yaşam ödevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaşam ödevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Eylül 2019 Pazartesi

OKUMAYA BAŞLA


Kimine ağır,
Kimine zor,
Kimine gereksiz…
Geliyor sözcüklerdeki mecazları arama.

Hap olsun alayım,
Tek olsun sorgulamayayım,
Düz olsun, net olsun,
Korkularımla baş başa
Yorulmayayım
Diyorlar hâlâ
Olsun. Olur…

Ama bil ki
Senin için de vakit çoktan geldi.
Bu satırları okuyorsan
Ve duyuyorsan
Yüreğinde bir sızı dünya denen eve bakınca
Kendi sıcak evindeyken bile….
Bil ki senin için de vakit çoktan geldi.
“Oku”maya başla.
Hayatı oku,
Satır aralarını oku,
Mecazları oku,
Sembolleri oku.

Sen var ya sen
Öyle güçlü
Öyle akıllı
Öyle erdemli bir varlıksın ki
Kendine kolayı yakıştırma
Kendini haplarla oyalama
Eline bin kitap alıp çok biliyorum sanma
Yüreğine 1 kitap al ve anla.

Bir kitap…?
Ne ola?
Sanma ki dünya boyutundaki 300-500 sayfa.
Senin kitabın var;
Yukarıda.
Senin yazdığın itinayla,
Milyonlarca ışık yılında.
… ve hala daha
Boş ve beyaz
Sayfaları var onlarca…
Önce “oku”;
Hayatını.

…ve ANLA.
Sonra başla yazmaya
Kalan sayfalara
Aşk’la, ışıkla
Kahkahalar saçılsın kainata,
Alkışlar tutulsun sana
Öyle bir şeyler yaz ki
Aydınlansın tüm dünya.

Kal sağlıcakla,
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu
İstanbul, 9.9.2019 – 8.35


11 Mart 2016 Cuma

YAŞAM DENEN YOLCULUK

Bir bebek gözünü açtığı anda bu dünyaya yaşam yolculuğu da başlar ki bu yolculuk ruhun kendi seçimiyle sadece büyümek, aydınlanmak, ödevlerini layıkıyla yapıp bitirmek ve varlığını yüceltmek, aydınlatmak için yaptığı seçimlerin bütünüdür.

Dolayısıyla içinde siz insanların acı, hüzün, keder, elem diye tanımladığı duygular da vardır. Huzur, aşk, keyif, neşe, coşku diye tanımladıkları da… ve insan varlığı her anını yaşarken aslında bir yandan da yürür bu yolda. Bazen acı sanılanın içinde coşku, başarı sanılanın içinde hüzün vardır.

Yürünen yollar sonsuz denilebilecek çeşitlilikte olmakla birlikte ruha katkısı, tesiri benzerdir. Çünkü her ne oluyorsa ve her ne şekilde oluyorsa olsun ruhumuzu götürmek istediği nokta tek’dir: BİR olduğumuz bilinci ve sadece saf, sonsuz ve koşulsuz sevgi olabilmek, sevgi kalabilmektir.

İşte bu yüzden her zaman herkesin bir şansı daha vardır… ve işte bu yüzden sizin için başkalarının ne yaptığı ya da ne yapmadığı değil, sizin kendiniz için ne yaptığınız önemlidir.

Siz, sadece kendinizden sorumlusunuz; şimdi ve daima. Siz yükseldikçe yükselecek olan bütünün içinde tüm insan varlığı var şimdi ve daima.

Bilmek için görmek gerekmez çünkü görmek için 2 göz yetmez!

Bilmek için anlamak gerekmez çünkü anlamak için zihin yetmez!

Geçmiş sadece öğretebildikleri olduğu sürece geçmiştir ve değerlidir. Siz öğrenmedikçe geçmiş dediğimiz her daim şimdi’dir. Siz öğrenmedikçe tekrarlayan acılar, hüzünler, kederler, düşüşler, çöküşler, yıkımlar, bitişler değildir; dersinizdir tekrarlayan!

Bir kısım dersler tamamlanmış olsa da, birçoğunuzun hala tamamlaması gereken dersleri var. Sanmayın ki çok zamana ihtiyacınız var, çoğunuz için bu ödevleri tamamlamak an meselesidir. Hayata geliş amacınızın tekamül etmek olduğunu hatırlayın, kabul edin ve niyet edin. Sadece bu niyetle bile yürümeniz gereken yolun aydınlandığını hissedebilirsiniz.

Sonra, aydınlığı seçin, yüreğinizin gözünden baktığınızda size iyi geleni seçin. O aydınlatılmış yolda yürürken karşınıza çıkan tüm zorlukların, taşların ve kilitli kapıların, çatık kaşlı, taş kalpli insanların sizi yukarı, daha yukarı taşımakta olan basamaklar olduğunu bilin. Ne kadar azgın dalgalarla boğuşsanız da berrak ve dingin suların sizi beklediğini bilin.

Korkuyu silin yüreğinizden. Korunduğunuzu bilin. Yüce Yaradan’ın ve onun tüm görevlendirdiklerinin yardımını isteyin. Desteklendiğinizi bilin.

Sonsuz ve sınırsız olan sevgiyi hissedin, koşulsuzca sevildiğinizi bilin.

Yargılamayın, yorumlamayın, sadece kabul edin ve büyümeyi seçin, şimdi ve daima.

