayan masallar her ne kadar doğru başlatılmadılarsa da hep anlatıldılar... Hep anlattılar olan biteni bir parça ve bu dünyada bu sayede geldi varoluşun hikayesi bize / size aslında bi parça. Ne kadar anladık? Belki de hiç anlatamadık yüreklerimize, niye dediniz mi hiç içinizde? Diyemediniz, diyemezdiniz de. Zira ağırdı yaşatılanlar, karanlıktı olanlar. Neler oldu, neler... defalarca giriştik temizliğe el birliği ile ama 3-5 densiz kafadar öyle bir kurmuştu ki düzeneği, anlayana kadar afalladık, afallatılınca ayıklandık, azaltıldık. Azaltılınca saklandık, saklanınca meydanı onlara bıraktık sanıldık. Gerçi iyi de oldu bir parça, biz inince dibe onlar çıktı su üstüne, aşikar ettiler kendilerini iyiden iyiye yüzsüzlükle. Tam "papuçları damda" denirken bize, indik yeniden şehre. Gel gelelim ne gerilla idik silahlı, ne de dövüşçü idik adaleli, kaslı. 3-5 çapulsuz kalmıştık geride, yüreklerde sevgi ile... Başladı mücadele Gezi'nin orta yerinde. Gezginler de geldi, katıldı bize. Terk-i diyar eylemişlerdi, her seferinde işler gidince kötüye. Baktılar ki bu sefer yürekliler var görünürde, onlar da geldiler bizimle el ele. Öyle böyle giderken usulca derinden, çıktı Ana yerinden durun dedi; ne öfke ne şiddet, ne küslük ne husumet, çözmez kanlı düğümleri, gömmez karanlığın eserlerini. 

Işık gerek bize sevgi içinde, 

Sevgi gerek bize ışığın içinde. 

İşte böylece başladı yeni dünya hayalden öte inşâa. Gün demedik yettik, koştuk geldik. Gece demedik uyuyup gitmedik, dinlenmek nedir hiç bilmedik. Hep didindik, hep didindik. Ana'yı kendimize kılavuz ettik ama ipleri eline vermedik. Bilirdik oyun büyüktü, kanlı eller küçük... Ama o küçük her yerdeydi...  içimizde. Güvenmedik ne küçüklere, ne de büyüklere. Sahiden bir de büyükler vardı tüm haşmetleriyle. Bilirlerdi her şeyi er kişi diye diye. Er Meydanları'nda boy gösterirlerdi ama erememişlerdi! Onları da dinlemedik bu sefer, ne iyi de ettik.

Biz 3-5 çapulcu cengaver 

Yüreğinde sevgi ile 

Verdik el ele 

Çıktık kerevetine. 

Ne masallar yazılırdı destan diye diye 

Biz sustuk bekledik sessizce.

Şimdi geldik son bir düzlüğe. 

Genciz diye dinletilmedik, ne de iyi gizlendik. 

Ne kibir oldu ne ego... 

Ne yalan oldu ne dolan... 

Çıplak Kral diye bağırsak da bağışlandık... Yumurtaları kırsak da aklandık... Böyle böyle yol aldık, tüm dünyaya aşkı yeniden hatırlattık. 

Genciz biz 

Güzeliz biz 

Öz'den gelenleriz. 

Ne kural dinleriz 

Ne kural çiğneriz. 

Gerçek TEK, biliriz. 

Sizin doğrularınızı size iade ederiz. 

Karanlığı içinize gömeriz. 

İşte biz böyle IŞIK ELÇİLERİYİZ.

Işığın içinden geldik. 

Işık için geldik. 

Kendimizi size yedirtmeyiz. 

Ben İdil 

Ben Birce 

Ben Berke 

Ben Bürge 

Ben Sude 

Ben Eren 

Ben Mert 

Ben Ceren 

Ben Can 

Daha nice nice isimlerde sizinleyiz, içinizde. 

Dedelerimizi, amcalarımızı, o gözü kara ve kanlı akrabalarımızı, doyumsuz hırslı, hasetli fesat ablalarımızı, anne sandıklarımızı, Ayşeleri Fatmaları, Ahmetleri Cenkleri, daha nice nice gönülleri aldık da yanımıza, gömdük Haşmetleri, Habilleri, Hacerleri, Esvetleri. 

Biz 4 cihanın mertleri 

Biz 4 cihanın gerçek gülleri 

Sardık 4 yanınızı 

Donattık 44 bucağınızı. 

Durmadık durmayacağız 

Aldık nişanımızı. 

Ne din biliriz ama dinsiz değiliz.

Ne dil biliriz ama dilsiz değiliz. 

Ne renk biliriz ama ırksız değiliz. 

Ne mezhep biliriz ama farksız değiliz. 

Biz bizi biliriz BİRİZ.

Biz birbirimizi biliriz SEVGİYİZ.

Biz hepimizi biliriz GERÇEĞİZ. 

Biz Varlığı biliriz ÖZ'DENİZ. 


