29 Eylül 2019 Pazar

2019'UN SON ÇEYREĞİNE GİRERKEN...

Görünen ister doğal afet olsun, deprem gibi, ister ihmalkarlık ister duyarsızlık, acımasızlık olsun ... yaşanan olaylar topluma mâl oluyor ve tekrarlıyorsa orada henüz göremediğimiz ama artık çoktan idrak etmemiz gereken başka mânâlar olabileceği gibi, bizim, bu boyutta olanların da bilinçli farkındalık ve hür irade ile yapmaları gerekenler var demektir!

... ve içinde bulunduğumuz günler, hızlanarak artan tesirleri aldığımız adeta 2019'un son 3 aylık döneminde 2020'ye hazırlanmak için yönlendirildiğimiz bir dönemdir. 

Kimi için bilinçli farkındalıkla ilerlediği yolda anlamlandırmakta zorlandıkları yüzünden yorulduğunu hissettiği...

Kimi içinse hâlâ zihin boyutunda "doğruları" nedeniyle zorlandığı ve/veya yüreğindeki "korkuları" nedeniyle kendini frenlediği, hatta paralize ettiği bir dönem olsun... fark etmez, herkesin aldığı tesirler aynı ancak etkilendiği şekil ve sonuçları/çıktıları farklıdır.

Tüm bunlar çok afaki gelebilir bazılarınıza... olsun. Ben daha fazlasını duymaya/okumaya niyet edenler için hazırladığım, farklı zamanlarda yazmış/yayınlamış olduğum ancak birlikte bir bütünlüğü oluşturacak paylaşımlarımı bugün, burada derledim, bütünün hayrına olsun, sevgimle,
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu

KONTRATLAR - İLAHİ ANLAŞMALAR

TOPLUMSAL KARMA - IŞILDAYAN HAYATLAR / YOUTUBE

SIÇRAMA, BİLİNÇ DEĞİŞİMİ, FARKINDALIK


EKİNOKS VE GÜNCELLENME&AKTİVASYON ENERJİLERİ

"KAVGA" NE DEMEK BİLİYOR MUSUNUZ?


Ayrıca

TOPRAK ANA HAKKINDA  

yaptığım derlemeyi de buraya ekliyorum, ilgilenenlere kolaylık olsun diye.




Tabii hâlâ kanalıma olmadıysanız ABONE OLarak hızlanmamız ve çoğalmamız yolunda destek olabilir TAKİP seçeneğini aktifleştirerek yeni video ve çok yakında başlayacak canlı yayınlardan haberdar olabilirsiniz... 



20 Eylül 2019 Cuma

2020 ve SONRASI... - ÖZEL BİR YAZI


2020 ve Sonrası…

Takvim yaprakları Eylül ayını gösteriyor olsa da dünyada 2020 ve sonrası için tüm hazırlıklar tamamlandı yukarıda.

Neden derseniz belirtelim, yeni bir dönem başlayacak sizin için çok yakında aşağıda: AYDINLANMA

Kısaca bilinç değişimi ve farkındalık seviyesinin artışı gibi anlaşılsa da aydınlanma, içinde çok daha fazla değişimi barındıracak aslında.

Görünende karışacak gibi olsa da dünya, aslında tam da zamanında taşlar oturacak yerli yerine ve bulanan sular durulacak adeta ilerleyen günlerde.

Ama beklerseniz taşlar yuvarlansın ve bulsun kendine uygun bir delik diye, sonunda ortaya çıkacak manzara çok da iyi olmayabilir insanlık adına. Zira o taşları “birileri” alıp sizin su yolunuza, hava boşluğunuza, … getirebilir hazır ortalık toz dumanken aşağıda!?!

Oysa siz alırsanız taşı yerden yuvalanırken ve hatta daha kopmadan durduğu yerden ve siz taşırsanız onu yeni dünyanın yeni yoluna/evine/bahçesine/… dilediğinizce, aydınlık ve keyifli, işlevsel ve zevkli bir yapı oluşturabilirsiniz değil mi?

… ve o zaman sular çekildiğinde, fırtına dindiğinde, güneş yüzünü yeniden gösterdiğinde yaşayacak bir cennet bahçeniz olur kendi evinizde.

Kısacası siz demir parmaklıkları, korkulukları örtmek yerine ve hatta tamir ettirip güçlendirmek yerine, şimdiden, selde, afette, fırtınada, şimşekte,… hangi giysiyle ve hangi güçle, aletle çıkacağınızı bilirseniz meydane, kolaylıkla kaparsınız savrulan taşı da, dalı da, götürürsünüz arzuladığınız alana ve yaratırsınız kolaylıkla yeni olanı eski sandığınızla.

