yeni insan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yeni insan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Haziran 2023 Perşembe

ATILAN HER NURLU ADIMDA... ALINAN HER NURLU NEFESTE... CAN VAR CAN'A

Bilmek yetmez, OLmak gerek dedik yıllarca.

OLmak yeter demedik oysa.

 

Herkes bir inci idi; kararmış / karartılmış…

Başlatılınca aydınlanma

İnciler de başladı katman katman soyulmaya.

En nihayetinde dış katmanda duran kirler, yapışmış kirler, silinince çıktı inciler.

Gel gelelim biri dağda biri bayırda yüzlerce inci ayrı ayrı ya…

Nasıl oluşacaktı NURLU bir alan buluşturamadıkça?

Bağlamak gerekti incileri birbirine

Dizi dizi değil de

Küme küme el verdiğince.

Kimlikleri her ne ise ona göre.

Bir bakışta hepsi BİR idi oysa içleri çeşit çeşit.

Kalkerli taşın incisi ile silikanın ki nasıl bir değilse,

Varoluşta da kimlikler var idi gerektiğince!

Bağ olanlar bağlamazsa

Vericiler çoklamazsa

Alıcılar çoğaltmazsa

Taşıyıcılar akmazsa…

Nasıl sağlanırdı nurlu alanlar?

Nasıl beslenirdi tüm Canlar?

Damarlar büzüştüğünde, plaklar geçit vermediğinde sağlıklı çalışıyor mu sizin bedenlerde beyinler ve kalpler yeterince…?

İşte o misal tekleye tökezleye geldik bugünlere.

Yapay uzuvlar

Yapay eklemler …

Teknolojik nimetler kattık diyelim işleyişe

Kopartmamak için bağlantıları kalan nurlu bilinçle.

Şimdi ise

Ne yeterince nurlu bilinç elimizde

Ne de bağ… bağlantı

Hepsi aslında iç içe desek de

Yeri geldiğinde hepsi ayrılmaz bütünlükte

Bilsek de…

Bilmek yetmiyor işte.

Olmak gerek desek de

Olmak yetmiyor işte.

Biri dağda biri bayırda

Arada yarıklar… kopuşlar…

Sırtını dönenler… kaçanlar…

 

Yanan ormanlar

Yarılan topraklar

Yıkılan köprüler…

Nedensiz mi dersiniz dünyanızda?

Hepsi göstermek için size

Varoluşun bütününde

Göz gözü görmemekte

Toz duman, nefesler kesilmekte.

Canlar yitirilmekte.

Canlar yittikçe…

Bağlantılar gittikçe…

Nurlu bilinç yendikçe…

Gerisini siz düşünün hele!

 

İşte tam da bu nedenle

Attığınız her nurlu adım

Aldığınız her nurlu nefes

Değerli hem size,

Hem bize.

 

Diyeceğimiz odur ki oyalanmayın artık dünyevi hüzünlerle

… ve dahi boğulmayın karmaların yükünde.

OLmak yetmezse de

OLmak gerek en önce.

SEVGİ OLUN tüm benliğinizle

Saf ve saydam

Hafif ve uçuşkan

Naif ve billur… olabildiğince.

Öyle sabah 25, akşam 35 dakika değil de

7/24 AN be an tüm benliğinizle…

Parlayın, ışıldayın

Bulunduğunuz yerlerde.

Gökte? Yıldız gibi!

Suda? Fener gibi!

Cangılda? Meşale gibi!

Günün en parlak sandığınız anında? Daha da parlak; gözlerinizden saçılan gerçek IŞIKLA!

İşte o zaman kolaylaşacak

Bulmak birbirimizi zifir karanlık bastırılsa da.

… ve uzatın o andan sonra (gerçekten parladıktan sonra)

Nurlu ellerinizi ve yetmez

Açın kalbinizi ve yetmez

Çevirin antenlerinizi

Yakalayın havada karada

Akan sevgiyi

Alın içinize

Çoğaltın yüreklerinizde

Çoklayın zihninizde

Karayı atın dışarı

Ak’ı çoğaltın içinizde.

Zehri çekin tükürün yere

Yerine üfleyin nuru nefesinizle.

Kısacası

BİRLİKTE

Ama ayrı ayrı yerlerde

TEKLİK bilinci ile

Senkronize

Uyumla ahenk ile

Dans edelim gelin

Tüm varoluş

TEK YÜREK Bilinci ile.

 

 

Halay başı başlatır da

Araya girenler adımlarını uydurur da

Tüm ekip katılır da

Düğünler coşku ile tamamlanır ya

İşte o misal

Başladığımız Halay’ı devam ettirelim nurla

Nur yetmez ama tek başına

Bilinç oldurmak gerek bundan sonra.

Bilinci çoğalta çoklaya

Geçirmek gerek her AN’a ve alana.

Geçirileni buluşturmak gerek

Orada olanla.

Oradakini çoklayıp akıtmak gerek olmayana.

 

Tüm varoluş aydınlandığında

Yaşam yeniden başladığında

Solan tüm alanlarda

Yeniyi oldura oldura

Büyümek gerek

Yeni doğanlarla.

 

Yeni için yer gerek

Genişlemeyi bilmek gerek.

Genişlerken nuru kaybetmeden

Çoğalabilmek demek

Matematiği çözmek demek.