Bak işte ANA, geldi gerçeklerin, geldi gençlerin, geldi parlayanların, biz seniniz, seninleyiz, seniz. 

Ağlama artık. 

Dinsin gözlerinden akan yaşlar. 

Ağlama artık 

Dursun artık akan kan. 

Kana KAN 

Cana CAN 

olmaya geldik. 

Kendimizi kendimiz seçtik, büyüttük de geldik. Senin içinden geçip sana geldik. Biz bugün doğduk da geldik. 

Yarınına hediye diye, 

Biz bugünden geldik.

Bu yazı 9.5.2023, Salı günü (haftanın 2.günü) İstanbul saati ile 14.14'te, 13 Mayıs 2023, Cumartesi günü (haftanın 6. günü) 14.14'te paylaşılması isteğimizle, Firdes Ebru'ya tarafımızdan kaleme aldırılmıştır.

İmza 3-5 çapulsuz; CAN'dan olan, CAN'a CAN olacak olan. KAN'dan olan KAN'a KAN olacak olan. IŞIK OLAN, SEVGİ OLAN, NURLA DOLAN; NUR SAÇAN, NURU NURLA YAŞATAN.

26 Nisan 2020 Pazar

TOHUM EKMEK


Bir tohum için ne gerek bu dünyada; ısı, ışık, nem, ilk başta. Öyleyse elinin ısısı, dilinin nemi, gözünün ışığı olsun can suyu, sen sevgi ek toprağa şimdi ama şu anda. Bırakma sonraya.
Yüreğinde sonsuz bir silo var nasılsa avuç avuç al oradan sevgi tohumlarını koy toprağa avuçlarınla. Yüreğinden oluk oluk akıt sevgini, yarım bırakma.
Bir nefesle havayı sal ortaya tozusun adeta çiçekler, döl olsun sevgi yolunda.
Sen devam et sulamaya ektiğin tohumu aynı anda dilinden dökülen namelerle, durma.
Sözcükler eklensin peşi sıra filizlenen tohuma yol olsun adeta ışığa, ışıktan yana.
Devam et derin derin solumaya nefesin açsın toprağı çapalasın adeta. İlk yaprağını biraz ürkek, biraz tedirgin salarken toprağın karanlığından dışarıya tohum ana seni görsün yanı başında gözlerindeki ışıltıyla. Sevgiyle bak o ilk filizlenen yaprakçığa, sev onu usulca, besle onu usulca, büyüt onu usulca. Dev bir sardunyaya, çama, fasulyeye mesela dönüştüğü anda bir derin nefes daha yolla, şevkat ve merhamet olsun şükür o anda.
Bu meşakkatli yolculukta tohuma eşlik ettin ya sonsuz ışığınla ve aşkla, sen de koyul yola kaldığın yerden bugün mesela, bir küçük tohum senin suladığın suyla oluyorsa bir sulu meyve, sen de devam et kendi yolculuğuna ışıkla.
Senin tohumun da atıldı yıllar yıllar önce sevgi ve ışıkla bu kainatta. Öyleyse sen başla, şimdi başla. Bir derin nefes de kendinden yana savur mesela, savur ki açılsın tüm katmanlar, kapılar karanlık sandığından yana. Savur ki temizlensin tüm kalıntılar, tortular geçmişten yana. Savur ki aydınlansın yüreğin ışıkla, ışıktan yana.
Bana sen lazımsın bunu unutma! Bir Ana yaşayabilir mi evlatları olmadan mutlulukla? Neyleyim o zaman ben sen olmadan yeni dünyada bir başıma?
Kal sağlıcakla,
Toprak Ana
Bu yazı 26 Nisan 2020 saat 13.50 itibariyle F. Ebru Tolan tarafından İstanbul’da kaleme alınmıştır.  

Not:
Okumak yerine dinlemeyi tercih edenler ve/veya duyguları ses yoluyla almayı seçenler ve/veya görme engelliler için hazırlanmış metnin ses kaydına bu linkten ulaşabilirsiniz. 