Kısaca, 2020 ve sonrası hangi yoldan olursa olsun, etrafınızda fırtınalar koptuğunda kapanmayın zifir karanlık odanıza. Çıkın dışarıya, hatırlayın ama! O bulutların ardında güneş parlıyor hâlâ ve ilerleyin yolunuza, zor olsa da, ilerleyin mutlaka.

Elbet dinecek fırtına ve kalan ne varsa sizin hayrınıza.
Kenara çekilir de beklerseniz, mutlaka temizlenir alan ama, temizleyenler kim olursa siz de onların gerçekliğini yaşarsınız sonunda! Bunu iyi anlayın mutlaka.

Fırtınayı yaratan da o fırtına da kalacak insanı yaratan da aynı Tanrı/kaynak/güç/… aslında. Ama bilin ki o fırtınada sağınızda solunuzda daha önce bu fırtınadan karanlığı seçmek yoluyla kurtulanlar da olacak, ışığı seçmek yoluyla güçlenenler de bulunacak.

… ve her iki taraf da size seslenecek yardım adına.

Göz gözü görmüyorken adeta, doğru yönü bulabilmek için tek şansınız var; o da dillendirileni duymak, gösterilene bakmak DEĞİL ASLA. Çağrılan yöne koşmak, uzatılan eli tutmak DEĞİL ASLA.

Yapmanız gereken TEK!

O da kendi ışığınızla, kendi adımlarınızla yürümek şimdi ve daima!

Siz, kendi yüreğinizdeki aşkla ve varlığınızdan, özünüzden gelen ışıkla ilerledikçe, adım adım da gittiğinizi sandığınız yolda, her attığınız adımda sağınızda solunuzda sizden önce ışıkla ve aşkla oraya gelmiş olanları bulacaksınız usulca. Yaygaraya ne hacet bu durumda?

Sese koşma! Ses bu, değiştirilir.
Görüntüye kanma! Perdeye ne yansıtılırsa o oynar sinemada.
Tadına bakma! Şeker  de var dünyada ama zararı faydasından fazla.

Kısaca, sen seni bil başkasıyla oyalanma.

Sen kendi ışığını yak, kapatma. Kesintisiz güç kaynağın (UPS-Uninterruptible Power Supply) var senin, kal bağlantıda. Her daim aşkla, insanlık yolunda, insanlık adına başını çevir yukarıya, yönünü bulursun nasılsa.  Güneş doğacak yarın yine doğuda ve kutup yıldızı parlayacak gecenin karanlığında kuzey kutup noktasında… elinde hiç sönmeyen bir fenerle Ay Deden de var ya!

Mecazlardan mânâlara…
Yüreklerden akıllara…
Bir yolculuğa başla, şimdi, bugün burada. Zira 2020 geliyor çok yakında.

Kalın sağlıcakla,
Bu yazı tarafımızdan F. Ebru Tolan’a 17.9.2019 günü saat 13.00 itibariyle İstanbul’da yazdırılmıştır. Konsey




9 Eylül 2019 Pazartesi

OKUMAYA BAŞLA


Kimine ağır,
Kimine zor,
Kimine gereksiz…
Geliyor sözcüklerdeki mecazları arama.

Hap olsun alayım,
Tek olsun sorgulamayayım,
Düz olsun, net olsun,
Korkularımla baş başa
Yorulmayayım
Diyorlar hâlâ
…
Olsun. Olur…

Ama bil ki
Senin için de vakit çoktan geldi.
Bu satırları okuyorsan
Ve duyuyorsan
Yüreğinde bir sızı dünya denen eve bakınca
Kendi sıcak evindeyken bile….
Bil ki senin için de vakit çoktan geldi.
“Oku”maya başla.
Hayatı oku,
Satır aralarını oku,
Mecazları oku,
Sembolleri oku.

Sen var ya sen
Öyle güçlü
Öyle akıllı
Öyle erdemli bir varlıksın ki
Kendine kolayı yakıştırma
Kendini haplarla oyalama
Eline bin kitap alıp çok biliyorum sanma
Yüreğine 1 kitap al ve anla.

Bir kitap…?
Ne ola?
Sanma ki dünya boyutundaki 300-500 sayfa.
Senin kitabın var;
Yukarıda.
Senin yazdığın itinayla,
Milyonlarca ışık yılında.
… ve hala daha
Boş ve beyaz
Sayfaları var onlarca…
Önce “oku”;
Hayatını.

…ve ANLA.
Sonra başla yazmaya
Kalan sayfalara
Aşk’la, ışıkla
Kahkahalar saçılsın kainata,
Alkışlar tutulsun sana
Öyle bir şeyler yaz ki
Aydınlansın tüm dünya.