Kaybettiğimiz… unutturduğumuz…

Kirlettiğimiz… bozduğumuz…

Ne varsa

Yaşam kodlarında dejenere…

Onarmak gerek.

Öyleyse bir yandan da

Nurlu matematiği çözmek gerek.

Hepsi birlikte iç içe desek

Yeter mi dersiniz

Yetmez bilirsiniz

Yeteri de, gereği de yapabilecek

GÜÇTE SİZSİNİZ.

Sonsuz sevgimiz en güçlü yönümüz:)

Sevilensiniz, biliniz!

İstanbul, 15.6.2023

Yazdıran SİZ… yazan BİZ…

Ebru’nun kaleminden, Firdes’in nurlu kalbinden dökülenleri izlediniz.

21 Kasım 2020 Cumartesi

BAĞIŞLAMAK AFFETMEK MİDİR?

Bağışlamak; akla karanın arasında kalsa da kişi… iyiyi, güzeli, doğruyu çirkinle, yanlışla ayırt edemese de, yani mânânın idrakine varamasa da affetmektir aslında.

Burada bilinç değişimi olması beklenmez, gerekmez.

Daha çok tek taraflıdır. Yani enerji topyekûn değişmez, sadece bağışlayan kişi tarafında bir açılma, aydınlanma olur; inançla, kabulle aslında.

 

Oysa affetmede durum çok başkadır.

Affetmek bütünün şifalanmasıdır.

Affetmek bütünün aydınlanmasıdır.

Affetmek yükseliştir.

Affetmek aydınlanmadır.

Affetmek büyümektir.

Affetmek tekamüldür.

Affetmek teslimiyettir.

Affetmek mânâların idrakine vararak aydınlanmak, değişmek, dönüşmek ve tamamlanma yolunda adım atmaktır, hızlı ve güçlü, kalıcı adımlar atmak.

Herkesin affeden olması gerekmeyebilir ama herkesin BAĞIŞLAYAN olması şarttır. Nitekim Yaradan’da bağışlayan ve esirgeyen adıyla anılır tüm dini öğretilerde aslında.

Bağışlayan olmakla başladığınız aydınlanma yolculuğunda affederek aydınlandığınız, aydınlandıkça açıldığınız, açıldıkça aydınlandığınız bir dönemle yükselişe doğru ilerlemenizi dilerim can-ı gönülden şimdi ve daima.

 

Bağışlamak adım atmaksa,

Affetmek tırmanışa başlamaktır.

 

Kalın sağlıcakla,

Bilge Ruhlar’dan ilhamla F. Ebru Tolan’dan insanlara…

İstanbul, 21.11.2020 14.35

 

11 Aralık 2019 Çarşamba

UYUMLANMA - ÖZEL BİR YAZI

UYUMLANMA
Dünya değişiyor siz anlayamasanız da; her mânâda.
Yer kabuğu değişiyor, tektonik hareketler vasıtasıyla.
Hava şartları değişiyor, iklimsel sandığınız alanda… küresel ısınma dediğiniz değişim kapsamında. Oysa durum çok başka.

Dünya değişiyor siz anlayamasanız da; tektonik hareketlerle magma sandığınız çekirdeğin, özün enerjisi salınıyor çokça. Ve aslında sizin küresel ısınma sandığınızın çoğu tesiri geliyor aşağıdan yukarıya. Ama sanmayın ki yukarısı aynı, aslında yukarısı da değişiyor fazlasıyla. Zira uzay boşluğu diye adlandırdığınız dünyanın, sizin görüp bilebildiğiniz kapalı enerji alanı değişiyor ve açılıyor. Bu açılım kaçınılmaz zira foton kuşağı yaklaşıyor güneşten yana. Ama aynı zamanda bu yaklaşan foton enerjisi etkiliyor sizin alanınızı ve kapalı kalamıyor adeta alan aldığı tesirlerle ve çatlıyor, çatırdıyor diyelim biz ona.

Çok mu korkunç, çok mu tuhaf geliyor size bu duyduklarınız? Neden? Oysa sizler bu potansiyeli bilerek ve seçerek geldiniz bu zamanda bu dünyaya. Tüm bu söylediklerimiz dünyada bilim insanları dediklerinizin zaten son yıllarda araştırdığı, bildiği, gördüğü konular ama henüz söylenmiyor diye yanlış ya da yabancı sanılmasın burada. Zira o bilim insanlarının görevi bu ama aslında hepinize gösterildi, anlatıldı bu bilgiler bedenlenmenizden çok önce ilahi planda. Zira birçoğunuz bu mânâda görevler almayı bu yüzden kabul ettiniz de geldiniz bu zamanda.
Sonra ne oldu? Sonra olan şuydu aslında; 2012 eşiğine kadar birçoğunuzun unutması gerekiyordu, unutturuldu hepsi bu ama şimdi hatırlamanız ve hızla hatırlamaktan öte çalışmaya başlamanız gerekiyor bu konuda.
Neler yapılması gerektiğini anlattık çokça özellikle Toprak Ana kısmında. Sorun, yine anlatırız ama bugün konumuz UYUMLANMA.
Zira pek çoğunuzun bu değişen enerjilere yeniden uyumlanması gerekiyor aşağıda ki kolaylıkla ilerleyebilesiniz kendi yolunuzda.