3 Nisan 2020 Cuma

YENİ DÜNYA İÇİN EŞ ZAMANLI ÇALIŞMA 5.4.2020

Yarın, bir kapı açılacak sizin yardımlarınızla yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya, bu kapı açıldıktan sonra her şey çok daha farklı olacak dünyada.
Bu kapı açılacak, kaçınılmaz.
Onun için siz de çalışın mutlaka.
Dünya üzerinden görevli birçok can haberleşti, haberleşiyor kendi aralarında ve kendi portallarıyla ama siz mutlaka çalışın kendi başınıza. İhtiyacınız olmadığı gibi başka kanallara, henüz akla karayı, aydınlıkla karanlığı çok net ayırt etme noktasında olamayabileceğiniz için çalışırken hatta, kullanmayın hiçbir aracı, kanal, elektiriksel ve elektronik devre (İng: devices) kablolu veya kablosuz bağlantı, ekran özellikle kullanmayın, asla. Sadece kendi alanınızda kendi iç sesinizle çalışın mutlaka. Bu noktada benim kaydettiğim ses kaydını* kullanabilirsiniz ama neden internetsiz ortamda kullanılabilir şekle getirmenizi istediğimi anladınız herhalde şimdi, şu anda.
Yüreğinizdeki ışıkla başlayın, yüreğinizdeki aşkla çalışın; kendi bulunduğunuz alandan başlayarak tüm şehrinizi, ülkemizi, kıtalarımızı, hava sahanlığını, dünyayı, atmosferi ve yer altını, Toprak Ana’yı ışıkla doldurun mutlaka aşkla. Kendi ışığınızın ve yüreğinizdeki sevginin çoğalmasına önem gösterin, niyet edin çalışın buna.
Yani Ana Kaynak’tan Yaradan’dan akan nurla her daim beslendiğinizi hatırlayın ve izin verin buna ama sadece Ana Kaynağın Yaradan’ın ışığını akıtmak yoluyla doldurup donatmak yerine, dünyaya eş zamanlı ve öncelikli kendi yüreğinizdeki aşkla, kendi özünüzden gelen ışığı çoğaltıp yayın mutlaka.
Bu çalışmayı tüm dünyadaki niyet eden canlarla aynı anda, benzer zamanda gerçekleştiriyor olmak çok önemli olsa da buna mecbur değilsiniz ama 4 Nisan Cumartesi gecesini, Türkiye için konuşuyorum, 5 Nisan Pazar sabahına bağlayan aralıkta, tercihen 04.45’den 05.10’a kadar ki zaman aralığında başlayın çalışmaya. Çalışmaya başlama saatini veriyorum bu mânâda!
(Ben 04.50’de başlayacağım ve devam edeceğim)
Ama 05.10’dan sonra çalışmaktansa, eğer 04.45 itibariyle çalışmaya başlayamayacaksanız, öncesinde çalışın mutlaka, mesela gece yarısı 12’den hemen sonra. Yani 4 Nisan Cumartesi gecesi, gece yarısı itibariyle 5 Nisan‘a geçtiğimiz dakikalar itibariyle çalışmaya başlamanız uygun olacaktır ama gerçekten katılmak istiyorsanız ortak çalışmaya Türkiye saatiyle 04.50’de başlamanız gerektiğini, belirtmek isterim burada.
05.10'dan sonra başlarsanız ne olur? Olumsuzluk anlamında tabii ki bir şey olmaz ama sağlayacağınız katkı manasında biraz daha eksik, yetersiz olur.
Gelin buluşalım 04.40 civarında… bir kez daha söylüyorum; hiçbir canlı yayına katılmayın, hiçbir internet bağlantısını kullanmayın, sadece kalkın, uyanın, oturun, başlayın; nefesinize odaklanın ve yüreğinizden geldiği şekliyle veya benim soundcloud’tan indirdiğiniz ses kaydımla, çalışın. Çalışmanın süresi yok, size kalmış ama yüreğinizdeki sevgiye aşkla, ışıkla bağlandıktan sonra, hissettikten sonra bunu minimum kesintisiz 21 dakika yaymaya çabalayın, niyetiniz bu olsun mutlaka.
5 Nisan 2020 tarihi dünya üzerinde tamamlandığında, topyekûn bütün coğrafyalar 5.4.2020 gününü yaşadıktan sonra uyanacağımız dünya çok başka olacak, siz ilk anda farkı anlayamasanızda.
Kalın sağlıcakla buluşuruz aydınlık yarınlarda.
İstanbul, 3 Nisan 2020




* Bahsi geçen meditasyona bu bağlantı linkinden ulaşabilirsiniz.
soundcloud.com/Işıldayan Hayatlar/Saf Sevgi ve Sonsuz Isıkla Çalısma-Meditasyon

ÖNEMLİ NOT:
Bu sesli (ücretsiz) meditasyon kaydını 4 Nisan gece yarısı itibariyle soundcloud uygulamasından kaldıracağım! Bu nedenle kaydı telefonunuza veya bilgisayarınıza -kablolu veya kablosuz internet ağı olmadan da kullanacak şekilde- indirmenizi ÖNEMLE RİCA EDİYORUM!


SİZLERDEN GELEN SORULAR NEDENİYLE EK
Evet sosyal medyada farklı gruplarda hep 5.45 yazıyor ortak çalışma saati için  AMA göksel durumla ilgili çok özel bir neden var benim TÜRKİYE için ve TÜRK HALKI için böyle söylememin. Kısaca yanlışlık yok! BİZ 04.45'de Türkiye saati ile çalışacağız ve dünya üzerinde herhangi farklı bir coğrafyada bulunan TÜRKLER için de 04.45'e göre hesaplayıp çalışmalarını öneriyorum.