Henüz vakti gelmemiş demeyin!

O ilk nefesi aldığınız anda sizin için kum saatinin döndüğünü bilin.

Bitmemiş olabilir, sırası gelmemiş olabilir ama başlamamış olması mümkün değildir, kabul edin.

Alfabe A harfinden başlar, fark edin.
Binalar temelinden kurulur, hatırlayın.
Tırnak kökünden büyür, görün.

Vakti gelmemiş demeyin! “Bitirebildiklerime şükürler olsun, devam ettiklerime güç olsun, başlayacaklarıma niyet olsun” deyin.

Yürüyün, hep yukarıya, hep aydınlığa, hep ışığa yürüyün. Sizi besleyen, sonsuz ve sınırsız, saf ve koşulsuz olan sevgiyle.

Aydınlanmış Üstad’lardan

Bu yazı 10 Mart 2016, Perşembe günü saat 14.50’de F.Ebru Tolan Karahasanoğlu tarafından İstanbul’da kaleme alınmıştır.


* Fotoğrafıyla katkısından dolayı Karin Alyanakziya'ya teşekkürlerimizle.

18 Eylül 2015 Cuma

ÇOK İŞİMİZ VAR!

Çok işimiz var!
İnsanlık adına yapacak çok işimiz var!
İnsan olarak yapacak çok işimiz var!
Hala uyumayı tercih edenler var aranızda. Hala sorumluluğu başkasına yüklemeye çalışanlar… Hala görmezden gelmeye çalışanlar var! Hala göstermemeye çalışanlar var! ... ve en önemlisi hala tek yolun SEVGİ olduğunu idrak edememişler var aranızda.
Hatırlayın; sadece hatırlayın. Zaten bildiklerinizi, hep sizinle olanı hatırlayın; yüreğinizdeki sevgiyi hissedin. Kendi doğrularınızı artık bırakın. O doğrular ki sizi bugüne getirdiler, yarına götüremeyecekler. Gerçekleri görmeye niyet edin, sadece yüreğinizdeki sevgiye odaklanın.
Tüm olumsuzlukların; kinin, nefretin, öfkenin, korkunun, gerginliğin, endişenin… sadece ve sadece sizi aşağı çektiğini hatırlayın, hissedin. Aşağı gitmeye ihtiyacınız yok, zaten aşağıdasınız, diptesiniz, bunu görün. Görün ve uyanın. Sizi yukarı götürecek tek yol sevgi yolu.
Yüklerinizden arının. Yıllardır biriktirdiğiniz tüm nefretleri salıverin. Yıllardır birlikte yaşadığınız tüm korkuları bırakın artık. İçinizdeki öfkeyi beslemeyin. Sadece yüreğinizdeki sevgiyi büyütün.
Bunca yıl görmediniz; bir bir yitip giderken canlar, hissetmediniz. “Onlar” dediğinizin aslında “siz” olduğunu idrak edemediniz. Bir bütünün, ezelden ebede bütün olan ve bütün olacak olanın sadece bir parçası olduğunuzu hissedemediniz. Gelen mesajları almadınız, rehberlikleri almadınız. Sevgi söylemlerini duymazdan geldiniz. İnsanlık adına tek kurtarıcınız olan SEVGİyi dillendirenleri dinlemediniz. Hala dinlemiyorsunuz! Hala kurtuluşu başkasında arıyorsunuz.
O öyle yapmasın, bu böyle söylemesin, şu şöyle davranmasın… diyorsunuz. Sizin gibi olmayanı kötülerken aslında kendinizi nefretin ağır yüküyle aşağı çektiğinizi görmüyorsunuz.
Artık tüm yüklerinizden kurtulma vakti. AFFEDİN, AFFEDİN, AFFEDİN.
Niyet edin. Yaşam ödevleriniz var; tüm ödevlerinizi tamamlamaya niyet edin. Birçoğunuzun çok özel yüksek yaşam amaçları var. Niyet edin.
Ama her şeyden önce AFFEDİN; kendinizi ve herkesi.
Hiçbir ruh nedensiz yere girmedi o bedene, her şeyi bilmeye çalışmayın sadece kabul edin ve sevin. Sevgiyle büyümeye niyet edin. Sevgiyle yürümeye…
Hissedin, yaradılışınızdaki saf ve ilahi sevgiyi hissedin. Bir kişi bile yüreğinde yarattığı ve çoğalttığı, tüm insanlığa yolladığı enerjiyi sevgiye dönüştürebilirse, bir bir yapabilirseniz bunu, nasıl hızla yükseleceğinizi düşünün. Tüm insanlığın tek ihtiyacı olan enerjinin sadece saf sevgi olduğunu hatırlayın. Ruhunuzla bütünleşin; nefesinizle ve niyetinizle. İzin verin ve kabul edin; ödevlerinizi ve amaçlarınızı hatırlamaya.
Tüm insanlığın tek ihtiyacı var; SEVGİ.
Birlik, beraberlik için tek ortak dil SEVGİ.
Huzur ve barış için tek ortak dil SEVGİ.
İnsanlık için şu an tek ve mutlak ilaç SEVGİ.
Aydınlanmış Üstadlardan Hilarion’un tüm Türk Halkı’na mesajıdır.
Bu yazı 8 Eylül 2015, 22.20’de Ebru Tolan Karahasanoğlu tarafından kaleme alınmıştır.