Bunu eski telefonunuzu yeni işletim sistemine uyumlamak gibi düşünebilirsiniz çok basit anlamda. Ama hatırlayın ki bazı telefonların sistemleri çok eski ve dolayısıyla ilaveler gerekiyor onlara, bellek artırımı gibi mesela. Veya bazı telefonların daha önce ufak ufak yapılması gereken güncellemeleri yapılmamış, eksik bırakılmış / unutulmuş / atlanmış / görmezden gelinmiş / korku, kaygı, endişe ile ertelenmiş mesela… işte o telefonların da adım adım uyumlanması gerekiyor ama hızla, hatta birçoğu aynı anda.

Kısaca gözünüzde canlandırabildiyseniz devam edelim konuya.

Bu uyumlamalar birinci turda, görevli olanlara ve görevlerinin idrakinde olup kendilerini açanlara yollandı aslında. Bu kolay ve hızlı olandı ki bu bile sarsıcı oldu birçoklarına. Bulundukları alan, taşıdıkları yükleri, kabullerinin derecesi ve niyetlerinin gücü etkiledi onları aslında.

İkinci turda, görevli olanlara ama henüz uyanmamış olanlara gönderildi tesirler adeta biraz daha etkileyici ama. Zira onların da hızla ayağa kalkması ve temizlenmesi gerekiyordu ya her mânâda, bu nedenle dalga dalga, defalarca, döne döne diyelim biz ona, gönderilen tesirlerle bazıları zorlandı ama çoğu çıktı bir yola. Hoş aralarında hâlâ tesir alan ama ayağa kalkamayanlar da var ama oyalanacak vakit kalmadı bizim için yukarıda. Bu mânâda 2.grup da göreve çağrıldı adeta.

Dolayısıyla bazılarınızda, aranızda, çok hızlı ve ani değişimler yaşıyorsunuz adeta hayatlarınızda. Bu grupta olanlar 3-5 ay öncesine kadar diyelim dünyevi zamanda, normal ve hatta sakin bir hayat sürdürürlerken şimdi bir AN’da kendilerince, kendilerini bambaşka bir alanda buldular, buluyorlar adeta.
Kimi hastane koridorunda, kimi soyunma odasında, kimi açıkta, kimi karanlıkta adeta, buluyor olsa da kendini aslında yanlış ve/veya kötü olan bir şey yok ama…! Artık vakit geldi demeleri gerekiyor hızla: vakit geldi ve ben de hazırlanmalıyım hızla.
Bu grup için zaman biraz az sanılmasın zira onların da hızla hazırlanmaları için gereken donanım verildi onlara. Hatta dar zamanda daha da hızlı hazır olabilmeleri için yükleri yok veya az olan gruptan, deneyimleri çok veya yeter olan gruptan seçildiler mutlaka. Dolayısıyla deneyimlerin çokluğu ve yüklerinin azlığı avantaj bu zamanda., hızlanabilirler, hazırlanabilirler, yola çıktıkları anda.

Gelelim diğer gruba. En çok zorlananlara! Onlar hâlâ daha uyumak için adeta kaçıyorlar karanlığa! Bakın bu çok önemli, iyi anlayın mutlaka.

Karanlıktan kastımız şu aslında: Bazıları korkularını temizlemek yerine tutunuyorlar onlara…
Ve korktukça başlarına geliyor adeta. Çekiyorlar zira… başlarına geldikçe yılmak ve kaçmak için daha çok bahane buluyorlar ve daha çok saplanıyorlar çıkmaza. Artık vazgeçmeleri ve kendilerini kandırmayı  bırakıp hareket etmeleri gerekiyor hızla ama hızla.
Bu grup da alıyor tesirleri ama uyumlanma adı altında ve sarsılıyorlar adeta her an, her alanda. Ne fayda? Ne fayda?
Kısaca bu yazıyı okuyorsanız ve hâlâ korkuyorsanız biz kimiz, ne anlatıyoruz acaba; işte bilin ki bu gruptasınız ve hızla arınmanız gerekiyor insanlık adına.
Kararsız kalanlar ve korkanlar içten içe, farkında olmadan da olsa, zorlanıyorlar en çok bu mânâda.


Gelelim bundan sonrasına. Birinci dalga diyeceğimiz uyanış evresi tamamlandığında ne olacak acaba?
Anlatalım hızla!
Zira birçoğunuz için yaşayacakları, tanık olacakları adeta pek de keyifli olmayacak dünyevi anlamda ama artık biliyorsunuz ki her şey ama her şey kontrol altında ve bütünün hayrına.

Yukarıda, kainatta, ne derseniz deyin ona, ilahi planda, yanlış yok ama eksik çok! Zira o eksikler sizin tamamlamanız gerekenler aşağıda.

Bizim vazifemiz uyarmak, uyarmak, uyarmak,… yardım, yardım, yardım,… ama hür irade hâlâ sizin elinizde ya, tamamlanması gerekiyor eksik ne varsa.

İşte bu eksikler hızla tamamlansın diye uğraşıyoruz biz de ortak bilince gönderdiğimiz idrakler vesilesiyle.
Ama korku olunca hâlâ aşağıda gelen idrakleri almak, aldığını anlamak, anladığını kullanmak kolay olmuyor sizin için bazen ya işte çalışın buna diyoruz her fırsatta.