30 Ağustos 2019 Cuma

BİZ KURTULUŞ SAVAŞI'NIN ASKERLERİYİZ


Biz Kurtuluş Savaşı’nın askerleriyiz.
Başkumandanımız Mustafa Kemal ve biz canımız pahasına bedenlerimizi siper edenleriz. Biz kanımızla suladığımız bu toprakları sizler için yeşertenleriz. Biz bundan 100 yıl önce bu topraklara sizin için gelenleriz. Kalpten bir sevgiyle birbirimize çekilenleriz.

Ne yaptıysak, ne yapabildiysek bu memlekette bayrak sevgimizle, vatan sevgimizle, insan sevgimizle yüzümüzü çevirerek göklere, yüreğimizdeki aydınlık özlemiyle, özümüzün gücüyle.

Bir an olsun kalmadı gözümüz geride. Niye?
Bildik ki çıkınca yeniden göklere, geleceğiz bir gün geriye ve aynı BİRLİK bilinciyle el ele, gönül gönüle vereceğiz bu ülkede.  Takvim yaprakları değişse de BİZ, Kurtuluş Savaşı’nın Askerleri, selamlıyoruz sizi sonsuz sevgimizle yüreklerinizde. Birbirinizin gözlerinden içeriye bakmaya başladığınız an itibariyle göreceksiniz ki birlikteyiz bu ülkede. Adımız değişse de Hüseyin’den Cem’e, Fatma’dan Selin’e… kılığımız değişse de yeşil çaputtan mavi jeane… bedenimiz değişse de nasırlı ellerden ojeli hallere… işaretler değişse de bıyıktan dövmeye… biz sizinleyiz bugün bu memlekette. Aramayın bizi başka yerde, dönün bakın yüreklerinize. Biz sizinleyiz, sizin yüreklerinizde.

Tek isteğimiz var nacizane, hazmedemediklerinizi salın, korkularınızı bırakın ve dönün içinize. İhtiyacınız yok bu yüklere. Bizim evlatlarımız olarak bu ülkede birlik ve beraberlik içinde sonsuz sevginiz sonsuz gücüyle ilerleyin ışık içinde. İhtiyacınız olan verildi size gelmeden önce.

Biz de bilmezdik ne kadar gücümüz var ellerimizde. Ama vatan, millet sevgisi yüreklerimizde ilerlerken toprak zeminde adeta beslendik her soluduğumuz nefeste.

Esas mesele bir derin nefesle ve yüreğinizdeki sevginin gücüyle ilk adımı atmak. Durmayın, duraksamayın kendi içinizde. Bize verebileceğiniz en güzel hediye ışıklar içinde bir Türkiye.
Siz helal ettiniz, bizden yana da helal olsun her bir damla ter, gözyaşı, kan bu ülkeye siz yeter ki ilerleyin ışık içinde sevgiyle.
Kurtuluş Savaşı’nın Askerleri
İstanbul
30 Ağustos 2019 – 13.15


*Kaleme alanın notu: Bu yazı ile birlikte bu videomu da izlemenizi öneririm. 


15 Şubat 2019 Cuma

İSTEYEREK GELDİK, SEÇEREK GELDİK


Gücümüz SEVGİ
Kaynağımız IŞIK
Olduktan sonra
Ne yoruluruz
Ne kayboluruz bu dünyada.

Aradaki çapakları attıkça
Hızlanacaksın nasıl olsa.
Telaşlanma! Ama rehavete de kapılma.
Uyanışa hizmet etmeye geldik
Bu zamanda bu coğrafyada
Yükselişin hazırlıklarını
Tamamlamaya geldik sırasıyla
Sen, ben, o değil BİZ
Topkekûn, isteyerek geldik.
Seçerek geldik aslında.
Şimdi, şu AN’da
Bir derin nefes al
Başla!
Kimsin sen? Hatırla.
Ne kaldı önünde, yüreğinde?
Anla!
… ve çık yola
Nefesinle ve niyetinle
Şimdi, şu AN’da.
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu
İstanbul, 14 Şubat 2019


17 Temmuz 2018 Salı

YALNIZIZ SANMA!


Kendini koşulsuzca sevemeyen
Nasıl sever tüm dünyayı aynı bedende?
Hayat duraksatıyorsa seni hâlâ
Farklı konularda,
Bil ki görmen gerekenler var hâlâ,
Bir başka mânâyla aynı sandığın yürekte aslında.

Artık oyalanma!

Bak diyorum yıllardır sana dostça,
Değişiyor tüm dünya ve evren hatta.
Direnirsen akışa söker seni
Sarsar seni, yıpratır ve parçalar, anla!
Gerek yok bu kadar hırpalanmaya.
Neyi dert ediyorsan bu dünyada
Ama aşkı ama itibarı,
Kim bilir belki de parayı ve politikacıları…
Bil ki yolda olması gereken sensin
Sen ilerle ki bu aydınlanma yolunda
Tüm manzara -kısaca hayat diyelim ona-
Değişsin senin için ve aynı anda
Sen değişince aydınlansın tüm dünya
Işık olduğunda aydınlatırsın o an
Karanlık sandığını kolaylıkla!

Artık durma! Artık durma! Çık yola!