Kal sağlıcakla,
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu
İstanbul, 9.9.2019 – 8.35


30 Ağustos 2019 Cuma

BİZ KURTULUŞ SAVAŞI'NIN ASKERLERİYİZ


Biz Kurtuluş Savaşı’nın askerleriyiz.
Başkumandanımız Mustafa Kemal ve biz canımız pahasına bedenlerimizi siper edenleriz. Biz kanımızla suladığımız bu toprakları sizler için yeşertenleriz. Biz bundan 100 yıl önce bu topraklara sizin için gelenleriz. Kalpten bir sevgiyle birbirimize çekilenleriz.

Ne yaptıysak, ne yapabildiysek bu memlekette bayrak sevgimizle, vatan sevgimizle, insan sevgimizle yüzümüzü çevirerek göklere, yüreğimizdeki aydınlık özlemiyle, özümüzün gücüyle.

Bir an olsun kalmadı gözümüz geride. Niye?
Bildik ki çıkınca yeniden göklere, geleceğiz bir gün geriye ve aynı BİRLİK bilinciyle el ele, gönül gönüle vereceğiz bu ülkede.  Takvim yaprakları değişse de BİZ, Kurtuluş Savaşı’nın Askerleri, selamlıyoruz sizi sonsuz sevgimizle yüreklerinizde. Birbirinizin gözlerinden içeriye bakmaya başladığınız an itibariyle göreceksiniz ki birlikteyiz bu ülkede. Adımız değişse de Hüseyin’den Cem’e, Fatma’dan Selin’e… kılığımız değişse de yeşil çaputtan mavi jeane… bedenimiz değişse de nasırlı ellerden ojeli hallere… işaretler değişse de bıyıktan dövmeye… biz sizinleyiz bugün bu memlekette. Aramayın bizi başka yerde, dönün bakın yüreklerinize. Biz sizinleyiz, sizin yüreklerinizde.

Tek isteğimiz var nacizane, hazmedemediklerinizi salın, korkularınızı bırakın ve dönün içinize. İhtiyacınız yok bu yüklere. Bizim evlatlarımız olarak bu ülkede birlik ve beraberlik içinde sonsuz sevginiz sonsuz gücüyle ilerleyin ışık içinde. İhtiyacınız olan verildi size gelmeden önce.

Biz de bilmezdik ne kadar gücümüz var ellerimizde. Ama vatan, millet sevgisi yüreklerimizde ilerlerken toprak zeminde adeta beslendik her soluduğumuz nefeste.

Esas mesele bir derin nefesle ve yüreğinizdeki sevginin gücüyle ilk adımı atmak. Durmayın, duraksamayın kendi içinizde. Bize verebileceğiniz en güzel hediye ışıklar içinde bir Türkiye.
Siz helal ettiniz, bizden yana da helal olsun her bir damla ter, gözyaşı, kan bu ülkeye siz yeter ki ilerleyin ışık içinde sevgiyle.
Kurtuluş Savaşı’nın Askerleri
İstanbul
30 Ağustos 2019 – 13.15


*Kaleme alanın notu: Bu yazı ile birlikte bu videomu da izlemenizi öneririm. 


28 Ağustos 2019 Çarşamba

BİZ UYURKEN DÜNYA DEĞİŞTİ

Aynı sözcükler tekrarlıyorsa hayatınızda…
Çocukluğunuzun hep aynı dönemini konuşuyor
Buluyorsanız kendinizi mesela,
Dalıp dalıp gittiğinizde hep aynı
Manzara canlanıyorsa aklınızda
Bir derin nefesle
Başlamak gerek zihinden yana
Aydınlanmaya.

Hep aynı duygu sarıyorsa benliğinizi
Farklı olaylarda
Bir fotoğraf, bir obje…
Götürüyorsa sizi derin bir yolculuğa,
Bir komedi filminde bile
Gözyaşları akıyorsa yanaklarınıza mesela
Başlamak gerek yürekten yana
Aydınlanmaya.

Aksilikler bırakmıyorsa peşinizi…
Herkes yerken aynı yemeği
Siz düşüyorsanız hastane yollarına
Bir tuhaf gerginlik, şişkinlik halleri
Sıkıştırıyorsa sizi toplantının ortasında mesela
Başlamak gerek bedenden yana
Aydınlanmaya.

Neden? sorusuyla
Bunca yıldır ilerlerken Ezberler Diyarı’nda
Döne döne
Sıkıştık kaldık adeta
Bir labirentin kör çukurunda.
Oysa
Biz uyurken derin uykuda
Dünya değişti!
Evren genişledi,
Kainatta ise her daim
Hummalı bir çalışma
Devam ediyor ışık yolunda.

Bir derin nefesle
Başlamak gerek
Bugün burada
Zira takvim yaprakları
Gösterirken 28 Ağustos’u dünyada
Olan oldu
Kainatta
Bir kez daha dönmemek için en başa
Canla başla çalışanlar var aramızda
Canları pahasına!