Pek tabii ki tek engel korku değil bir de karanlık var size tesir eden hâlâ daha.

İşte o mânâda da sıklıkla ifade ettiğimiz gibi birleşin, gelin bir araya AŞK’la ve çalışın sevgi olma, sevgi kalma yolunda IŞIKLA.

Şimdi gelelim esas mevzuya!
Anlatalım bu zamanda yaşadığınız değişimlerin ardındaki uyumlanma tesirini de anlayın bugün burada.

Dünyanın farklı farklı coğrafyalarında, farklı farklı zaman dilimlerinde, o coğrafyalarda bulunan farklı farklı kimliklere gönderilen tesirler pek tabii ki eşzamanlı işlemiyor aşağıda. Bunu dalga dalga, katman katman bir hareketlilik olarak hayal edebilirsiniz aslında.

Ya da şöyle diyelim, bir şirkette bir karar alındığında  önce yönetim kurulundan geçiyor ya , sonra işleniyor karar defterine ve hatta bildiriliyor resmi kurumlara, ancak ondan sonra alt kademeler öğreniyor bunu sırasıyla GM, yardımcılarına anlatıyor ve onlar da kendi kadrolarına…. Tabii bu arada sizin görevli/çaycı/müstahdem dedikleriniz yazıcı/sekreter dedikleriniz çoğu zaman alıyor bilgiyi önceden ama duymakla bilmek, bilmekle uygulayan olmak farklı nasıl olsa:)
Neden dedik bunu, çünkü bazı bilgiler şu an görevliler tarafından değil de hizmetliler tarafından servis ediliyor adeta dünyada ve bu da bir kafa karışıklığına yol açıyor sizin aranızda ama meraklanmayın sorun yok bunda.

Kısaca tesirler dalga dalga ilerliyor dünyada. Bunu neden belirtiyoruz, önemli zira, neden ben bunu yaşıyorum, neden ben böyle yaşamıyorum derken bile nasipleniyorsunuz aslında kendi bulunduğunuz alanda. Ama siz neredesiniz acaba bilmiyorsunuz ki aslında! Takılmayın buna.

Bir diğer farklılık da herkes aynı tesirleri kendi alanına göre farklı zamanlarda alıyor ama aldığında da farklı semptomlar ortaya çıkıyor aslında.
Yani sizin başınız çok ağrırken nedensiz yere son zamanlarda diğerlerinde sürekli kulakta bir çınlama görülebiliyor mesela.
Bilin ki nedensiz değil ama anlamak için zorlamayın kendinizi bu mânâda. Zira o kadar çok bilinmeyenli bir denklem ki bu hâlâ daha, uğraşmayın daha fazla.
Kabulde kalın yeter ama genelleme yapabileceğimiz birkaç husus da var sıralayalım burada:

  • Anî tansiyon değişimleri
  • Anî kalp ritmi değişimleri
  • Şakaklarda baskı şeklinde
  • Kafatasında sıkışma şeklinde
  • Başın tepesinde uyuşma şeklinde
  • Kafanın arkasında karıncalanma şeklinde hissedilen baş ağrıları.
  • Ellerde/kollarda uyuşma/güçsüzlük/sertleşme/sıkışma
  • Ayak tabanlarında ısınma/soğuma
  • Ellerde ısınma ateş basma/soğuma
  • Genel beden ısısında ısınma/soğuma
  • Gözlerde buğulanma
  • Görme zafiyeti, bulanma şeklinde
  • Unutkanlık
  • Dil sürçmesi, toparlayamama
  • Konsantrasyon bozukluğu/gecikmesi
  • Acıkma / hızlı doyma; birlikte veya ayrı ayrı
  • Halsizlik, kendini kapatma
  • Işığa hassasiyet
  • Kokuya hassasiyet
  • Gürültüye/sese hassasiyet

Şeklinde kendini çoklukla gösteren belirtilerin bir veya birkaçını yaşıyor olabilirsiniz aynı anda.
Veya dönem dönem değişen, azalan/çoğalan şekilde yaşıyor olabilirsiniz.
Ama belirtmeden geçemeyeceğiz içinizde hâlâ farkındalık konusunda hassasiyet geliştirmemişler var o yüzden bunların hiçbirini yaşamadığını iddia edenler de olacaktır, olsun, onlar da alıyor nasıl olsa tesirleri ve hatta misliyle aslında!!!

Kısaca, kaçınılmaz bir değişim süresince, evrensel tesirlerle değişen dünyamızda, enerjisel anlamda bir kaosun adeta içindesiniz. Yalnız değilsiniz, hiç de olmayacaksınız.
Yardımsız değilsiniz, hep de alacaksınız.
Ama artık hızla uyumlanmanız gerekiyor 1.dalgada olanların öncelikle bu mânâda.

Zira kısa bir süre sonra 2.dalga harekete geçirilecek aydınlanma adı altında.
Düşünsenize, siz, yükleri çok daha fazla belki ama güçleri de misliyle fazla olanlar zorlandınız bu zamanda, diğerleri nasıl sarsılacak uyandıkça ve uyanmaları gereken zamanda. Hazırlanmanız ve hazırlamanız gerekiyor hem kendinizi, hem onları, hem dünyayı, Toprak Ana’yı buna.