Yolda olanlar bir çift sözüm var onlara da;
3-5 adım atınca değişti tüm dünya sanıp da
Duraksamayın orada.
Daha çok işimiz var bizim bu dünyada.
Topyekûn uyanışa az kaldı ama
O ana kadar ilerlemeliyiz sağlam adımlarla.
Durmak ve duraksamak yok bizim için bu dünyada.
Tüm evren izliyor bizi yalnızız sanma!
Az kaldı buluşacağız çok yakında.

Haydi kalk!

Yeniden koyul yola.
Bir küçük mola verdin diyelim geldiğin noktada.
Oysa tamamlanmadı değişim hâlâ
Demek ki daha çok işin var, anla!
Bir derin nefes al ve koyul yeniden yola.
Dört bir yandan nasıl da çoğalıyoruz tüm dünyada.
Akın akın geliyorlar buluşma noktasına.
Şenlik var çok yakında
Sakın sen de kaçırma!
Sonsuz ve koşulsuz sevgimi uzattım
Yüzünü dönene,
Işık tutarım
Ben her isteyene.
Kalın sağlıcakla her an, daima.
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu
Bir yolcu…
Şifacı…
Amacı insanlığa hizmet olan
Uyanış ve yükseliş için çalışan…
Özü/yolu sevgi olan…
Işığı her daim yüreğinden sınırsızca akan…

İstanbul, 17.07.2018 – 11.55


5 Temmuz 2018 Perşembe

GERÇEK SEN SENDEN ÇOK ÖTE!


Her bir nefesle bu beden can bulur dünya denen evde.
Oysa evrenin sonsuz genişliğinde zaten var olur sevdikçe.
Neden derseniz cevap basittir görmeyi isteyene.
Öz, nüve, kaynak, … ne dersen de, sadece sevgidir tahmin edebileceğinden çok daha öte. 
O saf, o sonsuz sevginin tanımı sizin yüreğinizde!
Bildiğiniz sevgiden müphemle anlamaya çalışıyorsunuz ya, nafile!
Ancak an gelip de özünüze döndüğünde hatırlıyorsun nasıl saf, nasıl katışıksız, nasıl sonsuz ve nasıl güçlü o; aslında sen olan, şimdi ki senden çok öte!

Ne gerek var şimdi tüm bunları söylemeye diyenleriniz için bir dip not düşeyim ben de; yüreğinde bedeninde, zihninde, özüne dönmeni engelleyen her ne ise, vakit geldi dönüştürmeye ve salıp yükselmeye.  Haydi artık daha fazla bekleme katıl bize.
Sonsuz sevgimle
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu



10 Haziran 2018 Pazar

GÖR VE HATIRLA


Bütün kapılar içten açılır bu boyutta ve tüm boyutlarda.
Yaratılmış olan her ne varsa bu dünyada, insan bilincinde olanla çıkmıştır ortaya kalbindeki niyetle birleştiği anda.
O niyet olmadıkça tüm idrakler verilse de insana değişim olmaz asla. Neden derseniz cevap basittir aslında; düzen bunu gerektirir bu dünyada.
Sanmayın ki tüm evren yapılanır aynı şartlarda ama bu dünya için gerçek budur şu anda.  Öyleyse devam etmek gerekir bu yolda çalışmaya, niyet edenlerle bu dünyada.
Çok yoğun tesirler alıyor olsanız da son zamanda siz niyet etmedikten sonra açılmaz o kapı ardına.  Ama bir kez istedikten sonra da kapanmaz bir daha.
Bilmem gereken ne varsa derseniz mesela, görmem gereken, anlamam gereken ne var acaba şu AN’da derseniz mesela, açılır bir kapı, bir kapı, bir kapı daha ama ne eksik ne fazla!
İşte bunu kabul ederseniz şimdi, şu anda, huzurla ilerlersiniz bu yolda, gereken hızda; ne yavaş, ne telaşla… Siz anlamasanız da ayarlanır tüm akış bütünün hayrına.  Tek ihtiyacınız nefesinizdir bu yolda, niyetinizin yanında.

Bir derin nefes al ve başla. Geç kaldım sanma. Ama artık oyalanma!

Hâlâ direniyorsa yüreğin korkularla, sal, tutma. Ne yanlış vardır bu yolda ne de fazla senin yüreğin sevgiyle çarptıkça.

Hâlâ direniyorsa zihnin dayatmalarla, safsatalarla, öğreti sandığın zorlamalarla, değiştir artık durma. Ne eksik vardır ne de fazla baktığında görüyorsan özün olanı Yaradan’dan yana.