Yine diyeceksiniz
Ebru serpiştirdin mânâları sözcüklerin arasına
Evet!
Zira
Artık anlamlandırabilmek için
Kainatı
Anlamak gerek hayatı
… ve anlamak için
Kendi hayatınızı
Anlamlandırmak gerek
Görünürden öte mânâları.

Bir derin nefesle
Başlamak içinse
Bir küçük niyet yeter aslında
Sonra?
Sonrası çok kolay,
İnan buna.
Zira sandığından çok daha fazla
Yardım alıyoruz aslında
Ama sanma ki o yardımlar
Süslemeli bir pasta tadında
Kimi acı
Kimi katı
Ama aslında
Her biri sen için
Bu zamanda
Kal sağlıcakla
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu
İstanbul, 28.8.2019 – 9.36
  

26 Ağustos 2019 Pazartesi

BİR MÂNÂ VAR ORADA!


Bir ulus zorlanmaya başladıysa
Doğa yoluyla
Anlayın ki bir mânâ var orada
Topraktan yana.

Siz hâlâ anlamasanız da
Bir can O’da.
Yaşlı, vakur bir ruh aslında.
Tüm varlığını insan varlığına
Adamış adeta.
Dönüp baksanız ya kendi özünüzden yana
Göreceksiniz kolaylıkla.
Siz var olamazsınız o toprak
Yaşamadan bu dünyada.
Nefes alması lazım toprağın,
Işık alması lazım toprağın…
Suyla beslenmesi lazım toprağın…
Havayla temasta olması lazım toprağın…
Aynı siz gibi aslında.
Kısaca
Yol yakınken ve
Zaman varken hâlâ
Ayağı yere basmak lazım
Ama göğe de bakmak lazım aynı anda.
Almak ve akıtmak lazım
Toprağa
Onu besleyen
Ne varsa…
Ancak ondan sonra
Başlar aydınlanmaya tüm dünya.
Toprak Ana’dan insanlara…
İstanbul, 24.8.2019 – 14.03

24 Ağustos 2019 Cumartesi

TAM DA BÖYLE BİR GÜNDE…


TAM DA BÖYLE BİR GÜNDE…
Gökten bir taş inse önünüze
Etkilenirsiniz de…
Gökten sonsuz ışık inerken
Özünüze
Hâlâ dönüp bakmıyorsunuz içinize!
Niye?

Ne çok ezber bozuldu son 30-40 senede
Bu demektir ki doğru bildikleriniz de
Bugün bu evde*
Günün birinde
Yanlış veya yetersiz kalabilir sizin içinde
Ama hâlâ sormuyorsunuz içinize!
Neyi diye?

Engizisyon mahkemesini yeniden kursalar bu evde
Sanıklar tanık
Tanıklar masum
Yargıçlar mahkum olur belki de…
Ama siz hâlâ sormuyorsunuz içinize
Neden diye?

İşte tam da böyle bir günde;
Hava pırıl pırıl gözükürken gökte
Yürekler mahşer yeriyken içinizde
Bir derin nefes almak gerek belki de
UYANALIM diye!

Uyurgezerler vardı adeta içimizde
Yıllarca her karanlık gecede
Kapı açtılar bilmeden belki de
Ama artık
Bizim açmamız gerekiyor
Tüm kapıları
İÇİMİZDE, kendi idrakimizle
… ve bir derin nefesle
Solumak gerekiyor
Işığı yüreklerimize…
Zira beklersek kendi mahzenimizde
Olgunlaşmak yerine
Kokuşacağız adeta çöplükte!

Ayaklar bassın yere
Sıkı sıkıya hem de
Hâlâ görevimiz var Toprak Ana’ya
Bu evde
Ama artık vakit çoktan geldi
Çevirmeli kafayı göğe
Beklemeden bir taş düşsün önümüze diye hem de!
Yeter oyalandığımız “madde” dediğimizle
Sizin ayağınızı yerden kesen de
Götüren de bir başka memlekete
O göremediğiniz hava gökyüzünde!
Bazen bir çocuk saflığındaki bilgeliği
Görmek gerek yüreklerde.

Bir derin nefes alma niyetiyle
Çektiğinizde havayı ciğerlerinize
Yetmiyorsa adeta size
Bilin ki hâlâ daha
İçinizde çok yükünüz var
Engel size…
Oysa hiç ihtiyacınız yok
O engellere
Yıllardır savrulmamak için
Tutunduğunuzu sandığınız
Sözde kalelere…
Sevgimle…
F. Ebru Tolan Karahasanoğlu
İstanbul, 24 Ağustos 2019 - 14.34

*Ev, dünyamız anlamında kullanılmıştır.