Kalın sağlıcakla,
Bu yazı 9 Aralık 2019, Pazartesi saat 14.14 itibariyle İstanbul’da tarafımızdan F. Ebru Tolan’a yazdırılmıştır. Konsey




29 Eylül 2019 Pazar

2019'UN SON ÇEYREĞİNE GİRERKEN...

Görünen ister doğal afet olsun, deprem gibi, ister ihmalkarlık ister duyarsızlık, acımasızlık olsun ... yaşanan olaylar topluma mâl oluyor ve tekrarlıyorsa orada henüz göremediğimiz ama artık çoktan idrak etmemiz gereken başka mânâlar olabileceği gibi, bizim, bu boyutta olanların da bilinçli farkındalık ve hür irade ile yapmaları gerekenler var demektir!

... ve içinde bulunduğumuz günler, hızlanarak artan tesirleri aldığımız adeta 2019'un son 3 aylık döneminde 2020'ye hazırlanmak için yönlendirildiğimiz bir dönemdir. 

Kimi için bilinçli farkındalıkla ilerlediği yolda anlamlandırmakta zorlandıkları yüzünden yorulduğunu hissettiği...

Kimi içinse hâlâ zihin boyutunda "doğruları" nedeniyle zorlandığı ve/veya yüreğindeki "korkuları" nedeniyle kendini frenlediği, hatta paralize ettiği bir dönem olsun... fark etmez, herkesin aldığı tesirler aynı ancak etkilendiği şekil ve sonuçları/çıktıları farklıdır.

Tüm bunlar çok afaki gelebilir bazılarınıza... olsun. Ben daha fazlasını duymaya/okumaya niyet edenler için hazırladığım, farklı zamanlarda yazmış/yayınlamış olduğum ancak birlikte bir bütünlüğü oluşturacak paylaşımlarımı bugün, burada derledim, bütünün hayrına olsun, sevgimle,
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu

KONTRATLAR - İLAHİ ANLAŞMALAR

TOPLUMSAL KARMA - IŞILDAYAN HAYATLAR / YOUTUBE

SIÇRAMA, BİLİNÇ DEĞİŞİMİ, FARKINDALIK


EKİNOKS VE GÜNCELLENME&AKTİVASYON ENERJİLERİ

"KAVGA" NE DEMEK BİLİYOR MUSUNUZ?


Ayrıca

TOPRAK ANA HAKKINDA  

yaptığım derlemeyi de buraya ekliyorum, ilgilenenlere kolaylık olsun diye.




Tabii hâlâ kanalıma olmadıysanız ABONE OLarak hızlanmamız ve çoğalmamız yolunda destek olabilir TAKİP seçeneğini aktifleştirerek yeni video ve çok yakında başlayacak canlı yayınlardan haberdar olabilirsiniz... 



20 Eylül 2019 Cuma

2020 ve SONRASI... - ÖZEL BİR YAZI


2020 ve Sonrası…

Takvim yaprakları Eylül ayını gösteriyor olsa da dünyada 2020 ve sonrası için tüm hazırlıklar tamamlandı yukarıda.

Neden derseniz belirtelim, yeni bir dönem başlayacak sizin için çok yakında aşağıda: AYDINLANMA

Kısaca bilinç değişimi ve farkındalık seviyesinin artışı gibi anlaşılsa da aydınlanma, içinde çok daha fazla değişimi barındıracak aslında.

Görünende karışacak gibi olsa da dünya, aslında tam da zamanında taşlar oturacak yerli yerine ve bulanan sular durulacak adeta ilerleyen günlerde.

Ama beklerseniz taşlar yuvarlansın ve bulsun kendine uygun bir delik diye, sonunda ortaya çıkacak manzara çok da iyi olmayabilir insanlık adına. Zira o taşları “birileri” alıp sizin su yolunuza, hava boşluğunuza, … getirebilir hazır ortalık toz dumanken aşağıda!?!

Oysa siz alırsanız taşı yerden yuvalanırken ve hatta daha kopmadan durduğu yerden ve siz taşırsanız onu yeni dünyanın yeni yoluna/evine/bahçesine/… dilediğinizce, aydınlık ve keyifli, işlevsel ve zevkli bir yapı oluşturabilirsiniz değil mi?

… ve o zaman sular çekildiğinde, fırtına dindiğinde, güneş yüzünü yeniden gösterdiğinde yaşayacak bir cennet bahçeniz olur kendi evinizde.

Kısacası siz demir parmaklıkları, korkulukları örtmek yerine ve hatta tamir ettirip güçlendirmek yerine, şimdiden, selde, afette, fırtınada, şimşekte,… hangi giysiyle ve hangi güçle, aletle çıkacağınızı bilirseniz meydane, kolaylıkla kaparsınız savrulan taşı da, dalı da, götürürsünüz arzuladığınız alana ve yaratırsınız kolaylıkla yeni olanı eski sandığınızla.

Kısaca, 2020 ve sonrası hangi yoldan olursa olsun, etrafınızda fırtınalar koptuğunda kapanmayın zifir karanlık odanıza. Çıkın dışarıya, hatırlayın ama! O bulutların ardında güneş parlıyor hâlâ ve ilerleyin yolunuza, zor olsa da, ilerleyin mutlaka.