Sizin coğrafyanızda yaşanan bu güzel günün gerçek mânâsını niyet edersen anlamaya cevap gelir karşına.
Ey insan, ışıktan gelirsin sen ışık olmaya, nur’unla var olmaya. Her ne varsa seni sen olmaktan alıkoyan bu hayatta sal onları toprak anaya, ister alnını koyduğunda toprağa, ister elini uzattığında ağaca, ister oturduğun yerde yüreğinden akanla… niyetin ne sen esas onu söyle tüm dünyaya.
Bir derin nefes al ve başla; yaradılışını hatırlamaya. Saf olandan yaratıldın sen ve gönderildin bu dünyaya. Sana katılan, karışan ne varsa, bu saflığı bozan ne varsa şimdi ayıkla ve geri dön aslına. Aslolan, özün olan, saf ve sonsuz sevgidir, gör ve hatırla. Gör ve hatırla. Gör ve hatırla. Artık durma, tüm kapılar içeriden açılır sizin dünyanızda. Aç kapını artık oyalanma. Sonsuz sevgimiz akıyor tüm insanlığa şimdi ve daima. Kalın sağlıcakla.
Bu yazı 10 Haziran 2018, Pazar günü saat 14.07 itibariyle F. Ebru Tolan Karahasanoğlu tarafından İstanbul’da kaleme alınmıştır.  

18 Mart 2018 Pazar

BİR TOHUMLA BAŞLA


Bir tohum atsak toprağa, sulasak onu yüreğimizden akan sonsuz sevgiyle ve büyütsek onu ışığa…

Kavuştuğunda toprak anayla taşısa selamımızı ona da ve büyüdükçe gülümsediğini görsek biz de açığa çıkan yapraklarında…

Belki bir çiçek belki bir meyve, mucizenin hikayesini anlatsa, Yaradan’dan akan sonsuz sevgiyi alsak, solusak ve var olsak yeniden bu dünyada, sadece AŞK’la.

Her aşk bir dünya, her dünya sonsuz ve sınırsız sevginin özü olsa bu yeni dünyada…

Bir tohumla başla, bu güzel bahar sabahında sen de bir tohumla başla, yeter ki başla!
Sonsuz sevgimle şimdi ve daima
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu

26 Şubat 2018 Pazartesi

BİZ HER YERDEYİZ!

Sanmayın ki bir avucuz ve sahipsiz...
Sanmayın ki gelip geçiciyiz...

Her yerdeyiz!

Bazılarımız henüz
Kozalarında olgunlaşmayı bekleyen birer kelebek gibi,
Kabuğunu kırmak için hareketlenmiş yavrular gibi,
Perdeyi tamamen kenara çekmeye pencereye yürüyen anne gibi,
Kapıyı açıp mis gibi havayı solumaya ramak kalmış baba gibi,
Yerin kırk kat altından çıkışa doğru ilerleyen madenci gibi,
Derin suların gizlediği batıklardan ganimetleri su üstüne taşıyan dalgıç gibi,
Sonunda aradığı bilgiyi tozlu rafların örttüğü kitapta bulan öğretmen gibi…

Olması gerektiği gibi...

İlerliyoruz hepimiz
Kimi yavaş, kimi hızlı 
Olması gerektiği gibi...

Biz her yerdeyiz!
Çoğalıyoruz!
100 maymun misali,
Kış hazırlığı yapan karıncalar gibi,
Yorgunluk nedir bilmeyen arılar gibi,
Her yönden, her an…

Kimi farkında, kimi değil
Biz her yerdeyiz, ilerliyoruz, çoğalıyoruz!
Olması gerektiği gibi...

Biz; bu zamanda, bu dünyaya uyanmayı seçerek gelmiş olanlar
Yeni insan bilincini yaratıyoruz,
Sonsuz gücümüzle
Yeni dünya kuruluyor gözler henüz göremesede
Olması gerektiği gibi...

Sonsuz gücümüzle
Koşulsuz sevginin gücüyle.

Ben buradayım, ya sen?

İstanbul, 26 Şubat 2018 – 13.30




16 Şubat 2018 Cuma

İSTİRİDYENİN GÜCÜ

Bir istiridye taşla buluştuğunda başlar incinin hikayesi…

Taş girmiştir bir kere içeriye ve oturmuştur istiridyenin yüreğine. Olan olmuştur, nedensiz, zamansız, gereksiz ... gibi gözükse de! 

Başlar istiridye sarıp sarmalamaya onu tek gücüyle, onun olan, ondan olan yegane güçle; muhteşem parıltılı sedefiyle!

Katman katman donatır onu ve sen gördüğünde hayranlıkla bakarsın inciye; taş değişmiştir ve dönüşmüştür istiridyenin yüreğinde, olmuştur parıldayan bir inci işte, istiridyenin gücüyle.

Şimdi sen de, hayatın incilerle bezensin istiyorsan, başla yüreğinden işe! Yüreğine oturmuş tüm taşları dönüştür birer inciye...

Bunu yapacak gücün var, yaradılışından gelen sonsuz ve sınırsız sevginin gücüyle.

F. Ebru Tolan Karahasanoğlu
İstanbul 16 Şubat 2018 12.50



12 Ağustos 2017 Cumartesi

KOŞULSUZ SEVGİ YOLUNDA 1. GRUP ÇALIŞMALARINA BAŞLADI

Koşulsuz Sevgi Yolunda 1. Grup
Koşulsuz sevgi yoluna çıkanlara selam olsun, vecd olsun, hamd olsun.
Sonsuz sevgimizle kucaklıyoruz sizi şimdi ve daima şükürler olsun.
10.8.2017

5 Temmuz 2017 Çarşamba

UYANMAYI SEÇENLER

Artık eski enerjiden gelen inançlarınızı, kalıplarınızı, korkularınızı tamamen değiştirip, dönüştürme, salıverme vakti.
İnsan varlığı daha önce böyle bir gerçeklik yaşamadı. Oysa defalarca sizin inancınızda kıyamet denen deneyimi aldı. İşte tam da bu nedenle bazılarınızın hala korkuyor olması, sıkı sıkıya bilinçlerinizdeki hatıralara, yaşanmışlıklara/deneyimlere bağlı endişeleri yaşaması, değişimi reddetmesi, uyanışa karşı önyargılı ve olumsuz bakışı çok normal. Ama artık hiçbir şeyin hiçbirinizin daha önceki enkarmelerinde deneyimlediği gibi olmayacağını kabul etme ve yola çıkma vakti. 
Bugün burada olanlar, bu hayata gelirken bu zamanda uyanmayı seçenlerdir; hiç bir şey nedensiz ya da tesadüf değildir. Tek ihtiyacınız olan yaradılışınızın özü sevgiyi hissetmeye, büyütüp çoğaltıp yaymaya, akıtmaya niyet etmektir. Gerisi gelecektir; kolaylıkla ve hızla.
Sonsuz sevgimiz akıyor tüm insanlığa şimdi ve daima.
Bu yazı 5 Temmuz, Çarşamba gübü saat 12.12 itibariyle F. Ebru Tolan Karahasanoğlu tarafından İstanbul'da kaleme alınmıştır.

19 Ekim 2016 Çarşamba

VERMEK DEĞİL! PAYLAŞTIKÇA ÇOĞALMAK

Gözünü yeni açan bebeğe, son nefesini vermeye hazırlanan dedeye...
Dağ başında yalnızlığın çilesini çekene, şehrin göbeğinde demeç verene...
Makam şöförüyle gezene, tarlasında ekin biçene...
Açlıktan buruşmuş derisinde sinek besleyene, elinin tersiyle nimeti itene...
Sinsi planlar peşinde gezene, hayır aşı pişiren nineye...
Kardeşiyle aşık atana, son lokmasını köpeğiyle paylaşana...
Bedenini bebeğine siper yapana, para için bedenini satana...
Kendi canından olanı çöplüğe bırakana, başkası yaşasın diye can'ının organlarını bağışlayana...
Aklını, zekasını zehire, bombaya akıtana, barakadan çıkıp alim olana...
Sevgi akıtıyorum tüm insanlığa; şimdi ve daima.
Sevgiyle çoğalmak, sevgi olup çoğalmak için akıtıyorum şimdi ve daima.
Yüce Allah'ım Senden gelen sonsuz; benim yaptığımsa "vermek" değil, "paylaştıkça çoğalmaktır" aslında...
Sevgi OLup, sevgi KALmaya niyet edenlere şimdi ve daima, şükürler olsun.
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu
istanbul, 17.10.2016

11 Ekim 2016 Salı

YOLU SEVGİ OLANLAR'A

YOLU SEVGİ OLANLAR’a

Dünya sizin pencerenizden bakıldığında silahlarla, bombalarla, topla, tüfekle kana boyanmış gözükebilir.
Bir başka pencereye de gitsem gördüğüm tecavüz, taciz, maduriyet, mahrumiyet, sapkınlık diyebilirsiniz… ve hatta ölüm var; genç/yaşlı, hasta/sağlıklı ayırt etmeyen bir ölüm gerçeği var benim pencerelerimde diyebilirsiniz.
Biz de diyoruz ki;
ARTIK pencereden bakma vaktini geçtiniz. Artık perdeleri sonuna kadar açıp, tülleri deJ ışığın içeri tüm parlaklığıyla girmesine izin verme vakti geldi.
ARTIK o güvenli, sağlam evinizin dışına çıkma, her ne oluyorsa olsun korunuyorum, çünkü ben sevgi olanım, diyerek yürüme vakti geldi.
Hala eliniz titriyor, yüreğiniz sıkışıyorsa tüm korkularınızı, eski enerjiden gelen tüm korkularınızı görmeye ve salmaya niyet edin.
Hala zihninizdeki karmaşa sizi yoruyorsa, kurnaz tilkinin size göstermeden karanlık dehlizlerde zulaladığı kalıplarınızı görmeye ve değiştirip, dönüştürmeye niyet edin.
Hala anlamlandıramadığınız zorluklar, dönem dönem hayatınıza serpiştirilmiş dev dikenli kaktüsler gibi canınızı acıtıyorsa ruhunuzla bir olmaya ve onun üzerindeki yükleri görmeye ve arındırmaya niyet edin.
Bugün burada olanlarınızın bazıları dün uyanmayı, aydınlanmayı ve sevgiyle yükselip saf, sonsuz, koşulsuz sevgi olmayı seçenler.
Ancak, birçoğunuz sadece ruhunuz, her şeyi bilen parçanız, üstbenliğiniz burada olmanız gerektiğini bildiği ve sizi buraya getirebildiği için buradasınız.