Elbet dinecek fırtına ve kalan ne varsa sizin hayrınıza.
Kenara çekilir de beklerseniz, mutlaka temizlenir alan ama, temizleyenler kim olursa siz de onların gerçekliğini yaşarsınız sonunda! Bunu iyi anlayın mutlaka.

Fırtınayı yaratan da o fırtına da kalacak insanı yaratan da aynı Tanrı/kaynak/güç/… aslında. Ama bilin ki o fırtınada sağınızda solunuzda daha önce bu fırtınadan karanlığı seçmek yoluyla kurtulanlar da olacak, ışığı seçmek yoluyla güçlenenler de bulunacak.

… ve her iki taraf da size seslenecek yardım adına.

Göz gözü görmüyorken adeta, doğru yönü bulabilmek için tek şansınız var; o da dillendirileni duymak, gösterilene bakmak DEĞİL ASLA. Çağrılan yöne koşmak, uzatılan eli tutmak DEĞİL ASLA.

Yapmanız gereken TEK!

O da kendi ışığınızla, kendi adımlarınızla yürümek şimdi ve daima!

Siz, kendi yüreğinizdeki aşkla ve varlığınızdan, özünüzden gelen ışıkla ilerledikçe, adım adım da gittiğinizi sandığınız yolda, her attığınız adımda sağınızda solunuzda sizden önce ışıkla ve aşkla oraya gelmiş olanları bulacaksınız usulca. Yaygaraya ne hacet bu durumda?

Sese koşma! Ses bu, değiştirilir.
Görüntüye kanma! Perdeye ne yansıtılırsa o oynar sinemada.
Tadına bakma! Şeker  de var dünyada ama zararı faydasından fazla.

Kısaca, sen seni bil başkasıyla oyalanma.

Sen kendi ışığını yak, kapatma. Kesintisiz güç kaynağın (UPS-Uninterruptible Power Supply) var senin, kal bağlantıda. Her daim aşkla, insanlık yolunda, insanlık adına başını çevir yukarıya, yönünü bulursun nasılsa.  Güneş doğacak yarın yine doğuda ve kutup yıldızı parlayacak gecenin karanlığında kuzey kutup noktasında… elinde hiç sönmeyen bir fenerle Ay Deden de var ya!

Mecazlardan mânâlara…
Yüreklerden akıllara…
Bir yolculuğa başla, şimdi, bugün burada. Zira 2020 geliyor çok yakında.

Kalın sağlıcakla,
Bu yazı tarafımızdan F. Ebru Tolan’a 17.9.2019 günü saat 13.00 itibariyle İstanbul’da yazdırılmıştır. Konsey




9 Eylül 2019 Pazartesi

OKUMAYA BAŞLA


Kimine ağır,
Kimine zor,
Kimine gereksiz…
Geliyor sözcüklerdeki mecazları arama.

Hap olsun alayım,
Tek olsun sorgulamayayım,
Düz olsun, net olsun,
Korkularımla baş başa
Yorulmayayım
Diyorlar hâlâ
Olsun. Olur…

Ama bil ki
Senin için de vakit çoktan geldi.
Bu satırları okuyorsan
Ve duyuyorsan
Yüreğinde bir sızı dünya denen eve bakınca
Kendi sıcak evindeyken bile….
Bil ki senin için de vakit çoktan geldi.
“Oku”maya başla.
Hayatı oku,
Satır aralarını oku,
Mecazları oku,
Sembolleri oku.

Sen var ya sen
Öyle güçlü
Öyle akıllı
Öyle erdemli bir varlıksın ki
Kendine kolayı yakıştırma
Kendini haplarla oyalama
Eline bin kitap alıp çok biliyorum sanma
Yüreğine 1 kitap al ve anla.

Bir kitap…?
Ne ola?
Sanma ki dünya boyutundaki 300-500 sayfa.
Senin kitabın var;
Yukarıda.
Senin yazdığın itinayla,
Milyonlarca ışık yılında.
… ve hala daha
Boş ve beyaz
Sayfaları var onlarca…
Önce “oku”;
Hayatını.

…ve ANLA.
Sonra başla yazmaya
Kalan sayfalara
Aşk’la, ışıkla
Kahkahalar saçılsın kainata,
Alkışlar tutulsun sana
Öyle bir şeyler yaz ki
Aydınlansın tüm dünya.

Kal sağlıcakla,
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu
İstanbul, 9.9.2019 – 8.35


14 Ağustos 2019 Çarşamba

IŞILDAYAN HAYATLAR'DA UYANIŞ VE AYDINLANMA ÜZERİNE PAYLAŞIMLAR - DERLEME

Geldik gidiyoruz diyemeyeceğimiz kadar ÖZEL bir dönemi yaşıyoruz. Hâlâ bu idrake ulaşamamış olan milyarlarca insana bakıp da siz de kendinizi sayısal çoğunluğun akışına bırakmayanlardansınız ki bugün yolumuz kesişti burada diyorum. 
Sizler için bir mini derleme yaptım, 300'den fazla yazım ve 80'den fazla videomun içinden 5 tane seçtim... bunlarla başlasanız da bunlarla sınırlamayın, çok daha fazlasını okuyun, izleyin dilerim. 
Sonsuz sevgimle,
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu
Kişisel Şifa ve Enerjiler Eğitmeni


GİRDAP - YAZI
AYDINLANMA ÇAĞI - YAZI

AYDINLANMA ÇAĞI - VİDEO

UYANIŞ - VİDEO

UYANIŞ'IN TAMAMLANIŞI

17 Nisan 2019 Çarşamba

AMACIMIZ YARDIM, SADECE YARDIM

Sevgili dünyalı kardeşlerimiz,

Bizler, dost olanlar, sizlerin bu aydınlanma çağında tüm varlığımızla size yardım etmek için buradayız.