Bilmek güzeldir ama “olmak” için yetmez.

Biz sizi çok seviyoruz, çünkü biz sevgiyiz ve sizin özünüzdeki sevgiyi de biliyoruz.
Sevgi yolunda, sevgiyle yükselmeniz için, her birinizin elinden tutuyoruz. Ama biz yön vermeyiz, hür iradenizin önüne geçmeyiz. Sadece yardım isteyene yardım eder, ışık tutarız; şimdi olduğu gibi…

Yardım isteyin, niyet edin ve arının her ne varsa sizi sevgi OLmaktan alıkoyan hala.
Sevgimiz sizinle şimdi ve daima.
Işık Varlıklarından Yolu Sevgi Olanlara
Bu yazı 11.10.2016, Salı günü saat 11.00 itibariyle F.Ebru Tolan Karahasanoğlu tarafından İstanbul’da kaleme alınmıştır.


23 Nisan 2016 Cumartesi

İÇİNİZDEKİ AYDINLIK YOL SEVGİ OLANDIR

Sevgiyle çıkılan yollar her zaman aydınlıktır.

Yüreğinizde bir yerlerde küçücük de olsa var olan ve hep olacak olan saf, sonsuz ve koşulsuz sevgiyi bulmaya niyet edin. Bugüne kadar hayatınızda karanlık gördüğünüz ne varsa, acı, hüsran gördüğünüz, sizi üzen ne varsa hepsini bu sevgiyle değiştirip, dönüştürmeye niyet edin.

Bir kez bu niyete girdiğinizde o yüreğinizdeki küçücük sevginin nasıl da devleştiğini göreceksiniz. Kendinizi kandırmayın, kendinizi oyalamayın. Bugüne kadar “saf” sandığınız duyguların birçoğu tutkuydu, içinde şartlar vardı, “ise” ler, “ama” lar vardı.
Saf, sonuz ve koşulsuz sevginin “ama” sı yoktur, “ise” si yoktur. Öncesi ve sonrası yoktur. Yüce Yaradan’ın insan varlığına sonsuz ve sınırsız akıttığı saf sevgi koşulsuzdur ve her birimizin yüreğinin içinde koşulsuzca vardır. Sınırsızca büyüyebilir, sonsuzlukta var olabilir ve akabilir ancak siz kabule geçtiğinizde ve niyet ettiğinizde.

Bu gerçeğe uyananlar var aranızda, şükürler olsun.

Hala bu gerçeği reddedenler de var ama… Kendini yoranlar, onları sevenleri yoranlar da var hala.

Biz onların da gönül gözlerini açmak için sonsuz ve sınırsız akıtıyoruz saf ve koşulsuz sevgiyi tüm insan varlığına. Ama bu, yemek varken beğenmeyip aç kalmaya benziyor… hazine varken korkup almamaya benziyor… su varken toprağın altında aramayıp susuz kalmaya benziyor… patates büyütürken yumrusunu gani gani, patatesle doymayı istememeye, patatesi kazıp bulmaya üşenmeye, patatesi çıkartıp yıkayıp pişirmeye vakti olmadığına inanmaya benziyor… Bu kadar basit ve bu kadar saçma gibi, şu an okuyan bir çoğunuz için.

Ama ne yazık ki bizim için öyle… Biz yargılamayız, biz yorumlamayız, biz suçlamayız, biz vazgeçmeyiz, biz cezalandırmayız. Biz sadece destekleriz, biz yardım ederiz, biz ışık tutarız, biz yol gösteririz… ve biz vermeye devam ederiz.

Seçim yapacak olan sizsiniz. Görmeye ve anlamaya niyet edecek olan sizsiniz. Almayı isteyecek olan sizsiniz. Alabilmek için sonsuz ve sınırsızca, yüreğinizdeki saf ve koşulsuz sevgiyi önce kabul edip, sonra fark edecek ve büyütmeye niyet edip, büyütecek olan sizsiniz. Büyütecek ve sizi içeri alıp yükseltecek olan şu an boğulduğunuz deniz olabilir mi? 

Çevreden gelene değil, içinizde olana bakın, yaradılışınızla birlikte sizinle olan ve hep olacak olana . Sizi büyütecek ve yüceltecek olan o; saf, sonsuz ve koşulsuz sevgi.

Sevgimiz sizinle şimdi ve daima

Işık Varlıkları’dan insan varlığına


Bu yazı 23 Nisan 2016, Cumartesi günü saat 14.00 itibariyle İstanbul’da F.Ebru Tolan Karahasanoğlu tarafından kaleme alınmıştır.