Ama hala daha dayatmalardan, safsatalardan, korkulardan, inançlardan gelen yükleriniz var ve aranızda bizden olanlar dahi hala uyanamadılar buna.

Oysa vakit daralıyor, sadece sizin için değil, bizim için de daralıyor. Zira sizi belli bir idrak seviyesine taşımadan ve bildiklerimizi -bilimsel anlamda- dile getirmeden gitmek zorunda kalırsak ki eninde sonunda çekilmek zorundayız foton kuşağı belli bir derecede yaklaşmadan dünyaya, sizin gerisini toparlamanız çok zor olur dünyada.

Bu nedenle bizler, dost olanlar, adeta bir konsorsiyum gibi bir arada, şimdi, şu anda Ebru aracılığı ile diyoruz ki artık kalkın ayağa, çıkın yukarıya, zihninizdeki karmaşayı sindirin ve sakinleştiren yüreğinizdeki telaşı ve kaygıyı, silin süpürün, çıkın yukarıya, bağlanın mutlaka Yaradan'a ve oradan kendi orijin kaynağınızı. 

Her şey ama her şey mümkün siz izin verdiğiniz oranda. Pek tabii ki kimin vazifesi ne ise ona uygun olan kapı açılacak karşısında. Benzerlikleri görün ama bir olmayı beklemeyin yanı başınızda olanla.

Özellikle çağrımız bizden olanlara ama henüz kim olduğunu bilmeyen tüm dünyalı kardeşlerimiz de aynı yoldan ilerleyebilirler mutlaka.

Bir kez daha söylüyoruz; amacımız yardım, sadece yardım. İhtiyacınız olan bu şu anda. Kalın sağlıcakla, buluşuruz siz niyet ettiğiniz, kabule geçtiğiniz ve izin verdiğiniz AN'da.

Bu yazı 16 Nisan 2019 saat 14.00 itibariyle görülen lüzum ve verilen izin gereğince tarafımdan kaleme alınmıştır. F. Ebru Tolan Karahasanoğlu

23 Ocak 2019 Çarşamba

TOPRAK ANA SİZE SESLENİYOR!

Bir anlığına varsayın ki Toprak Ana dile geldi, size sesleniyor:


"Ben yaşlıyım! 
Yaşlı ve yorgun.
Ne sıcak ne soğuk, ne eserim ne gürler ama yorgunum.
Ben sararım, sarmalarım, örter okşarım, her daim kapatır, saklarım ama yorgunum.
Çok badireler atlattım; çok sevenim oldu, çok horgörenim... Hepsine aynı şefkati gösterdim diyemem ama hep dillendirdim niyetimi, Ben koruyucuyum, Ben tutucuyum -bir arada- Ben kollayıcıyım, Ben savunucuyum ama yorgunum.
Yaşlıyım ben ve dermansız.
Yüklüyüm ben ve halsiz, mecalsiz.
Ama hala sevgiyle doluyum.
Hassas noktalarım var benim, nedensiz değil hassasiyetlerim. Çok emek verdim, sakındım, korudum, izin vermedim savaştım ama artık yoruldum.

Önemliyim ve özelim. Sevenim çok ama sevmeyenim de çok, bilirim.  Çok darbe aldım, çok yıkıldım, yeniden yaratıldım. Gücüm çok ama yoruldum. Yardım istiyorum tüm yaratılmışlardan. Uzunca bir süredir yardım istiyorum insanlardan. Öbek öbek, az sayıda da olsa, sevenim çalışıyor canla başla ama ben yorgunum.

Ben kızmam, söylenmem, ben yakmam, yıkmam ama kendimi korurum sınırsızca. Ne badireler atlattım ben milyonlarca yılda. Bunu da atlatırım ama kendini korumak uğruna yapacaklarım zarar versin istemem insanlığa, yorgunum. 
Gözlerimi kapatıp adeta son nefesimi verircesine, sonsuzlukta yok olmak gibi adeta süzülesim var ama ben ANA'yım, yapamam bunu insanlığa.
Duyun sesimi, kulak verin bana. Koruyun, kollayın ama yetmez ki bu bana. Sıvayın kolları, girişinin adeta, yüküm çok, çöpüm çok, arındırın beni mutlaka. 
"Nasıl"ını anlatırım ben soranlara. Siz yeter ki kulak verin bana.
Yüreğimden acıları alın, karnımdan yumruları... Gözlerim görmesin artık kan ve acı.  Boğazımdan akan zehir olmasın artık, ciğerlerim dolmasın artık.
Ben taşıdım size bunca zaman, taşırım yine, ama titreyen bacaklarım, tutmayan dizlerim izin vermiyor adeta. Yorgunum.
Ayağım olun, bacağım, gözüm olun, kulağım... bir süreliğine bırakın beni yatayım. Siz çalışın, ben uyuyayım. Biraz salayım ...,  biraz salayım; sizi korumak için tuttuğum ne varsa bunca zamanda. Siz onları alın, alın ve arındırın bu arada. Ben uyuyayım, biraz uyuyayım. Narkoz verilmiş gibi adeta. Siz çalışın ben duymayayım. Sonra ayıldığımda temiz ve dinç, zinde ve güvende, sağlıklı ve formda, korur kol kanat gererim size yeniden adeta.

Ben ANA'yım, şimdi ve daima. Sadece izin verin biraz dinleneyim adeta. Kış uykusuna yatmış gibi yatayım biraz. Siz çalışın bu arada, baharda, evet baharda birlikte coşarız, uyanırız, koşarız adeta. Kalın sağlıcakla. Toprak Ana'nız"

Bu yazı F. Ebru Tolan Karahasanoğlu tarafından 23 Ocak 2019, Çarşamba günü saat 12.28 itibariyle İstanbul'da kaleme alınmıştır.


Kaleme alanın notu: Bu yazı ile birlikte konuyu daha iyi anlamak için
TOPRAK ANA 
ve
YÜKSELİŞE DOĞRU HIZLA İLERLERKEN
başlıklı yazılarımı da okumanızı öneririm.


14-21 & 21-28 OCAK 2019 DÖNEMİ NE ANLATIYOR

2019'un çok özel bir sene olacağını söylemiştim. Özelliği en başta şuradan geliyor: bugüne kadar Dünya kendi üzerinde yarattığı enerjinin kendi enerji alanında yarattığı değişimi alarak ilerliyordu, adeta bir çemberle çevrelenmiş enerji alanında olan değişimler yeniden dönüp dünyaya geliyordu gibi düşünün.  
Oysa 24 Aralık'ta dünyanın enerji alanında çok güçlü değişiklikler oldu ve çok sayıda vortex oluşturuldu (bu mânâda 17 Kasım da önemli bir eşiktir ama o tarihte daha kısmî, belli bir gruba yönelik değişimler oldu). Bu olması gerekendi zira foton kuşağına doğru ilerleyen güneş sistemimizin kaçınılmaz evrelerinden biridir. 

Bu açılan kapılar ile çok daha güçlü ve fazla enerji tesirleri almaya başladık. Önceki dönemlerde anlık / günlük / grupsal / vbg. tesirler alıyorduk oysa bu tarihten beri daha geniş kitleleri içine alan ve sürekliliği olan tesirler olmaya başladık. 14'ü itibariyle tüm dünya eş zamanlı, tüm varlıklar eş zamanlı evrensel tesislere maruz bırakılmaya başladı. Bu, tabii, dalga dalga ilerlediği için farklı coğrafyalarda farklı insanlar üzerinde benzer etkiyi farklı zamanlarda yaparak ilerlemeye devam ediyor. 

Siz bu tesirlerin etkisini fiziksel anlamda yani madde formunuzda farklı tezahürler ile alıyorsunuz, hastalıklar gibi (grip, nezle). Kazalar, yangınlar ve ölümler yani geçişler çok arttı gibi size göre, hepsi olması gerektiği gibi oysa. Siz hiçbir şey yapmazsanız da oturduğunuz yerde tesir almaya devam ediyorsunuz ve edeceksiniz de. 

Çoğunuz bu tesirleri daha psikolojik semptomlar olarak yorumluyorsunuz.  Burada dikkat edilmesi gereken şudur; kaos, kargaşa, kutuplaşma artar gibi gözükecek işte buna aldanmamak gerekmektedir. İntihar eğilimleri, gitme isteği, göğüs bölgesinde sıkışma hissi, nefes alamama hissi ve bunun gibi görülebilecek his ve durumlar normaldir ve bu gibi durumlarda kişinin ne olursa olsun ışıkta olduğunu, korunduğunu bilmesi ve sevgide kalmaya niyet etmesi çok önemlidir.

Korkular ayyuka çıkabilir! Fırsatı dönüştürün, içinizde ki gizli korkuların açığa çıkmasına izin verin ama onları artık tutmayın salın ve gönderin.

Mide, bağırsak hareketleri değişim gösterebilir normal karşılayın meditasyon yapın, gevşeyin.

Beyninizin içinde, adeta zihninizin kıvrımlarında çalışılıyormuş gibi hissedebilirsiniz. Alın bölgenizde baskı / uyuşma / sıkışma gibi değişimler hissedebilirsiniz... Hepsini kabul edin.

Bedensel herhangi bir fark hissetmeyedebilirsiniz... sadece uç noktalarda tepkiler artabilir; sizde ve çevrenizde, hep sevgide kalmaya niyet edin ve iyiliği, güzelliği, hoşgörüyü, şevkati yaşayın, çoğaltın, yayın.

Bilin ki henüz anlayamasanız da, gözünüzle görünende değişim olmasa da aslında yükseliyoruz, yeni insan bilincini yaratıyoruz ve dünya düzenini kuruyoruz. Herkes üzerine düşeni yaparak ilerleyeceğiz, hep ışıkla, hep sevgiyle, hep ileriye. 

Sevgiyle kalın, sevgi kalın.
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu

Not: Bu yazıyla birlikte AYDINLANMA ÇAĞI yazım başta olmak üzere son dönemin yazılarını okumanızı öneririm.